|

Onsuz yapamayan sadece bizler değiliz; ülkemizdeki sulak
alanların güzel sahipleri de onunla yaşam buluyor, onu çok seviyor:
Sukuşları…
Bir kuş gözlemcisi olmaya 2000'li yılların başında bir
'Önemli Doğa Alanı' olan Büyükçekmece Gölü'nde başlamıştım. Çünkü
deneyimli kuş gözlemcisi arkadaşlarım, kuşları sulak alanlarda çok
daha kolay ve rahatsız etmeden görebileceğimi söylemişti bana.
Nitekim öyle de oldu; düzenli olarak gittiğim iki sulak alandaki pek
çok kuş türünü kısa sürede tanımayı öğrendim. Zamanla ülkemizdeki
birçok sulak alanı, oralarda yaşayan sukuşlarının sayısı henüz
azalmamışken ziyaret ettim. Bugün ne yazık ki, küresel ısınmanın da
etkisiyle, kuş türlerinin barındığı alanlar birer birer ortadan
kayboluyor ve yaşamın temel kaynağı olan suyun çevresinde gelişen
her türlü canlı yaşamı da beraberinde sönüyor.
Sukuşları
Bölgenin Habercisi
1994 yılında ülkemizin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi'ne
göre sulak alan; “doğal ya da yapay, sürekli ya da mevsimsel, tatlı,
acı ya da tuzlu, durgun ya da akan su kütleleri, bataklıklar,
turbalıklar ve gelgitin çekilmiş alanında derinliği altı metreyi
aşmayan sular” olarak kabul edilir. Sulak alanlar barındırdıkları
canlı çeşitliliğiyle son derece zengindir. Bakteriler, algler,
böcekler, balıklar, çiftyaşamlılar, memeliler ve su bitkileri gibi
çok sayıda canlı türü bu alanlarda yaşam bulur. İnsan gözünün
seçemeyeceği kadar miniklikteki canlıların da yaşadığı sulak
alanlardaki kuşlar, bu biyolojik çeşitliliğin en önemli göstergeleri
olarak su kenarlarında boy gösterirler. O kuşlara bakarak, o alanda
yaşayan diğer canlı türlerine ilişkin değerlendirme yapabilirsiniz.
Flamingoların düzenli olarak yaşamayı tercih ettiği bir sulak
alanın, tuzlu ve artemia (bir tür omurgasız) bakımından zengin bir
alan olduğunu anlayabilirsiniz örneğin.
Türkiye'nin Sulak
Alanları
Çevresinde yaşayan insanların yanı sıra, barındırdığı
canlılara da yaşam imkânı sunan sulak alanların; su taşkınlarını
önleme, yeraltı suyu için rezerv oluşturma, bölge iklimini muhafaza
etme, fırtınalara karşı kıyıları koruma, zehirli atıkları arıtma
gibi işlevleri de söz konusu. Hemen hepsi sukuşlarının ürediği,
konakladığı ve kışı geçirdiği yerler aynı zamanda. Türkiye'nin,
Kuzey Avrupa'dan Afrika'ya göç eden kuşların göç yolu üzerinde
bulunması, ülkemizdeki sulak alanların sukuşları bakımından önemini
daha da artırır.

Ramsar Sözleşmesi'ne göre Türkiye'de 12 alan 'Ramsar Alanı'
ilan edilmiştir: Sultansazlığı, Manyas Gölü, Uluabat Gölü, Burdur
Gölü, Gediz Deltası, Göksu Deltası, Kızılırmak Deltası, Seyfe Gölü,
Akyatan Dalyanı, Yumurtalık Lagünleri, Kızören Obruğu ve Meke Maarı.
Bu alanlarda yaz aylarında, dünya ölçeğinde nesli tehlike altında
olan küçük karabatak (Phalacrocorax pygmeus), tepeli pelikan
(Pelecanus crispus), yaz ördeği (Marmaronetta angustirostis) ve
dikkuyruk (Oxyura leucocephala) gibi kuşlar ürer. Kışın ise yine
nesli dünyada tehlike altındaki küçük sakarca kazı (Anser
erythropus) ve Sibirya kazı (Branta ruficollis) sulak alanlarımızda
az sayıda görülürken, dikkuyruğun dünya popülasyonunun yüzde 80'i
1990'lı yılların ilk yarısında Burdur Gölü'nde kışı geçiriyordu.
Sulak alanlar ve çevresindeki doğal yaşam ortamlarında yine nesli
tehlikedeki şah kartal (Aquila heliaca), küçük kerkenek (Falco
naumanni) ve toy (Otis tarda) gibi kuşları da görmek mümkün.
Yaşam Alanları
Değişiyor
Bir zamanlar Seyfe Gölü ve Ereğli Sazlıkları'nda da üreyen ve
nesli tehlike altında olan ak pelikanın (Pelecanus onocrotalus)
artık ürediği bilinen tek alan Ardahan'daki Aktaş Gölü. Balıkça
zengin göl ve lagünlerde üreyen bu büyük ve canayakın kuş, önceleri
Orta Anadolu'daki sulak alanlarda yaşamayı seviyordu.
Allı turna olarak da bilinen flamingolar (Phoenicopterus
ruber) bugün artık sadece Gediz Deltası'ndaki tuz tavalarında ve Tuz
Gölü'nde ürüyorlar. Ancak Tuz Gölü'nde üreyen birey sayısı susuzluk
nedeniyle giderek azalmaya devam ediyor.

En yakın akrabasının aksine kara leylek (Ciconia nigra),
insan yerleşmelerinden uzakta, kuytu ve sessiz kayalık vadilerde ve
ormanlarda ürer. Ancak leylek (Ciconia ciconia) gibi o da akarsu ve
göllerin kıyısında bulunan sürüngen, kurbağa ve çeşitli böceklerle
beslenir. Özellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında büyük sürüler
halinde her iki tür de göç ederken birlikte görülebilir.
Küçük kumkuşu (Calidris minuta), ülkemizde üremeyen ancak göç
mevsiminde ve kış aylarında deniz, göl ve akarsu kıyılarında, taşkın
alanlarda, çamur düzlükleri ve kumsallarda barınan küçük bir kıyı
kuşu ve beslenmek için sığ sulara ve çamur düzlüklerine muhtaç…
Sukuşlarının
Evleri
Güzel ve gösterişli küçük balıkçıl türü, alaca balıkçıl
(Ardeola ralloides), bataklıklarda ve çamurlu nehir kenarlarında
yaşar ve diğer balıkçıl türleriyle birlikte kalabalık sürüler
halinde ağaçlara yuva yapar. Uzun kıvrık gagasıyla kılıçgaga
(Recurvirostra avosetta) su içinde gagasını sağa sola oynatarak
beslenir. Acı ve tuzlu göller, lagünler ve bataklıklarda yaşar.

Türkiye’deki en büyük ve koyu renkli deniz kuşu olan
karabatakları ise (Phalacrocorax carbo) her türlü sulak alanda
görmek mümkün. Özellikle kış aylarında büyük şehirlerimizin
bulunduğu kıyı şeridinde de yaygın görülebilirler. Üremek için su
içindeki ağaçları ya da kayalık kıyıları tercih eden kuşun yaşam
alanlarını ise artan yazlık konutlar ve azalan sulak alanlar tehdit
ediyor.
Büyük ak balıkçıl (Egretta alba) belki de kuruyan Orta
Anadolu topraklarından en çok etkilenen sukuşu. Geniş sazlıklarda
yuvalayan bu alımlı, beyaz ve yaklaşık bir metre boyundaki kuşu,
Türkiye sulak alanlarında görebilmek bugün kuş gözlemcilerini
oldukça sevindiren bir olay.
Sulak Alanlar
Azaldıkça…
Önemi son derece fazla olan bu eşsiz doğal yaşam alanları
artık birer 'kurak alan' olarak karşımıza çıkıyor. Yüzde 75'i
tarımsal projeler (sulama ve drenaj), yüzde 35'i endüstriyel ve
kentsel genişleme ve atıklar, yüzde 75'i yasadışı avcılık, yüzde
40'ı aşırı balıkçılık, yüzde 30'u aşırı otlatma ve yakma tehdidi
altında. Tropik ormanlardan sonra biyolojik çeşitlilik bakımından en
zengin alanlar olarak kabul edilen sulak alanların çoğu, gelişmiş
ülkelerde kurutularak yok edilmiş durumda. Türkiye, çoğunu kaybetmiş
olsa da hâlâ çok değerli sulak alanlara sahip.

Kuşların korunması ve yaşaması için sivil toplum kuruluşları
tarafından çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Kuş gözlemcileri her biri
birer Önemli Doğa Alanı olan bu alanlarda yaptıkları kuş gözlem
kayıtlarını birer birer
www.kusbank.org'a girerek bir veri tabanı oluşturuyorlar.
Böylece sulak alanlardaki sukuşlarının sayısını ve türlerini düzenli
olarak izleyebilme fırsatı elde ediliyor. Her kış yapılan sukuşu
sayımlarıyla da kuşlar için önemli olan alanların ve nesli tehlike
altındaki türlerin popülasyon değişimleri izlenebiliyor. Böylece
alanların ve türlerin koruma öncelikleri her yıl
değerlendirilebiliyor.

Yapılan çalışmalar neticesinde ise; çevresindeki biyolojik
çeşitliliğe bütüncül bir açıdan bakarak planlanan projelerle, hem
sulak alanlarımızın hem de can kaynağımızın yaşamaya devam
edebileceği ortaya çıkıyor.
Yazı: Eray Çağlayan
Foto: Aykut İnce
Kaynakça:
SkyLife - Aralık 2007
Eray Çağlayan ve
Aykut İnce'ye teşekkürlerimizle
Denizce

26.12.2007
|