|
23 Nisan 1944 tarihinde ABD’de Electric Boat Co. tarafından
inşa edilen BALAO sınıfı 1500 tonluk bir denizaltının denize
indirme töreni yapılıyordu. O dönem için yeni bir teknoloji
ile gövdesi güçlendirilmiş çelikten imal edilmiş, bu gövdesi
ile 120m derinliğe dalabilecek şekilde dizayn edilmişti.
Denizaltıya Atlantik kıyılarında yaşayan bir cins balığın
ismi verilmişti “BLOWER”. Gemi denizde devam eden işlerin ve
tecrübelerin ardından 10 Ağustos 1944 tarihinde 325 borda
numarası ile ABD donanmasına katılarak göreve başlamıştı.
USS Blower, neredeyse ilk görevinde, Florida’dan Panama’ya
intikal ederken sabaha karşı bir devriye botu ile çarpışarak
baş üstü ve sancak pervanesinden hasar almıştı. Onarımı
tamamlandıktan sonra 17 Ocak 1945’te savaşın sonuna kadar
Pearl Harbour’da üsleneceği cephe görevinde kaldı. Savaş
süresince yaptığı devriye görevlerinde attığı torpidoların
hiçbirinin hedefi vurmadığı ABD deniz kuvvetlerinin
kayıtlarından anlaşılacaktı. USS Blower, 15 Haziran 1945’de
yine bir devriye görevinde Çin Denizi’nin güneyinde bir
Japon denizaltısı ile çarpışarak ikinci kazasını yapıyordu.
Savaş bitiminden sonra 1950 yılına kadar Pasifik
donanmasında görev yaparak, inşasından sonra tekrar vatanı
ABD’ye ilk dönüşü 1950 yılı oldu. Ülkesine döndüğü aynı yıl
Amerikan askeri yardımı kapsamında Türkiye’ye verilmesi
kararlaştırılan iki denizaltıdan biri olarak üsse bağlandı.
325 borda numaralı USS Blower’a DUMLUPINAR, 333 borda
numaralı USS Bumper’a ÇANAKKALE isimleri verilen
denizaltılara 16 Kasım 1950’de törenle Türk bayrağı çekildi.
Bu iki denizaltı Amerika’dan Türkiye’ye kadar Türk personel
ile gelen ilk denizaltılar olarak 18 Aralık 1950’de
İstanbul’a ulaştılar.

TCG DUMLUPINAR aslında donanmamızda bu isimde ikinci
denizaltı idi. İlk Dumlupınar, İtalya’da inşa edilmiş
1931-1949 yılları arasında donanmada görev yapmıştı. 1937
yılında Haydarpaşa yakınlarında suüstü seyrinde bir İtalyan
gemisi ile çarpışması sonucu baş tarafından hasarlanmıştı.
Ocak 1953’de bir NATO tatbikatı nedeniyle gittiği İtalya’nın
Taranto limanından ayrılırken TCG DUMLUPINAR Türk bayrağı
altında ilk kazasını yapıyor ve TCG GÜR denizaltısına
yaslaması neticesinde yine sancak pervaneleri hasar
görüyordu. Hasarlı pervane Gölcük’te onarıldı… 12 Şubat
1953’de ise bu defa Gölcük Üssü’nde bu defa TCG SAKARYA
rıhtımdan avara ederken TCG DUMLUPINAR’a sürtüyor, TCG
DUMLUPINAR’ın bu defa iskele pervanesi hasar görüyordu.
Aynı yıl, Mart ayında bir NATO tatbikatından dönen TCG
DUMLUPINAR, üsse avdetinden bir hafta geçmeden 1 Nisan 1953
tarihinde TCG I. İNÖNÜ ile birlikte 3 günlük başka bir NATO
tatbikatına katılmak üzere seyre kalkıyordu. Her iki gemiye
de tatbikatta Sovyet denizaltısı rolü verilmişti.
031730NIS’da tatbikatın bittiği mesajı denizaltılara ulaşmış
ve gemiler geri intikale geçmişlerdi.
Ve 4 Nisan 1953 Cumartesi:
Nara Burnu önlerinde, Çanakkale Boğazı’nın en dar ve en
kritik dönüş yerinde vardiya saatleri 02:15’i gösterirken
İsveç bandralı NOBOLAND şilebi, TCG DUMLUPINAR’a sancak baş
omuzluktan çarpıyordu. Her iki geminin makinaları tam yol
tornistan çalışmasına rağmen gecikmiş çatışmadan kaçınma
manevraları acı sonucu değiştirmiyordu.
Kader, 9 yaşındaki denizaltının hayatına, denize indiği gibi
yine bir Nisan ayında, ve ilk görevindeki kaza gibi yine
sancak başomuzluğundan aldığı bir hasarla, ama bu defa
eskilerin dediği gibi gayrı kabili rücu yani geri dönüşü
mümkün olmayan bir şekilde son veriyordu.

Elim kazadan sadece 5 kişi denize düşerek kurtulabiliyor, 81
kişi ise DUMLUPINAR’la birlikte dibi boyluyordu. Denizaltıda
kalan havanın yeteceği hesaplanan 72 saatlik geri sayım da
böylece başlıyordu. DUMLUPINAR, muhtemelen günün ağarma
saatini bekleyerek, 06:40 sularında suüstüne yolladığı
denizaltı battı şamandrasının üzerinde şu ibareler
okunuyordu “T.C.G. Bahriyesinin Dumlupınar Denizaltısı
batmıştır. En yakın askeri birliğe veya karakola haber
verin. Botunuzu bağlamayın”. Bundan sonra denizlatında
mahsur kalanlarla kısıtlı muhabere, bağlantının kurtarma
manevraları esnasında kopacağı saat 17:00’ye kadar işte bu
şamandıradaki telefon vasıtasıyla yapılacaktı.
TCG KURTARAN kaza mahalline 12:35’de ulaşıyor, ve kazadan
yaklaşık 10 saat sonra kurtarma çalışmalarına başlamasına
rağmen dönemin kısıtlı kurtarma imkanları ve teknikleri ile
yapılan tüm çabalar, maalesef derinlik, dip akıntısı ve
zamana yenik düşüyordu…
“Denizaltılarda kale kutuları tabir edilen karbondioksiti
emen kutular vardır. Böyle durumlarda oksijeni çok az
kullanmak lazım. Fazla hareket etmeden duracaksınız. Öyle
sanıyorum ki herkes sükunet halinde orada bekliyordu. Ses
çıkmaz kimseden, olduğu yerde kendi kendilerine ölürler. Bir
uyku hali geliyor ve dolayısıyla ölüm sakin ve sessiz
oluyor.”
- TCG
KURTARAN’ın doktoru Dz. Tbp. Ütğm. Osman Köksal
Son ve bütün ümitlerin bittiği 7 Nisan 1953 tarihinde saat
15:00’de kurtarma faaliyetlerine son veriliyor ve kurtarma
çalışmalarına katılan ve bölgede bulunan donanma gemilerinde
hazin bir veda töreni yapılıyordu…
Son konuşmayı Denizaltı Filo Komutanı Tuğa. Fahri Korutürk
yapıyordu: “Sana yıllarca Dumlupınar Komutanlığına diye
hitap ettiğim yıllarda olduğu gibi, gene o kadar samimi bir
ifade ile, fakat bu sefer son defa olarak, bu sefer filona
mensup tüm arkadaşların adına, bu sefer mensup olduğun Deniz
Kuvvetleri meslektaşlarının adına sana hitap ediyor, sana
veda ediyorum.”
Havaya üç el silah atışı ve denize bırakılan çelenkle tören
sona eriyordu.
DUMLUPINAR ismi, belki isminin yaşaması ve manometresi 267
kadem gösteren denizaltının içinde ebedi uykularına çekilen
81 bahriyelinin anısına, bir defa daha yine A.B.D.’den
alınan eski adı USS Caiman olan ve 24 Ağustos 1972’de Türk
bahriyesinde göreve başlayan aynı sınıf (Baloa) gemiye
verilecekti. Donanmamızın bu üçüncü Dumlupınar denizaltısı
da 1 Eylül 1976’da saat 05:00 sularında Marmara’nın
Çanakkale Boğaz’ına giriş yaparken, önceki DUMLUPINAR’ın
battığı mevkiye 29 deniz mili mesafede bu defa SIZIK VAVILOV
isimli bir Sovyet bandralı gemi ile çarpışacak, denizaltı
sancak kıç batarya dairesinden yara alacak, su alacak, ancak
bu defa denizaltının komutanı gemiyi Şarköy önlerinde karaya
oturtarak belki vahim neticelenecek bir olayı önleyecekti.
DUMLUPINAR ismi bir daha Türk bahriyesinde başka bir gemiye
verilmedi…
Bugün TCG DUMLUPINAR şehitlerinin 56. Yıldönümü. Deniz
Lisesi’ne girdiğim 1978 yılını takibeden ilk 4 Nisan
1979’dan beri 30 yıldır, bilerek, hissederek, şehit 81
denizciyi ve diğer deniz şehitlerimizi anıyorum. TCG
DUMLUPINAR’da görevli Astsb. Çvş. Selami Özben’in 04 Nisan
saat 10:30 civarında şamandıradaki telefonla, denizaltı ile
yapılan son görüşmede, belki kaçınılmaz sonu hissederek,
büyük bir metanetle söylediği “Vatan sağ olsun!”
sözleri ile…
Nail Öztaş
4 Nisan 2009, Cumartesi
Nail Öztaş'a teşekkürlerimizle
Denizce

08.04.2009
|