e-mail
    
    denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler

Dost Köşesi     

  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Teoman Arsay  /  Gemi Sağlık Kanunu Uygulaması
 
 
 

İstanbul, 20 Ağustos 2002 Salı   

 

Sayın

Prof. Dr. Erdoğan Teziç

Galatasaray Üniversitesi Rektörü

İstanbul

 

Konu: Gemi Sağlık Resmi Kanunu uygulaması üzerine düşünceler.

 

Değerli Hocam,

Telefonda da bahsettiğim gibi, Türk bayraklı özel yatlarda Hudutlar ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü

"Gemi Sağlık Resmi Kanunu"

ve

"Gemi Sağlık Resmi Yönetmeliği"

uyarınca "Gemi Sağlık Cüzdanı = Patente" bulunmasını şart koşmaktadır.
 

Ülkemizde yatlar "özel" ve "ticari" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

 

Ticari yatlar bildiğimiz turist taşıyan yatlar olup "Deniz Ticaret Kanunu" hükümleri gereğince ticaret gemisi sıfatını taşımaktadırlar.

 

Özel yatlar ise vatandaşların sahip oldukları gezi ve spor amaçlı teknelerdir.

 

Gemi Sağlık Resmi Kanunu’nun 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrası Türk limanlarına gelen özel yatların Gemi Sağlık Resmi’ni özel indirimli olarak ödeyeceklerini amirdir.

 

Aynı kanunun 4 üncü maddesinde "istisnalar" sayılırken 50 tona kadar olan gemilerden sağlık resminin alınmayacağı belirtilmiştir.

 

Diğer taraftan kanunun 5 inci maddesinde Türk limanları arasında çalışan ve kabotaj hakkına sahip 250 tona kadar olan gemilere indirimsiz sağlık resmi tutarı karşılığında Yıllık Gemi Sağlık Cüzdanı verileceği hükmü yer almaktadır.

 

Bir temel bilgi olarak özel yatların genellikle 20 metreden uzun ve 50 gros tondan büyük olmadıklarını belirtmekte yarar var. AB uyum yasaları çerçevesinde boyların 24 metreye tonajın da 80-100’e çıkarılacağı beklenmektedir.

 

Bu durumda kanımca;

  • Türk bayraklı bir özel yatın tonajı 50 net tondan küçükse Gemi Sağlık Resmi ödemesine gerek yoktur,

  • Özel yat olması nedeniyle kabotaj hakkına sahip olmadığı için "Gemi Sağlık Cüzdanı" almasına da gerek yoktur.

Yıllardır uygulanagelen bu yanlışın düzeltilmesi için amatör denizciler olarak başvurduğumuz Hudutlar ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’nün konuyu isteklerimiz doğrultusunda ele aldığını 20.5.2002 tarihli yönergesinden görmek olası. Nitekim yönergenin istisnaları belirleyen 6 ınci maddesinde;

 

     Aşağıdaki gemiler cüzdan almaktan muaftır,

a)           Kabotaj hakkına sahip olmayan gemiler,

b)           250 net tondan fazla gemiler

denilmektedir.

 

Benim anladığım, tonajı ne olursa olsun kabotaj hakkına sahip olmayan gemilerin (özel yatlar dahil olmak üzere) ne Gemi Sağlık Resmi ödemelerine ne de Yıllık Gemi Sağlık Cüzdanı almalarına gerek olmadığıdır.

 

Sizden ricam bu savın doğruluğunu incelemenizdir.

 

Diğer taraftan;

halen yürürlükte bulunan ve 1942 yılında tadil edilmiş Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun özellikle 31 inci ve 41 inci maddeleri de konu ile ilgilidir. Nitekim bu maddeler bayrak ayırımı yapmaksızın;

Ø      Gerek Türk limanları arasında seyreden,

Ø      Gerekse yabancı limanlardan bir Türk limanına gelen bütün gemileri
        sıhhat patentası almakla,

Ø      Ayrıca da Boğazlar hariç olmak üzere Türk limanlarına gelen
        bütün gemileri, bu arada yelkenli ve/veya kürekli kayıkları dahi,
        sağlık kontrolü yaptırmakla yükümlü kılmaktadır.

İstanbul Karantina Müdürü ile yaptığım telefon görüşmesinde biraz çekingen bir ifade ile özel yatların "eğer kabotaj hakları yoksa" gerek sağlık resmi ödemekten gerekse patente almaktan müstesna oldukları teyidini aldım. Ancak Müdür Bey bu defa da Umumi Hıfzısıhha Kanunu hükümlerine göre bazı yükümlülüklerin olabileceğine işaret etti ve bu konuda bir hukuki mütalaanın kendilerinin de işini kolaylaştıracağını belirtti.

 

Tabii bu arada bir de Turizmi Teşvik Kanunu’nun 28 inci maddesi var.
Maddenin

(a) bendinde; Yabancı limanlardan gelip Türk limanlarına giren ve yabancı limanlara gitmek üzere Türk Karasuları dışına çıkan yatların, hudut kapılarından giriş ve çıkış yapmaları esastır,

(c) bendinde de Yatlara Türk limanında yapılan sıhhi muamele, yabancı bir limana uğramadıkları sürece bir yıl geçerlidir ve bunlara vize uygulanmaz denilmektedir.

Burada bayrak söz konusu edilmemiş olmasına rağmen anlaşılması gerekenin yabancı bayraklı yatlar olduğuna inanıyorum. 

Kanımca;

Çok daha yeni tarihli olan Gemi Sağlık Resmi Kanunu, her ne kadar Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nu veya ilgili hükümlerini ortadan kaldırmıyorsa da bu kanunun özellikle 31 inci ve 41 inci maddeleri ile bazı daha önemsiz olanlarını yeniden düzenlediğini varsaymak gerektiğini düşünüyorum.

 

Sayın Hocam,

Konu ile ilgili mütalaanıza intizaren saygılarımı sunarım.


 

                                                                                     Teoman Arsay
                                                                           

                                                                                                                        20.08.2002

 

 

23.8.2002     

 

Tonajı Elli Tondan Küçük Türk Bayraklı Özel Yatların

 "Sağlık Resmi" ve "Gemi Sağlık Cüzdanı"

Alma Yükümlülüklerinin Olup Olmadığına İlişkin Hukuki Değerlendirme

 

Konuyu düzenleyen iki ayrı Kanun hükümü bulunmaktadır.

   Bunlardan ilki

24 Nisan 1930 tarihli ve 1593 sayılı "Umumi Hıfzısıhha Kanunu",

   diğeri ise,
6 Kasım 1981 tarihli ve 2548 sayılı
"Gemi Sağlık Resmi Kanunu"dur.

  1. Bunlardan Umumi Hıfzısıhha Kanununun konuya ilişkin 1942 tarihinde değişik 31. madde hükmü şöyledir:

    "Türk limanından diğer bir Türk limanına veya ecnebi limanlarından bir Türk limanına gelen her gemi hareket ettiği limandan bir sıhhat patentası almakla mükelleftir".
     

    Adı geçen Kanunun yine 1942 tarihinde değişik 41/2 maddesindeki konuya ilişkin hüküm de şöyledir:

    "....diğer yelkenli, motörlü veya kürekli bilumum deniz nakil vasıtaları ise hem boğazlarda ve hem uğradıkları tekmil Türk limanlarında sıhhi muamelelerini karada sahil sıhhiye dairesinde veya bu vazifeyi gören makama müracaatla yaptırırlar".
     

    Umumi Hıfzısıhha Kanununun bu hükümlerine göre, Elli tondan küçük Türk bayraklı özel yatların Gemi Sağlık Cüzdanı (bu Kanundaki adıyla sıhhat patentası) almaları gerekmektedir.

     

  2. Konuyu düzenleyen ikinci kanun ise, 6 Kasım 1981 tarihli ve 2548 sayılı "Gemi Sağlık Resmi Kanunu"dur.
    Adı geçen Kanunun 3.
    maddesinde "sağlık resmi" ödemesi gereken gemiler düzenlenmektedir. Sağlık resminden "istisna" tutulanları düzenleyen Kanunun 4. maddesinde

    "
    ...elli tona kadar olan gemilerden sağlık resmi alınmaz" denmektedir.
    Böylece, Kanun bu açık hükmü ile elli
    tonun altındaki gemiler sağlık resminden muaf tutulmaktadır.
     

    Gemi Sağlık Resmi Kanununun "Gemi Sağlık Cüzdanını" düzenleyen
    5. maddesi ise şöyledir:

    "Türk limanları arasında çalışan ve kabotaj hakkına sahip 250 tona kadar olan gemilere, o geminin indirimsiz sağlık resmi tutarı karşılığında yıllık gemi sağlık cüzdanı verilir. Ancak, bu miktar 100 tonluk bir geminin ödemesi gereken miktardan az olamaz".


    Bu hükümden çıkan sonuç da, tonajı ne olursa olsun, Türk limanları arasında çalışan
    ve
    kabotaj hakkına sahip olmayan gemilerin gemi sağlık cüzdanı almakla yükümlü olmadıklarıdır.

     

    Bu nedenlerle,
    Gemi Sağlık Resmi Kanunu'nun 4. ve 5. maddeleri hükümlerine göre, elli tondan küçük gemilerin "sağlık resmi" ödeme ve kabotaj hakkına sahip olmayan gemilerin "gemi sağlık cüzdanı" alma yükümlülükleri olmadığı ortaya
    çıkmaktadır.

 

                                                                                                                     

Gemi Sağlık Resmi Kanunundaki gemi kavramı Deniz Ticaret Kanununa (m.816) göre tanımlanmalıdır.

 

Buna göre,

"Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması, denizde hareket etmesi imkanına bağlı bulunan pek küçük olmayan her türlü tekne gemi sayılır."

Bu tanıma göre yatların da gemi kapsamına girdiği açıktır.

Dolayısıyla Gemi Sağlık Kanununda gemiler için öngörülen yükümlülük ve istisnalar yatları da kapsamaktadır.

 

  1. Bu duruma göre, aynı konuda birbiriyle açıkça çatışan iki ayrı kanunla karşılaşmaktayız. Bu sorunun çözümünde temel hukuk ilkelerine başvurmamız gerekmektedir.
    Kullanabileceğimiz
    ilkelerden biri "genel kanunun" "özel kanun" çatışmasında "özel kanunun";
    diğeri ise "önceki kanun" "sonraki kanun"
    çatışmasında "sonraki kanunun" uygulanacağına ilişkin "temel
    hukuk ilkeleridir".

Bu temel ilkeleri olayımızda çatışan iki kanuna uyguladığımızda; 300 maddeden oluşan Umumi Hıfzısıhha Kanununun gerek amacı gerekse kapsamı itibarıyla konuya ilişkin genel kanun olduğunun, 10 maddeden oluşan Gemi Sağlık Resmi Kanununun ise gerek amacı gerekse kapsamı itibarıyla özel kanun niteliğinde olduğunun çok açık olması karşısında,

iki kanun arasındaki çatışmada "özel kanun" niteliğinde olan

 "Gemi Sağlık Resmi Kanununun" uygulanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

                                              

Keza, her iki kanunun kabul tarihine baktığımızda, Umumi Hıfzısıhha Kanununun konuya ilişkin hükümlerinin 1942 tarihli; Gemi Sağlık Resmi Kanununun ise 1981 tarihli olduğunu görmekteyiz. Bu durum karşısında, çatışan iki kanundan yukarıda sözünü ettiğimiz "sonraki kanun" uygulanır kuralı uyarınca da,

iki kanun arasındaki söz konusu çatışmada "sonraki kanun" niteliğinde olan "Gemi Sağlık Resmi Kanununun" uygulanması gerekmektedir.

 

 

SONUÇ olarak özetle,

 

Aynı 'konuyu düzenleyen bu iki kanun arasındaki çatışma karşısında, konuya ilişkin sorunların çözümünde, hem "özel kanun" hem de "sonraki kanun" niteliğinde olan "Gemi Sağlık Resmi Kanunu" hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

 

Bu Kanunun 4. ve 5. maddelerine göre de, hukuken elli tondan küçük gemilerin (Türk bayraklı özel yatlar dahil) "sağlık resmi ödeme" ve tonajı ne olursa olsun, kabotaj hakkına sahip olmayan Türk limanları arasıda çalışan gemi ve yatların "gemi sağlık cüzdanı alma" yükümlülüklerinin olmadığı sonucuna varmak gerekir.

 

  1. Turizmi Teşvik Kanunun 28. maddesi hükümleri yabancı bayraklı gemiler için olup, konumuzla ilgisi yoktur.

 

 

                                                                           Prof.Dr. Erdoğan TEZİÇ

                                                                            Galatasaray Üniversitesi

                                                                     Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku

                                                             Anabilim Dalı Başkanı