|
http://www.tinaztitiz.com
Çocuklar arasında yapılan bir beyin
fırtınasında şu soruya cevap vermeleri istenmişti: "bir bardak ne
işlere yarar?"
Verilen cevaplar (http://www.tinaztitiz.com/yazi.php4?id=368)
yalnız bir bardağın değil herhangi bir şeyin ne kadar çok işe
yarayabileceğini gösteriyordu.
Bu çeşitliliğe karşın bardağın temel
varlık nedeni tektir ve o da "sıvı içmek"tir.
Bir şeyin "nelere yaradığı" ile "temel
varlık nedeni" arasındaki basit görünümlü ama derin fark, kurumsal
yönetim açısından değerli bir araçtan -ülkemizde- niçin yeterince
yararlanılamadığını bize düşündürmelidir.
Bu araç "temel varlık nedeni",
"öz-niyet", "misyon" gibi adlarla anılmaktadır.
Otomobil üreten bir şirketin temel
varlık nedeni "otomobil üretmek", danışmanlık yapan bir şirketin
misyonu "danışma hizmeti vermek", gazete çıkaran bir kurumun öz-niyeti
"halka haber vermek" değildir. Bunlar iştigal (uğraşı) konularıdır ama
temel varlık nedenleri değillerdir.
Bu şirketlerin birer öz-niyetleri
olabilir ya da olmayabilir. Eğer yok ise bunlar, birkaç kez
geri-dönüşüme uğratılarak bağlayıcı selüloz lifleri iyice kısalmış,
böylece dış görünüşü mükemmel ama en ufak çekiştirmede yırtılan
kağıtlar gibidirler.
Hisseleri el değiştire değiştire
sahipleri belirsiz hale gelmiş şirketlerin durumları böyledir.
Sağlıklı görünüşlü ama içten çürümüş; niçin var oldukları belli
olmayan ticari tümörlerdir.
Bir ara yaygın olan çok ortaklı işçi
şirketlerinin durumları tam olarak böyleydi. İçlerinde bayağı büyük
sermayelerle kurulmuş devasa şirketler vardı, ama onlara can
verebilecek bir temel varlık nedeni ortaya koyabilecek sahipleri
yoktu.
Öz-niyet, misyon ya da temel varlık
nedeni, bir kuruluşun başlıca sahibinin parmak izi gibi özgün bir
niteliğidir. Doğruluğu-yanlışlığı, iyiliği-kötülüğü ya da
güzellik-çirkinliği tartışılmaz.
Bir kişi temel varlık nedeni olarak "muhtaç
insan bırakmamak" kavramını benimsemişken bir diğeri pekalâ "kendisine
rakip bırakmamak, bir yolla hepsini yoketmek" öz-niyetine sahip
olabilir. Bir başkası "yeni bir dünya görüşünü egemen kılmayı",
bir diğeri ise "her şirketi, sanata destek olacak bir kurum haline
getirmek" kavramını misyon edinmiş olabilir. Bunların hiçbiri
diğeri ile karşılaştırılmamalıdır.
Bunlar birbiriyle karşılaştırılmaması
gereken varlık nedenleridir ama hepsinin ortak bir yanı vardır: bu
varlık nedenlerini ortadan kaldırdığınızda kuruluşlar, sağdan soldan
esen rüzgârlara karşı nereye gideceği belli olmayan bir yelkenli
haline gelirler.
Ticari şirketlerle yapılan çalışmalarda
"temel varlık nedeniniz nedir?" sorusuna genellikle verilen
cevap "para kazanmak, kâr etmek" şeklindedir. Kâr etmek bir şirketin
-hattâ herhangi bir kurumun- varlığını sürdürmesi için zorunlu bir
gerekliliktir, ama temel varlık nedeni değildir.
Para kazanmak, kâr etmek, bir başka şey
için gereklidir. İşte o "şey" -her ne ise- kuruluşun misyonu,
öz-niyeti, temel varlık nedenidir.
Peki böyle bir misyon belirlenmeden
kurulmuş şirketler ne olacaktır? Onlar, içlerindeki ve hattâ
dışlarındaki kişi ve kurumların sürükledikleri yerlere doğru
gideceklerdir. Misyonsuz bir şirketi örneğin genel müdürü kendi
misyonu doğrultusunda bir yerlere götürebilir. Bu misyon çok insancıl
bir varlık nedeni olabileceği gibi "müstakil bir villada huzurlu ve
rahat bir gelecek yaşamak için dünyalık yapmak, bunun için de şirket
sahip(ler)ini soymak" biçiminde de olabilir.
Şirket sahibinin bir öz-niyet sahibi
olması, kuruluşun tüm karar ve eylemlerinin o niyet yönünde olması
için gerek koşul'dur ama yeter koşul değildir. Kendi misyonunu yeterince
yaygınlaştıramamış çok sayıda kuruluş yine de başkalarının misyonları
doğrultusunda oradan oraya sürüklenebilirler.
Kuruluşlara niçin var oldukları
sorulduğunda genellikle "ne gibi yararlar sağladıklarını"
anlatırlar. "Şu kadar kişiye iş imkânı sağlıyoruz; şu kadar vergi
veriyoruz; şu kadar katma değer üretiyoruz, ihracat yapıyoruz vs vs".
Sorunun cevabı halâ açıktır: "sağladığınız yararlar tamam, ama siz
niçin varsınız?"
Eleştirilere başlarken genellikle
ülkemizde, toplulumuzda gibi nitelemelerle başlamak adet olmuştur.
Bu yazının başında da öz-niyet yoksunu kurumlardan söz açarken
"ülkemizde" vurgulaması yapılmıştı. Peki ülkemizde böyledir de başka
ülkelerde durum nedir? Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde temel varlık
nedeni o denli yaygın bir kurumsal yönetim aracıdır ki, misyonu net
ifade edilmemiş kuruluş yoktur demek bile caizdir.
Hattâ daha ileri gidip, mal ve
hizmetlerin dahi misyonları bellidir. İşte bir örnek: spor şortları,
kepleri gibi malzemeler üreten bir Avrupa firmasının keplerine taktığı
karton etiketlerin üzerinde, bu kepin temel varlık nedeni şöyle
yazılıdır (ve gerçekten de öyle olduğu tecrübeyle sabittir): "Amacımız
basittir: sizi hiçbir şeyin -rüzgâr, yağmur, soğuk ya da sıcak-
ferahlatıcılığı deneyimlemenizden alıkoymamasını sağlamak."
Peki, kep ya da şortun niçin var
olduğunu bilmesi, ama koca koca kuruluşlarımızın göğüslerini
yumruklayıp paragraflar dolusu palavraları misyon diye üretip
arşivlerine koyması ne demektir?
Bir deyiş, bunun ne demek olduğunu
söylüyor: "bir kül tablasına bakıp tüm evreni anlayabilirsiniz".
Niçin var olduğunu düşünmemiş ve/ya bunu
kuruluşun içinde yaygınlaştıramamış kurumlar varlıklarını -bugün ne
olurlarsa olsunlar- sürdürme açısından tehlikededirler. Bu soruyu
sormaya gerek görmeyen, cevapladıklarını zannedenler ise çoktan
ölmüşlerdir.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|