|
Taksisi ile cadde ışıkları altında yol alıyordu. "İki-üç
müşteri daha bulursam eve dönüp uyuyacağım." diye düşündü,
yorgundu. Taksisine bir an sevgiyle baktı, mırıldandı; "Ekmek
teknem"
Gözü önce yolda sızmış bir sarhoşa sonra da çöpleri
karıştıran birine takıldı. Kendisini kıyasladı sevindi; "İyisin,
iyisin!. . "
Saatine baktı, bir Of çekti, "Bir müşteri çıksa artık, boşa
dolanıp duruyorum."
Ertesi gün abisine gidecekti, erken kalkacağı için, evine
erken dönmek istiyordu. Fakat herşey insanın istediği gibi
gitmiyordu ki.
İçinde hafif bir öfke ile abisini düşündü; "Ah!. . abi,
bırakmadın şu kumarı, borçlanırsan tabi yakana yapışır
tefeciler."
Bir daha derinden of çekti, "Gerçi parayı bu gün bul diyordun
ama olmadı, sabah borç-harç parayı bulup seni tefecilerden
kurtaracağım ama böyle devam edersen beni de yakacaksın, aileni
de !. . "
Tam böyle düşüncelere dalmışken tali yoldan çıkan bir adamın
el salladığını gördü, sevindi. Taksisiyle hemen adamın önünde
durdu. Adam taksiye bindi ve telaşla anlatmaya başladı; "Lütfen
acele edin, şu ara sokakta". Taksici rahatsızlanan birini
alacaklarını zannetti ama adam konuşmaya devam ettikçe canı
sıkıldı; "Aman Allahım, korkunç birşey adamı dört yerinden
bıçaklamışlar. Adam nerdeyse kan kaybından ölecek. Kimse yardım
etmiyor, herkes toplanmış seyrediyor. Ne kadar duygusuz,
umursamaz bir toplum olduk, seyrediyorlar!. . " Taksicinin
canı sıkıldı; "Arabam kan içinde kalacak." diye düşündü. Diğer
adam devam ediyordu; "Hele iki araba yaralıyı almayınca şok
oldum, hâlâ inanamıyorum. Düşünebiliyor musunuz? Bir adam kan
kaybından ölmek üzere ve iki araba gaza basıp gidiyor.
Düşündükçe deli oluyorum. Hah geldik, yaralı olan şu kalabalığın
içinde". Taksici yumuşak bir sesle"
Hadi siz yaralıyı getirin, ben de arabanın yönünü çevireyim
de vakit kaybı olmasın". "Tamam" diyerek adam indi, kalabalığın
arasına koştu, bağırdı; "Açılın, açılın taksi geldi". Ama daha
yaralının yanına varmadan uzaklaşan araba sesiyle irkildi, hızla
döndü; plakası görünmesin diye ışıklarını söndürmüş halde
taksinin hızla uzaklaştığını gördü. İçinde birşeylerin koptuğunu
hissetti, ağlar gibi bir sesle inledi; "Yarabbim!. . Yarabbim!.
. Ne oldu bize, ne oldu? " olduğu yere ümitsizce çömeldi.
Taksici dikiz aynasından geriye son bir kez baktı,
bağrışmalara küfürlere aldırmadan tekrar gaza bastı. "Bana ne
yav, işin yoksa yaralıyı al, arabayı kirlet. . . başka taksi mi
yok? Nasıl olsa şimdi bir tane bulurlar."
Vicdanını da susturduktan sonra cebinden çıkardığı yabancı
sigaradan bir tane yaktı. Sonra kendince bir espiri yaptı; "Hem
işin ne ta buralarda? Rica etseydin katillerden, seni hastane
önünde filan bıçaklasalardı. "
Gözü elindeki sigaraya takıldı; "Ulan biz hakkaten geri
kalmış ülkeyiz be, adamlar kendi ülkelerinde çoğu mekanda
yasaklıyorlar bu mereti, bizim yasaklamamıza müsade etmiyorlar.
Eee onlar da haklı, kendi insanları gözünü açmış, biz de
akıllanırsak nereye satacaklar. Ulan, sigaralar bu kadar
pahalıyken tarlada domatesini bin liraya satamayanlar varmış."
Sonra keyifle bir nefes daha çekti, "İç aslanım, iç
Amerika'ya senin de katkın olsun. "
El sallayan bir müşteri görünce düşüncelerinden sıyrıldı.
"-Hah müşteri dediğin böyle kılığı düzgün olacak, bahşiş bile
bırakır. "
Taksici o gece bir süre daha çalıştıktan sonra evinin yolunu
tuttu. İçi huzur dolu evine yaklaşmıştı ki evinin önünde
bekleşenler olduğunu gördü. Meraklandı. Arabasını garaja çekip
daha sonra ne olduğunu öğrenmek istedi ama bir komşusu onu
durdurdu; "-İstersen arabayı yerleştirme, lazım olabilir. "
Şaşkın indi, kapının önünde ağlaşan hanımı ve çocuklarına
yaklaştı; "-Ne oluyor? " Hanımı ağlayarak boynuna sarıldı;
"-Abin öldü. " Baştan aşağı titredi, "-Abim mi? . . . nasıl?
" "-Bıçaklamışlar, kan kaybından ölmüş. " Taksicinin içi
korkuyla sarsıldı; "-Nerede, ne zaman? " Karısının cevabıyla
yıkıldı. Gözünde farlarını kapatarak kaçtığı sokak ve kalabalık
canlandı; kalabalığın içinden kanlar içinde tanıdık bir yüzün
kendisine baktığını görür gibi oldu. Baygın yere yığıldı. . .
Ahmet Ünal Çam'a
teşekkürlerimizle
Denizce

02.05.2009
|