|
Bianet’te "İnsan
hakkı deyip suyumuzu ticarileştirmelerine karşı çıkmalıyız"
başlıklı bir haber dikkatimi çekti. Bir su hakkı aktivisti olan
İtalyan Dimitri Mununi ile yapılan söyleşiyi içeren haberde, Mununi
su özelleştirmelerine dikkat çekerek; şirketlerin, hükümetlerin suyu
özelleştirirken dil değiştirerek olayı meşrulaştırmaya
çalıştıklarını ve olası sonuçları gözden kaçırma çabasında
olduklarını ifade etmektedir.
Mununi ‘Su insan
hakkıdır’ gibi söylemlerle özelleştirmeyi savunan şirket ve
hükümetlere karşı gerçek su hakkının yaygın olarak anlatılmasının,
suyu özelleştirmesinin sonuçlarının gösterilmesinin önemli
olduğundan söz etmektedir.
Mart 2009'da
İstanbul'da Dünya Su Forumu toplantısı yapılacaktır. Suyun
özelleştirilmesinden yana olan bu kuruluşun toplantısı; kamuoyuna
suyun özelleştirilmenin nimetlerini anlatmayı amaçlamaktadır.
Kamuoyunun iknasının hükümetlerin suyu özelleştirme kararını
kolaylaştıracağını bilen kuruluş bu yönde çabalarını arttıracaktır.
Dünya Sağlık Örgütü,
minimum su miktarına erişimin bir hak olduğunu ilan ve kabul
etmiştir. Dünyada tüm canlılar için vazgeçilemez bir yaşam
kaynağı olan suyun özelleştirilip ticarileştirilerek bir meta
haline getirilmesi temel insan hakkına aykırıdır. Ve Dünya Sağlık
Örgütü’nün ilan ve kabul ettiği “her insanın minimum su miktarına
erişme” hakkını tehlikeye düşürmektedir. Ülkemizdeki su hakkı
aktivistleri suyun özelleştirilmesinin olası olumsuz sonuçlarına
dikkat çekerken, yaklaşan Dünya Su Forumu toplantısı öncesi
kamuoyunu uyarma görevini yerine getirmeye gayret etmektedir.
Anımsandığı üzere
bir süre önce bazı bakanlar akarsuların boşuna aktığını,
tatlı su göllerinin yeterince değerlendirilmediğini dile getirmişler
ve çözümün suların özelleştirilmesi olduğunu ileri
sürmüşlerdi. Ve medya bu görüşlere geniş yer vermişti. Kamuoyundan
gelen tepkiler üzerine konu bir süre sonra gündemden çekilmiş, ancak
bu sırada suyun verimli kullanılması ile özelleştirme
arasında bir bağ kurulması sağlanmıştı bile.
Özelleştirmeden yana
olan ulus ve ulus ötesi şirketler ekonomik olarak medyayı etkileme
ve kamuoyunu şekillendirme gücüne sahiptirler. Dünya Su Forumu
Toplantısı sırasında ve sonrasında yoğun bir kampanya ile suyun
özelleştirilmesinin faydaları dile getirilebilir ve hükümet ilk
yoklamayı önceden yaptığı bu konuda ciddi adımlar atabilir.
Dünya Su Forumu
toplantısı öncesi toplum bu yönlendirmeye karşı
aşılanabilirse su özelleştirmeleri için ikna edilmesi
zorlaştırılabilir ve hükümetin bu yöndeki olası girişimleri
engellenebilir. Bu nedenle mücadelede öncülüğü yapan su hakkı
aktivistlerine kurumsal ve kişisel destekler çok önem
kazanmaktadır.
Dr. Nedim İnce
www.pratikhaber.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

10.02.2009 |