e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Uzlaşma çok-sesliliğe, o ise "kısa ifade becerisi"ne bağlıdır!

Tınaz Titiz       

 

http://www.tinaztitiz.com

Düşünen, soran insanlarımız ile bunların düşüncelerini taşıyan iletişim kanallarının sayısı arttıkça bir sorun ortaya çıkmaya başladı: zaman ve/ya yer yetmezliği!

TV kanallarındaki tartışmalarda zaman yetmezliği açıkça görülüyor. Tartışma yöneticileri dahil tüm katılımcılar zamanın yetmezliğinden yakınıyorlar -zamanın bir bölümü de bu yakınmalara gidiyor.

Zamanın sabit, yazılıp söyleneceklerin artması sonunda doğmuş gibi görünen bu sıkışmanın esas nedeni bir başka gerçekte saklıdır: sözcüklerin, ne anlattıkları üzerinde fazlaca düşünmeden kullanımı. Bu, ifade edilmek istenilenlerin bir türlü anlatılamayışına, o da dönerek sözlerin uzatılmasına yol açmaktadır. Aynen, işlevini yapamayan organların giderek irileşip hastalanması gibi, sözler de giderek uzamakta, uzadıkça da anlam yükleme zorunluğu azalmakta, bir yandan da anlam yüklemek zorlaşmaktadır.

Yazılı ve sözlü ifadelerin anlatım güçlerinin artması, olabilecek en kısa formlarına indirgenebilmesine bağlıdır.

"Kanonik İfade" denilebilecek bu "kısa ifade becerisi", yazılı ve sözlü anlatımlarda kullanılan sözcüklerin anlam alanlarının tam farkındalığı ile hiçbir tekrara ya da sayıp dökmeye yer verilmemesi gibi iki basit kurala dayalıdır.

Önemli konularının hemen hiçbirisinde uzlaşmaya varamamış olan toplumumuzda, gereksindiğimiz çok seslilik ancak kısa ifade becerisi yoluyla sağlanabilir.

Söyleyip yazacaklarını olabilecek en kısa forma sokmaya zorlanan birçok önemli insanımızın elinin ya da dilinin tutulduğunu, çünkü söyleyip yazmaya alıştıklarının büyük bölümünün dolgu malzemesi olduğu hayretle görülecektir.

Ülke gündemini oluşturan sorunların iriliği karşısında böyle bir sorun önemsizmiş gibi görünebilir. Ama Yunus Emre bunun ne denli önemli olduğunun farkına varmış, bizleri uyarmaya çalışmaktadır:

 

"Sözünü bilen kişinin

Yüzünü ağ ede bir söz

Sözünü pişirip diyenin

İşini sağ ede bir söz

 

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Balıla yağ ede bir söz

 

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini

Sekiz uçmağa ede bir söz"
 

http://www.tinaztitiz.com

 

Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle

Denizce