Denizce
    
e-mail
 
denizce@denizce.com
 

  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
İstanbul'da İlkbahar
Karaca
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kelebek
Kış Güneşi
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mağaracılık
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Sedir A.ve Gemicilik
Suya Aşık Kuşlar
Türkiye Doğası
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Suya Aşık Kuşlar

Eray Çağlayan    

 

Onsuz yapamayan sadece bizler değiliz; ülkemizdeki sulak alanların güzel sahipleri de onunla yaşam buluyor, onu çok seviyor: Sukuşları…

Bir kuş gözlemcisi olmaya 2000'li yılların başında bir 'Önemli Doğa Alanı' olan Büyükçekmece Gölü'nde başlamıştım. Çünkü deneyimli kuş gözlemcisi arkadaşlarım, kuşları sulak alanlarda çok daha kolay ve rahatsız etmeden görebileceğimi söylemişti bana. Nitekim öyle de oldu; düzenli olarak gittiğim iki sulak alandaki pek çok kuş türünü kısa sürede tanımayı öğrendim. Zamanla ülkemizdeki birçok sulak alanı, oralarda yaşayan sukuşlarının sayısı henüz azalmamışken ziyaret ettim. Bugün ne yazık ki, küresel ısınmanın da etkisiyle, kuş türlerinin barındığı alanlar birer birer ortadan kayboluyor ve yaşamın temel kaynağı olan suyun çevresinde gelişen her türlü canlı yaşamı da beraberinde sönüyor.

 

Sukuşları Bölgenin Habercisi

1994 yılında ülkemizin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi'ne göre sulak alan; “doğal ya da yapay, sürekli ya da mevsimsel, tatlı, acı ya da tuzlu, durgun ya da akan su kütleleri, bataklıklar, turbalıklar ve gelgitin çekilmiş alanında derinliği altı metreyi aşmayan sular” olarak kabul edilir. Sulak alanlar barındırdıkları canlı çeşitliliğiyle son derece zengindir. Bakteriler, algler, böcekler, balıklar, çiftyaşamlılar, memeliler ve su bitkileri gibi çok sayıda canlı türü bu alanlarda yaşam bulur. İnsan gözünün seçemeyeceği kadar miniklikteki canlıların da yaşadığı sulak alanlardaki kuşlar, bu biyolojik çeşitliliğin en önemli göstergeleri olarak su kenarlarında boy gösterirler. O kuşlara bakarak, o alanda yaşayan diğer canlı türlerine ilişkin değerlendirme yapabilirsiniz. Flamingoların düzenli olarak yaşamayı tercih ettiği bir sulak alanın, tuzlu ve artemia (bir tür omurgasız) bakımından zengin bir alan olduğunu anlayabilirsiniz örneğin.

 

Türkiye'nin Sulak Alanları

Çevresinde yaşayan insanların yanı sıra, barındırdığı canlılara da yaşam imkânı sunan sulak alanların; su taşkınlarını önleme, yeraltı suyu için rezerv oluşturma, bölge iklimini muhafaza etme, fırtınalara karşı kıyıları koruma, zehirli atıkları arıtma gibi işlevleri de söz konusu. Hemen hepsi sukuşlarının ürediği, konakladığı ve kışı geçirdiği yerler aynı zamanda. Türkiye'nin, Kuzey Avrupa'dan Afrika'ya göç eden kuşların göç yolu üzerinde bulunması, ülkemizdeki sulak alanların sukuşları bakımından önemini daha da artırır.

Ramsar Sözleşmesi'ne göre Türkiye'de 12 alan 'Ramsar Alanı' ilan edilmiştir: Sultansazlığı, Manyas Gölü, Uluabat Gölü, Burdur Gölü, Gediz Deltası, Göksu Deltası, Kızılırmak Deltası, Seyfe Gölü, Akyatan Dalyanı, Yumurtalık Lagünleri, Kızören Obruğu ve Meke Maarı. Bu alanlarda yaz aylarında, dünya ölçeğinde nesli tehlike altında olan küçük karabatak (Phalacrocorax pygmeus), tepeli pelikan (Pelecanus crispus), yaz ördeği (Marmaronetta angustirostis) ve dikkuyruk (Oxyura leucocephala) gibi kuşlar ürer. Kışın ise yine nesli dünyada tehlike altındaki küçük sakarca kazı (Anser erythropus) ve Sibirya kazı (Branta ruficollis) sulak alanlarımızda az sayıda görülürken, dikkuyruğun dünya popülasyonunun yüzde 80'i 1990'lı yılların ilk yarısında Burdur Gölü'nde kışı geçiriyordu. Sulak alanlar ve çevresindeki doğal yaşam ortamlarında yine nesli tehlikedeki şah kartal (Aquila heliaca), küçük kerkenek (Falco naumanni) ve toy (Otis tarda) gibi kuşları da görmek mümkün.

 

Yaşam Alanları Değişiyor

Bir zamanlar Seyfe Gölü ve Ereğli Sazlıkları'nda da üreyen ve nesli tehlike altında olan ak pelikanın (Pelecanus onocrotalus) artık ürediği bilinen tek alan Ardahan'daki Aktaş Gölü. Balıkça zengin göl ve lagünlerde üreyen bu büyük ve canayakın kuş, önceleri Orta Anadolu'daki sulak alanlarda yaşamayı seviyordu.

Allı turna olarak da bilinen flamingolar (Phoenicopterus ruber) bugün artık sadece Gediz Deltası'ndaki tuz tavalarında ve Tuz Gölü'nde ürüyorlar. Ancak Tuz Gölü'nde üreyen birey sayısı susuzluk nedeniyle giderek azalmaya devam ediyor.

En yakın akrabasının aksine kara leylek (Ciconia nigra), insan yerleşmelerinden uzakta, kuytu ve sessiz kayalık vadilerde ve ormanlarda ürer. Ancak leylek (Ciconia ciconia) gibi o da akarsu ve göllerin kıyısında bulunan sürüngen, kurbağa ve çeşitli böceklerle beslenir. Özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında büyük sürüler halinde her iki tür de göç ederken birlikte görülebilir.

Küçük kumkuşu (Calidris minuta), ülkemizde üremeyen ancak göç mevsiminde ve kış aylarında deniz, göl ve akarsu kıyılarında, taşkın alanlarda, çamur düzlükleri ve kumsallarda barınan küçük bir kıyı kuşu ve beslenmek için sığ sulara ve çamur düzlüklerine muhtaç…

 

Sukuşlarının Evleri

Güzel ve gösterişli küçük balıkçıl türü, alaca balıkçıl (Ardeola ralloides), bataklıklarda ve çamurlu nehir kenarlarında yaşar ve diğer balıkçıl türleriyle birlikte kalabalık sürüler halinde ağaçlara yuva yapar. Uzun kıvrık gagasıyla kılıçgaga (Recurvirostra avosetta) su içinde gagasını sağa sola oynatarak beslenir. Acı ve tuzlu göller, lagünler ve bataklıklarda yaşar.

Türkiye’deki en büyük ve koyu renkli deniz kuşu olan karabatakları ise (Phalacrocorax carbo) her türlü sulak alanda görmek mümkün. Özellikle kış aylarında büyük şehirlerimizin bulunduğu kıyı şeridinde de yaygın görülebilirler. Üremek için su içindeki ağaçları ya da kayalık kıyıları tercih eden kuşun yaşam alanlarını ise artan yazlık konutlar ve azalan sulak alanlar tehdit ediyor.

Büyük ak balıkçıl (Egretta alba) belki de kuruyan Orta Anadolu topraklarından en çok etkilenen sukuşu. Geniş sazlıklarda yuvalayan bu alımlı, beyaz ve yaklaşık bir metre boyundaki kuşu, Türkiye sulak alanlarında görebilmek bugün kuş gözlemcilerini oldukça sevindiren bir olay.

 

Sulak Alanlar Azaldıkça…

Önemi son derece fazla olan bu eşsiz doğal yaşam alanları artık birer 'kurak alan' olarak karşımıza çıkıyor. Yüzde 75'i tarımsal projeler (sulama ve drenaj), yüzde 35'i endüstriyel ve kentsel genişleme ve atıklar, yüzde 75'i yasadışı avcılık, yüzde 40'ı aşırı balıkçılık, yüzde 30'u aşırı otlatma ve yakma tehdidi altında. Tropik ormanlardan sonra biyolojik çeşitlilik bakımından en zengin alanlar olarak kabul edilen sulak alanların çoğu, gelişmiş ülkelerde kurutularak yok edilmiş durumda. Türkiye, çoğunu kaybetmiş olsa da hâlâ çok değerli sulak alanlara sahip.

Kuşların korunması ve yaşaması için sivil toplum kuruluşları tarafından çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Kuş gözlemcileri her biri birer Önemli Doğa Alanı olan bu alanlarda yaptıkları kuş gözlem kayıtlarını birer birer www.kusbank.org'a girerek bir veri tabanı oluşturuyorlar. Böylece sulak alanlardaki sukuşlarının sayısını ve türlerini düzenli olarak izleyebilme fırsatı elde ediliyor. Her kış yapılan sukuşu sayımlarıyla da kuşlar için önemli olan alanların ve nesli tehlike altındaki türlerin popülasyon değişimleri izlenebiliyor. Böylece alanların ve türlerin koruma öncelikleri her yıl değerlendirilebiliyor.

Yapılan çalışmalar neticesinde ise; çevresindeki biyolojik çeşitliliğe bütüncül bir açıdan bakarak planlanan projelerle, hem sulak alanlarımızın hem de can kaynağımızın yaşamaya devam edebileceği ortaya çıkıyor.  

Yazı: Eray Çağlayan     
Foto: Aykut İnce         
 

   Kaynakça:
   SkyLife
- Aralık 2007

 

Eray Çağlayan ve
Aykut İnce
'ye teşekkürlerimizle

Denizce

26.12.2007