http://www.yankiyazgan.com
Televizyon kanalları kriz sebebi ya da bahanesiyle en düzgün
programlarını (en az seyirci ve para getiren) kaldırmaya
başladı. Gazetelerde de benzer uygulamaları görebiliriz. Bir
mesaj vermem gerekirse, “topluma kötü örnek oluyorlar”.
Gerekçeler arasında, okurların daha az gazete almaya başlaması
(“sizin kabahatiniz”) ön sırayı alabilir. Okurlar, gazete
almaktan vazgeçmekle kalmayıp, zaten almadıkları kitapları
almamak için yeni bir lokantada yediği yemekten, içtiği içkiden,
kahveden feragat ettiğinde ise, mutsuzluk zinciri uzayıp
gidecek, yemediğiniz yemek, içmediğiniz kahve ya da içkiden elde
ettiğiniz tasarruf inanın buharlaşacak. Peki, tasarruf etmeye
nereden başlamalısınız? Hayatınızdaki fazlalıkların, olmadığında
tadınız kaçmayacak şeylerin listesini ben yapamam. Ama, kitaba,
yemeye içmeye yan gözle bakmamanız için uyarırım. Söylemedi
demeyin.
Tasarruf karın doyurmaz. Siyasi liderlerin ilk yapacağı
tasarruf tabii ki kendi bileklerinin haklarıyla eriştikleri
konumun getirdiği görkem ve şatafattan vazgeçmek olamaz. Bilim
ve sanat, kendini ifade ve hakikatin dayatılan kalıplar
dışındaki biçimlerini arayışın bu en incelmiş yolları ilk gözden
çıkarılan, zaten eğreti durdukları siyasi bütçelerden ilk
tasarruf edilen olabilir. Sanat ya da bilim karın doyurmaz,
malum. Yapılan tasarrufla kimin karnının doyacağı ise, malumdur.
“Sayın başkan”. Bilim dünyasından Amerika B.D. başkan
adaylarına seslenen mesajlardan bir tanesi ilgimi çekti:
“Seçilecek başkanın beynini kullanan insanların toplumsal
statüsünü yükseltmeyi bir vatan borcu bilmesini diliyorum.
Hollywood’dan Beyaz Saray’a birçok yerde, cehalet ve aptallık,
ya sevimli bir komiklik ya da hayranlık uyandırıcı bir
kabadayılık gibi gösteriliyor. Entelektüellere düşmanlık,
Amerika’ya düşmanlıktır. Şaklabanlara bilginlerinden daha çok
saygı gösteren ülkeler, eninde sonunda yok olup giderler. Bilim
insanlarını “dünyadan kopuk” ya da “entel dantel” yaftalarıyla
aşağılamak yerine, bilinmeyeni keşfetmeye, gerçeklerle
yüzleşmeye cesaret eden bu insanlara değer verin. Daha fazla
para, daha fazla tanınma ve ses duyurma imkanı, daha iyi
elbiseler, daha fazla seks ve şöhret başlarına vurduğunda bedava
psikoterapi olanağı verin.” Matthew Chapman, ScienceDebate 2008
kampanyası öncülerinden, yazar (New Scientist, 4 Ekim 2008).
Yorum yok.
Kötü emel. İnternette yazılarımı iki ayrı yerde muhafaza
ediyorum:
www.yankiyazgan.com , daha
ziyade uzun yazılar, bilimsel sunumlar, konuşma özetleri.
İkincisi ise,
www.yankiyazgan.blogspot.com
adresindeki blog. Burada kısa notlar, anılar, gündelik sıradan
durumlar üzerine yorumlar ve çizimler yer alıyor. Artık bu blogu
TC yurttaşları okuyamayacak. Sadece bu blogu değil, blogger adlı
site tarafından yönetilen her türlü blog’a (blogspot uzantılı
olanlar) erişim Diyarbakır’daki bir mahkeme tarafından
yasaklandı. Bu konuda garip bir durum, bazı devlet
kurumlarındaki bilgisayarlardan, örneğin Milli Eğitim’e bağlı
olanlar, her türlü bilim dışı propagandanın yapıldığı siteye
erişilebilirken, blogger.com üzerindeki bloglara bir süredir
zaten erişilemiyor olmasıydı. Bir hafta kadar önce bir öğretmen
okurum, bloguma işyerinden erişimin engellendiği uyarısını
gördüğünde önce bana yönelik bir kısıtlama diye düşünerek bana
yazdığında durumu fark etmiştim. Blogger’daki bütün bloglara
erişim önlenerek, acaba neyi, hangi zararı önlediğini,
önleyebileceğini düşünüyor, yasaklayan ya da yasaklansın diye
başvuran....Tabii, bütün bu yasaklar kötü emelleri olanlar
yüzündendir, mutlaka. Ah, kötü Emel ah.... Şu Emel’i bir bulsak.
Mesaj: İfade etme, kendini anlatma özgürlüğünden tasarruf
ederek, zengin olunmaz; sadece, iyice ve kesin olarak
fakirleşilir.