|
http://www.tinaztitiz.com
Thailand (Özgür Ülke), Netherland (Çukur Ülke), Iceland (Buz
Ülkesi), Greenland (Yeşil Ülke) ve Türkiye: (Düğmeler Ülkesi)
Türkiye ne zaman sıkışsa birilerinin düğmeye bastığı ileri
sürülür.
Bu yazı bu iddianın kısmen doğru olduğunu ama tam doğru
olmadığını savunmaktadır.
Artan dünya nüfusu, kısalan kaynaklar, vahşileşen rekabet
karşısında günümüzde uluslararası ilişkilere egemen olan temel ilke,
"doğrudan ve/ya dolaylı kozların yönetimi; daha da Türkçesi koz
üstünlüğünü elde etmek"tir. Bir ülkenin bir diğerine karşı "koz"u,
birincinin herhangi bir üstünlüğü ve/ya diğerinin herhangi bir
zafiyetidir.
Doğrudan koz, bir ülkenin topyekün ya da bir kesimiyle (ticari, politik,
askeri, sektörel, kurumsal vd) , bir diğer ülkenin mütekabil yanına
karşı isteklerini yaptırabilme imkanlarıdır. Bu bir tarafın üstünlüğü
ya da diğer kesimin zafiyeti biçiminde olabilir. Nitekim geleneksel
mücadele (power strugle) 'doğrudan koz' anlayışına dayalıdır.
Dolaylı
koz ise, bir ülkenin bir diğerine karşı bir veya daha çok ülke
üzerinden isteklerini yaptırabilme yeteneği olarak anlaşılmalıdır.
Bunun için ise, aralarında doğrudan koz bağlantısı bulunan ülkeler,
birbiri peşisıra dizilerek kesintisiz bir zincir
oluşturabilmelidirler.
Bu durumda zincirin başındaki ülke diğer ucundakine karşı bir
koz üstünlüğü elde etmiş demektir ki bu da dolaylı koz adı
verilebilecek kavramdır. Bu kozların aynı türden (aynı bir üstünlük ya
da zafiyet türü) olması gerekmez.
Yoğun ilişki -ki dostluk, düşmanlık, ittifak ilişkileri
olabilir- içindeki ülkelerin birbirlerine karşı sahip oldukları
doğrudan kozlar -normal olarak- bilinir. Ancak, 'koz AR-GE' si
denilebilecek bir yöntemi geliştirmiş olan ülkeler, diğerinden daima
bir adım önde bulunacaktır.
Bu karşılıklı bilinirlik bir doğal denge oluşturur ve her iki
taraf için yaşam çevresini oluşturur, bozulmadığı sürece de 'barışık
ülkeler' olarak kalırlar (kalmak zorundadırlar).
Ama ülkelerden birisi, diğerinin ilişkide bulunduğu ülkelerle
olan koz dengeleri hakkında bilgi sahibi ise durum değişir. Bu defa bu
ülke, karşı tarafa yalnız doğrudan kozlarla değil, diğer ülkelere
karşı sahip olabileceği dolaylı kozlar üzerinden de üstünlük
sağlayabilir. Hatta bu yeni koz aritmetiğini iyi anlamışsa, sahip
olmadığı kozları dahi üretmeye girişebilir.
Canlı bir örnek Fransa'nın, zaten sahip olduğu seçimlik bir
yetkiyi, zorunlu hale getirmesidir. Bugüne kadar cumhurbaşkanının
referanduma başvurma yetkisi, bu defa da bir anayasa hükmü olarak
zorunlu hale getirilmiştir. Türkiye'nin AB üyeliğini önlemek için
başvurulan bu yöntem, mevcut olmayan bir kozun üretimine iyi bir
örnektir.
Türkiye, dolaylı koz konseptine yabancıdır. İlişkide
bulunduğu ülkelerle koz ilişkileri doğrudan kozlarla sınırlıdır
ve onlar da Türkiye açısından daha ileri götürülemez durumdadır. Yeni
koz üretme konusunda ise diğer alanlardaki icatçılığı kadar
yaratıcıdır.
Dolaylı koz konsepti henüz gündeminde değildir. İlişkide
bulunduğu ülkeler ise bu konuda bir uzmandır ve Türkiye'nin çok sayıda
noktası 'düğmeler' ile donatılmıştır.
Hangi düğmeye basılırsa o taraftan canı yanmaktadır.
Bu nedenle 'birilerinin düğmeye basması' deyimi yerine,
ilişkide bulunduğumuz tüm ülkelerin tüm kesimlerinin (ticaret,
diplomasi, siyaset, askeri) istedikleri anda gereken düğmelere
basabilmesi söz konusudur.
Türkiye bir 'düğmeler ülkesi'dir. İlişkilerimizi 'koz' ve
'dolaylı kozların yönetimi' kavramlarına oturt(a)madığımız, bunu
anlamamakta direndiğimiz ya da ayak sürüdüğümüz sürece, her
yanımızdaki düğmelere basıldıkça oynatılacağız.
Ama biz oynamak istediğimiz şekilde değil, başkalarının işine
nasıl geliyorsa öyle!
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|