|
Daha önceleri bu köşede su üzerine yazılar yayınlandı. Buğday
Bülten’inin internet sitesinde su ile ilgili bir haber okuyunca bu
hafta da yazı konusu su oldu. Önce haberi okuyalım.
“Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu
Emekçileri Sendikaları (KESK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları
Birliği (TMMOB), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Özgürlük ve
Dayanışma Partisi (ÖDP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Hareket
Partisi (SHP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Tüm Belediye
ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri (Tüm Bel Sen)’nin bir araya
gelerek oluşturduğu "Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu"
dünyada ve Türkiye'de suyun özelleştirme politikalarını protesto
etmek için Taksim’de bir eylem düzenledi.
Platform üyeleri suyu metalaştırma politikalarına karşı
çıkarken, 2009 yılında İstanbul'da toplanacak ve suyun
piyasalaştırma sürecini hızlandırmayı amaçlayan 5. Dünya Su
Forumu'na karşı da ortak mücadele çağrısında bulundu. Platform adına
açıklama yapan Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) İl
Koordinasyon sekreteri Tores Dinçöz, dünyanın canlı hayatının
sürmesi için en temel unsur olan suyun da özelleştirildiğini
belirterek, "Dünya halklarının ortak malı olan su ve su
kaynaklarının talan edilmesine ve sermayeye peşkeş çekilmesine izin
vermeyeceğiz" dedi. Suyun ticarileştirilmesi nedeniyle halkın temiz
su ihtiyacının karşılanamadığı ve gelecekte susuzluk tehlikesiyle
karşı karşıya kalınacağına dikkat çeken Dinçöz, "Geçimini tarımla
sağlayan milyonlarca insan geçim kaynaklarını kaybedecek. Bütün
bunlar göç, yığınsal işsizlik, çarpık kentleşme gibi ağır ve yıkıcı
etkilere neden olacaktır" dedi ve şöyle devam etti: "Önümüzdeki
dönemde önemli toplumsal mücadele konularından biri suyun
özelleştirilmesi ve metalaştırılması olacağı açık bir şekilde
görülüyor. Dünya Su Forumu tüm dünyada ve ülkemizde suların
özelleştirilmesini amaçlıyor. Suyun piyasalaştırma sürecini
hızlandıran su forumuna karşı gereken cevabı vermek, ülke ölçeğinde
güçlü ve kararlı bir birliktelikle mümkün olacaktır. Bunun için güç
birliği yaparak mücadele etmeliyiz.”
Küreselleşme gibi olumlu duygular uyandıran isim altında
aslında sermayenin sınırsız, denetimsiz, kuralsız ya da sadece kendi
kuralları çerçevesinde her yere nüfuz etmesinin olduğu artık gün
gibi açıkta. Sermaye maksimum kar edinebilmek için küreselleşme
dalgası ile birlikte önceden kamu hizmeti olan her alana
girmektedir. Belediye hizmetleri, sağlık hizmetleri, kamu finans ve
sanayi kuruluşları, madenler, enerji kaynakları vb… alanlar
sermayenin son gözdeleri olmuştur.
Sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesinden sıkça bahsederken
sanırım artık su kaynaklarının ve kullanımının da
ticarileştirilmesinden bahsetmeye başlayacağız. Nitekim zaman zaman
basında su kaynaklarının ekonomik değerleri ile ilgili haberler
okuyoruz. Bu tespitten sonra suyun bu ekonomik değerinin ancak
özelleştirildikten sonra yani sermaye kontrolüne geçtikten sonra
değerlendirilebileceği savının ileri sürüldüğünü görüyoruz. Yani
kamuoyu yavaş yavaş belki de hızlıca suyun özelleştirilmesine
hazırlanıyor.
Kamu hizmetleri, yurttaşın gereksinimlerine göre yapılanır.
Hizmeti yönlendiren kamuyu oluşturan yurttaşların, toplumun
gereksinimleridir. Sermayenin ürettiği hizmetlerin tek amacı vardır;
kar. Hizmeti kar elde etme amacı yönlendirir. Yurttaşların, toplumun
gereksinimi kar elde etmeyi sağladığı ölçüde sermaye için önemlidir.
Tersinden söylersek kar getirmeyen yurttaş gereksinimi, toplum
ihtiyacı, sermayenin ilgisini çekmez.
Bu gerçekler altında yaşamın kaynağı olan ve doğası gereği
kamunun denetiminde ve de kamu hizmeti olması gereken su kaynakları
ve dahi kullanımı; sermayeye devredildiğinde yurttaşların ve
toplumun gereksinimlerinden çok kar amacındaki sermayenin
gereksinimlerine göre işlem görecektir.
Sonuçların neler olabileceği hakkında yukarıdaki haberde
ipuçları mevcuttur.
Dr. Nedim İnce
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

26.08.2008 |