e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Soylulaştırma ya da

 Dr. Nedim İnce    

 

  

Sanayi Devrimi’nin ilk yıllarında makineleşme arttıkça; kırsaldan kente göçmüş ve emeklerini satarak geçinmeye çalışan işçiler işsizlikle karşı karşıya kalmaya; yoksulluk yanında açlık da kendini göstermeye başlamıştı. İşçilerin ilk tepkisi kendilerini işinden ettiğini düşündükleri makineleri tahrip etmek olmuştu. Her şey çok somuttu; makine birden fazla işçinin görevini üstleniyor ve fazla gelen işçiler işinden oluyordu. Makine suçluydu ve ortadan kaldırılırsa işsizlik de bitecekti… Yıllar işin görüldüğü gibi olmadığını gösterdi işçilere ve işsizliğin kaynağının ekonomik sistem; makinelerin bu sistemin bir parçası olduğu neden sonra fark edildi.

İstanbul Tophane’de sanat galerilerine yapılan saldırı nedense bana bunu anımsattı. Tophane’de yaşayan insanlar yaşadıkları mahallede bir şeylerin değiştiğini fark ediyordu uzun süre; bunu internet sitesindeki yazışmalarından anlayabiliyoruz.  Bu değişimin yaşamlarını etkileyeceklerini belki de yıllardır yaşadıkları mahallerinden olacaklarını hissediyorlardı. Bu değişimi görünür kılan sanat galerileri mahalle sakinleri tarafından, nedeni olarak algılandı. Onlar semtten uzaklaştırılırsa tehlike de geçecekti ve seneler ve seneler önce işçilerin makinelere saldırdıkları gibi sanat galerilerine saldırdılar.

Ve çok kısa zamanda onları huzursuz eden şeyin nedeni değil sonucu olduğunu öğrendiler sanat galerilerinin…

İnsanlar, gereksinimlerini karşılamak için takas yoluyla elde ettikleri maddelerin alışverişini kolaylaştırmak amacıyla para denen değişim aracını buldular. Para alışverişi kolaylaştırdı, ticareti geliştirdi; ticaret mala ihtiyaç duydu; üretimi arttırma çabası teknolojiyi geliştirdi ve para hızlı bir şekilde kuralları belirleyen araç olma yoluna koyuldu.

Para, Kapitalist sistemde sermayenin ana bileşenlerinden bir oldu. Artık insanların neredeyse tek egemen gücü sermayeydi ve yaşamın kurallarını koyarak her şeyi belirlemeye başladı.

Sermayenin kendi için tek kuralı vardır; büyümek, daha da büyümek ve bunu sağlamak için her türlü aracı kullanmaktan çekinmemek...

Kentler büyüdükçe sermayenin spekülatif yoldan büyümesine olanaklar sağlamaktadır. Eskiyen kentlerin büyümeye paralel merkezde kalan yoksulların yaşadığı bazı alanlar sermayenin gözünden kaçmamakta ve doymak bilmez iştahını kabartmaktadır.

Bundan sonra, İngilizce "gentrification" kavramı ile ifade edilen ve Türkçeye “soylulaştırma” olarak çevrilen süreç başlamaktadır. Soylulaştırmanın tanımlanan şeyi karşılamadığını düşünmekle birlikte bunun tartışmasını erbabına bırakıyorum.

Vikipedi’deki tanıma göre: “Soylulaştırma, en basit ve sınırlı tanımıyla, dar gelirlilerin yaşadığı, kent içerisindeki köhneleşmekte olan konut alanlarına, daha üst sınıfların yerleşmeye başlaması süreci”dir.

Bu süreç alışveriş merkezleri, lokantalar, sanat galerileri, satın alınan eski binaların restore edilmesi, yıkılıp yerine yenisinin yapılması gibi yavaş ve ticari bir yöntemle yürüdüğü gibi “kentsel dönüşüm” adı altında kamu eliyle kanun yaparak, Sulukule örneğinde olduğu gibi,  hızlı bir şekilde yaşama geçirilmektedir. Mülk sahiplerinden ucuza alınan gayrimenkuller sermayenin sihirli elinin değmesi ile pahalılaşmakta; eski mülk sahipleri ile birlikte yoksul kiracılar uzun süredir yaşadıkları mekânları terk etmek zorunda kalmaktadır. Ya da kamu bu alanları kamulaştırmakta ve sermayenin emrine vererek kaynak transferine doğrudan aracılık etmekte; bu mekânlarda yaşayan insanlar da aynı akıbete uğramaktadır.

Nasıl işçiler makineleri kırarak makûs talihlerini değiştiremediyseler, Tophanelileri de galeri saldırıları ile korktuklarından kurtulamayacaklardır.

Ne zaman ki insanın da bir parçası olduğu tüm doğanın ihtiyaçları sermayenin kanunlarına galebe çalar o zaman Tophaneliler huzur içinde mahallelerinde sonsuza kadar yaşabilirler…

 

Dr. Nedim İnce         

www.mersinyasam.com    

 

 

Dr. Nedim İnce'ye teşekkürlerimizle

Denizce

14.10.2010