e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Çizgi Filmlere Dikkat Ediniz!

Tınaz Titiz       

 

http://www.tinaztitiz.com

TV kanallarına sabah bir göz atanlar ilginç bir gözlemi benimle paylaşacaklardır. Yabancı kaynaklı çizgi filmler çoğunlukta. Buna karşın çok az kanalda -genellikle TRT- çocuklar için hazırlandığı yazılı, ama kim için olduğu pek belli olmayan canlı programlar var.

İki tür çocuk programına baktığınızda derhal gözünüze çarpan -çarpan değil gözünüzü çıkaran- bir fark var: Yabancı kaynaklı programlar -istisnasız hepsi-, şu amaçlardan bir ya da birkaçını gerçekleştirmeyi amaçlamışlar:

  1. Öncelikli amaç, yaratıcılığı geliştirmektir. Güç hatta imkansız denilebilecek şeylerin göreli olduğu, insanların zorlandıklarında olağanüstü çareler geliştirebildiği, eğlendirici olaylar içinde verilmektedir. Gelişmişliğin ana ögesi olan buluşçuluk bu yolla aşılanmaktadır. Denilebilir ki ana mesaj buluşçuluk'tur.

  2. Hayvanlar, insanlar, bitkiler ve cansız dediğimiz nesnelerin hepsinin birlikte bir bütün olduğu, eko-sistemin ancak bir bütün olarak var olabileceği kuvvetle işlenmektedir.

  3. Hayvanların, öldürülecek değil dost olunacak yaratıklar olduğu mesajı verilmektedir.

  4. Tüm öykülerin hayvanlar çevresinde geçmesi, birbirini anlamanın (empati) ne denli önemsendiğini gösteriyor.

  5. Tüm olaylar, olağandışı bir hızda gelişir. Böylece hızlı karar vermek, hızlı hareket etmek aksi düşünülemez bir yaşam stili olarak tanıtılıyor.

  6. Müzik, çizgi filmlerin ayrılmaz unsurudur. Çocuk gelişiminin önemli ögesi olan müzik de bu yapının içinde sunulmaktadır.

  7. Şaka anlayışı, yaratıcılıkla başbaşa giden bir olgudur. Çocuk çok çabuk kavrayabileceği şekilde yüzlerce espri ile karşılaşmaktadır. Ama sık sık da ince hatta çok ince espriler yeralmakta, çocuğun şaka anlayışı giderek keskinleştirilmektedir.

Buna karşın yerli yapım çocuk programlarının belirgin özellikleri şunlardır:

  1. Olaylar, çocuklarımızın kavrayış düzeylerinin düşük olduğu varsayımıyla, son derece yavaş tempoludur.

  2. Tipler, çizgiler yerine gerçek kişilerden oluşmaktadır (çünkü çizgi film yapmak zordur). Bu nedenle, çizgi tiplerin esnekliği, sürati ve abartıları gerçekleştirilememektedir.

  3. Esprilerin çoğu geri zekalılık taklidi biçimindedir (aslında dizilerimizin çoğundaki ana tema da geri zekalılıktır; niye bu işe bu denli düşkün olduğumuz tuhaf çağrışımlar yaratıyor)

  4. Buluşçuluk, güç durumlarda yaratıcı çareler geliştirmek gibi motifler hemen hemen yok gibidir.

  5. Canlı sevgisi ile ilgili mesajlar ya yoktur ya da tepki yaratacak ölçüde "talimat" kokmaktadır.

Bu programlara konu mankeni olarak çağrılan seçme çocuklar dahi, esas duruşa yakın bir pozisyonda, her an azarlanma korkusu altında, sevecen görünüşlü talimatçılarının gözlerine bakmaktadırlar (nitekim bu ileriki yaşlarda da aynen devam etmektedir).

Bu farklar ister istemez şunu düşündürüyor: Bu iki tür yönlendirme altında yetişen çocuklardan acaba nasıl "büyükler" ortaya çıkar?

Merak mı ediyorsunuz? O halde her akşam TV haberlerini izleyip "büyüklerimiz"i inceleyiniz. Cevap oradadır!

http://www.tinaztitiz.com

 

Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle

Denizce