Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Denizcilik Eğitimi
ADF Olası Sınav Soruları
DTO Olası Sınav Soruları
VHF Olası Sınav Soruları
Denizcilik Eğitimi-1
Denizcilik Tarihi

AB ve Denizcilik
Akıntılar
İst.Boğ.Dip Akıntısı
Balıkçı Günlüğü
Bayrakların Dili
Bofor Tablosu
Boğazlarımız
Boylu Soylu Gemiler
Büyük Denizciler
Büyüklere Oyuncak
Cankurtarma İşaret.
Deneyim/Sintine p.
Deniz Aşıkları Koop.
Deniz Bilim.Enst.I
Denizde Yangın
D.Taşıtlar.Yangın
Dizel Motorlar
Ege ve Akdeniz...
Fenerler
Forsa Yelkenlisi
Gemi İşletmecisi
Gemi Sicili Kodları
Gemi Söküm Tes.
Hamidiye Krvz.
Harita Simgeleri
Kıyı Konferansı
Kurtuluş'un Son..
Kürek Sporu
Levent Yatı
Marmara'da Yaşam..
MDTMYO B.Bülteni
Ölçüler
Pusula
Saltanat Kayıkları
Savarona
Trak'ın Seferi
Tekne Boya-Bakım
Teknede Yaşam
Türkiye Süngerleri
Yavuz / Bismarc

Ev Tersaneciliği
Marinalar
Marina Map
Mersin DTMYO
Tekne İmalatçıları
Türk Loydu
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri
  TCG Dumlupınar'a Son Veda

   Nail Öztaş      

 

 

23 Nisan 1944 tarihinde ABD’de Electric Boat Co. tarafından inşa edilen BALAO sınıfı 1500 tonluk bir denizaltının denize indirme töreni yapılıyordu. O dönem için yeni bir teknoloji ile gövdesi güçlendirilmiş çelikten imal edilmiş, bu gövdesi ile 120m derinliğe dalabilecek şekilde dizayn edilmişti. Denizaltıya Atlantik kıyılarında yaşayan bir cins balığın ismi verilmişti “BLOWER”. Gemi denizde devam eden işlerin ve tecrübelerin ardından 10 Ağustos 1944 tarihinde 325 borda numarası ile ABD donanmasına katılarak göreve başlamıştı.

USS Blower, neredeyse ilk görevinde, Florida’dan Panama’ya intikal ederken sabaha karşı bir devriye botu ile çarpışarak baş üstü ve sancak pervanesinden hasar almıştı. Onarımı tamamlandıktan sonra 17 Ocak 1945’te savaşın sonuna kadar Pearl Harbour’da üsleneceği cephe görevinde kaldı. Savaş süresince yaptığı devriye görevlerinde attığı torpidoların hiçbirinin hedefi vurmadığı ABD deniz kuvvetlerinin kayıtlarından anlaşılacaktı. USS Blower, 15 Haziran 1945’de yine bir devriye görevinde Çin Denizi’nin güneyinde bir Japon denizaltısı ile çarpışarak ikinci kazasını yapıyordu. Savaş bitiminden sonra 1950 yılına kadar Pasifik donanmasında görev yaparak, inşasından sonra tekrar vatanı ABD’ye ilk dönüşü 1950 yılı oldu. Ülkesine döndüğü aynı yıl Amerikan askeri yardımı kapsamında Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan iki denizaltıdan biri olarak üsse bağlandı.

325 borda numaralı USS Blower’a DUMLUPINAR, 333 borda numaralı USS Bumper’a ÇANAKKALE isimleri verilen denizaltılara 16 Kasım 1950’de törenle Türk bayrağı çekildi. Bu iki denizaltı Amerika’dan Türkiye’ye kadar Türk personel ile gelen ilk denizaltılar olarak 18 Aralık 1950’de İstanbul’a ulaştılar.

TCG DUMLUPINAR aslında donanmamızda bu isimde ikinci denizaltı idi. İlk Dumlupınar, İtalya’da inşa edilmiş 1931-1949 yılları arasında donanmada görev yapmıştı. 1937 yılında Haydarpaşa yakınlarında suüstü seyrinde bir İtalyan gemisi ile çarpışması sonucu baş tarafından hasarlanmıştı.

Ocak 1953’de bir NATO tatbikatı nedeniyle gittiği İtalya’nın Taranto limanından ayrılırken TCG DUMLUPINAR Türk bayrağı altında ilk kazasını yapıyor ve TCG GÜR denizaltısına yaslaması neticesinde yine sancak pervaneleri hasar görüyordu. Hasarlı pervane Gölcük’te onarıldı… 12 Şubat 1953’de ise bu defa Gölcük Üssü’nde bu defa TCG SAKARYA rıhtımdan avara ederken TCG DUMLUPINAR’a sürtüyor, TCG DUMLUPINAR’ın bu defa iskele pervanesi hasar görüyordu.

Aynı yıl, Mart ayında bir NATO tatbikatından dönen TCG DUMLUPINAR, üsse avdetinden bir hafta geçmeden 1 Nisan 1953 tarihinde TCG I. İNÖNÜ ile birlikte 3 günlük başka bir NATO tatbikatına katılmak üzere seyre kalkıyordu. Her iki gemiye de tatbikatta Sovyet denizaltısı rolü verilmişti. 031730NIS’da tatbikatın bittiği mesajı denizaltılara ulaşmış ve gemiler geri intikale geçmişlerdi.

Ve 4 Nisan 1953 Cumartesi:

Nara Burnu önlerinde, Çanakkale Boğazı’nın en dar ve en kritik dönüş yerinde vardiya saatleri 02:15’i gösterirken İsveç bandralı NOBOLAND şilebi, TCG DUMLUPINAR’a sancak baş omuzluktan çarpıyordu. Her iki geminin makinaları tam yol tornistan çalışmasına rağmen gecikmiş çatışmadan kaçınma manevraları acı sonucu değiştirmiyordu.

Kader, 9 yaşındaki denizaltının hayatına, denize indiği gibi yine bir Nisan ayında, ve ilk görevindeki kaza gibi yine sancak başomuzluğundan aldığı bir hasarla, ama bu defa eskilerin dediği gibi gayrı kabili rücu yani geri dönüşü mümkün olmayan bir şekilde son veriyordu.

Elim kazadan sadece 5 kişi denize düşerek kurtulabiliyor, 81 kişi ise DUMLUPINAR’la birlikte dibi boyluyordu. Denizaltıda kalan havanın yeteceği hesaplanan 72 saatlik geri sayım da böylece başlıyordu. DUMLUPINAR, muhtemelen günün ağarma saatini bekleyerek, 06:40 sularında suüstüne yolladığı denizaltı battı şamandrasının üzerinde şu ibareler okunuyordu “T.C.G. Bahriyesinin Dumlupınar Denizaltısı batmıştır. En yakın askeri birliğe veya karakola haber verin. Botunuzu bağlamayın”. Bundan sonra denizlatında mahsur kalanlarla kısıtlı muhabere, bağlantının kurtarma manevraları esnasında kopacağı saat 17:00’ye kadar işte bu şamandıradaki telefon vasıtasıyla yapılacaktı.

TCG KURTARAN kaza mahalline 12:35’de ulaşıyor, ve kazadan yaklaşık 10 saat sonra kurtarma çalışmalarına başlamasına rağmen dönemin kısıtlı kurtarma imkanları ve teknikleri ile yapılan tüm çabalar, maalesef derinlik, dip akıntısı ve zamana yenik düşüyordu…

“Denizaltılarda kale kutuları tabir edilen karbondioksiti emen kutular vardır. Böyle durumlarda oksijeni çok az kullanmak lazım. Fazla hareket etmeden duracaksınız. Öyle sanıyorum ki herkes sükunet halinde orada bekliyordu. Ses çıkmaz kimseden, olduğu yerde kendi kendilerine ölürler. Bir uyku hali geliyor ve dolayısıyla ölüm sakin ve sessiz oluyor.” -        TCG KURTARAN’ın doktoru Dz. Tbp. Ütğm. Osman Köksal

Son ve bütün ümitlerin bittiği 7 Nisan 1953 tarihinde saat 15:00’de kurtarma faaliyetlerine son veriliyor ve kurtarma çalışmalarına katılan ve bölgede bulunan donanma gemilerinde hazin bir veda töreni yapılıyordu…

Son konuşmayı Denizaltı Filo Komutanı Tuğa. Fahri Korutürk yapıyordu: “Sana yıllarca Dumlupınar Komutanlığına diye hitap ettiğim yıllarda olduğu gibi, gene o kadar samimi bir ifade ile, fakat bu sefer son defa olarak, bu sefer filona mensup tüm arkadaşların adına, bu sefer mensup olduğun Deniz Kuvvetleri meslektaşlarının adına sana hitap ediyor, sana veda ediyorum.”

Havaya üç el silah atışı ve denize bırakılan çelenkle tören sona eriyordu.

DUMLUPINAR ismi, belki isminin yaşaması ve manometresi 267 kadem gösteren denizaltının içinde ebedi uykularına çekilen 81 bahriyelinin anısına, bir defa daha yine A.B.D.’den alınan eski adı USS Caiman olan ve 24 Ağustos 1972’de Türk bahriyesinde göreve başlayan aynı sınıf (Baloa) gemiye verilecekti. Donanmamızın bu üçüncü Dumlupınar denizaltısı da 1 Eylül 1976’da saat 05:00 sularında Marmara’nın Çanakkale Boğaz’ına giriş yaparken, önceki DUMLUPINAR’ın battığı mevkiye 29 deniz mili mesafede bu defa SIZIK VAVILOV isimli bir Sovyet bandralı gemi ile çarpışacak, denizaltı sancak kıç batarya dairesinden yara alacak, su alacak, ancak bu defa denizaltının komutanı gemiyi Şarköy önlerinde karaya oturtarak belki vahim neticelenecek bir olayı önleyecekti.

DUMLUPINAR ismi bir daha Türk bahriyesinde başka bir gemiye verilmedi…

Bugün TCG DUMLUPINAR şehitlerinin 56. Yıldönümü. Deniz Lisesi’ne girdiğim 1978 yılını takibeden ilk 4 Nisan 1979’dan beri 30 yıldır, bilerek, hissederek, şehit 81 denizciyi ve diğer deniz şehitlerimizi anıyorum. TCG DUMLUPINAR’da görevli Astsb. Çvş. Selami Özben’in 04 Nisan saat 10:30 civarında şamandıradaki telefonla, denizaltı ile yapılan son görüşmede, belki kaçınılmaz sonu hissederek, büyük bir metanetle söylediği “Vatan sağ olsun!” sözleri ile…

Nail Öztaş              
4 Nisan 2009, Cumartesi   

 

Nail Öztaş'a teşekkürlerimizle

Denizce

08.04.2009