| |
|
 |
|
07.05.1861 - 07.08.1941
"Şair, Hümanist ve Kültürel Arabulucu"
Şair, dram yazarı, romancı, filozof, ressam ve müzisyen
Tagore, geleneksel Hindistan kültürüyle Batılı modernizmin
arabulucusu sayılmaktadır. Manzum başyapıtı için Tagore
1913'de Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. Çiftlik sahibi, Hindu dini reformcusu babanın on dördüncü
oğlu olarak Rabindranath Thakur (İngilizcesi: Tagore) adıyla
o zamanki İngiliz egemenliğindeki Hindistan'ın başkenti
Kalküta'da doğdu. Okula ancak kısa bir müddet devam etti. |
Dini ve dünyevi
düşüncelerini biçimlendiren babası tarafından eğitildi. 17
yaşına bastığında Brighton'da bir okula yazıldı. Eğitimini
yarıda bırakarak 1880'de Hindistan'a döndü ve burada ilk müzikli
dramını yazdı. 1883'te evlendikten sonra ailesinin malı mülküyle
ilgilendi.
1901: Özel Bir Okul
Kurması 80'li yılların ortasından sonra yazdığı çok sayıda şiir
kitabı, öykü ve dramlarını, birkaç gazetede çıkaran Tagore, tüm
yapıtları gibi, Bengal dilinde kaleme almış ve bir bölümünü
kendisi İngilizceye çevirmiştir. 1901 yılında sahibi oldukları
Santiniketan (Huzurun Evi) adlı çiftlik evinde aynı ad altında
kurduğu özel okul, 50 yıl sonra uluslararası devlet üniversitesi
olarak kabul görmüştür. Bu okul Tagore'nin yönetimi altında Doğu
ve Batı kültürleri arasında bir tür köprü haline geldi.
İngilizlere ait kolonilerdeki eğitim sistemini şiddetle
eleştiren, inanmış bir hümanist olan Tagore, Hint halkının
bağımsız bir bilincine kavuşmasına yardımcı olmak istiyordu.

1910: En Önemli Romanı
1903'te Cokher balı (Gözünde Kum) adlı Bengal dilindeki ilk
gerçekçi psikolojik romanı yazdı. Daha sonraki romanı
Naukadubi'de (Deniz Kazası, 1906) olduğu gibi, Tagore burada da
Hindu toplumunun aşka ve duygulara düşman zorlayıcı unsurlarını
irdeledi. En önemli nesir yapıtı olan Gora'da (1910) Tagore
siyasal ve dinsel alanda toleransı savundu.
1910'dan Sonra: Gıtanjali Dönemi
49 yaşında yayınladığı Gıtanjali (İlahiler) kendisine 1913'te
Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. Bu manzum başyapıtında
Tagore, Naibedya (Adak, 1901) ve Kheya (Karşıya Geçi, 1906) adlı
dinsel/ahlaksal şiir kıtalarıyla yaptığı gibi, halkını Hindu
değerlerini politikaya sokmaya ve vurgulamaya çağırdı. Bu yapıt
Tagore tarafından seslendirilmiş, şarkı biçimine dönüşen
çoğunlukla melankolik 115 şiiri (51'i tercüme edilmiş)
kapsamaktadır. Bu şiirlerde Tagore'un ana temaları olan Tanrı
özlemi, doğa ve aşk, kuvvetli felsefi bir sembolizmin etkisinde
mistik bir bütünlük olarak kaynaşmaktadır. Aynı konulara
sembolizmin etkisinde yazdığı Dakghar (Postane, 1912) adlı
dramında ve Gitimalya (Şarkılar, 1914) ve Gitali (Şarkılar
Dizisi, 1914) adlı lirik derlemelerinde de rastlanmakta. Lirik
ve felsefi yapıtı 28 cildi kapsayan Bengal edebiyatının
yenileyicisi Tagore, izleyen yıllarda yurdunda bir aziz gibi
ululandı.
|
 |
|
20'li Yıllar: Hümanist Yapıtları
1912'de Jibansmriti (Yaşamdan Anılar) adlı anı kitabı
yayınlandı. Bunu izleyen yıllarda ABD ve Avrupa'da nasyonalizm
ve Batı kültürüyle Asya kültürünü kaynaştırmaya yönelik hedefini
anlatan konferanslar verdi. 1915'te İngiltere Kralı tarafından
"Sir" asalet unvanıyla taltif edildiyse de Amritsar Katliamını
protesto etmek için bu unvanı dört yıl sonra iade etti.
Bundan sonraki romanlarında, örneğin Ghare-Baire (Ev ve
Dünya, 1916) adlı romanında yaptığı gibi, bütün ırk ve
sınıfların dayanışmasını istedi. Bunun dışında bir taraftan
insanın saygınlığını, diğer taraftan toplumun giderek
teknikleşmesini ve totalitarizmi işledi yapıtlarında. İnsana
düşman olan bu tür gelişmelerle savaşın da sonunda Tagore'un
hümanizmi kazanıyordu. Phalguni (Baharın Dönüşü, 1916) ve
Raktakarabi (Kırmızı Zakkum, 1924) adlı dramlarında olduğu gibi.
|
30'lı Yıllar: Ressam
30'lu yıllarda ressamlık yapan Tagore aynı zamanda, bir
bölümü kendisi tarafından bestelenen şiir ve şarkı derlemeleri
çıkardı. 1940 yılına kadar çoğu fantastik masal yaratıkları
içeren yaklaşık 2.000 tablosu, tıpkı sonraki geç dönem edebi
yapıtları gibi, Tagore'un ekspresyonizme dönmesinin kanıtıdır.
Son romanı Car adhyay (Dört Bölüm, 1934) bir kez daha aşk
konusunu işlemektedir.
Faşizm tehlikesinin ve dünya savaşı tehdidinin giderek daha
büyük boyutlara varmasıyla Tagore, bir kez daha politik
çalışmalarına hız verdi. 1941'de yayınladığı Sabhyatar sankat
(Uygarlık Buhranı) adlı deneme yazısında ifade ettiği gibi, Nazi
Almanyası’na şiddetle karşı çıktı. Tagore aynı yıl içinde 80
yaşında Kalküta'da öldü. 1911'de yazdığı "Bütün insanların
ruhlarının tek hakimi sensin" adlı şarkısı 1950'de Hindistan'ın
ulusal marşı oldu.
Kaynakça:
Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
|
|