|
“Osmanlı Gerilemesi” söyleminin yarattığı ağır ve sisli
atmosferin tesiriyle 18. yüzyıl, günümüz tarih araştırmaları
arasında bir anlamda imparatorluğun “kayıp yüzyılı” haline
gelmiştir. Aslında bu yüzyılın başlarından itibaren Osmanlıların
bir değişim ve dönüşüm çabasına girdikleri görülmektedir. İlk
göze çarpan çaba ise, donanmada kürekli gemilerden (kadırga)
yelkenli gemilere (kalyon) geçilmesi ve kalyonun artık Osmanlı
donanmasının asıl savaş gemisi olarak kabul edilmesidir. Osmanlı
denizciliğinin çağını yakalamaya çalıştığı bir dönüm noktası
olmasına rağmen bu önemli gelişme üzerine pek fazla araştırma
yapılmamıştır. Aslında Osmanlı tarihçilerinin imparatorluğun
deniz tarihine pek ilgi göstermediğini, yeterli sayıda ve
nitelikli araştırmalar gerçekleştirmediğini burada belirtmek
gerekir. Bununla beraber son zamanlarda gösterilen çabaların
tesiriyle gerek dünyada ve gerekse Türkiye’de ilginin deniz
tarihi konularına yöneldiğini görmekteyiz.
Mevcut Osmanlı deniz tarihi çalışmalarında imparatorluğun 15 ve
16. yüzyıllarda sahip olduğu güç nedeniyle bu iki yüzyıla
oldukça yer verilmekle beraber sınırlı sayıda araştırma ise 17.
yüzyılı konu almıştır. 18. yüzyıla ait çalışmalar ise genellikle
Çeşme Deniz Savaşı’ndan (1770) sonrasına özellikle III. Selim
dönemine yoğunlaşmaktadır.
Osmanlı deniz tarihi ile ilgili popüler birçok eser olsa da
kaynaklara ve özellikle arşive dayalı ilmî çalışmaların sayısı
pek fazla değildir. İsmail H. Uzunçarşılı’nın konuya dikkat
çeken çalışmasından sonra İdris Bostan’ın kullandığı arşiv
malzemesi ile öne çıkan eseri, 17. yüzyılda bir kurum olarak
Tersâne-i Âmire’yi ve onun işlevini ve buradaki gemi inşa
organizasyonunu incelemektedir. Bostan, kaleme aldığı bir diğer
eserinde ise Osmanlıların kullandıkları kürekli ve yelkenli
gemileri arşiv belgeleri ve bazıları ilk kez gün yüzüne çıkan
görsel malzemeyi kullanarak tanıtmaktadır. Ayrıca makalelerini
topladığı bir diğer eseri ise araştırmacılara yol gösterici
niteliktedir. III. Selim devri için en son araştırma Tuncay
Zorlu tarafından gerçekleştirilmiş olup, bu çalışma elinizdeki
kitabın devamı mahiyetindedir. Bunların yanı sıra son yıllarda
düzenlenen bazı sempozyumlar ve mevcut deniz tarihi birikimini
ortaya koymaya yönelik editoryal çalışmalar, Osmanlı deniz
tarihine giderek artan akademik bir ilginin varlığını göstermesi
açısından önemlidir. Sempozyum kitaplarında yer alan ve çeşitli
konuları ihtiva eden bildiriler zengin ve araştırılmaya muhtaç
bir sahanın varlığını göstermektedir.
Konusu Osmanlı denizciliği olan bir çalışmanın esas malzemesini
zorunlu olarak arşiv vesikaları teşkil etmektedir. Bu açıdan
bakıldığında Başbakanlık Osmanlı Arşivi, araştırıcıya büyük bir
vesika hazinesi sunmaktadır. 1701-1770 yılları arasında Osmanlı
kalyonlarını konu alan çalışmamız da büyük oranda bu arşiv
malzemesine dayanmaktadır. Esas itibariyle belge ve defter
koleksiyonlarından oluşan bu malzeme, deniz tarihi araştırmaları
için vazgeçilmez kaynakları teşkil etmektedir. Özellikle
Maliyeden Müdevver Defterler tasnifi içerisinde ayrı bir defter
serisi teşkil ettiği tespit edilen ve çalışmamızın esasını
oluşturacak bilgileri elde ettiğimiz Kuyûd-ı Mühimmât
Defterleri’ne ayrıca değinmek gerekmektedir. Muhâsebe-i Evvel
Kalemi’ne bağlı olan bir kâtip veya büro tarafından tutulan bu
defterler, Osmanlı Merkez Maliye bürokrasisi için hizmet
vermiştir. Kuyûd-ı Mühimmât Defterleri, kronolojik olarak
hazırlandıkları için araştırmacıya sene besene çalıştığı konuyu
takip etme imkânını sunması açısından çok değerlidir.
Tüm
bu malzemeden elde edilen bilgiler, bu kitabı oluşturan dört
bölümde değerlendirilmiştir. Birinci bölümde 18. yüzyılın
özellikle ilk çeyreğinde Osmanlı donanmasındaki değişim ve
dönüşüme dikkat çekilmiştir. Bu yüzyıl kendi şartları
çerçevesinde bize öncekilerden farklı bir tablo sunmaktadır. 18.
yüzyılın başlarında Osmanlıların, Avrupa’nın karşısına daha
güçlü çıkabilmek ve kaybettiği toprakları geri alabilmek için
özellikle askerî teknolojilerini geliştirme peşinde oldukları
görülmektedir. Özellikle deniz teknolojisindeki değişiklik, kara
ordusundaki değişimden çok daha önce kendisini göstermiştir. Bu
bölümde donanmanın yeniden yapılanmasının hangi şartlarda
gerçekleştiği incelenirken değişim ve dönüşümün öznesi olan
kalyonlar ön plana çıkarılmıştır.
İkinci ve üçüncü bölümde, donanmada kadırgadan kalyona
geçilmesine karar veren devletin bu yeni savaş enstrümanını
meydana getirmek ve kullanmak için gerekli malzemeleri kaliteli
şekilde ve kendi imkânlarıyla nasıl ürettiği incelenmektedir.
Özellikle ikinci bölümde ortaya konduğu gibi Osmanlı devleti,
yeni bir şekle kavuşan donanmasına gereken malzemelerin
üreticisi haline gelerek değişim ve dönüşüm konusundaki
kararlığını açıkça göstermektedir. Bu noktada halka da ağır bir
yük düşmektedir. Zira bu yeni tip savaş gemileri öncelikle
eskilerinden daha çok ahşap malzemeye ve yelken bezine ihtiyaç
duymaktadır. Üçüncü bölümde halkın işte bu yeni duruma karşı
sergilediği tavır ve yeni çalışma şartlarının yanı sıra kalyon
inşa ve teçhiz malzemeleri ile bunların hangi şartlarda elde
edildiği değerlendirilmiştir.
Nihayet dördüncü ve son bölümde ise kalyonların inşa gayeleri
olan deniz savaşlarına, personel ve mühimmatıyla nasıl hazır
hale getirildiği ve bunun yanı sıra donanmanın savaş dışında ifa
ettiği diğer görevler de ele alınmaktadır.
Bu
kitap, doktora tezi esas alınarak hazırlanmıştır. Bu vesileyle
tez danışmanım ve beni denizcilik ufkuna sürükleyen Prof. Dr.
İdris Bostan’a özellikle müteşekkir olduğumu belirtmek isterim.
Çalışmam sırasında bilgi ve birikimlerinden istifade ettiğim
Prof. Dr. Feridun M. Emecen ve Prof. Dr. Yavuz Cezar’a, ayrıca
arşiv malzemesiyle ilgili zorlukların üstesinden gelmemde bana
yol gösteren Doç. Dr. Fikret Sarıcaoğlu ve Doç. Dr. Mahmut Ak’a,
kitabı basan Küre Yayınları ve çalışanlarına, Tarih bölümündeki
mesai arkadaşlarıma ve her zamanki içten yardımları dolayısıyla
Başbakanlık Osmanlı Arşivi çalışanlarına teşekkür ederim.
Son
olarak tez süresi boyunca bana daima destek olan eşim Dr. Feride
Aydın’a teşekkür etmek benim için sevimli bir vazifedir.
Yusuf Alperen Aydın
Yazar
Hakkında
Yusuf Alperen Aydın, 1975 yılında İstanbulda doğdu. 1998′de
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun
oldu ve aynı sene Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi
olarak çalışmaya başladı. 2001′de kaydolduğu İ.Ü. Sosyal
Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı
Doktora Programı’ndan Osmanlı Denizciliği (1700-1770) başlıklı
teziyle 2007′de diplomasını aldı. Bu kitap Aydın’ın doktora
tezidir.
|