Hat, minyatür gibi sanatların kenar süslemeleri olarak doğan
tezhip, sonradan başlı başına bir sanat kimliği kazandı. Saray
kökenli bir sanat olan tezhip, bugün dünya platformunda yerini
alıyor.
İnsanlık tarihi kadar eski bir maziye sahip olan süsleme, ilk
çağlardan günümüze topluluklar halinde yaşayan insanların
sosyalleşme süreçlerinin temel taşı olmuştur. Mağara
duvarlarında başlayan bu süreç, çiziliş maksatları ne olursa
olsun insanların içinde yaşadığı toplumun kendisine özgü zevk ve
manevi değerlerinin şekillenmesiyle ortaya çıkar. Günümüzde
geleneksel ya da klasik olarak adlandırdığımız sanat dallarımız
içerisinde Orta Asya’dan Anadolu topraklarına taşıdığımız en
köklülerinden biri de tezhip sanatımız.
Tezhip Nedir?
El yazması kitapların süsleme tekniğine verilen isim olan
tezhip, hüsn-ü hat (hat sanatı) levhaların, minyatürlerin,
fermanların kenar süslemesidir. Arapça zehep yani altın
kelimesinden gelen altınlamak anlamı ile kullanılan tezhip
hüsn-ü hattın elbisesi olarak da nitelenir. Hayvan ya da bitki
gibi doğadaki canlıların stilize yorumlarıyla ortaya çıkan
tezhip sanatı, kurallarına sıkı sıkıya bağlı bir sanat koludur.
Türklerin İslam’ı kabulüyle gelişmiş ve günümüze kadar
süregelmiştir. 8.ve 9. yüzyıllarda Orta Asya’da Bezeklik duvar
resimleriyle başlayan bu süreçte tezhip sanatında kullanılan
motifler, Kuran-ı Kerim, levhalar, albüm, tuğra, ferman, hilye-i
şerif, dini ve sivil el yazmalarının kenar süslemesidir.
Saraylı Bir
Sanat
Tezhip günümüze kadar hüsn-ü hat eserlerinin kenar süslemesi,
bir tür elbisesi gibi yorumlanır. Günümüzde ise kitap
sayfalarının arasından kurtulan tezhipli eserler, kendilerini
levhalarda ifade eder. Artık başlı başına bir sanat olan Tezhip,
sanatın evrensel kuralları içindeki haklı yerini alan bir klasik
olma yolunda hızla ilerlemiştir. Saray kökenli tezhip, İslam
kültüründe her zaman yerini bulur. Saray nakkaşhanelerinde
uygulanan Tezhip usta nakkaşların ve müzehhiplerin elinde
canlanır.
Yazma Eserlerin
Mücevher Kaftanı
Yazma kitaplarda en önemli süslemeler, eserin ‘Zahriye’
denilen takdim sayfasında bulunur. Kitabın adı, yazarı,
sunulduğu şahsı belirten madalyonların ve kime ait olduğunu
gösteren temellük kitabesinin yer aldığı tezhipli sayfa ile
başlar. Zahriye sayfasından sonra metinlerin başladığı genelde
çift sayfa halinde kullanılan ‘Serlevha’ sayfaları gelir.
Metinler çevresinde ya da sayfa üst kısmında taç olarak tezhip
süslemeler yer alır. Ara sayfalarda; hizip, secde, vakıf, cüz ve
aşer güllerinin yer aldığı rozet şekilli tezhipler bulunur. El
yazması kitapta süslenen son yer eserin hattatının, eserin
yazılış tarihinin bulunduğu ‘Hatime’ bitiş sayfasıdır. Bu
sayfalardaki tezhipler diğer sayfalara göre daha hafiftir.
Süslenen eserin maddi ve manevi değerinden dolayı kullanılan
malzemelerin kalitesi, yapan ustaların yüksek kabiliyeti ortaya
çıkan eseri eşsiz kılar.
Motiflerin Dili
Türk tezhip sanatı; kökleri Orta Asya’ya dayanan motiflerle
beslenen, İslam’ın kabulüyle gelişen, çeşitlenen ve İslam
dininin getirdiği kurallarla daha da güçlenip, stilize, yarı
stilize ve natüralist üslupları oluşturan bir sanat koludur.
İslam’ın getirdiği kurallar, resim yapmayı zorlaştırınca
sanatçılar, dini inanışlarla doğayı yorumlayıp stilize diye
tabir ettiğimiz motifler ürettiler. Tezhip sanatının İslam ile
bütünleştiği dönemde, Orta Asya kaynaklı hataî, penç, gonca,
yaprak, münhanî, rumî, bulut gibi motifler tezhip sanatımızın
temel taşlarını oluşturur. Özüne sadık kalınarak bu motifler
bugün de kullanılır. Tezhip sanatında, sanatımızın 17. yüzyıl
sonrasında batıya açılmasıyla ‘Eklektik’ diye adlandırdığımız
Barok, Rokoko gibi tarzlar sanatımıza etki yapar ama hiçbir
zaman Klasik dönemin sadeliğine, uyumuna, ihtişamına sahip
olamaz. Bu kurallı motiflerin yanı sıra ‘Şukûfe’ adını
verdiğimiz çiçek buketleri ya da tek tek resmedilen natüralist
üsluptaki çiçekler bir döneme imzasını atar. Laleler,
karanfiller, güller, süsenler, nergisler ve diğerleri Türk
tezhip sanatının her biri kitap olabilecek süsleme unsurlarıdır.
Yapım Teknikleri
Bu sanata adını veren ana materyal, altın yapım tekniklerinin
de belirleyicisidir. Tezhip, eskiz kâğıtlarına çizilen
desenlerin, özel yapılan ‘murakka’ adını verdiğimiz kâğıtlara
geçirilmesiyle başlar. Tezhip yapımına zemine fırçayla altın
yaldız sürülerek başlanır. Renklendirilen motifler, ince kıl
fırçalarla kontürlenerek daha sonrasında da zemin renkleri
uygulanır. En son işlem ise motiflere uygulanan gölge
çalışmasıdır. Desenin, motiflerin küçük ölçekte yapıldığı bu
tarzına ‘tezhip’ denir. Bu sanattaki bir diğer önemli uygulama
tekniği de ‘Halkar’dır. Halkar daha büyük ebatta çizilen
desenlerin ezilmiş altın ile sulandırılarak yapıldığı tekniktir.
Motiflerin dip noktasından ucuna doğru fırça ile çekilmesiyle
sulandırılan altın, yine altınla kontürlendirilerek
sonuçlandırılır. Altın kontür yerine renkli kontür uygulanırsa
da ‘şikâf’ adını alır.
Sonsuzluğun
Simgesi
Orta Asya’nın güneyindeki ülkelerde 3. ve 4. yüzyıllardan
itibaren altın dövülerek, varak haline getirilerek kullanılır.
İşte bu Orta Asya kökenli işçilik, Türklerin Anadolu
coğrafyasına taşımalarıyla hem yapıştırılarak hem de ezilerek
fırça ile kullanılır. Sonsuzluğun da simgesi olan altın,
ihtişamın, gücün, debdebenin bayrağı ve yeri geldiğinde de
sadeliğin timsali olur.
Yapım tekniklerinden, malzemesine, desenlerinden, üsluplarına
bir bilim dalı haline gelen tezhip sanatımızda klasik
uygulamalarından, günümüzde çağdaş yeni yorumlara uzanan geniş
bir yelpazede sanat eserleri uygulanır. Sanatın evrensel dilini
etnik duygularıyla birleştiren sanatçılarımız dünya sanat
platformlarında da eserler vermeye başladılar.
Murakka
Tezhipin çalışılabilmesi için özel olarak üretilen kâğıda
verilen isimdir. Dört kat kâğıt birbirine karşı gelecek şekilde
üst üste muhallebi adı verilen yapıştırıcı ile yapıştırılır.
İşte yüzyıllarca dayanıklı kalacak kâğıdınız hazır.
Orijinal
Örnekler
Türk İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda bulunan geleneksel
Osmanlı tezhip sanatının ilk defa yayınlanan orijinallerinin
örnekleri.
Müzehhib-Müzehhibe
Tezhip sanatını yapan sanatçıya erkek ise müzehhib, bayan ise
müzehhibe denir.
Zerefşan
Ezilmiş ya da varak halindeki altının tel elekten geçirilerek
uygulama yüzeyine dengeli bir şekilde düşmesine verilen isimdir.
Kelime anlamı da küçük altın parçaları demektir.