e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Tarih Bilmeyenlerin Hali

 Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün    

 

 

 "Tarih bilmeyen ebediyyen çocuk kalır" diyor düşünür CİCERO...

Çiçero’nun bu çarpıcı sözüne yeni rastladım ve durup durup düşünmek zorunda kaldım.

Bu sözün anlam derinliğini araştıranlar tarihin ortaya koydukları ile yetinmeyen insanoğlunun nasıl da trajikomik durumlara düşebildiğini sanırım daha iyi kavrayacaklardır. Tarih tekerrür ediyor diye dert yananlara tavsiyem bu sözü bilgi dağarcıklarına almaları ve sıkça anımsamalarıdır.

Aslında tarih tekerrür etmiyor, aksine zaman içerisinde yaşananların olduğu gibi kaydedilmesine olanak tanıyor. Peki, o halde tarihin tekerrürü nasıl gerçekleşiyor? İnsan eliyle, hem de en kötüsü, tarih bilmeyenler sayesinde…

Çocukluk ve gençlik çağımda hep tarihsel konulara ilgi duymuştum. Derslerde bunlara değinen hocalarımızın aktarımlarını can kulağı ile dinlerdim. Ancak eksik bir şey vardı. Kimse bu tekerrür konusuna değinmez, geçiştirir, tarihsellik adeta bir masalımsı havaya bürünürdü. Masallar nesilden nesile tekrar edebilir. Ama ya tarih? Tarih masal değildir ve olmamalıdır da… Tarihi masal olarak görmeye başlayanlar aynısını dinlemeye razı olmuşlar demektir.

Tarih, geleceğe uzanan yolun kendisidir aslında. Tarihin her zaman diliminde farklılaşmasını sağlayan bu yol üzerinde yaşananlardır. İnsanoğlu uzun tarih yolunu kat ederken tekrar gerisin geriye dönmemesine rağmen yine de tarihin tekerrür etmiş olduğuna hayret içinde bakakalır. Oysa tarihte yaşananlar farklı farklı biçimlere girmiş şekil ve görüntülerden ibarettir. Sıradanlık tarihe göre değildir. Tarihi sıradanlaştıran insanın, özellikle de tarih bilmeyen insanın ta kendisidir.

Tarih bilmeyenler kimdir peki? Bu üzerinde pek kafa yorulmayan bir sorudur? Cevabının tek olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Birkaç tanesini sunalım dilerseniz: Tarihi makaleleri okumayan, tarihi olaylarla uzaktan yakından ilgilenmeyen, tarihi bir masal gibi gören ve en önemlisi tarihi olayları okuduktan sonra bunlar hakkında yorum yapamayan kişiler tarih bilmeyenlerdir.

Yeri gelmişken, tarih ile etiği bir anlamda aynı düzlemde değerlendirmeyi oldukça anlamlı buluyorum. Tarih ve etik… Birbiri arasında gizli bir birliktelik söz konusu. Tarihi bilen onu etiğe uygun şekilde ele almalı ve haksızlık yapmadan değerlendirebilmeli. Tarih ile ilgilenen etik öğelerden vazgeçmeden bu görevini sürdürmeli. İşte, belki de bundandır ki, akademik çalışma alanım olan tıp tarihi ile tıp etiğini ayrılmaz bir ikili olarak görüyorum.

Unutmamalıyız ki, tarih asla cahil bırakmaz! Mutlaka gerçeği bir şekilde ve bir boyutta bizlere öğretir. Tabii ki, ders alabilenlere…

 


Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün'e teşekkürlerimizle

Denizce

09.04.2009