|
http://www.tinaztitiz.com
İstanbul'daki son terör olayları çok sayıda yorumu da
beraberinde getirdi. Geniş bir alana yayılan bu yorumların bir ucu "insanlıktan
nasibini almamış birkaç çapulcunun....." olarak başlayan yorumlardır. Kaçınılmaz olarak
sonları da "polisimizin
ve yüksek teknolojinin vs dolayısıyla 12 saatte aydınlatılmış....." şeklinde bitmektedir.
Yorum spektrumunun diğer ucunda ise gayet alışık olduğumuz
EYBAGOA
tipinde yorumlar bulunmaktadır. (EYBAGOA, "Eksik ve/ya Yanlış
Bilgilerin Ardarda Getirilmesiyle Oluşturulan Analizler" demektir.
İstanbul da son olarak meydana gelen olayların nasıl bir
büyük resim içinde yer aldığını bilenler -Türkiye içinde ve/ya
dışında- kuşkusuz vardır. Ama diğer yandan da her tür olayı kendi
sabit düşüncelerini destekleyecek şekilde yorumlayan insanların
çoğunlukta olduğu bir gerçektir ve bu normaldir de.
Sıradan
çoğunluk ve nadir azınlık yalnız toplumumuzun değil, tüm toplumların
kompozisyonudur. Hattâ böylesine bir bileşim belki de gündelik yaşamı
kolaylaştırmaktadır.
Benzer beğenileri, nefretleri, değer yargılarını
paylaşanlar, suyu arayan bitki kökleri gibi, her türlü olayı filtre
ederek kendi değerlerini destekleyecek hale getirebilirler. Böylece
ortaya, o değerler için giderek "sağlam gibi" görünen dayanaklar
çıkmaya başlar. Bu düşüncelerin iletildiği diğer sıradan insanların,
bütün bu ikna edici dayanakları sorgulamaya ne vakitleri ne imkânları
ne de becerileri vardır. Yapabilecekleri tek şey, kendi önlerine
koyulan analizlere kendi eksik ve/ya yanlış bilgilerini katarak "değer
yandaşları"nı motive edebilecek katkılar üretmekten ibarettir.
Ama mesele burada değildir. Mesele, sıradanlığın nedreti
aşmasında, sıradan düşüncelerin egemen hale gelmesindedir.
Son terör olayları hakkında her birey ve kurum kuşkusuz
kendi veri-tabanı ve kendi sonuç çıkarsama algoritmaları uyarınca
analizler yapacaktır. Ünlü bir yabancı şirketin merkezi ile aynı
sokakta evi bulunan vatandaşın veri-tabanındaki bilgi -ki çıkaracağı
sonuçlar için yeterlidir-, "terör
olaylarının genellikle bu tür yerlerde yoğunlaştığı"dır. Kullanacağı algoritma da yine yalındır: "imkânım
varsa buradan taşınırım, yoksa tevekkül ederim." (Nitekim, tüpgaz dolum tesisleri ile altlı-üstlü
oturanlar genelde bu ikinci ölçütü kullanırlar.)
Kendini, mahalle kahvesindeki arkadaşlarına dünya
olaylarını açıklamak zorunda hisseden emekli vatandaşın veri-tabanı ve
algoritması ise bu denli yalın olamaz, mahallenin raconu daha
sofistike analizler ister. Yani hem heyecan yapacak, hem fantezilerini
besleyecek, ama hiçbir şekilde de somut bir şeyler yapmasını, kendine
bakmasını, yargılamasını, gerekirse değiştirmesini gerektirmeyecek
analizler.
Mahalle kahvesi raconunda şu soru yasaktır: "nereden
biliyorsun?" Bu yasağın nedeni, aynı düşünce biçiminin kahvedeki
diğer kişilerce de sık sık kullanılması, bu silahın her an herkese
dönebileceğinin iyi bilinmesidir.
Diğer yandan kurumlar da olayları kendi amaçları
doğrultusunda analiz edeceklerdir. Örneğin istihbarat kurumları ile
ilçe belediyeleri ya da başbakanlığın analizleri farklı
veri-tabanlarını ve farklı algoritmaları kullanacaklardır.
Bu nedenle, neler olduğu konusunda kişiler ve kurumlar
adına yorum yapmak yerine, onların yorumlarının sohbetten ya da iç
boşaltmadan öte bir anlam taşımasına yardımcı olabilecek sorular
soralım. Bu sorulara cevaplar -ama tam ve güvenilir cevaplar- vermeye
hazır olmayan yorumların, ancak kahvehanelerde sanal heyecan arayan
emeklilerin işlerine yarayabileceğini lütfen hatırdan çıkarmayalım.
İşte, amacı yeni sorular sormayı özendirmek olan birkaç soru önerisi:
Ø
Son
terör olaylarını doğru analiz edebilmek için sorulması gereken doğru
sorular hangileridir, bunlar nasıl bir yöntemle bulunabilir?
Ø
Bu
iki soruya verilecek yanıtların doğru olup olmadığından nasıl emin
olunabilir?
Ø
Bu bilgilere kimler sahiptir, nasıl sahip olunabilir, nasıl güncel
tutulabilir?
Ø
Meydana gelen olayların açıklamalarını yapmaya başlamak için bir
ritüel sadakatiyle şunların yapılması istenilebilir mi?
-
Açıklamasında
yararlanacağı tüm varsayımları -kendisine ne denli aşikâr görünürse
görünsün- baştan ortaya koyması,
-
Açıklamasında
yararlanacağı tüm verileri ve kaynaklarını açıklaması; kaynaklarının
açıklanması sakıncalı ise gerektiğinde açıklanabileceğinin
güvencesini vermesi,
-
Bir başka
nedenle yermek ya da övmek istemlerinin -varsa- açıklama içine
sokuşturulmaması.
Ø
Terör nedir?
-
"Akıl sağlığı
yerinde olmayan, insanlıktan nasibini almamış, psikopat yaratıkların
eylemidir"
-
"Türkiye'yi
bölmek isteyenlerin manipülasyonlarıdır"
-
"Türkiye'yi ABD
yanına çekmek isteyenlerin oyunudur"
-
"İslam'ı
karalamak isteyen fanatik Hıristiyanların komplosudur"
-
"Türkiye'yi
İslam'dan dönmüş sayanların bir öç alışıdır"
-
"Terör bir
jenerik adlandırmadır. Herhangi bir, ama "belirli" bir amaçla
yapılan, tasarımlanmış, yapanlarca haklılığından hiç kuşku
duyulmayan, bu nedenle de her türlü aracın kullanımının mubah
sayıldığı, tasarım ve uygulanmasında her türden insanın yer
alabildiği, tasarımın güvenliği açısından her bir aşaması arasında
firewall'ların yer aldığı, yandaşları açısından kutsal, karşıtları
açısından ise aşağılık bir süreçtir"
tanımları ne kadar
doğrudur?
Ø
Terörün sonuçlarına karşı oluşan boşalma, öç alma duygularımızla
karıştırmaksızın terörü objektif olarak anlamamız gerekir mi, yoksa bu
bir vakit kaybı mı olur?
Ø
Xerox
şirketi (fotokopi makineleri üreticisi) Polo Alto'daki araştırma merkezinde, makinelerin
kullanımındaki hataları analiz etmek için antropologlar
çalıştırmaktadır. Fotokopi makinesinden daha karmaşık olduğu şüphe
götürmeyen terör olaylarını "anlamak" için ise polislerimiz ve valimiz
yeterli sayılmaktadır. Xerox mu işi abartıyor biz mi anlamıyoruz?
Bu kadar uzun bir süzgeçten geçirmeye kalkınca söz söyleme
ya da yazmanın epey güçleşeceği tahmin edilebilir. Ama kasıtlı ya da
kasıtsız bilgi kirlenmesinin önüne başka türlü geçilemeyeceği de
açıktır.
Bu sınırlamalar kesinlikle kahvelerdeki yurttaşlarımız için
geçerli değildir ve olmamalıdır. Onlar gönüllerince fantezilerini
kurabilir, kızgınlık ve beğenilerini olayların açıklamalarının içine
sokabilir, temennilerini, tahminlerini, bilgilerini, bilmediklerini
birleştirerek kurgular yapabilir ve çevrelerindekileri eyleme -ya da
en azından açıklamalarını onaylamaya- davet edebilirler. TV'deki "Ekmek Teknesi" dizisindeki kahve sohbeti tam
böyle değil midir?
Bu geniş kesimin dışındaki azınlık için en sağlam yol
sorular sormaktır. Doğru sorular doğru cevaplar elde etmenin biraz
uzun ama en güvenilir yoludur.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce
 |