|
http://www.tinaztitiz.com
Birbirinden farklı yapı, statü ve
çalışma alışkanlıklarına sahip kuruluşları -ve hatta kişileri-, bir
dizi ortak amaçlar çevresinde bir araya getirmek gereken projelerde,
bu kuruluşları tek merkeze bağlamak ve öylece koordine etmek
şeklindeki geleneksel yaklaşım işlemiyor.
Geniş bir alanda ancak "ağ tipi"
bir yaklaşım geçerlidir. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki
aktörlerin tamamını içine alan ve hiyerarşik olmayan bir yapılanma,
böylesine karmaşık ilişkileri gerektiren durumlar için neredeyse tek
çözüm olarak görünüyor.
Bir yapılanma ancak bir dizi sorunun
cevaplanması halinde açıklığa kavuşabilir. Örneğin şu sorular
yanıtlanmalıdır:
o
Ağ'ın amaçları nelerdir?
o
Ağ'ı oluşturacak olan düğüm
noktaları
bağlamında:
-
Ağ'a dahil olma ya da dışında kalma
ilkeleri neler olmalı?
-
Ağ'ın düğümleri arasında ilişkiler
hangi kurallar uyarınca yürütülmeli?
-
Ağ'ın yönetimi nasıl olmalı?
-
Ağı oluşturan düğüm noktaları
arasındaki ikili, üçlü, çoklu ilişkileri tanımlayacak olan Alanlar
Arası İlişkiler Protokolu-AAİP Neler İçermelidir?
o
Ağlar-arası ilişkiler nasıl
yürütülmeli?
o
Ağa dahil kişi ve kuruluşların
sorumluluk ve ayrıcalıkları neler olmalı?
o
Ağ amaçlarını gerçekleştirme
araçları neler olmalı?
o
Ağ işletiminin maliyet öğeleri
nelerdir ve bu maliyet kimlerce, nasıl (sponsorluk, reklam, aidat, kar
bölüşümü vbg) finanse edilecektir?
o
Düğümler ve/ya ağlar arasında
doğabilecek anlaşmazlıklar, sürtüşmeler ve çatışmalar nasıl
çözümlenecek?
Bu yapılanmanın nasıl yönetilmesi
gerektiği konusundaki düşünceler ise şunlardır: Ağı oluşturacak
katılımcılar grubundan kabul edenler -genişlemeye ve belli bir model
uyarınca değişmeye tabi olmak üzere- bu yapılanmanın yönetim sistemi
içinde yer alabilirler ve böylece ilk hareket temin edilmiş olur.
Bu ilk grubun bir vakıf, dernek ya da
benzeri bir kimlik altında bir araya gelmemesi, ağı
oluşturan kişi ve kuruluşlara bir hiyerarşi ima etmeyen bir
kimliksizlikte olmaları -ve de kalmaları- çok önemlidir. Ağın,
katılımlı olarak koyacağı kurallar içinde kendi kendini yönetmesinde
katalizör rolü oynayacak olan bu gruba, nötr bir ad olarak AĞ ODAĞI (relay
center) denilebilir. Aynen, bir merceğin odak noktası gibi,
gerçekte mevcut olmayan, ama bütün kırılan ışınlar aynı noktadan
geçtikleri için "varmış gibi" kabul edilen sanal bir nokta!
AĞ ODAĞI'nın işlevi, ağı oluşturan
düğüm noktalarının aralarında yaptıkları ikili -veya çoklu-
anlaşmalara -bir noter gibi kimliksiz olarak- şahit olmak ve
anlaşmaların ihlalleri halinde, yine tarafların baştan öngördükleri
yaptırımları onların öngördükleri biçimde uygulamaktan ibarettir.
Akla gelebilecek ilk soru, bu ağa hangi
aktörlerin ve de nereye kadar katılmayı kabul edecekleridir. Ağ,
başlangıçta ona katılmayı kabul eden ve katılma sınırları konusunda
birbiriyle uzlaşabilen aktörlerden oluşmalı, daha sonra giderek
genişlemeyi hedef edinmelidir. Bunu somutlaştırmak için,
katılımcılardan neler isteneceği belirlenmelidir. İddiasız ama güvenli
ve doğurgan bir başlangıç olarak şunlar talep edilebilir:
1. Ağın saptanacak amaçlarını
benimsediğini beyan etmek,
2. AĞ ODAĞI'nın işletme giderlerine ve
denetimine gücü oranında katılmayı kabul etmek,
3. Diğer düğüm noktaları ve AĞ ODAĞI ile
yapacağı protokollara uymak ve birincisi için AĞ ODAĞI'nın, ikincisi
için bağımsız bir gözlemcinin gözetim işlevini kabul etmek.
Düğüm noktaları içinde kişiler, özel
sektör kuruluşları, gönüllü kuruluşlar, meslek örgütleri ve devlet
birimleri bulunabilir, ama yönetim biçimi bunların herhangi birinin
egemenliği altında değildir. Bu kesin bir kuraldır.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|