| |
|
 |
|
06.06.1875 - 12.08.1955
"Yozlaşmayı Edebi Motif
Olarak Kullanan Yazar"
Thomas Mann XX. Yüzyılın en önemli Alman yazarlarından
biridir. Mann, Johann Wolfgang von Goethe'nin yapıtlarını
kendi yapıtında bir tüzük ve konu bulmada örnek olarak
kullandı. Buddenbrooks adlı romanında örnek olacak biçimde
anlatıldığı gibi, yapıtlarının başlıca konusunu burjuvazinin
yozlaşması oluşturmaktadır.
Mann, Thomas
Johann Heinrich Mann adlı Lübeck'li bir tüccarın ikinci oğlu
olarak dünyaya geldi. |
1893'te orta
okulu bitiren genç, çok nefret ettiği okuldan ayrılarak annesi
ve kardeşleriyle birlikte Münih'e taşındı.
Burada bir sigorta şirketine gönüllü stajyer olarak girdi ve
1895/96 yıllarında Teknik Üniversitede okudu.
1901:
Buddenbrook Ailesi
Lübeck'teyken bile Frühlingssturm. Monatsschrift für Kunst,
Literatür und Philosophie (İlkbahar Fırtınası. Sanat, Edebiyat
ve Felsefe Aylık Dergisi) adlı derginin yazarları ve kurucuları
arasında bulunmuş olan Mann, hayranı olduğu ağabeyi Heinrich
tarafından çıkarılan Das Ztvanzigste Jahrhundert. Blaetter für
Deutsche Art und Wohlfahrt adlı Alman ulusal, anti-Semitist
dergiye yazı yazıyordu. Ama Bismarck taraftarı olan genç yazar
için şiir çalışmaları daha önemliydi. Heinrich ile birlikte
İtalya'ya 1896-98 yıllarında yaptığı bir yolculuktan sonra
1898-99 yıllarında Simplicissimus adlı derginin redaktörlüğünü
üstlendi ve 1900'da askerlik hizmetini yerine getirdi. Der
kleine Herr Friedmann (Küçük Bay Friedmann, 1901) gibi ilk
öykülerinden sonra Mann, 1901 'de Buddenbrooks (Buddenbrook
Ailesi) adlı romanını yayınladı. Dünya çapında başarıya ulaşan
bu ünlü romanında yazar, yer yer taşlamalı bir biçimde Lübeck'li
bir tüccar ailesinin çöküşünü dört nesil boyunca anlatır.
Burjuvazinin, örneğin çalışkanlık, tutumluluk ve görev bilinci
gibi değerleri, sanatsal ve entellektüel yaşam biçimleriyle
olduğu kadar, kötü alışkanlıklar, lüks, avarelik, din, hastalık
ve ölüm yardımıyla yıkılmaktadır.
1903:
Tristan
Mann'ın ikinci başarısı, altı öykü içeren Tristan derlemesi
(1903) çerçevesinde çıkan Tonio Kroger adlı öyküsüdür. Tonio
Kröger'de sanatla burjuva hayat arasındaki zıtlık
yansıtılmaktadır. Konu kahramanı hayatın ne kadar boş olduğunu
anlayarak aşk ve doyuma varma olanağını elinden kaçırır.
|
 |
|
Mann
1905'te bir profesörün kızı Katia Pringsheim ile evlenerek
onunla birlikte, aralarında Erika, 1905; Klaus, 1906; ve
Golo, 1909 adlı sonraki yazarlar da olmak üzere, altı çocuk
sahibi oldular. Evlenmesiyle ve buna bağlı olarak toplumda
kendine bir ad yapması nedeniyle muhafazakâr siyasal
görüşleri sağlamlaştı. 1912'de soysuzlaşmış yaşam tarzı
yüzünden mahva sürüklenen bir sanatçının öyküsünü anlatan
Der Tod in Venediğ'i (Venedik'te Ölüm) yazdı. Tadzio adlı
delikanlıya karşı duyduğu aşk
sanatçının Venedik'te ölmesiyle son bulur. |
1918:
Heinrich ile Bozuşması
Mann I. Dünya Savaşı'nı ulusal bir Alman coşkusu içinde
savunarak Betrachtungen eines Unpolitischen (Apolitik Bir Adamın
Gözlemleri, 1918) pazifizme ve toplumsal değişimlere ve
böylelikle demokratik değişime taraftar olan Heinrich'e de karşı
çıkmış oldu. Dışişleri bakanı Walther Rathenau öldürüldükten
(1922) sonra Thomas Mann, o tarihe kadarki siyasal görüşlerine
sırt çevirerek bundan böyle cumhuriyeti ve demokrasiyi onayladı;
dolayısıyla da Heinrich ile barıştı.
1924: Der
Zauberberg
Der Zauberberg, (Büyülü Dağ) bir sanatoryumda yatan babasını
görmeye gittiğinde bizzat bir "vaka" haline gelen Hans Castorp
adlı bir mühendisin öyküsüdür. Bu yapıtın kahramanı da aşkın ve
ölümün gücüne yenik düşer.
 |
|
Sonunda yine, daha iyi bir geleceğe ilişkin umutlar yerini
çöküşe bırakır. Mann 1929 yılında Nobel Edebiyat ödülünü
aldı. 1933'te İsviçre'ye göç ederek Zürih yakınlarında
Küsnacht'a yerleşti. Aynı yıl içinde, konusu açısından
İncil'deki örneğine dayanan Joseph und seine Brüder (Yusuf
ve Erkek Kardeşleri) adlı roman dörtlemesinin birinci cildi
çıktı. Yusuf hayal peşinde koşan bir genç iken,
sorumluluğunun bilincinde bir devlet adamı haline gelir. |
Mann bu
tiplemesiyle ilk kez mahvolmaya mahkûm olmayıp gelecek içim umut
veren bir karakteri anlatır. Yazar bu yapıtıyla kendi politik
gelişmesini ima ederek faşizmin yenilebileceğine ilişkin
umutlarını dile getirir. Mann 1936 yılında Alman uyruğundan
çıkarıldı. Çekoslovak uyruğuna geçerek 1938'de ABD'ye taşındı.
Burada 1939'da Lotte in Weimar'ı yazdı. Mann bu Goethe romanında
bu büyük idealinin portresini anlaşılmamış, yalnızlığa itilmiş
bir insan olarak çizdi.
1947:
Doktor Faustus
1944'te Amerika uyruğuna geçen Mann, II. Dünya Savaşı’nda Alman
dinleyicileri için faşizm karşıtı radyo programları hazırladı ve
1947'de Doktor Faustus adlı romanını yayınladı. Mann bu
romanında Nazi dönemiyle ilgili düşüncelerini açıklar ki, buna
göre Nazizmin oluşup gelişmesi bir rastlantı olmayıp Alman
tarihinin sonucudur. 1952'de İsviçre'ye dönen Mann, burada
1954'te Die Bekenntnisse des Hochstaplers Felix Krull (Felix
Krull Adlı Dolandırıcının İtirafları) adlı yapıtını yazdı.
Topluma istediği ilüzyonları sağlayan Krull adlı narsist
sanatçının itiraflarını tamamlayamadı yazar. 1955'te 80 yaşında
Zürih'te bu dünyadan göçtü.
Kaynakça:
Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
Büyük Larousse
|
|