| |
Sualtı dünyası, gizleriyle, çekiciliğiyle insan için farklı
ilgi alanları doğuran bir ortam. Fotografsa, başlı başına bir
uğraş; eğitim, bilgi, beceri ve deneyim istiyor. Dalgıçlığın da
istekleri farklı değil. Zor ve birbirinden farklı bu iki alanı
bir araya getiren sualtı fotografçılığı, eskiden az sayıda
profesyonelle, kendini bu işe adamış amatörlerin uğraşabildiği
çok özel bir alanken, günümüzün en çok ilgi gören uğraşlarından
biri. Dalış merakının artması, bu tür fotogaf için gerekli
malzemelerin görece daha ucuza sağlanabilmesi ve elektronik
ürünlere duyulan güvenin gelişmesi, bu ilginin başlıca
nedenleri.
Çoğumuzun daha yakından bildiği kara fotografçılığına göre
sualtı fotografçılığı, birçok nedenle çok daha zor, pahalı ve
çoğu zaman da bunaltıcı bir uğraş. Yine de, zorlukların
üstesinden gelindiğinde, ilginç, güzel, karaya göre daha az
bilinen mavi bir dünyanın gizlerini açığa vuran fotograflar
üretmenin, vazgeçilmesi zor, ama iyi bir yolu.

Fotograf çekim tekniklerinin iyi bilinmesi, dalış konusunda
kazanılan beceri ve deneyim sualtı fotografının temel unsurları.
Aslında, dalış bilgisi gerektirmeyen, yüzey ya da sığ sularda
yapılan serbest dalışlar sırasında da, sualtı fotografı
üretilebilir. Ancak, daha derin sularda fotograf çekmek gibi bir
düşünüz varsa, bunu gerçekleştirmenin yolu, iyi bir fotografçı
ve iyi bir dalgıç olmaktan geçiyor. Her iki dalış türünde de
sualtı fotografına uygun donanıma sahip olmak önemli. Kullanılan
fotograf makinesi, her şeyi kendiliğinden yapan kompakt bir
sualtı makinesi değilse, makinenin yanısıra, objektifler, flaş,
flaş bağlantı kolları ya da aydınlatıcılar, bağlantı elemanları
vb. malzemeler sualtı fotografçılığının ana elemanları.
Donanım
Genel olarak, iki tür sualtı fotograf makinesinden söz
edilebilir; hem suda hem karada kullanılabilen "çift
kullanımlı" makineler ve su geçirmeyi önleyen bir kılıfla
kaplanmış (housing) bildik makineler. Suya ve basınca dayanıklı
çift kullanımlı fotograf makinelerinin, işlevlerinin daha
yoğunlaştırılmış ama yalınlaştırılmış olmaları, kolayca
denetlenebilmeleri, ışığın sudaki kırılma indisinin havada
olduğundan daha büyük oluşu yüzünden objektiflerinin, suda
kullanıma uygun biçimde tasarımlanmış olmaları gibi üstünlükleri
var. Ama bunun yanısıra da daha yüksek fiyat, yardımcı
elemanlara bağlı olarak bazen büyük ve ağır bir makine setinin
taşınması gibi olumsuz yanları da var. Görece daha ekonomik, ama
kılıfla kaplı oldukları için hantal sayılabilecek sualtı
fotograf makinelerinin kullanımı ve denetlenmesi çok daha fazla
deneyim gerektirmekte. Bu tür makinelerin objektifleri, suyun
kırılma indisi gözetilerek tasarımlanmadığından, hatalı çekim
yapma oranını önemli ölçüde artırır. İyi fotograflara
erişebilmek çok deneyim gerektirir.
Sualtı fotografına yeni başlayacaksanız ya da yeni bir
makine edinecekseniz, herzaman olduğu gibi, ne yapmak
istediğinizi bilmeniz ve makine seçiminde isteklerinizi
karşılayacak özellikleri arayıp bulmanız önemli. Sualtı
manzaraları ya da batık görüntüleri çekmek isterseniz farklı,
canlı yaşamı görüntülemek isterseniz farklı özellikleri
barındıran makine ya da yardımcı elemanlara gereksinim
duyabilirsiniz. Yine de, bir sualtı fotograf sistemi edinmeden
önce, bu sistemleri kullanan kişilerden alınacak görüşler, doğru
seçim yapmanızı kolaylaştırır.
Dalış
Türleri
Şnorkel, palet ve maske kullanılarak yapılan serbest
dalışlarda, fotograf makinesine su altında hakim olmak, görece
daha kolay. Serbest dalışlarda bazen ağırlık kemeri kullanmak
vücudun suda kendiliğinden durmasına (nötr yüzerlilik) yardımcı
olabilir. Bu tür dalışlarda, nefes gereksinimi yüzünden çekim
süresi kabaca 30 sn ile 1 dk arasında sınırlıdır. Genellikle art
arda dalarak, her bir dalışta tek bir çekim yapmak, bir dalışta
bir taraftan ayar yapmaya çalışarak birkaç çekim yapmaktan çok
daha kolaydır ve tercih edilmelidir. İki ya da üç metre
derinliklerdeki kayalık alanlar için oldukça uygun olan serbest
dalışlar, sığ sular için en kolay yöntem. Sığ sularda, gün
ortasındaki doğal ışık düzeyi fotograf çekmek için oldukça
uygun; hatta flaş kullanımı fazla ışıklamaya bile neden
olabilir; olası aksiliklerden kaçınmak için, yüksek örtücü hızı
değerleriyle çekim yapılabilir.
Serbest dalış, en basit tüple dalışa göre, tüple dalışta
oluşan hava kabarcıklarından kurtulmak, bazen bir balığa daha
çok yaklaşabilmek gibi üstünlükler sağlar. Buna karşılık, farklı
konular bulmakta, kompozisyon kurgulamakta, çok sayıda çekim
yapabilmekte, ya da daha derinlerde yeni ve farklı yerler
keşfetmekte tüple dalış sınırsız olanaklar sunar.
Doğal
Işıkta Fotograf
Su altında doğal ışık kaynağı yine Güneş. Ancak, güneş
ışınlarının suyla etkileşmesi alışık olduğumuz kara ya da yüzey
etkileşmesinden farklı. Su altındaki doğal ışığın renk dengesi
dağılımı da fotografçı için oldukça ilginç ve zorlayıcı. Su,
ışığı yalnızca soğurmakla kalmaz, ek olarak, farklı dalga
boylarını seçimli soğurur. Elektromanyetik ışık tayfının görünür
bölgesinin en sonunda yer alan kırmızı, düşük enerjili
olduğundan en çabuk soğurulan renktir. Diğer renkler de sırayla
soğurulur. Görünür bölgenin en yüksek enerjili olan mavi
renginin, sulardaki egemenliğinin ana nedeni bu. Kabaca bir
metre derinlikte çekilmiş fotografların sonuç görüntüleri bile,
belirgin bir şekilde maviye kayar. Kullanılacak her türlü
filtrenin de söz konusu maviliği gidermeye pek katkısı olmaz.
Sığ sularda kullanılacak kırmızı filtre, renklerin gelişmesine
biraz katkı yapabilir. Normal koşullarda, filtrelerin
derinlikten kaynaklanan renk değişimine uygun olarak
değiştirilmesi gerekse de, değişik filtrelerin su altında
taşınması ya da değiştirilmesi uygulamada olası değil. Çoğu
koşulda, CC30 kırmızı ya da CC40 kırmızı gibi tek bir filtre
kullanımı yeterli olabilir. Az
akıntılı sığ sular daha çok ışıklı olduklarından, mavileşme
azalır. Güneş alçaldıkça renkler sıcaklaşır; ama suyun, el
titremesinin yaratacağı olumsuz etkiyi gideren örtücü hızı
değerine izin verecek kadar berrak olması önemli.
|

Su güneş
ışığını üç yolla değiştirir; özellikle dalgalıysa, bir
miktar ışığı geri yansıtır; derinlik arttıkça artan bir
soğrulma olur; bu soğrulma dalga boylarının enerjisiyle
koşut olarak seçimli bir biçimde gerçekleşir. Görünür
bölgede en yüksek enerjili dalga mavi olduğundan, derinlik
arttıkça mavileşme artar. |
|
Sualtı manzaraları, su üstünde de olduğu gibi yalnızca
doğal ışıkla çekilebilirler; ama güçlü soğurma nedeniyle
ışık genellikle zayıf olur. Yüzeyin bir metre altında bile,
iki üç duraklık bir artırımla, fazla ışıklamak gerekebilir.
Çekim için en uygun zaman, güneş ışınlarının dik geldiği
öğle saatleri.
Hangi koşulda çekim yapılırsa yapılsın, ışık ölçümünün
doğru yapılması görüntü kalitesinin belirleyicisi. TTL
(through the lens= objektifin içinden) ışık ölçümü en iyi
yol olsa da, örtücü hızına çok dikkat edilmeli; seçilen
yavaş film ya da yeterince uygun olmayan örtücü hızı sonucu
doğrudan etkiler. Örneğin, en açık diyaframda bile, düşük
bir örtücü hızıyla yapılan bir çekimde, sonuç görüntü,
makine titremesi ya da nesnenin hareketi gibi nedenlerle
netsizleşebilir. Durağan bir konu için genellikle 1/60
saniyelik örtücü hızı değeri yeterliyse de, 1/125 saniyelik
değer çok daha güvenle çalışma olanağı sağlar. Hareketli
nesneler için, nesnenin hareket hızı gözetilerek daha düşük
örtücü hızı değerleri seçmek doğru olur. |
Flaşla
Fotograf
Su altında kullanılan iki tür flaştan söz edilebilir;
bildiğimiz normal flaşlar ve TTL(through the lens=objektif
içinden) flaşlar. TTL flaşlar, objektiften gelen ışık miktarına
göre, flaşın yapacağı aydınlatma miktarını kendiliğinden
belirleyen aydınlatma araçları. Flaşlar dışında, güçlü fenerler
ya da yaratıcılığınızla geliştirebileceğiniz aydınlatma
sistemleri de yapay ışık kaynağı olarak kullanılabilir.
Flaş, çok kısa mesafelerde, balık, mercan, vb. nesnelerin
gerçek renklerini yakalamak ya da hareketi dondurmak için
kullanılabilir. Su altında flaşlı bir donanımı taşımak, karada
olduğundan daha zor. Normal makinelerde, makinenin üzerine
yerleştirilen bir düzenek varken, sualtı makinelerindeki flaş
sistemi alışık olduklarımızdan farklı. Flaş kullanımında
sualtına özgü bir sorun var. Flaş makineye çok yakınsa, su
içindeki bazı parçacıklar, flaştan dağılan ışığı geri
yansıtarak, sanki kar fırtınasında çekilmiş gibi görüntüler
oluşmasına neden olurlar. "Geri saçılma" olarak bilinen bu
durumdan kaçınmak için çoğu flaş birimi, desteklerle makineden
yeterince uzak konumlandırılır. Esnek ya da eklemli kollar
kullanılabileceği gibi, fotografçı ya da eşlik eden arkadaşı,
flaşı destek ve makineden ayırarak kendi elinde tutabilir. Geri
saçılma bir sorun olarak algılanmazsa etki olarak da
kullanılabilir. Hareket ettirilen bir flaşla, farklı etkileri
yakalamak olası. Örneğin, üstten yapılacak bir aydınlatma, doğal
görünümlü fotograflar sağlar.
Sualtı
Makineleri
Sualtı fotografıyla ilgilenenler için günümüzde çok çeşitli
donanımlara ulaşmak olası. Kılıflı geleneksel makineler ve çift
kullanımlı makineler, yaklaşık 50m derinliğe kadar son derece
uygun donanımlar. Hepsinin kendilerine özgü farklı özellikleri
olsa da, iki özellik çok önemli: harici bir flaş sistemi olması
ve değiştirilebilir objektif kullanımına olanak tanıması. Bu iki
özellik, farklı konularda başarılı fotograflar çekebilmek için
yeterli.
Kolayca taşınabilen, su altına uygun tasarlanmış çift
kullanımlı makineler, su altına uygun tasarlanmış, oldukça geniş
yelpazede yardımcı malzeme kullanımına izin verirler. Çok farklı
seçenekleri ve refleks olmayıştan ilk bakışta olumsuzluk olarak
algılansa da, bu, çok önemli değil. En yaygın olarak bilinenler
çift kullanımlı Nikonos sistemler. Sea&Sea de iki tür çift
kullanımlı kamera üreten başka bir firma. Sea&Sea MX10 Explora
ve Motor-Marine IIEX, geniş yardımcı malzemeleriyle ve
objektifleriyle oldukça yetenekli makineler.
MotorMarine MX10 Explora 32mm sabit lensiyle ve gövde üstü
flaşıyla, basit kara fotografçılığına da olanak tanımakta. 1/100
saniye sabit örtücü hızı değerinin yanısıra, ayarlanabilir
diyafram değerlerine sahip. Bakaç içinde bulunan bir ışıklı
gösterge, doğru ışıklama yapıldığının işareti. Özellikle, renkli
negatif filmler için geliştirilmiş bir makine. Bölgelere ve
derinliklere göre kullanılacak filmler değişse de, 20 metrenin
altında 400 ISO renkli film kullanımı önerilmekte. MX10 Explora
makineler makro, yakınlaştırıcı ve geniş açılı objektifle
kullanım gibi seçenekleri sunarlar.

Daha fazla özellik aranıyorsa, Sea&Sea MotorMarine 11EX bir üst
model olarak tercih edilebilir. Işıklı ışıklama göstergesi olan
bir bakaç, elle denetlenebilir odaklama, 1/15 -1/125 saniye
arası örtücü hızı değerleri, farklı objektif ve flaş seçenekleri
sunar. Ayrıca tüm yardımcı elemanları su altında da
değiştirilebilir özellikte üretilmiştir. Çok yönlü ve kolay
taşınabilir bir sistem olduğu da belirtilmeli.
Teknolojik olarak bir adım daha öteye gidilirse, karşımıza
Nikonos V çıkar. 11EX ile arasındaki temel fark, Nikonos V'in,
diyafram öncelikli kendiliğinden ışıklama da yapıyor olması. Bu
modda, belirleyeceğiniz bir diyafram değeri için makine, uygun
ışık ölçümünü yaparak, örtücü hızı değerini kendiliğinden
belirler. Bu da, çok düşük ışık koşullarında bile çekim olanağı
sunar. Ek olarak, TTL flaş (objektiften gelen ışığı ölçerek,
uygun flaş ışığını ayarlayan bir faş türü) ve çeşitli Nikkor ya
da uyumlu objektifleri kullanabilme olanakları sunar. Ancak, bu
makine de paralaks sorunu yaratır.
Daha mükemelliyetçi bir yaklaşım ve denetim için, kılıf
kaplı bir SLR kara makinesine gereksinim duyulur. Bu tür
makineler çok daha geniş makine ve objektif seçeneği sunarlar.
İyi kılıfla kaplı bir kara makinesinin en olumlu yanı salt
refleks oluşu değil, geniş bir objektif kullanım olanağının
yanısıra zoom objektiflerin de kullanılabilir olması. Çift
kullanımlı makinelere oranla kılıf kaplı makineler, büyük ve
ağır olmalarının yanısıra çok daha fazla ayar da gerektirirler.
Nikon makineler kılıf kaplanabilen en popüler makineler.
Makinenizi kılıfla kaplamayı düşünüyorsanız, mutlaka konu
uzmanlarından yardım almalısınız. Bazı kılıflar ağır, bazıları
büyük, bazıları daha az denetim olanağına ve daha az yardımcı
eleman kullanımına izin verir yapıda olabilirler. Bu nedenle
edinmeden önce, tüm özellikleri dikkatle incelenmeli. Bütün
dünyada kılıf sistemlerini üreten yaklaşık 10 kadar üretici
firma var.
Gelişen teknolojiye bağlı olarak sayısal sualtı fotograf
donanımları edinmek de olası.

Sualtı
Yakınlaştırıcıları
Su altındaki canlılara rahatsızlık vermeden çekim
yapmanın bazı yolları var. Makine donanımınız yeterince uygunsa,
doğru objektif seçimi işinizi kolaylaştırır. Ancak, objektif
değiştirmek dışında cisimleri yakınlaştırmanın başka bir yolu da
"close-up" denilen yakınlaştırıcılar, bunlara ek olarak da
harici tüpler. Sualtı yakınlaştırıcıları, yeterli alan derinliği
sağlamak, olabildiğince doğal renklere ulaşmak, deniz yaşamının
küçük nesnelerinin karmaşıklığındaki tüm ayrıntıları yakalamak
gibi olanaklar sunar. Flaş kullanımı doğal renklerin yakalanması
ve ışıltılı fotograflar edinmenin önemli bir aracı. Bu nedenle
yakınlaştırıcılar, çoğunlukla flaşla birlikte kullanılır. Flaşı
el denetimli işleyişe ayarlamak daha iyi bir seçim olabilir;
ışık çok fazlaysa, ışığı azaltıcı bir dağıtıcı (diffuser)
kullanımı yeterli.
Yakınlaştırıcı kullanırken, sualtında uzaklık ve büyütmeyi
makine ayarlarıyla yapmaya çalışmak yerine, önceden ayarlanmış
makineyle, çekilmek istenen nesneye yaklaşıp uzaklaşmak,
odaklama yapmanın en kolay yolu. Büyütmeyi artırmak için ya bir
ek yakınlaştırıcı ya da bir harici tüp kullanılabilir.
Mercan gibi durgun nesneler, gizlenmiş balıklar ya da çok
küçük sualtı nesnelerinin görüntülenebilmesi için, çerçeveli
yakınlaştırıcı çok uygun. Basit metal bir dikdörtgeni de
barındıran çerçeveli yakınlaştırıcıların kullanımında,
yakınlaştırıcı büyütmeye, metal çerçeve de görüntü alanı
sınırlarının saptanmasına yardımcı olur. Bir kez ayarlandıktan
sonra, bakaçtan denetime gerek olmaksızın çekim yapılabilir. Bu
özellik, kısa süreli serbest dalışlarda, özellikle görüntü
düzenlemede etkin bir yardımcı.
Görüntü
Düzenleme
Çıplak gözle görünen biçimiyle, deniz dünyasının canlı
renklerinin ve karmakarışık ayrıntılarının nasıl yakalanacağı,
sualtı fotografının en uğraştırıcı yanı. Çoğu ileri düzey
fotografçı bu hüneri, sezgilerinin yanısıra yıllar süren bir
uğraşın sonunda kazanır.
Görüntü düzenlemenin en büyük yardımcısı, karada olduğu
gibi makinenin bakacı. Bakaç, düşündüğümüz görüntüyü
çerçevelemeyi ve görüntüde yer alan elemanları düzenlemeyi
sağlar. Yaklaşmak, yön değiştirmek gibi basit hareketler,
görüntüde yer almasını istemediğimiz ilişkisiz elemanlardan
kurtulmamızı sağlayarak, görüntüyü güçlendirir. Konunun görüntü
çerçevesinin yarısını, hatta bazen daha fazla alanı kaplamasını
sağlamak elimizde. Yatay ya da dikey kareleme de, sonuç
görüntünün gücünde bir etki. Yatay düzenlenen görüntüler boşluk,
huzur ve yatay hareket, dikey olanlarsa derinlik, güçlülük ve
dikey hareket verirler. İlgi merkezine denk gelecek şekilde
yapılacak görüntü düzenlemesi işi kolaylaştırır. Seçilen arka
planın, ana konuyla yarışmak yerine bütünleyici olması önemli.
Renklerin kullanımı, fotografın görüntü yapısında çok
belirleyici. Ancak ışığın sualtındaki seçimli soğurumu, suyun
yaklaşık 20 metre derinlikten itibaren gittikçe kararması,
ortamı tümüyle sıkıcı kılabilir. Bu durum, aslında çoğu ilginç
olabilecek nesneyi farketmemizi engelleyebilir. Renkli nesneleri
bulmanın en kolay yolu, çok yavaş yüzmek ve güçlü bir el feneri
taşımaktan geçer. Flaş kullanılarak fotograf çekildiğinde
rengarenk olabilecek nesneleri tanıyabilmek, su altında, nerede
neyle karşılaşacağınıza dair bilgi ve deneyim gerektirir.
Bir elemanın tekrarlarıyla oluşan dokular, etkili bir
simetriyi açığa çıkartmakta kullanılabilir. Görüntüyü oluşturan
dokunun fotograf üzerinde her yerde aynı netlikte olmasını
sağlamak için, 22 diyafram değerini kullanmak iyi bir yol
olabilir.

Işığın su altında geliş biçimine ve yönüne özen göstermek, yani
ışığı dikkatle izlemek önemli. Seçilen nesnedeki ışığın, hangi
yönden gelerek seçtiğiniz nesneyle etkileştiğine dikkat etmek;
ters ışık, yan ışık ya da ön ışık etkilerini gözeterek, amaca
uygun çekim yapmak görüntü gücünün belirleyicisi.
İpuçları
Sualtı fotografının ana sorunu su. Bunun yanında,
istenmeyen maddelerin su altında durabilme, dolayısıyla
görüntüye girmeleri de ek bir sorun. Bu sorunları aşmanın en
kolay yolu, görüntülenecek nesneyle fotografçı arasındaki
uzaklığın olası en aza indirilerek, su miktarının azaltılması ve
yakınlaştırıcı ya da geniş açılı objektif kullanımı.
Yakınlaştırıcılar daha yakın odaklama için yeterli olurken,
geniş açı objektifler daha büyük nesneleri görüntü karesine
sığdırır.
Reflekssiz çift kullanımlı makinelerin en önemli sorunu,
bakaçlarının objektifin gördüğünü görmemesi nedeniyle ortaya
çıkan paralaks. Bu olumsuz özellik, görüntülenmek istenen
nesneye yakınlaştıkça daha da belirleyici bir önem taşır;
objektifin neyi netlediğini algılamak zorlaşır. Bu nedenle, bir
çerçeve kullanmak tam odak noktasını görmeyi sağlar. Bu tür
araçlar, çok daha net görüntüler elde etmeye yardımcı olur ve
sınırlı ya da dar alanlardaki sakıngan balıkları da
fotograflamayı sağlar.
Yakınlaştırıcıların odaklamak için bir çerçeveye gerek
duymaları gibi, geniş açı objektifler de bir bakaç olmaksızın
kullanılamazlar. Geniş açı objektif kullanımını cazip kılan bir
diğer unsur da, konuya yoğunlaşarak kolayca odak yapabilmektir.
Doğal ışıkta çekilen fotograflar, eğer yeterince aydınlık
ve temiz sığ sularda çekilirlerse, oldukça renkli olurlar. Doğal
ışıkta çalışmak için en iyi zaman gün ortasında, ışığın su
içinde en çok yol alabildiği 11:00 -14:00 arası. Güneşin
çekilecek nesneye göre konumu oldukça önemli.
Arka planla nesne arasında bir ayırıcı olduğundan emin
olun. Seçtiğiniz nesnenin daha ışıklı, arka planın daha koyu
olmasını istiyorsanız, güneşi arkanıza alın. Sizin duruşunuz,
görüntülemek istediğiniz nesnenin daha altında bir düzeyde
olsun. Işık ölçümünü, görüntülemek istediğiniz nesnenin
arkasındaki sudan yapın.
Suyun içinden süzülen güneş ışınlarını yakalamak ve nesneyi
siluete dönüştürmek istiyorsanız, ters ışık kurallarını
uygulayarak, ışık objektiften girecek şekilde, güneşi nesnenin
arkasına ve kendi önünüze alın. Işınlar hızla yol aldığından,
1/125 ya da daha yüksek bir örtücü hızı değeri seçin.
Işık havuzunun merkezi her zaman aşırı parlaktır, bu yüzden
kendiliğinden ışıklama başarısız olabilir. Böyle durumlarda,
elle denetleyerek ayar yapın ve ışık ölçümünü güneşin bir
yanından alın.
Görüntülemek istediğiniz nesneyle aranızdaki su kütlesini
olabilecek en az miktara indirebilmek için, nesneye
becerebildiğiniz ölçüde yaklaşın.
Objektifleriniz sualtına uygun tasarımlanmamışsa, onların
da tıpkı çıplak göz gibi, nesneleri olduğundan daha büyük
gördüğünü, ya da başka bir deyişle, görme açılarının
genişlediğini unutmayın.
Fotograf
donanımınızı dalış yaptığınız hergün, temiz yani tatlı suyla
temizlemek önemli. Aksi takdirde sisteminiz bir tuz fabrikasına
dönüşebilir.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 422 Ocak-2003
Serpil Yıldız'a teşekkürlerimizle
Denizce

|
|