| |
http://www.tinaztitiz.com
Niçin?
Hemen her hükumet değişiminden sonra
bir kadrolaşma dalgası gelir. Bunun olumsuz -ve olumlu- yanları
üzerinde tartışabilmek için, önce bu olguya yol açan nedenlere
bakılmalıdır.
Kadrolaşma deyimiyle kısaltılan
karmaşık olayda en göze çarpan bileşenler şöyle ortaya çıkıyor:
-
Her hükumetin kendi "adamları" ile çalışacağı
geleneği nedeniyle, muhalefetteki bir siyasi partiye yamanmış
bürokratların gitmeden önceki olumsuz tutumlarından bir an önce
kurtulma ihtiyacı,
-
Aynı nedenle, fakat iktidara gelen partiye
yamanmış "tekkeyi bekleyen" bürokratların yükselme talepleri,
-
Her çıkar çevresinin kendi çapındaki truva
atlarını kadrolar içinde sokuşturma çabaları,
-
Ahbap, akraba, eş-dost baskıları,
-
Hükumetlerin, kontrolları altındaki parlak
-görünüşlü veya yeterlikli- kişileri birer stratejik başarı kazanma
aracı olarak kullanma ihtiyaçları,
-
İdeolojik nüfuz,
-
Hükumet parti(ler)ine kaynak yaratmada yararlı(!)
olacağı öngörülenler veya onların "adamları",
-
Seçimlerdeki başarısı nedeniyle dediği yapılmak
gereken kişilerin "kendi adamlarını" atama istekleri,
-
İşsizlere iş bulma vaatlerinin az da olsa yerine
getirilmesi ihtiyaçları,
-
Şantaja muhatap olmamak için yapılması gereken
atama ve/ya değişiklikler,
-
"Ayrımcılık" (bölücülük ya da kibarca
diskriminasyon) denilen olgunun en temel yapı taşları olan
hemşehrilik, okulculuk, mezhepçilik,
-
Belirli fikirleri, reformları, projeleri hayata
geçirmek amacıyla, bunlara muhalefet etmeyecek, aksine, bilgi ve
becerisiyle destekleyecek "bizim adamlarımız"a olan ihtiyaç,
-
Kimi görevlilerin ehliyet ve/ya ahlâki
tutumlarındaki yetmezlikler nedeniyle gereken -ama o ana kadar
çeşitli nedenlerle yapıl(a)mayan- değiştirmeler,
-
Ehliyeti nedeniyle atanması gerekenler,
-
Herhangi düzeyde bir yetkiye sahip olmak demek,
aslında bir kaynağı kontrol ediyor demektir. Bu kaynakların kamu
yararına kullanımı ise kısmen yasalarla -çünkü yasalar da bağımsız
yapılmaz-, ama büyük ölçüde kamunun farkındalık düzeyiyle
denetlenebilir.
Kamuoyu -çeşitli kurumlarıyla- bu
toplumsal sorumluluk (ahlâk) düzeyinde değilse, hükumet olmak demek
sonsuz bir çıkarlar denizinden kontrolsuz olarak yararlanabilmek
anlamına gelmeye başlar. Toplum da bu denizin farkındadır ve denizden
kabını doldurmak derdindedir. Bunun yolu, ama muhtarlık, ama
milletvekilliği ya da bakanlık, ama bürokratlık olsun, mutlaka sahilde
suya yakın olmaktır. Su kıyısındaki bu büyük curcunanın nedeni budur.
Bir gönüllü kuruluşa katkıda
bulunabilecek bir üye bulmak sorun iken, siyasi parti kadrolarının bu
denli kalabalık olmasının nedeni budur. Toplum bu ayıbının farkında
olmadan boyuna siyasi dediği kişilere küfretmekte, bizzat oyunun
içinde olduğunu bu yolla gizlemeye çalışmaktadır.
-
Ve nihayet: güç sahibi olmanın, en ortasında
seçim galibi lider ve ailesinin yer aldığı, dışa doğru ilerlendikçe
-iç ve dış- diğer talep odaklarının yer aldığı iç içe çemberler
-hattâ küreler- biçiminde bir sistem demek olduğunun, iktidar
kararlarının yalnızca lider tarafından değil bütün bu sistem
tarafından, çoğu zaman liderin bile farkında olmadan, dağıtık (distributed)
alındığını bilmeden, çocuksu bilmezliklerle beslenen ihtiras
sahipliği demek olduğunun farkında olmayan lider adayları ve onları
arkalarından bilinçli ya da bilinçsizce iten bir toplum geneli.
Şimdi, bu nedenlerin birbirinin içine
geçmiş ve/ya özellikle birbirinin içine geçirilmiş bileşimlerine
verilen ad olarak "kadrolaşma"ya daha net bakıp irdeleyebilmek
mümkündür. Bu kısa tablo, gelmiş geçmiş idarelerimizde kadrolaşma
işinin niçin bu denli yaygın olduğunu göstermektedir.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|
|