| |
http://www.tinaztitiz.com
TV kanallarına sabah bir göz atanlar
ilginç bir gözlemi benimle paylaşacaklardır. Yabancı kaynaklı çizgi
filmler çoğunlukta. Buna karşın çok az kanalda -genellikle TRT-
çocuklar için hazırlandığı yazılı, ama kim için olduğu pek belli
olmayan canlı programlar var.
İki tür çocuk programına baktığınızda
derhal gözünüze çarpan -çarpan değil gözünüzü çıkaran- bir fark var:
Yabancı kaynaklı programlar -istisnasız hepsi-, şu amaçlardan bir ya
da birkaçını gerçekleştirmeyi amaçlamışlar:
-
Öncelikli amaç, yaratıcılığı geliştirmektir. Güç
hatta imkansız denilebilecek şeylerin göreli olduğu, insanların
zorlandıklarında olağanüstü çareler geliştirebildiği, eğlendirici
olaylar içinde verilmektedir. Gelişmişliğin ana ögesi olan
buluşçuluk bu yolla aşılanmaktadır. Denilebilir ki ana mesaj
buluşçuluk'tur.
-
Hayvanlar, insanlar, bitkiler ve cansız dediğimiz
nesnelerin hepsinin birlikte bir bütün olduğu, eko-sistemin ancak
bir bütün olarak var olabileceği kuvvetle işlenmektedir.
-
Hayvanların, öldürülecek değil dost olunacak
yaratıklar olduğu mesajı verilmektedir.
-
Tüm öykülerin hayvanlar çevresinde geçmesi,
birbirini anlamanın (empati) ne denli önemsendiğini gösteriyor.
-
Tüm olaylar, olağandışı bir hızda gelişir.
Böylece hızlı karar vermek, hızlı hareket etmek aksi düşünülemez bir
yaşam stili olarak tanıtılıyor.
-
Müzik, çizgi filmlerin ayrılmaz unsurudur. Çocuk
gelişiminin önemli ögesi olan müzik de bu yapının içinde
sunulmaktadır.
-
Şaka anlayışı, yaratıcılıkla başbaşa giden bir
olgudur. Çocuk çok çabuk kavrayabileceği şekilde yüzlerce espri ile
karşılaşmaktadır. Ama sık sık da ince hatta çok ince espriler
yeralmakta, çocuğun şaka anlayışı giderek keskinleştirilmektedir.
Buna karşın yerli yapım çocuk
programlarının belirgin özellikleri şunlardır:
-
Olaylar, çocuklarımızın kavrayış
düzeylerinin düşük olduğu varsayımıyla, son derece yavaş tempoludur.
-
Tipler, çizgiler yerine gerçek
kişilerden oluşmaktadır (çünkü çizgi film yapmak zordur). Bu
nedenle, çizgi tiplerin esnekliği, sürati ve abartıları
gerçekleştirilememektedir.
-
Esprilerin çoğu geri zekalılık
taklidi biçimindedir (aslında dizilerimizin çoğundaki ana tema da
geri zekalılıktır; niye bu işe bu denli düşkün olduğumuz tuhaf
çağrışımlar yaratıyor)
-
Buluşçuluk, güç durumlarda yaratıcı
çareler geliştirmek gibi motifler hemen hemen yok gibidir.
-
Canlı sevgisi ile ilgili mesajlar ya yoktur ya da tepki yaratacak ölçüde
"talimat" kokmaktadır.
Bu programlara konu mankeni olarak
çağrılan seçme çocuklar dahi, esas duruşa yakın bir pozisyonda, her an
azarlanma korkusu altında, sevecen görünüşlü talimatçılarının gözlerine bakmaktadırlar (nitekim bu ileriki yaşlarda da aynen
devam etmektedir).
Bu farklar ister istemez şunu
düşündürüyor: Bu iki tür yönlendirme altında yetişen çocuklardan acaba
nasıl "büyükler" ortaya çıkar?
Merak mı ediyorsunuz? O halde her akşam
TV haberlerini izleyip "büyüklerimiz"i inceleyiniz. Cevap oradadır!
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|
|