|
|
DENİZCİLİK, AMATÖR
DENİZCİLİK,
ÖZEL YATLAR, KULÜPLER VE MEVZUAT
Denizcilik ve deniz ticareti, günümüzde değeri giderek artan,
zorunluluğu tartışılamaz, ulusların yaşam yollarını açan ve
yayan, onlara mutluluk, zenginlik, güç sağlayan, saygınlık
kazandıran bir uğraş, bir özellik, bir olgu. Tarihte denizciliğe
erken adım atmış uluslar, günümüzde hala o ilk adımların ivmesi
ile gelişmelerine devam ediyorlar, yenileniyorlar, hiç
yavaşlamıyorlar. Kuvvetli ekonomilere sahip ulusların arkasında
tarihten gelen denizcilikleri yatıyor. Dünyayı keşfedenlerin
amaçlarına ulaşmak için önce denizci olmak zorunda kalmış
olmaları tarihi bir gerçek. Keşifler ve buluşlar kara, deniz,
hava ve uzay sıralaması içinde yol alırken, coğrafi konumumuz ve
tarihi misyonumuz sonucu denizciliğe geç adım atan uluslardan
birisi olarak biz Türkler, aynı sıralama içinde gelişmek ve
yetişmek için herkesten hızlı yürümek, hatta koşmak zorundayız.
Büyüyen ekonomisi ile Türkiye’nin günümüzde denizlerden uzak,
denizcilikten yoksun yaşamasına olanak yoktur. İyi yaşamak için
kuvvetli olmak, kuvvetli olmak için bilgi ve beceri sahibi olmak
temel koşuldur.
Toplumun süratle denizcileşmesi, ulusun merak güdüsünü ve
ülkenin coğrafi konumunu noksansız değerlendirmekle mümkündür.
Hem üç tarafı denizle çevrili bir ülke olacak, hem de denizcisi
ve denizciliği olmayacak; mümkün mü? Hem ekonomi büyüyecek, hem
de mevzuat olduğu yerde sayacak; mümkün mü? Hem denizci olmak
isteyeceksin, hem de denizden korkacak, denizle haşır neşir
olmamak için bin dereden su getireceksin, her işi yokuşa
süreceksin; olur mu?
Bizler, amatör denizciler, olaylara kendi açımızdan bakarak
yaklaşır ve ilkelerde anlaşırsak, iyileştirmelere yön verecek
düşüncelerin ilgili kurumlara iletilmesi kesinlikle mümkün
olacaktır. Aşağıda yazılanlar, meraklı sade vatandaşın canını
her gün sıkan, onun hareket alanını daraltan, vatandaşlık hak ve
hürriyetlerini kullandırtmayan uygulamalara işaret ederken,
bunların terkedilmesi ile onun daha mutlu yaşayabileceğini
anlatmaya yöneliktir.
Mevzuatı yapanlar da, uygulayanlar da, biz amatörler de aynı
ülkenin vatandaşları, aynı toplumun bireyleriyiz, aslında yok
birbirimizden farkımız. Bu itibarla, geniş anlamda amatörlüğün,
dar anlamda amatör denizciliğin değeri ve önemi üzerinde
anlaşmakla, sonuca süratle ulaşacağımız kesindir.
Mesleklerin kendine özgü dilleri olduğu gibi denizciliğin de
vardır. Örneğin, aralarında konuşurken tıp doktorlarını herkesin
anlaması mümkün müdür? Nitekim tarih boyunca Akdeniz’li
denizciler de, kökeni İtalyanca olan kelimeler kullanarak
anlaşmışlardır. Günümüzde ise denizlerde derdini anlatmak artık
denizci İngilizcesi –Marine English- ile mümkündür. Bir ortak
dil her zaman gerekmiştir.
Ne
var ki, Hint-Avrupa kökenli dillerden olmayan Türkçe’mizde,
zaman içinde denizciliğin ortak terimleri deformasyona
uğratılmakla, konu çapraşık hale gelmiştir. Örneğin yat kelimesi
Felemenkçe kökenlidir ve “av ve/veya avlamak” anlamına gelir,
“yaghd” olarak okunur, fonetiği uymadığı için de bize yat olarak
aktarılmış, anlamı bir kenara itilmiştir. Aynı kelimenin
İtalyanca ve İspanyolca’da da yat olarak kullanılmakta olması
ise bu çarpılmayı değiştirmemektedir. Örneğin safety valf için
seydi valf, şalter için şartel, vibrasiyon için librasiyon
dendiğini, hatta yazıldığını çok sık duyar ve görürüz. Bu durum,
insanların yaptıkları işte kullandıkları özel dili anlamak için
titizlenmekten kaçınmalarının sonucudur. O anda önemli olan
benzer bir kelime ile durumu geçiştirmektir. Oysa kullanılan
kelimenin anlamı öğrenilmek istenmeyince yapılan işi tarif etmek
güçleşir, anlaşmak mümkün olamaz. Üstüne üstlük, dil
farklılıklarına dayalı bu kargaşa, günümüz denizciliğinde ortak
dil olarak İngilizce’nin kullanılmaya başlaması ile birlikte
daha da içinden çıkılmaz hale gelmektedir. Çok uluslu gemi
mürettebatının anlaşmakta zorlanması nice deniz kazalarına neden
olmaktadır, İstanbul Boğazında, Poyrazköy önlerindeki son tanker
kazasını unutmamak gerek.
Anlaşmazlığın bir başka örneğini mevzuatımızda görmek mümkündür.
Mevzuatımızda yatlar ve tipleri için “yat tipinde inşa edilmiş
tekneler” ya da “karma yat” gibi tanımlamalar kullanılmaktadır.
Bu tanımlamaların yatçılar arasında kullanıldığını görmek mümkün
değildir. Mevzuat dışında, kavram yanlışlarına bir başka örnek
rüzgar isimlerinden verilebilir; Ekvatora yakın bölgelerde
doğudan esen ve İngilizce’de Trade Winds olarak adlandırılan
rüzgarlar, dilimize fütursuzca yapılan tercüme ile Ticaret
Rüzgarları olarak geçmiştir de, buradaki Trade kelimesinin
anlamının Latincedeki Trado kelimesine dayandığı ve
direction-yön anlamına geldiği bilinmemiştir. Bu bağlamda Trade
kelimesinin ticaret ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Aynı
rüzgarların Fransızca karşılığı olan Alizeleri ise, uygun bir
karşılık bulunamadığı için olsa gerek, kimse ticaret rüzgarları
olarak tercüme etmemiştir.
Bu özensizliklerin devamında, insanların sevgi ve özveriye
dayalı amatör uğraşlarında mevzuat yönünden karşılaştıkları
olumsuzlukların temelinde bir anlaşmazlık ve anlamazlığın
yatması, konunun üzerine insanın mutluluğunu gözeten bir
titizlikle eğilinmemesi, denizle uğraşan kesimlerin tümünün aynı
kefeye konulmaları normal olarak kabul edilmektedir.
Amatör denizcilerin bu yanlışlığa çözüm aramaları, kendi
mutlulukları ve özgürlükleri için çalışmaları, konumlarını
anlatarak isteklerini ortaya koymaları gereği bu nedenle
doğmakta, hareket alanı bilerek ya da bilmeyerek ama giderek
daraltılmaya çalışılan bir uğraşın gelecekte hangi kaynaklardan
besleneceğinin ve yenileneceğinin düşünülmesi gerekmektedir ki,
bu nedenle kavramlar, kurallar, uygulamalar tekrar tekrar gözden
geçirilmelidir.
Özel Yat
Amatör yatçıları gemi adamlarından, özel yatları ticari
yatlardan ve ticaret gemilerinden ayrı tutmak vazgeçilmez bir
ilke olmalıdır.
Mevzuatta yatlar ve tipleri doğru tanımlanmalıdır, örneğin;
“Gezi ve spor amacı ile kullanılan ve yat tipinde inşa edilmiş
tekneler” veya
“Gezi ve spor amacı ile kullanılan pek de küçük olmayan
tekneler”
bu arada
“Karma yat” gibi, yanıltıcı, karmaşık tanımlamalara gerek
yoktur. Örneğin “Karma yat” bir yat cinsi değildir. Uluslararası
yatçılık terminolojisinde de böyle bir isim yoktur. Karma yat
tanımlaması özellikle ülkemizde kullanılmakta olan guletleri
tarif etmek için seçilmiş olabilir. Oysa guletler yelkenli yat
sınıfına girerler. Ne var ki “karma yat” ile İngilizce’de Motor
Sailer denilen tipteki yatlar da kastedilmiş olabilir. Bu
tipteki yatların “yelkenli yat” olmak özellikleri değişmez.
Yelkenli yatlardan, yelkenle eriştiği sürate motoru ile
ulaşabilenlere Motor Sailer denir. Bu tanımlamanın her iki cins
yatın özelliklerini kısmen taşıdıkları varsayılan kaba saba
tekneler için kullanıldığı dönemler çok gerilerde kalmıştır. Bir
zamanlar bu kaba saba teknelere fifty/fifty hatta ninety/ninety
de denmiştir.
Yatlar yürütme kuvvetlerine göre sadece iki sınıfa ayrılırlar;
Yelkenli Yat ve Motoryat. Yelkenli yatlar motorsuz olabilirlerse
de, günümüzde hemen hepsinde bir veya daha fazla motor vardır.
Yatı anlatmak için uzaklara gidip kavram kargaşasına düşmeye hiç
gerek yoktur. Yatın en doğru tanımını Denizcilik Federasyonu’nun
1934 yılında –tarihe dikkat: bindokuzyüzotuzdört-
yayınladığı yelken teknelerinin evsafı’nı belirleyen “İnşa
Şartları ve Ölçü Talimatnamesi”nde bulmak mümkündür.
Talimatnamede; “Deniz Yatları, açık denize çıkabilecek, sabit
omurgalı, güverteli ve kamaralı teknelerdir”, denmekle en uygun
ve basit tanımlama getirilmiştir. O günden bu güne bu tanımlama
değişmemiştir ve kuşkusuz motoryatlar için de aynen geçerlidir.
Burada ayrıca düşündürücü olan husus Denizcilik Federasyonu’nun
Yelken ve Kürek Federasyonları olmak üzere ikiye ayrılarak
tarihe karıştığı dönemde de sonrasında da hiç kimsenin motoryatı
düşünmemiş olmasıdır. Oysa motoryat da bir spor aracıdır.
Diğer taraftan, ticari yat tanımı da tam oturmuş
gözükmemektedir, keşke bu yatlara sadece kiralık yatlar veya
çarter yatları denmiş olsa idi.
Özel yata gelince; “Özel yat” sadece gerçek kişilere ait olan ve
menfaat temin etmek amacı ile kullanılmayan yattır. Bir özel
yat, birden fazla gerçek kişiye ait olabilir.
"Özel yat
kişisel yattır. "
Özel
Yatlara Kimlik
Özel
yatların limanlara kaydı kolaylaştırılmalı, özel yatlar için
limanlarda bir “Özel Yat Kayıt Defteri” açılmalı ve uluslararası
geçerliliği olacak Gemi Tasdiknamesi veya “Özel Yat Kayıt
Belgesi = Certificate of Registry for Private Yacht”
düzenlenmelidir.
Halen kullanılmakta olan “Özel Yat Kayıt Belgesi” bu görevi
yerine getirmemektedir.
Özel Yat Kayıt Belgesi yatın sahipliğini belirten bir belge
olmalıdır. Denize Elverişlilik Belgesi’ni çağrıştırmamalıdır.
Özel yatlar 4922 [Bkz. Hukuk/Mevzuat] sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun
kapsamında değildirler ve olmalarına gerek yoktur. Oysa
yürürlükte olan belge Liman İdarelerince Denize Elverişlilik
Belgesi gibi yorumlanmaktadır. Diğer taraftan özel yatlar SOLAS
kapsamında da değildirler. Liman İdareleri ise, yürürlükteki
Özel Yat Kayıt Belgesi’nin –üzerinde öyle yazdığı için- 4922
sayılı kanuna göre düzenleneceği gerekçesi ile yatlarda SOLAS’a
uygunluk aramaktadırlar. Ayrıca belgenin görünümü de kötüdür.
Fotokopiden resmi belge olmaz, özellikle yabancı limanlarda
ülkemizin itibarı zedelenmektedir. Belge için kıymetli matbu
evrak kullanılmalıdır.
Özel yatların tonilatoları üç boyut kuralına göre hesaplanmaya
devam edilmeli, güverte altı tonilatosu için katsayı olarak 1/5,
net tonilato için 1/4 oranları uygulanmalıdır.
Örnek: boy x
genişlik x derinlik / 2,83 x 1/5 = gros tonilato x 1/4 = net
tonilato.
(100 feet³ = 2,83 m³ = 1 Tonilato)
Bir
limana kayıtlı olmakla, özel yatın sahipliği fatura dışında bir
belge ile kanıtlanmış olacaktır. Kimi özel yatın faturası
bulunmayabilir, örneğin yat, sahibi tarafından inşa edilmiş
olabileceği gibi, gerçek kişiler arasında el değiştiren yatlar
için fatura düzenlenememiş de olabilir.
Ayrıca ve öncelikle limana kayıtlı bir yatın sahibi olarak Türk
bayrağını taşıma hakkına kavuşmak, vatandaşlık bilincini
güçlendiren, yücelten, onur ve vekar yüklü bir duygudur. Bayrak
taşımak, bu hakka resmen sahip olmak, bayrağı usulünce taşımak,
denizin ve denizciliğin temel ilke ve kurallarındandır.
Özel yatın yurt dışına satılmasında, liman kaydı silinerek,
ticaret gemilerinde olduğu gibi, terkin belgesi (temiz kağıdı)
düzenlenmelidir. Yurt dışına satışlarda, alıcı kendi ülkesinde
yatın kaydını liman siciline bu belge ile yaptıracaktır. Yabancı
ülkelerde kullanılmış yat ithali yasak değildir.
Kullanılmış Özel Yatlar
-
Çoğu ülkede kullanılmış özel yatların ithali ve buna bağlı
bayrak değiştirmeleri serbesttir. Ülkemizde bu olanak sadece
büyük gemilere tanınmış, yatlara ise yasaklanmıştır, neden?
-
Rekabetin gelişmeyi hızlandıran, ülkelerarası sermaye akımlarını
büyüten etkisi unutularak, tam aksine kimi sanayi dallarının
ancak korunmakla yaşayabilecekleri korkusuna yenik düşüldüğü
için mi?
-
Yurt dışında oturanların kullanılmış otomobil veya yat
ithal etmeleri onlara bir hak olarak tanınmışken, yurt içinde
oturanlara aynı hak tanınmamıştır, neden?
-
Yoksa yurt dışında
oturmakla vatandaşlık haklarımızda bir değişiklik mi söz
konusudur?
-
Kullanılmış özel yatların kişisel olarak ithali,
yerli yat üretimini kösteklemek yerine yönlendirip geliştirecek,
daha iyiyi, sağlamı ve güzeli çok sayıda üretmek yönünde motive
edecek, yabancı sermaye girişimlerinin hızlanmasını, yat
turizminin ve asıl önemlisi yatçılığın gelişmesini olumlu yönde
etkileyecektir.
-
Vatandaşın isteklerini ve bütçe olanaklarını önemsemeyerek, onu,
amatör uğraşını kendi bayrağı yerine, yabancı bayrak altında
sürdürmeye mahkum etmenin anlamı var mıdır?
-
AB üyeliğine geçince, herhalde kalkacak olan bu kısıtlamayı,
ticaret gemileri için onca çaba harcanarak yıllar sonra nihayet
yürürlüğe konulabilmiş Uluslararası Gemi Sicili dikkate
alındığında, bugünden kaldırmak daha doğru olmayacak mıdır?
-
Neden bir İngiliz ya da Alman ya da başka bir Avrupalı yatçı
yurt dışında satın aldığı kullanılmış bir yatı kendi bayrağına
geçirebiliyor da, bizler yapamıyoruz, neden?
Özel
Yatlara Vergi
Özel
yatlar boylarına ya da tonilatolarına göre vergilendirilmelidir.
Özel yatlardan motor gücüne göre vergi almak, denizciliğin
gelişmesini gerçekten önlediği gibi, denizciliğin teşviki
düşüncelerine de ters düşmektedir. Bu konuda dış ülkelerden
model bulmak kolaydır ve işin doğrusu, su hattı boyları 11
metreden kısa olan özel yatlardan hiç vergi almamaktır.
Özel yat sahipliği ve kullanımı ülkemizde henüz
yayılacaktır; daha işin başında olduğumuz için, desteklenmesi,
teşvik edilmesi gerekir. Yatı lüks eşya sanarak
vergilendirmekle, vatandaşlar denizden ve denizcilikten
uzaklaştırılmaktadır. Denizcilikten uzak yaşamakla ülkemizin ne
denli ağır ekonomik bedeller ödemekte olduğunu ise bilmeyen
kalmamıştır.
Yerli yat üretiminin gelişmesini önleyen engellerin başında
yatlardan alınan vergiler gelmektedir. Vergi yolu ile yat sahibi
olmayı önlemek yerine yatlar için barınak üretmek, üretilmişleri
de, örneğin balıkçı barınaklarını, yaygın kullanıma açarak
denizciliğin ve yatçılığın teşvikinde sayısız ulusal çıkarlar
vardır.
Kısıtlamalar neden?
Özel yat
kullanımını, boy, tonilato, motor gücü, sürat, güvenlik donanımı
veya herhangi bir başka nedenle sınırlamanın gereği yoktur.
Yürürlükte olan bütün sınırlama ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır.
Amatör denizciliğin gelişmesini engelledikleri için asıl doğru
olan davranış, bunlardan kaçınmaktır.
Yatçı hangi cins, sınıf, tip ve boyda bir yata sahip olacağını
ve onu nasıl kullanacağını, yatı ile ne zaman ve nerelere kadar
nasıl ve kiminle birlikte gideceğini idrak etmekten aciz
değildir.
Salt mantık açısından bakıldığında sınır ve kısıtlamaların
kendiliğinden oluştuğu görülecektir. Örneğin boyu 40 metre olan
bir yatı sahibi zaten tek başına kullanmayacaktır. Bu boyutta
bir özel yatın bir gerçek kişi adına kayıtlı olması ekonomik
nedenlerle de tercih edilmeyecektir ve yat bir şirkete
mal edilerek Ticari Yat sınıfına girecektir. Ticari yatların tabi
oldukları mevzuat bellidir. Buna rağmen, bir şirketin malı olan
özel yat niteliğindeki yatların, menfaat karşılığında insan
taşımakta kullanılan gerçek anlamdaki ticari yatlardan
kesinlikle ayrılmaları gerekecektir.
Kısıtlamalar ile ilgili bir diğer örnek sigorta konusunda
verilebilir; hernekadar yatların sigorta ettirilmesi isteğe
bağlı ise de, sigorta şirketleri gerektiğinde yatın cins, boyut
ve diğer özelliklerine göre yaptırımlar getirebilmektedir.
Amatör Denizci Yeterlik Belgesi, Özel Yatlar ve Kulüpler
Özel yat kullanmak için gerekli tek belge “Amatör Denizci
Yeterlik Belgesi” olmalıdır. Avrupa Birliğinde uygulama bu
yöndedir, tek tip belge uygulanacaktır. Bu belgenin ülkemizdeki
“Amatör Denizci Yeterlik Belgesi”nden farkı yoktur. Belgeyi
almak için sınava gireceklerde aranacak temel bilgi bugünkünden
farklı olmamalıdır, nitekim AB de değildir. Ancak belge AB’ne
uygun şekilde yeniden isimlendirilmelidir.
“Amatör Denizci Yeterlik Belgesi”
alabilmek için yaş hududu 16 ya indirilmelidir. Bu
suretle sınavdan geçecek genç yaşta daha çok vatandaş denize
temel bilgileri edinmiş olarak yönelecektir. Örneğin Almanya’da
yaş hududu 16 dır. Alman gencinin Türk gencinden ne farkı
vardır? “Amatör Denizci Yeterlik Belgesi”ni Türkiye Yelken
Federasyonu’nun görevlendireceği ve yetkilendireceği kulüpler
vermelidir. Bu görev ve yetki deniz sporları ile uğraşan
kulüplerin güçlenmelerine yardımcı olacaktır. Güçlü kulüpler
yaygın amatörlüğün ve başarılı sporcuların yuvasıdır. Bu
kulüplerde alınacak kurslardan geçmiş kişilerin sınavlardaki
başarılılık oranları daha yüksek olacaktır.
Sağlık raporu gerektiren hallerde devlet hastanelerini özel
hastanelerden, devlet hastanelerinde çalışan doktorları özel
doktorlardan ayrı tutan görüşe son verilmelidir, bütün doktorlar
Hipokrat yemini etmiş namuslu, şerefli insanlardır ve bu ülkenin
vatandaşıdırlar. Vatandaş yokuşa sürülmemelidir. Tam Teşekküllü
Devlet Hastanesi ile Tam Teşekküllü Özel Hastane arasında bir
fark mı vardır? Hastanenin tam teşekküllü olmasının gerekçesi
var mıdır? KBB ve göz doktorları bu hastanelerde çalıştıkları
zaman farklı bilgi ve beceriye mi sahiptirler? Kaldı ki amatör
bir uğraş sahibi olmak için sağlık raporu alınmasının
gerekliliğini anlamak ve anlatmak olanak dışıdır. Özendiğimiz
Batı’da böyle uygulamalar yoktur.
Aynı düşüncenin devamında, özel yatların, sahiplerinin isteğine
bağlı olarak, limanlar yerine deniz sporları ile uğraşan
kulüplere kayıtlı olmaları ve “Özel Yat Kayıt Belgesi”ni bu
kulüplerin düzenlemesi seçeneği de düşünülmelidir. Bu takdirde
Liman İdaresi kulüplerce düzenlenmiş belgeleri bedelsiz
onaylamakla yetinerek yata Türk bayrağını taşıma hakkını
tanımalıdır. Özel yatların sicil kayıtları kulüplerde
tutulabilmelidir. Böylelikle kulüplerin amatörlük ile spor
arasındaki ilişkiyi çok daha iyi değerlendirmelerine ve
geliştirmelerine olanak sağlanmış olacaktır. Sosyal yaşamımızın
son derece önemli ve değerli unsurlarından birisi olan kulüpler,
ideallerin ve ihtiyaçların biraraya geldiği odak noktalarıdır.
Özenle kurulmalı, özenle yaşatılmalıdırlar.
Bir
özel yatın yönetimi için, boyutları, tonilatosu, çıkacağı
seferin süresi ve uzaklığı ne olursa olsun, içinde bulunan
kişilerden sadece birisi “Amatör Denizci Yetelik Belgesi” ile
sefer sorumluluğunu üstlenebilmelidir. Yatçı hangi boy yatla
hangi tür sefere, kaç kişi ile çıkabileceğine daima en iyi
kendisi karar verir, zeka yoksunu değildir, kendisine ve
birlikte yola çıkacağı arkadaşlarına güveni vardır. Batı
ülkelerinde 3 direkli 45 metre boyunda yatları dahi tek kişinin
kullanabildiği bilinen bir gerçektir. Oralarda ülkenin sosyal,
ekonomik ve teknik gelişmesinin yasaklarla sağlanamayacağının
bilincinde olan yetkililer bu kişileri hiç bir şekilde
engellemezler, bilakis onlara yardımcı olurlar. O ülkelerde
vatandaşların çoğunluğunun zaten bir amatör uğraşı vardır ve
kendilerine uygulanmasını istemedikleri bir kısıtlamanın
başkasına da uygulanmasını istemezler, yetkililer vatandaşlık
bilinci ile düşünerek hareket ederler, bütün buluşların
ve keşiflerin temelinde daima bir amatör dürtünün yattığını
bilirler.
“Amatör Denizci Yeterlik Belgesi” ömür boyu geçerli olmalıdır.
İki yılda bir tekrarlanan göz ve kulak muayenesi
kaldırılmalıdır, ya da doktorların meslek yeminine saygı
duyulmalı, hastane ayırımı yapılmamalıdır. Kara taşıtı
kullananların Sürücü Belgesi’nin geçerliliğinin devamı için
böyle bir kısıtlama yoktur ve doğal olan da zaten budur. Bu
itibarla “Amatör Denizci Yeterlik Belgesi”nin geçerliliğinin
devamı için de bir kısıtlama olmamalıdır. Vatandaşın hangi aracı
ne zaman kullanamayacağına kendisi ve/veya doktoru karar
verecektir. Türk vatandaşını kendini bilmekten aciz ve
sorumluluk duygusundan yoksun saymak, onu vatandaş saymamak
kadar güçlü bir olumsuzluk örneğidir. Üyesi olmaya çabaladığımız
AB’nde amatör vatandaşlar için bu tür kısıtlamalar yoktur.
Yeterlik belgesi 40 yıl önce dahi alınmış olsa geçerliliğini
yitirmemekte ve yıllar içinde ne göz ne de kulak muayenesi
yapılmaktadır. Vatandaşa saygı duymak ve ona inanmak esastır.
“Amatör Denizci Yeterlik Belgesi” sadece özel yatlarda geçerli
olmalı, ticari amaçla kullanılan başka hiç bir deniz aracında
geçerli olmamalıdır. Bu belge amatör kişiliği yansıtan özellikli
bir belge olmalıdır. Özel yat niteliğindeki şirket malı yatlar
da aynı belge ile kullanılabilmelidir. Ticari yatların kulüplere
kayıtlı olmaları mümkün olamayacağı için, şirket adına kayıtlı
yatların özel olup olmadıklarının en doğru, en sağlam, inanılır
yanıtını ve kanıtını kulüpler sağlayacaktır.
Amatörlük
İnsanların
amatörce yaptıkları işlerde bilgisiz olmaları beklenemez.
Amatörler bir işi sevgiyle öğrenerek, usulünce uygulayan,
deneyimlerini değerlendiren, yenilikleri devamlı takip eden,
becerikli, istekli, meraklı, disiplinli, okuyan, kendi
aralarında yaygın bilgi alış verişinde bulunan insanlardır.
Amatör kelimesi Latince kökenlidir ve “sevmek” anlamını içerir.
Amatör, bir işi severek yapan kişi demektir. Amatörler
sevmeyecekleri bir uğraş seçmezler. Kurallara uyarlar, kendi
güvenliklerine de başkalarının güvenliğine de önem verirler,
çevrelerine saygılıdırlar. Amatör denizcilik, bilgi ve disiplin
gerektiren, onurlu bir uğraştır. Amatör denizcilerin de acemilik
dönemleri vardır, ancak bu dönemi çabuk aşarlar.
Amatör denizcilerin bilgi ve becerilerini arttırabilecekleri
özel denizcilik kursları ülkemizde ve başka ülkelerde
verilmektedir. Bu kurslara katılmak gönül işidir, bir koşul
olmamalıdır. Burada en büyük görev kesinlikle kulüplere
düşmektedir. Kursların nitelik ve nicelikli olarak yaygın hale
getirilmeleri kulüplerin işi olmalıdır.
Unutmamak gerekir ki, sayıları bütün dünyada giderek artan
amatör denizciler, dünya çapında bir sanayi dalının, devamlılığı
olan ve kendini durmaksızın yenileyerek büyüyen müşteri
potansiyelini oluşturmaktadırlar.
Bu arada iki gözü de görmeyen bir İngiliz vatandaşının yelkenli
yatı ile Atlantik Okyanusunu tek başına aşmış olduğunun,
16 yaşında Japon gencinin tek başına Pasifik Okyanusunu
geçtiğinin,
18 yaşında Amerikalı genç kızın tek başına ve hiç deniz
tecrübesi olmaksızın (ayrıca ehliyeti de olmaksızın, çünkü
ABD’nde deniz ehliyeti yoktur) dünyayı turladığının,
hatıralarını yazdığı kitabın bestseller olduğunun,
82 yaşında Fransız denizcisinin dünyayı tek başına döndüğünün,
Atlantik Okyasunun sörfle, lastik botla,
Pasifik Okyanusunun salla geçilmiş olduğunun,
sayıları bilinmeyecek kadar çok özel yatın ve amatör denizcinin
dünyanın her tarafında sevdikleri bu sporu uygulamakta
olduklarının da, unutulmaması gerekir. Amatörlük budur.
Amatörlük sınırsız ve sonsuz bir uğraştır, bir yaşam şeklidir,
sabırdır, disiplindir, bilgidir, beceridir. Amatör denizcilik ve
yatçılık spordur, hiç bir şekilde engellenmemesi, tam tersine,
önündeki engellerin kaldırılması gerekir
(Bakınız T.C. 1982 Anayasası, Madde 59).
Özetle;
Özel yat
tanımı sadece kişisel sahip olunan yatlar için kullanılmalıdır.
Bu arada şirket malı özel yatların da var olabileceği
unutulmamalıdır.
Özel yatlara uygulanan bütün kısıtlamalar, boy, tonilato, motor
gücü, sürat, donanım, donatım, ithalde yaş sınırı, sefer
bölgesi, vs, vs, kaldırılmalıdır.
Özel yatı “Amatör Denizci Yeterlik Belgesi”ne sahip tek kişi
yönetebilmelidir.
Özel yatlarda bulundurulacak güvenlik donanımı, yangın
söndürücü, balta, sağlık çantası ve maytaptan öteye
gitmemelidir. Sorumluluğunun bilincinde olan amatör yatçı nasıl
olsa bunlardan çok daha fazlasını yatında taşıyacaktır. Denizin
gereklerine göre üretilmiş özel giysileri yanında can yeleği
dahi çoğu zaman her yatçının kendi malıdır.
Yurt
Dışı Seferleri
Yurt
dışına çıkarken yatın, sahibinin pasaportuna kaydedilmesine son
verilmelidir. Ticaret gemilerinde böyle bir uygulama yoktur. AB
ülkelerinin hiçbirisinde böyle bir uygulama yoktur, zaten olamaz
da. Bir gemi kaptanın pasaportuna kaydedilmez, çünkü liman kaydı
vardır. Sahibinin düzenleyeceği yetki belgesi ile başkası da bir
yatı yurt dışına çıkarabilmelidir.
Özel yatla yurt dışına çıkmak için pasaport, gümrük, liman ve
sağlık karnesi kontrolü kaldırılmalıdır. Bürokratik yükü
arttırmaktan öteye hiç bir sonucu olmayan Transit Log’un Türk
bayraklı özel yatlara uygulanmasına son verilmelidir. Vatandaşı
ve devleti gereksiz meşgul eden bu uygulamanın anlamı
kalmamıştır, tek ve asıl yararı ise, geçmişteki ağır ve daha
anlamsız uygulamaları unutturmak olmuştur. Transit Log ülkemize
gelen yabancı bayraklı özel yatlar için de artık uygulanmamalı,
yerine çok basit “tek yaprak-tek belge” sistemine süratle
geçilmelidir.
Pasaport sahibi her Türk vatandaşı dilediği anda, bir özel yatla
karasularımızın herhangi bir noktasından, herhangi bir kontrole
veya izne gerek olmaksızın, yurt dışına çıkabilmelidir. Özel
yatlarla yurt dışına seyahat edenler için gerekirse gümrük
kontrolü sadece yurda dönüşte yapılmalıdır. ABD, İngiliz, Alman
ve diğer bir çok ülke vatandaşı böyle yaşamaktadır. Onlara kendi
ülkelerinde tanınmış bu hak Türk vatandaşlarına neden tanınmaz?
Türk vatandaşı olmak, ülkesinden çıkışı kontrol altında
tutulması gereken bir özelliğe sahip olunduğu anlamını
taşımamalıdır. Türk vatandaşlarına kendi ülkelerinde yabancı
turist muamelesi yapılmamalıdır. Aralarında yer almaya
çalıştığımız gelişmiş ülkelerde vatandaşların pasaportlarında
giriş çıkış damgaları için ayrılmış sayfalardan oluşan bir bölüm
yoktur.
İngiliz vatandaşları özel yatları ile yurt dışına çıkarken posta
yolu ile sadece Gümrük İdaresine bir form göndererek bilgi
verirler, yatın sahibinden ya da yöneteninden başka kimsenin
adını dahi belirtmezler. Bu belge “İngiltere vatandaşı olarak
ben, özel yatımla bir süre yurt dışında olacağım, bilginiz
olsun” anlamını taşımaktadır. İngiliz yatçılarına ülkelerinden
yatları ile nasıl ayrıldıklarını sorun; alacağınız cevap sadece
“we just go” olacaktır.
Alman yatçıların yatları ile ülkelerinden ayrılırken hiç bir
işlem yapmalarına gerek yoktur. Alman yatçıları ancak 72 saati
aşan bir sefer için yanlarında götürecekleri kumanyanın ya da
başka sarf malzemesinin KDV sini geri alabilmek için gümrük
idaresine başvururlar, sistem vatandaşın yararını ve rahatını
gözeterek işler. Sistem vatandaşı yüceltir, yormaz, bıktırmaz.
Polisin peşinde olduğu suçluların yurt dışına kaçmak için
pasaport sahibi olmaları yeterlidir ve hatta bu kişiler
pasaportları olmadan da yurdumuzu hudutlarımızın veya
karasularımızın herhangi bir noktasından terk edebilmektedirler.
Yurt dışına çıkışı mahkeme kararı ile yasaklanmış, karar
kendisine usulünce tebliğ edilmiş, pasaportu elinden alınmış ve
ismi bütün hudut kapılarına bildirilmiş hangi suçlu, pasaport
polisi kontrolünden geçerek kaçmayı deneyecektir ki? Durum böyle
olunca suçsuz vatandaşın kontrol edilmesi için gerekçe nedir?
Tek gerekçe vergi borcu mudur? Bunun bir başka yolu yok mudur?
Devlet, kendi vatandaşını kollamak, ona yabancılardan farklı
davranmakla yükümlüdür. Devlet, vatandaşına inanmak, onun
mutluluğunu sağlamak zorundadır. Devlet, vatandaşı amatör uğraşı
nedeni ile bilgisiz, beceriksiz, idraksiz, hatta kaçakçı ve
potansiyel suçlu olarak görmemelidir. Tam tersine, devletin
kontrol organlarının amatör yatçılardan, onların deniz
sevgileri, çevre bilinçleri, doğaya saygıları yanında, güçlü
vatandaşlık duygularına inanarak ve dayanarak sağlayabileceği
sayısız ulusal yararlar vardır.
Sağlık Karnesi
Türkiye
öncü rolü oynamalı, özel yatlar için Sağlık Cüzdanı
düzenlenmesine son vermelidir. Kanuna göre Sağlık Cüzdanı
kabotaj hakkına sahip, yani Türk karasuları içinde ticaret yapan
gemiler için gereklidir. Özel yatlar ticari amaçla kullanılmayan
yatlardır. Karasularımızda seyreden özel yatlar için Sağlık
Cüzdanı düzenlenmesinin ne gereği vardır? Veba, kolera, skorbut,
frengi gibi hastalıkların gemilerle ve gemi adamları ile
ülkelerarası bulaşması tarihe karışmıştır.
Dünyayı tehdit eden AİDS hastalığı varken ve yayılması
önlenemezken bulaşıcı hastalıkların ülkelerarası yayılmasında
tek suçlu olarak gemiler ve gemiciler yanında, yatları ve
yatçıları da görmenin anlamı yoktur.
Kaldı ki 50 net tonilatodan küçük gemilerden sağlık resmi
alınmayacağı kanun hükmüdür. Sağlık resmi ödemeyen gemilerin
sağlık cüzdanı taşımalarına da gerek olmamalıdır. Özel yatların
büyük çoğunluğu zaten bu tonilatonun altındadır. Özel yatlar bu
tonilato hududunu aşmış olsalar dahi sağlık cüzdanı almalarına
gerek olmamalıdır.
Günümüzde yatlarla ülkelerarası taşınacak hastalık kalmamıştır.
Sağlık karnesi uygulamasına uluslararası anlaşmalar gereği son
verilemiyorsa, yurt dışından gelen Türk bayraklı bir özel yatın
ilk ulaşacağı ve deniz giriş kapısı olan bir limanda 6 saat süre
ile karantina bayrağını çekerek demir yerinde beklemesi yeterli
olmalı, yatın beklediği süre içinde ilgili sağlık görevlisi
kontrole gelmezse, vatandaş yurda girmiş sayılmalıdır. Bulaşık
ülkelerden gelen Türk bayraklı özel yatların ise sağlık
kontrolünden geçmeleri zorunlu olmalıdır. Burada yatçı vatandaşa
güvenmek esastır. Sorunlar doğru anlatılırsa yatçılar kurallara
mutlaka uyacaklardır.
Gümrük
Yurt dışından gelen özel yatın demirde beklediği 6 saatlik süre
içinde Gümrük İdaresi de dilerse yatı kontrol etmelidir.
Vatandaş beraberinde Gümrük Vergisi ödemesini gerektiren eşya
getirmiş ise zaten gümrüğe kendiliğinden başvuracaktır. Gümrük
İdaresi bir yatın demirbaş defterinde kayıtlı olmayan veya
faturası bulunmayan demirbaş niteliğindeki malzemeden dolayı
yatın sahibi ya da kullananı hakkında kovuşturma açmak hakkına
koşulsuz sahiptir.
Yatçıların kötü niyetli olup olmadıkları, kaçakçılık edip
etmedikleri kontrol edilmek isteniyorsa, bu zaten kıyılarımız
boyunca her zaman ve her yerde Sahil Güvenlik Teşkilatı ile
Gümrük İdareleri tarafından yapılabilmektedir. Ne var ki
kontroller genelde ihbar koşuluna bağlı olarak yapılmalıdır.
Özel yatlarda demirbaş defteri bulundurulması ciddi bir
uygulamadır, devam etmelidir, ancak demirbaş defteri yerine yata
ait malzemenin faturalarının saklanması da yeterli
olabilmelidir. Bunlar vatandaşın beyan hakkını kullanması ve
kanıtlaması için gereklidir. Bu uygulama ile özel yat
sahiplerinin alınları hep açık olacak, İdare karşısında
çekinecekleri hiç bir şeyleri olmayacaktır.
Dünyamızın baş belası uyuşturucu kaçakçılığına en sert tepkiyi
gösteren ülkelerden birisi olan ABD’de Sahil Güvenlik Teşkilatı
(US Coastguard) karasularında seyreden bütün yüzer araçları, bu
arada ülkeye yurt dışından dönen özel yatları dahi, sahibinin de
yardımı ile didik didik arayarak, içinin neredeyse tamamını
sökebilmektedir. Görevlilerin yatı aramalarına yardımcı olmakla
yükümlü olan yatçı, sahip olduğu vatandaşlık bilinci ile hem
uygulamaya direnmeyi aklına dahi getirmez, hem de Coast Guard’ın
bu yetkisini vatandaşlarını rahatsız etmek, korkutmak, canından
bezdirmek için kullanmadığını bilir. Nedenler doğru açıklanırsa,
amatör yatçıların da başka türlü bir düşünce ve davranış içinde
olmayacakları kesindir.
Bir yatın, sahibi ya da yetkili bir kişi tarafından yurt dışına
çıkarıldıktan sonra satılarak geriye getirilmeyeceğini düşünmek
ve yatı onu çıkaran kişinin pasaportuna kaydetmek ilkel bir
uygulamadır. Kullanılmış ya da yeni olup olmadığına
bakılmaksızın, yat ihraç etmek yasak bir eylem değildir ve
yatlar da gemiler gibi bulundukları yerde ve beğenildikleri anda
satılabilmelidirler, satın alınabilmelidirler.
Limana kayıtlı bir yatın yurt dışında satılması halinde, kaydı
silinirken satışın Gümrük, Vergi veya başka bir idare ile ilgisi
varsa gereği yerine getirilecektir. Yurt dışına çıkan özel
yatların Gümrük İdaresince sahiplerinin pasaportlarına
kaydedilerek geri getirilmelerini sağlamak amacını taşıyan
uygulama, mantıktan yoksundur, gereksizdir, zararlıdır ve asıl
önemlisi; vatandaşı aşağılayıcı nitelik taşımaktadır.
Alıcı bulan yat her zaman ve her yerde satılabilmelidir ve bunun
Gümrük İdaresini ilgilendiren bir yanının olmaması gerekir. Özel
bir yatın satılması eski ve yeni sahiplerinden başka kimseyi
ilgilendirmemelidir. Kaldı ki yat bir limana kayıtlı ise,
satabilmek için sicilden “temiz kağıdı” alınması gerekecektir.
Bu uygulama yurt içinde çalınmış yatların yurt dışında
satılmalarına da engel olur.
Davetiye
Gereksiz
her işlem devleti meşgul etmekten öteye vatandaşın mutsuzluğuna
neden olmakta ve devletin giderlerini arttırmaktadır. Zenginlik,
giderleri değil, tasarrufu arttırmakla sağlanır. Bu kural herkes
için geçerlidir.
Kötü niyet her zaman ve her yerde kötü niyettir ve düzene
işlerlik kazandıracağı sanılan her kısıtlama başka kötü
niyetlerin doğmasına neden olmaktadır. Düzen kurmanın en kolay
yolunun yasaklardan ve kısıtlamalardan geçtiğini sanmanın, işin
sonunda lagar, verimsiz, ağır bir mekanizma üretmekten öteye
gitmediğini bilmeyen ülke dünyada kalmamış gibidir. Önemli olan,
yasaksız, kolay ve aksamadan vatandaşın leyhine işleyen bir
düzen kurabilmektir. “Kolayı Bulmak Güçtür” deyimini bu
nedenle bütün derinliği ile anlamaya çalışmak gerekir.
Türkiye için en iyi model dahi yeterli değildir. Türkiye
gölgesini aşmak zorundadır. Türkiye modern, yön verici, örnek
ülke olmalı, bütün mantık dışı uygulamaları terk etmelidir.
Bu
bağlamda Arkeolog, sanat ve kültür tarihçimiz Ekrem Akurgal’ın
bir konferansta söylediği “bireysel hürriyetin Batı’da toplumsal
bir gündem haline gelmesinden sonra Doğu’nun gelişmede Batı’yı
bir daha yakalayamadığı” sözlerinden etkilenmemek mümkün müdür?
(Bakınız; Celal Şengör, Zümrütname)
Güçlü donanmaların sahibi, denizcilikte ilerlemiş ülkelerde
amatör yatçılığın önemi çok iyi bilinir. İkinci Dünya Savaşında
müttefik kuvvetler donanması ile yatçılar arasındaki işbirliği
bunun en etkin ve unutulamayan kanıtıdır.
Gelişmiş deniz ticaret filoları olan ülkelerin donatanları,
tarihi gelişimin sonucu, çoğunlukla bir özel yata sahiptirler.
Bu bir kural değildir ama deniz ticaretinin amatör bir uğraşla
ilgisine işaret etmektedir. Bu nedenlerle amatör yatçılığın
gelişmesinin ülkemizin deniz ticaretinde ne denli önemli rolü
olduğunu ifade edecek kesimlerin başında Donatanlarımız ve Deniz
Kuvvetlerimiz gelmelidir.
Amatör denizcileri korumak, kollamak, onların ve özel yatların
sayıca artmasını sağlamak için bütün engellerin kaldırılmasında
çaba sarf etmek, amatör denizciliğin, denizci ülke olabilmenin
temel unsurlardan birisi olduğunu kabul etmek ve bu konuda
sözcülük yapmak Deniz Ticaret Odaları’nın görevleri içinde
olmalıdır.
Ülkemize yatları ile gelip uzun süre kalmayı amaçlayan yabancı
amatör yatçılar için, MARYAT’ın da katkıları ile başlatılan uzun
süreli oturma izni uygulaması övünülecek bir yaklaşım, sektör
ile devlet arasında anlaşabilme olgusunun tarihi bir örneğidir.
Deniz turizminin gelişmesi ve geliştirilmesi için çaba
harcarken, MARYAT’ın görevlerinden bir diğeri de, yanlış
uygulamaları önlemek amacı ile yabancı amatör denizcileri
dinleyerek, onlardan kendi ülkelerindeki doğruları öğrenmek,
öneriler üretmek olmalıdır.
Deniz turizminde ilk özeni yaratan ve gelişmeyi tetikleyen yat
turizmi, amatör yatçılarla başlayan bir harekettir. Amatör
yatçılar, merakları, keşfetmek, arayıp bulmak ve öğrenmek
güdüleri, görüp tanımak, tanışmak istekleri ile hareket eden
insanlardır. Ülkemiz hudutları dışına taşan yat yarışları ve
rallileri, bireysel dünya turları, ekstrem bölgelere yat
seyahatleri hep bu sayılan güdülerin ve arzuların ürünüdür.
Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarında amatör yatçılığa ve
yatçılara ayrı bir yer verilmesi
gerekir.
Denizci ülke, denizci toplum gibi kavramları ülkemiz ve
toplumumuz için benimseyerek, denizcilikte gelişmek istiyorsak,
devletin, vatandaşın amatörlüğüne ve amatör çabalarına en geniş
anlamda sahip çıkmak, engel üretmeden yardımcı olmak, onların
diğer denizci ülkelere, denizci toplumlara ve aynı merakı
paylaşanlara karşı küçük düşmelerini, onurlarının zedelenmesini
önlemekle yükümlü olduğu unutulmamalıdır.
Denizcilik Müsteşarlığının, amatör yatçılığın gelişmesi için
beklenen önlemleri gecikmeden alarak öncülüğü üstlenmesi, konuya
alabildiğince ve olabildiğince özgür ve özendirici
düzenlemelerle yaklaşması İdareler arasında uyum sağlaması
gerekmektedir. Bu hususta yapılacak en doğru iş bir düzenleme
arayışına girmeksizin amatör yatçıları “Amatör Denizci Yeterlik
Belgesi” ve “yatları” ile başbaşa bırakmaktır.
Otomobil sahibi her vatandaş hareketlerinde nasıl özgürse, yat
sahibi vatandaş da aynı özgürlüğe, denizin özellikleri gereği
daha da kapsamlı bir özgürlüğe, sahip olmalıdır.
Deniz sporları ile uğraşan kulüpler, ülkede amatör denizciliğin
ve yatçılığın korunup kollanması, olabildiğince geliştirilmesi
için göreve aday olmalı, yetkilenmeli ve bu yetkileri kullanmak
amacı ile süratle bilgilenmeli, düşünce üretmeli ve
çalışmalıdır, ve sonuçta Türk amatör denizcileri;
Ø
Aşk ile sevip bağlandıkları uğraşlarını, kendi ülkelerinde
kısıtlamasız, sıkıntısız, özgürce uygulayabilmek için,
Ø
Yatları ile yapacakları yurt içi ve dışı seferlerinde
boyunlarının bükük, başlarının eğik olmaması için,
Ø
Yabancı amatör yatçılar ile aralarında hak, hukuk, istek,
beceri, deneyim, birikim, gibi değerler açısından hiç bir fark
olmadığını göstermek için,
amatörlük
felsefesi çevresinde, dayanışma içinde harekete geçerek, bir güç
birliği ile varlıklarını kanıtlamak zorundadırlar. Bir yata
sahip olmak, yatçılık sporu için duygular taşımayı, düşünce ve
istek sahibi olmayı gerektiren ciddi bir olaydır. Bu duygular,
düşünce ve istekler olmaksızın, sadece özenerek, taklit ederek,
benim de bir yatım olsun diyerek, yat sahibi olmak dahi,
motivasyona hazır, keşfedilmemiş bir amatör kişiliğin varlığına
delalet edebilir, göz ardı edilmemesi gerekir.
Gönül rahatlığı içinde “Benim Denizlerim, Benim Kıyılarım, Benim
Sahil Güvenliğim, Benim Limancım, Benim Polisim, Benim
Gümrükçüm, Benim Yatlarım, Benim Yatçılarım” diyebileceğimiz
günlerin yine de yakın olduğu ümidi, yatçıların dayanışma
içinde, ortak hareket etmeleri ile gerçeğe dönüşebilir.
Teoman Arsay Sevgi ve Saygılarımızla,

26.03.2002
|
|