|
Dün
televizyonda Boutros-Ghali eski BM genel sekreterinin bir
röportajını dinledim. Bize soruyordu: "Global sorunlar, ulusal
politikalarla çözülebilir mi?" Ve sonra cevabını kendi
veriyordu. "Çözülemez. Sorunlar global ve bu sorunlara çözüm
ancak demokratik, global yollardan bulunabilir. Ülkeler
sorunların sadece kendi ülkelerine özel olduğunu sanıyorlar ama
yanılıyorlar."
Bu
röportajdan beri düşünüyor ve hak veriyorum. Örneğin tarıma ve
sorunlarına bakalım:
1-
Tarımsal üretici her geçen yıl fakirleşip kente göç etmek
zorunda kalıyor
Acaba sadece kendi ülkemizde yapacağımız düzenlemeler bu durumu
önleyerek üreticilere sağlıklı bir gelir, kırsalda iyi imkanlar
sağlayarak şehre göçü önleyebilir mi? Ben sanmıyorum. Bizler
göçün en önemli sebeplerinin ekonomik olduğunu düşünsek de bunun
sosyal, kültürel, ekolojik sebepleri var.
Örneğin televizyonlarda, filmlerde, dizilerde farkında olmadan
sürekli övülen ve sadece hayatta tek gerçek özneymiş gibi
pazarlanan şehir insanı ve şehir hayatı değil mi? Sadece bu bile
göçün önemli sebeplerinden biri ve bu bir sorun ise ulusal
çabalar bu sorunu çözmekte kısır ve güdük kalacaktır.
2-
Et fiyatları yükseliyor
"Aman canım, et fiyatlarının yükselmesi sadece Türkiye'nin
sorunu" dediğinizi duyar gibiyim. Ama öyle değil aslında. Bu da
global bir sorun. Gelin görün ki bu sorunun ilk olumsuz etkileri
tarımsal, coğrafi, sosyolojik şartlarımız sebebi ile Türkiye'de
kendini gösterdi belki. Dünyada insan nüfusu artıyor. Tarım
alanları, çayır ve meralar küçülüyor, kırsaldaki tarımsal üretim
yapan insan nüfusu kentlere akın ediyor ve kentleri dolduran bu
kesim sürekli gıdanın ayağına kadar gelmesini ısrarla talep
ediyorken hayvansal ürün fiyatlarının artmaması mümkün mü?
Çeşitli güçler, çeşitli hastalık ve verim korkuları ile köy
hayvancılığını bitirip,
yerine ıslah edilmiş ve ucuz yerel besinleri tüketemeyen; bakımı
zor, pahalı ve uzmanlık isteyen; genetik olarak bu topraklara
uygun olmayan aşırı ıslah edilmiş hayvanlarla endüstriyel
hayvancılığı bizlere dayatırken,
yerel ve sürdürülebilir bir hayvancılık politikası yürütmek
mümkün mü?
Şimdi et ithal ediyoruz. Bu etleri getirdiğimiz ülkedeki
insanların sofralarına et daha pahalıya gelecek artık. Hatta
bazıları alamayacak belki. Türkiye'den aldığımız nefes
Arjantin'i etkiliyor yani. Buradaki sorun çözülmemesine rağmen
orada bir sorun oluşuyor. Eski BM genel sekreteri bunu da
söylemişti. "Mevcut yerel çözümlerde 2 grup hep ezilir: Zengin
ülkeler tarafından görmezden gelinen fakir ülkeler ile zengin
ülkelerde yaşayan ve görmezden gelinen fakir kesim."
3-
İşsizlik artıyor
Yine
Boutros-Ghali diyordu ki: "İnsanın bir evi, karnını
doyuracak yemeği ve bir işi varsa gerçekten özgürdür. En azından
bunlara sahip olmayan bir insan için özgürlükten bahsedilemez."
Buna katılıyor ve soruyorum Türkiye' de gerçekten özgür kaç
insan var diye?
Makineler her geçen gün insanların yapacağı işgücünü emmeye
devam ederken ulusal olarak bulacağımız çözümler işsizliğin
önüne geçebilecek mi?
Diyelim kısmen bulduğumuz işsizlik çözümleri sonrası dünyadaki
onlarca fakir ülkeden akacak insan ordularını ne yapacağız?
Onlara da iş bulabilecek miyiz?
Peki
tüm dünya bir araya gelse de "çalışma saatleri haftada 25 saate
düşsün" diye karar alsa?
Ya
da daha güzeli, sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak
çalışan insanlara (sivil toplum kuruluşlarında her zaman ve
herkese yetecek kadar iş vardır) uluslararası bir fon maaş
ödese? İmkansız mı dersiniz? Bence hiç değil.
Daha
bunları çok çeşitlendirebiliriz.
Mesela hiç önemsemediğimiz ancak aslında gerçek anlamdaki en
önemli sorun olan küresel ısınma ile baş etmek için, insanlığın
dünya çapında kararlar alması dışında bir seçeneği var mı? 350
hareketi ile ilgili bir bilgi:
Eğer
atmosferdeki karbondioksit oranı 350 parça/milyona indirilemezse
yeryüzünde yaşamın sürdürülebilmesine olanak sağlayan hassas
denge ve yapı tamamen kaybolacaktır. Dünyanın eski halini
koruyabilmesi için atmosferdeki karbondioksit miktarının 350
parça/milyonun altında tutulması gerekmektedir. (Kaynak:
http://iklimhareketi.blogspot.com/2009/09/350-ne-demek.html
Erişim: 12.07.2010)
Bu
durumda ülkelerin tek başlarına aldıkları kararlar etkili
olabilir mi? Dünyada yaşamın sürdürülebilmesi adına atmosferdeki
karbondioksit oranın 350 parça/milyona indirilebilmesi, ancak
tüm dünyanın ortak alacağı bir kararla gerçekleşebilir.
Bir
de anlaşılmaz ötesi savaşlar ve silahlar var. Tüm dünya bir
araya gelse ve silah üretimini yasaklasa... Kim ne ile
savaşacak? Hem silahlara harcanacak paradan oluşturulacak fon,
yukarıda bahsettiğimiz sivil toplum kuruluşu çalışanlarına maaş
olarak ödenerek işsizliğe ve sosyal, ekolojik ve ekonomik
sorunlara yereli koruyan global bir çözüm bulunur.
Teşbihte Hata Olmaz
Ben
bir tarımcı olarak dünya meselelerini bazen tarımsal olaylara
çok benzetiyorum. Örneğin global sorunlara ulusal çözümler
meselesi de böyle. Bakınız:
Büyük bir ovada 100 üretici tarafından mısır tarımı yapılıyor ve
diyelim bunlardan biri de sizsiniz. Okudunuz, araştırdınız,
soruşturdunuz, çeşit çeşit uzmanlar getirdiniz ve gördünüz ki
toplamda sizin ve herkes için en faydalı yöntem sürdürülebilir,
kimyasalsız (tarımsal ilaçsız), suni gübresiz, hibrit tohumsuz
ve hatta yapay sulamasız bir üretim.
Bu
amaçla ilk olarak tarım ilacı kullanmayarak sağlam bir entegre
mücadele* uygulaması yapmaya başlıyorsunuz. Öncelikle kültürel
mücadele (tampon mesafe bırakma, sulama vs.); fiziksel
mekaniksel önlemler (zararlı böcekleri toplama, böcek bankaları
oluşturma vs.); biyolojik mücadele (zararlı böcekleri yiyen
canlılar salma); biyoteknik mücadele (zararlı böcekleri hasta
eden mikroplar salma) gibi mücadele imkanlarını araştırıp en
uygun olanları en iyi şekilde uyguluyorsunuz.
Ancak bu kadar araştırmacı, aydın ve doğruları uygulayan biri
olmanıza rağmen başarılı olmanız maalesef çok zor. Çünkü bir
bitki zararlısına karşı bir ovada 99 üretici ilaçlama yapıyor ve
tek kişi ilaçlama yapmıyor ise şunlar olur:
1-
Uzmanların da yönlendirmesi ile diğer üreticiler "sen
ilaçlamazsan böceği yok edemeyiz. Senin bahçende yuvalanır,
ilacın etkisi geçince bizim ürünlere zarar verir." diyerek baskı
yaparlar ki doğrudur. (Ayrıca böyle bir durumda zararlı böceğin
ilaca bağışıklık geliştirmesi de kolaylaşır.)
2-
Baskıya rağmen ilaç atmazsanız gerçekten ovadaki ilaçlamadan
kaçan en güçlü zararlı böcekler, sizin tarlanıza toplanıp
mahsule normalinde yapacağının çok ötesinde zarar verebilir.
Oysa
tüm ovadaki tüm üreticiler bir araya gelip entegre mücadele ve
sürdürülebilir tarım konusunda karar alsalar başarılı ve verimli
bir tarımsal üretim yapmayı mutlaka başarırlar. Ve bu durumda da
99 üretici sürdürülebilir tarım-entegre mücadele, 1 üretici
kimyasal tarım yapmak istese bu da olmaz. Bu kişi yaptığı
ilaçlama ile, 99 kişinin gözü gibi baktığı bitki zararlısı
böceğin avcısı olan böcekleri öldürerek diğer tarlalarda
zararlının etkisinin baskılanmasını zorlaştırır.
İşte
dünya siyaseti de bence bir ovada tarımsal üretim yapmak gibi.
Hep
beraber hareket edilmediği sürece sizin bireysel olarak en
doğruyu yapmanız bir şey ifade etmiyor.
Ulusal Çabalarda Çok Başarılı Olursak
Diyelim ki ulusal politikalarımızda çok ama çok başarılı olduk.
Ulusal olarak o kadar çok çabaladık, didindik ki en sonunda
(dahası yok) dünyanın süper gücü olduk. Sizce bu başarı mı?
Değil. Belki en kötüsü bu. Çünkü bilinen tüm insanlık tarihi
göstermektedir ki dünyadaki tek süper güç olan tüm milletler
zamanla yozlaşır ve çöküşe geçer.
Yani
başarılı olmanın da bir ödülü yok. Hatta tam tersi cezası var...
****************
Açıkçası tarım ve diğer alanlarda mevcut onlarca sorunumuzun
gerçek çözümü asla ulusal olarak göstereceğimiz performansa
bağlı değil.
Her
ne kadar tüm makaleyi bir kişinin röportajı üzerinden yazmış
olsam da sanırım buna kendisi kızmaz. Dinledim, feyiz aldım,
düşündüm ve paylaşıyorum. (Keşke tüm politikacılar böyle
olsa...)
Bu
kadar paylaşmışken son olarak eski BM genel sekreterinin şu
sözlerini de aktarayım: "Önümüzdeki on, yirmi, otuz en geç elli
yılda büyük bir değişim, dönüşüm yaşanacak. Ve bu dönüşüm,
geçmiş elli yılda olandan çok daha güçlü bir dönüşüm olacak. Bu
dönüşüm en temelinde insanlığın, global sorunlara yerel çözümler
bulunamayacağını anlaması ile olacak."
Saygı ve sevgilerimle
Hakan Ozan
Erzincanlı
*Entegre Mücadele: Kültür Bitkilerinde zararlı
türlerin popülasyon dinamikleri ve çevre ile ilişkilerini
dikkate alarak, uygun olan bütün mücadele metotlarını ve
tekniklerini uyumlu bir şekilde kullanarak, bunların
popülasyonlarını ekonomik zarar seviyesini altında tutan bir
zararlı yönetimi sistemi. (Kaynak: Entegre Mücadele Projelerinin
Yürütülmesi Hakkında Talimat)
Kaynakça:
http://www.tarimsal.com
Hakan Ozan Erzincanlı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

13.07.2010
|