| |

Fiziğiyle ufak tefek ama oyunculuğuyla dev bir isimdi Suna
Pekuysal. Onca oyun ve ödülle çoğaltılmış yaşamının ardından son
yolculuğuna da hep istediği gibi, alkışlarla uğurlandı.
Asıl adı Suna Belener olan, 24 Ekim 1933 İstanbul doğumlu
Suna Pekuysal, sanat hayatına ilk adımını İstanbul Belediye
Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görmeye başladığında
atar. 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde
Kadri Ögelman'ın “Artist Aranıyor” adlı oyunuyla ilk kez sahneye
çıkan Pekuysal, üç yıl sonra dram bölümüne geçer. 1964 yılında
gazeteci Ergun Köknar ile evlenir ve 1973 yılında oğulları Sait Ali
Köknar dünyaya gelir. 54 yıl Şehir Tiyatroları'nda görev yapan
sanatçı, 24 Ekim 1998 yılında Şehir Tiyatroları'ndan emekli olur.
Ancak emeklilik ona göre değildir. “Sanatçının emeklisi olmaz.
Sahnede ölmek istiyorum” diyerek ömrünü sahnelere adar. Sanat yaşamı
boyunca 250'den fazla tiyatro oyununda rol alan sanatçı, 100'e yakın
sinema filminde rol alır.

Pekuysal, Ekrem Reşit Rey'in 1933 yılında kaleme aldığı; 1984
yılında Haldun Dormen'in İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahneye
taşıdığı Lüküs Hayat adlı müzikalde Zihni Göktay ile 14 yıl
aralıksız olarak oynar. Lüküs Hayat bir operettir. Birçok topluluk
tarafından sahnelenen bu oyun, 1950 yılında Ömer Lütfi Akad
tarafından da filme alınmıştır. 1984 yılından bu yana aralıksız
sahnelenen, Türkiye Cumhuriyeti'ni kültür yapbozunun en büyük
parçalarından biri olarak nitelendiren, Türk toplumunun Batı ile
yüzleşmesi ve bu çerçevede yaşanan gülünçlükleri sahneye taşıyan
Lüküs Hayat, geniş izleyici topluluğunca ilgi görmüştür.
Son Nefesine Kadar
Sanata Gömülü Bir Hayat
Onca oyun ve ödülle zenginleştirilmiş yaşamına 23 Temmuz'da
veda eden sanatçının ardından dostlarının ve yakınlarının
söyleyeceği çok şey vardı elbet...
Ama hepsinin ortak kanısı, Suna Pekuysal'ın neşe dolu ve
güleryüzlü bir insan olduğuydu.
Evinde geçirdiği kazadan sonra tedavi altına alındığı
hastanede kendisini ziyaret eden ve kendisiyle en son röportajı
gerçekleştiren Savaş Ay'la söyleşi süresince aralarında geçen
diyaloglar da Suna Pekuysal'ı özetliyor. “Ergun Köknar nasıl kaptı o
güzelim, o parlayan genç kızı?” diye soran Savaş Ay'a “zor oldu “
yanıtını veriyor Pekuysal. “Ben yönetmenin verdiğiyle yetinmem.
Kendi kendime derinlemesine çalışırım. Tarzım budur. Bir rolüm
vardı, diyalekt yapmam gerekiyordu. Rol arkadaşım olan Ergun'a
'Seninle aynı yöre insanını oynuyoruz. O bölgedeki ağzı ortak
tutturamazsak komik oluruz. Beni çalıştırır mısın?' dedim. Şaşırdı
ama çok hoşuna gitti. Fazladan çalışmak isteyen, işini ciddiye alan
biri var tiyatroda demek ki diye düşünüp sevindi. Sonra oyun
sahnelenmeye başladı. Bir gün tam oyunun ortasında repliğini yarıda
kesti, şöyle bir etrafa baktı ve bağırdı. 'Eyy ahali, ey
buradakiler. Hepiniz şahit olun ki, ben bu kızı tez vakitte Allah'ın
emriyle alacağım.' Herkes dondu kaldı. Hele ben, şoke oldum” diyor
Suna Pekuysal ve ekliyor; “Sonra nasip oldu işte. O koskoca, iri
kıyım adam, o kadar hassas, sevgi dolu, muhteşem biriydi ki… Hala
aklım, ruhum, sevgim onunla…”

“Dünya Çapında Bir
Oyuncuydu”
“Lüküs Hayat” operetinin yönetmeni Haldun Dormen de Suna
Pekuysal'ın inanılmaz bir oyunculuğu olduğunu ifade ederek, “Onun
tipinde, onun fiziğinde bir insanın sahneye çıkıp böyle bir mucize
yaratması olağanüstü bir şey. Dediğim gibi dünyanın her tarafında
binlerce oyuncu seyrettim, böylesini görmedim. Tekrar ediyorum,
Türkiye çapında değil, dünya çapında bir oyuncuydu” diyor.
Sinema ve tiyatro oyuncusu Göksel Arsoy, Pekuysal'la 45 yıla
dayanan muhteşem bir dostluğu bulunduğunu belirterek duygularını şu
şekilde dile getiriyor: “Setin neşe kaynağıydı. Çok temiz kalpli,
kendisine, karşısındakine ve topluma saygısı olan bir insandı. Hiç
kimseyle en ufak kötü bir diyaloğu, kimseye üzücü bir sitemi
olmamıştır.
Bu çok büyük bir mükemmeliyet.” Suna Pekuysal'ın Türk
sinemasına yaptığı katkıları hiç bir zaman unutmayacağını vurgulayan
Arsoy, “Bizim filmlerimizde halkın gözünde taht kurmamıza neden olan
insanlar, Suna gibi insanlardır.”
Türkiye'de bir oyuncunun bir ömür boyu aynı saygıyla
mesleğini götürmesinin çok zor olduğunu vurgulayan oyuncu Şemsi
İnkaya, “Suna Abla bunu çok iyi başardı, sonuna kadar başardı.
İnşallah genç arkadaşlar ondan çok şey öğrenmişlerdir. Çünkü bizim
mesleğimiz disiplin işi, saygı işi. Gençlerin bunu öğrenmeleri
lazım. En iyi örnek de Suna idi. Keşke sahnede daha çok kalsaydı”
diyor.
“Onun komedyen ruhunu, enerjisini, temposunu hiçbirimiz
yakalayamayız. İnşallah onun olduğu yere yıldızlar yağar. En son
Avrupa Yakası'nda beraber oynadık. Falcıyı oynadı. Geldiği dakikadan
gidene kadar hayat enerjisi hiç bitmedi. Hepimiz önünde saygıyla
eğildik. Yani, onu ne zaman düşünsem gülesim geliyor” diyen Hümeyra
ise, Pekuysal'ı tebessümle andığını söylüyor. Pekuysal'ın Lüküs
Hayat operetinden 14 yıllık rol arkadaşı olan Zihni Göktay Suna
Pekuysal ile sahnede ve sahne dışında çok iyi dost olduklarını
belirterek “Suna Pekuysal, Adile Naşit, Bedia Muhavvit gibi
sanatçılar çok ender yetişiyor. Bu ülkede sanatçı ender yetişiyor.
Sanatçı derken gerçek sanatçıdan bahsediyorum. Yoksa sanatçı çok...
Kendisine sanatçı ismini veren pek çok insan ayak altında dolaşıyor.
Onun için bu zor ve ender yetişen insanları korumak, kollamak lazım,
hem toplum hem de devlet olarak.”

Suna Pekuysal'a veda edilirken son sözü, oğlu Sait Ali Köknar
alıyor. Annesinin oynadığı sahneleri unutmadığını söyleyerek, “Onlar
benim parçam” diyen Köknar, konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Annem
beni huzurlu ve düzenli bir şekilde büyüttü. Şu anda Suna
Pekuysal'ın tek oğlunu görüyorsunuz, ben bir kişi değilim. Ben,
seyrettiğim her oyunla çoğaldım, özgürleştim. Tiyatroyla yaşamanın
ne olduğunu anladım, özgürleştim. Annem bana bir insan olarak neler
yapabileceğimi, sınırlarımı ve ufkumu anlattı. Tiyatro, roman,
edebiyat, kültür, sinema, bu yüzden bir çeşni değildir, bir
mecburiyettir. Bu sıkışık dünyada özgürleşebilmemizin bir yoludur.
Bana oyunlarıyla özgürlüğümü verdi. Suna Pekuysal ve Köknar'ın oğlu
olarak değil kültür ve edebiyatla büyümüş biri olarak
karşınızdayım... Bana bir değil birçok can verdi, sadece bana değil
herkese… Yaşaşın tiyatro, yaşasın Suna Pekuysal.” Güle Güle Suna
Pekuysal, güle güle Suna Abla...
Yazı: Aslı Özdemir
Foto: Muammer Yanmaz
Kaynakça:
SkyLife - Eylül 2008
Aslı Özdemir ve
Muammer Yanmaz'a
teşekkürlerimizle
Denizce

30.10.2008 |
|