|
İstanbul, 20 Ağustos 2002 Salı
Sayın
Prof. Dr. Erdoğan Teziç
Galatasaray Üniversitesi Rektörü
İstanbul
Konu: Gemi Sağlık Resmi Kanunu uygulaması üzerine düşünceler.
Değerli Hocam,
Telefonda da bahsettiğim gibi,
Türk bayraklı özel yatlarda Hudutlar ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğü
"Gemi Sağlık Resmi Kanunu"
ve
"Gemi Sağlık Resmi Yönetmeliği"
uyarınca "Gemi Sağlık Cüzdanı = Patente"
bulunmasını şart koşmaktadır.
Ülkemizde yatlar "özel" ve
"ticari" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Ticari yatlar bildiğimiz
turist taşıyan yatlar olup "Deniz Ticaret Kanunu"
hükümleri gereğince ticaret gemisi sıfatını taşımaktadırlar.
Özel yatlar ise
vatandaşların sahip oldukları gezi ve spor amaçlı teknelerdir.
Gemi Sağlık Resmi Kanunu’nun 3
üncü maddesinin 2 inci fıkrası Türk limanlarına gelen özel
yatların Gemi Sağlık Resmi’ni özel indirimli olarak
ödeyeceklerini amirdir.
Aynı kanunun 4 üncü maddesinde
"istisnalar" sayılırken 50 tona kadar olan gemilerden sağlık
resminin alınmayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan kanunun 5 inci
maddesinde Türk limanları arasında çalışan ve kabotaj hakkına
sahip 250 tona kadar olan gemilere indirimsiz sağlık resmi
tutarı karşılığında Yıllık Gemi Sağlık Cüzdanı verileceği hükmü
yer almaktadır.
Bir temel bilgi olarak özel
yatların genellikle 20 metreden uzun ve 50 gros tondan büyük
olmadıklarını belirtmekte yarar var. AB uyum yasaları
çerçevesinde boyların 24 metreye tonajın da 80-100’e
çıkarılacağı beklenmektedir.
Bu durumda kanımca;
-
Türk bayraklı bir özel yatın
tonajı 50 net tondan küçükse Gemi Sağlık Resmi ödemesine gerek
yoktur,
-
Özel yat olması nedeniyle
kabotaj hakkına sahip olmadığı için "Gemi Sağlık Cüzdanı"
almasına da gerek yoktur.
Yıllardır uygulanagelen bu
yanlışın düzeltilmesi için amatör denizciler olarak
başvurduğumuz Hudutlar ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nün
konuyu isteklerimiz doğrultusunda ele aldığını 20.5.2002 tarihli
yönergesinden görmek olası. Nitekim yönergenin istisnaları
belirleyen 6 ınci maddesinde;
Aşağıdaki gemiler cüzdan almaktan muaftır,
a)
Kabotaj hakkına
sahip olmayan gemiler,
b)
250 net tondan fazla gemiler
denilmektedir.
Benim
anladığım, tonajı ne olursa olsun kabotaj hakkına sahip olmayan
gemilerin (özel yatlar dahil olmak üzere) ne Gemi Sağlık Resmi
ödemelerine ne de Yıllık Gemi Sağlık Cüzdanı almalarına gerek
olmadığıdır.
Sizden ricam bu savın doğruluğunu
incelemenizdir.
Diğer taraftan;
halen yürürlükte bulunan ve 1942
yılında tadil edilmiş Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun özellikle 31
inci ve 41 inci maddeleri de konu ile ilgilidir. Nitekim bu
maddeler bayrak ayırımı yapmaksızın;
Ø
Gerek Türk limanları
arasında seyreden,
Ø
Gerekse yabancı
limanlardan bir Türk limanına gelen bütün gemileri
sıhhat patentası almakla,
Ø
Ayrıca da Boğazlar
hariç olmak üzere Türk limanlarına gelen
bütün gemileri, bu arada yelkenli
ve/veya kürekli kayıkları dahi,
sağlık kontrolü yaptırmakla yükümlü
kılmaktadır.
İstanbul Karantina Müdürü ile
yaptığım telefon görüşmesinde biraz çekingen bir ifade ile özel
yatların "eğer kabotaj hakları yoksa" gerek sağlık resmi
ödemekten gerekse patente almaktan müstesna oldukları teyidini
aldım. Ancak Müdür Bey bu defa da Umumi Hıfzısıhha Kanunu
hükümlerine göre bazı yükümlülüklerin olabileceğine işaret etti
ve bu konuda bir hukuki mütalaanın kendilerinin de işini
kolaylaştıracağını belirtti.
Tabii bu arada bir de Turizmi
Teşvik Kanunu’nun 28 inci maddesi var.
Maddenin
(a) bendinde; Yabancı
limanlardan gelip Türk limanlarına giren ve yabancı limanlara
gitmek üzere Türk Karasuları dışına çıkan yatların, hudut
kapılarından giriş ve çıkış yapmaları esastır,
(c) bendinde de Yatlara
Türk limanında yapılan sıhhi muamele, yabancı bir limana
uğramadıkları sürece bir yıl geçerlidir ve bunlara vize
uygulanmaz denilmektedir.
Burada bayrak söz konusu edilmemiş
olmasına rağmen anlaşılması gerekenin yabancı bayraklı yatlar
olduğuna inanıyorum.
Kanımca;
Çok daha yeni tarihli olan Gemi
Sağlık Resmi Kanunu, her ne kadar Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nu veya
ilgili hükümlerini ortadan kaldırmıyorsa da bu kanunun özellikle
31 inci ve 41 inci maddeleri ile bazı daha önemsiz olanlarını
yeniden düzenlediğini varsaymak gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Hocam,
Konu ile ilgili mütalaanıza
intizaren saygılarımı sunarım.
Teoman Arsay

20.08.2002
23.8.2002
Tonajı Elli Tondan Küçük Türk
Bayraklı Özel Yatların
"Sağlık Resmi" ve "Gemi
Sağlık Cüzdanı"
Alma Yükümlülüklerinin Olup
Olmadığına İlişkin Hukuki
Değerlendirme
Konuyu düzenleyen iki ayrı Kanun hükümü
bulunmaktadır.
Bunlardan ilki
24 Nisan 1930 tarihli ve
1593
sayılı "Umumi
Hıfzısıhha Kanunu",
diğeri ise,
6 Kasım 1981 tarihli ve 2548 sayılı
"Gemi Sağlık Resmi Kanunu"dur.
-
Bunlardan Umumi
Hıfzısıhha
Kanununun konuya ilişkin 1942
tarihinde değişik 31. madde
hükmü şöyledir:
"Türk limanından diğer bir Türk limanına veya
ecnebi
limanlarından bir Türk limanına gelen
her gemi hareket ettiği
limandan bir sıhhat patentası
almakla mükelleftir".
Adı geçen Kanunun yine
1942
tarihinde değişik
41/2
maddesindeki konuya ilişkin
hüküm de şöyledir:
"....diğer yelkenli, motörlü veya kürekli bilumum deniz nakil
vasıtaları ise hem
boğazlarda ve hem uğradıkları tekmil Türk
limanlarında sıhhi muamelelerini karada sahil sıhhiye dairesinde veya
bu vazifeyi gören makama müracaatla
yaptırırlar".
Umumi Hıfzısıhha Kanununun bu hükümlerine göre,
Elli tondan
küçük Türk bayraklı özel yatların
Gemi Sağlık Cüzdanı (bu
Kanundaki adıyla sıhhat patentası)
almaları gerekmektedir.
-
Konuyu düzenleyen ikinci kanun ise,
6
Kasım 1981
tarihli ve
2548
sayılı "Gemi
Sağlık Resmi Kanunu"dur.
Adı geçen Kanunun 3.
maddesinde
"sağlık resmi" ödemesi gereken gemiler
düzenlenmektedir. Sağlık resminden "istisna"
tutulanları düzenleyen
Kanunun 4. maddesinde
"...elli
tona kadar olan gemilerden sağlık
resmi alınmaz"
denmektedir.
Böylece, Kanun bu açık hükmü ile elli
tonun altındaki gemiler sağlık resminden muaf
tutulmaktadır.
Gemi Sağlık Resmi Kanununun "Gemi
Sağlık Cüzdanını"
düzenleyen
5. maddesi
ise şöyledir:
"Türk limanları arasında çalışan ve kabotaj
hakkına sahip 250
tona kadar olan gemilere, o geminin indirimsiz sağlık resmi
tutarı karşılığında yıllık
gemi sağlık cüzdanı verilir. Ancak, bu miktar 100
tonluk bir geminin ödemesi gereken miktardan az olamaz".
Bu
hükümden çıkan sonuç da,
tonajı ne olursa olsun, Türk limanları arasında çalışan
ve
kabotaj hakkına
sahip olmayan gemilerin
gemi sağlık
cüzdanı almakla yükümlü olmadıklarıdır.
Bu nedenlerle,
Gemi Sağlık Resmi Kanunu'nun 4. ve 5.
maddeleri hükümlerine göre, elli tondan küçük gemilerin "sağlık
resmi" ödeme ve kabotaj
hakkına sahip olmayan gemilerin "gemi
sağlık cüzdanı" alma
yükümlülükleri olmadığı ortaya
çıkmaktadır.
Gemi Sağlık Resmi Kanunundaki gemi kavramı Deniz
Ticaret
Kanununa (m.816) göre tanımlanmalıdır.
Buna
göre,
"Tahsis edildiği
gayeye uygun olarak kullanılması, denizde hareket etmesi
imkanına
bağlı bulunan pek küçük olmayan her türlü
tekne gemi sayılır."
Bu
tanıma göre yatların da gemi
kapsamına girdiği açıktır.
Dolayısıyla Gemi Sağlık
Kanununda gemiler için öngörülen
yükümlülük ve
istisnalar yatları da kapsamaktadır.
-
Bu duruma göre, aynı konuda birbiriyle açıkça
çatışan iki ayrı
kanunla karşılaşmaktayız. Bu sorunun
çözümünde temel hukuk
ilkelerine başvurmamız gerekmektedir.
Kullanabileceğimiz
ilkelerden biri "genel
kanunun" "özel kanun" çatışmasında "özel
kanunun";
diğeri ise "önceki
kanun" "sonraki kanun"
çatışmasında "sonraki
kanunun" uygulanacağına ilişkin "temel
hukuk
ilkeleridir".
Bu temel ilkeleri olayımızda çatışan iki kanuna
uyguladığımızda; 300 maddeden oluşan Umumi
Hıfzısıhha
Kanununun gerek amacı gerekse kapsamı itibarıyla konuya ilişkin
genel kanun olduğunun, 10 maddeden oluşan Gemi Sağlık Resmi
Kanununun ise gerek amacı gerekse kapsamı itibarıyla özel kanun
niteliğinde olduğunun çok
açık olması karşısında,
iki kanun
arasındaki
çatışmada "özel kanun" niteliğinde olan
"Gemi Sağlık
Resmi
Kanununun" uygulanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Keza, her iki kanunun kabul tarihine baktığımızda, Umumi
Hıfzısıhha Kanununun konuya
ilişkin hükümlerinin 1942 tarihli; Gemi
Sağlık Resmi Kanununun ise 1981 tarihli olduğunu görmekteyiz. Bu
durum karşısında, çatışan iki kanundan yukarıda sözünü ettiğimiz
"sonraki kanun" uygulanır
kuralı uyarınca da,
iki kanun arasındaki
söz konusu
çatışmada "sonraki kanun" niteliğinde olan "Gemi
Sağlık Resmi
Kanununun" uygulanması gerekmektedir.
SONUÇ olarak özetle,
Aynı
'konuyu düzenleyen bu iki kanun
arasındaki çatışma karşısında, konuya ilişkin sorunların
çözümünde, hem "özel kanun" hem de "sonraki kanun"
niteliğinde olan "Gemi Sağlık Resmi Kanunu"
hükümlerinin uygulanması
gerekecektir.
Bu Kanunun 4. ve 5. maddelerine göre de,
hukuken elli tondan küçük gemilerin (Türk bayraklı özel yatlar
dahil) "sağlık resmi ödeme" ve tonajı ne olursa olsun,
kabotaj hakkına sahip
olmayan Türk limanları arasıda çalışan
gemi ve yatların
"gemi sağlık
cüzdanı alma" yükümlülüklerinin
olmadığı
sonucuna varmak gerekir.
-
Turizmi Teşvik Kanunun 28. maddesi hükümleri yabancı
bayraklı
gemiler için olup, konumuzla ilgisi yoktur.
Prof.Dr. Erdoğan TEZİÇ
Galatasaray Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku
Anabilim Dalı Başkanı
|