| |
http://www.tinaztitiz.com
Heybeliada'da
neredeyse bir mahallenin yanmasına yol açan yangından sonra bir
yayın kanalı belediye başkanı ile görüşüyor:
- Sn.
Başkan, bu ve bundan evvelki yangınlarda hep itfaiyenin yetersizliği
ve geç gelişinden şikayet ediliyor. Ne diyeceksiniz?
- İlk
olarak şu var. Bu evlerin çoğu tahta, yani odundan; ahşap deniliyor.
Birincisi, evler tahta olduğu için çabuk yanıyor.
- İkincisi;
mevcut itfaiye takımı böyle büyük yangınlarda yetersiz kalıyor. Bu
defa Anadolu yakasından yardım istiyoruz, onlar da ancak geliyorlar.
Bizim çıkarma gemimiz olsa daha çabuk gelebilirler; dolayısıyla
çözüm çıkarma gemisi almaktır.
Özet olarak
aktarılan bu görüşmede küçük bazı farklılıklar olabilir ama anlam
aynen böyledir. Yani;
-
Evler tahta(!)dır, tahta yanar,
-
İtfaiye ekibimiz iyidir ama yangın büyüktür,
-
Yardımsız olmaz, yardım ise çıkarma gemisiz olmaz,
-
Ve sonuç: ne kadar çıkarma gemisi o kadar çabuk sönen yangın.
Bu görüşme
mümkünse hiç değiştirilmeden, band çözümlemesi olarak basılmalı,
çoğaltılmalı ve ilköğretim okullarından üniversitelere kadar tüm
eğitim kurumlarında okutulmalı ve okutulması -mümkünse- bu bir
devlet politikası haline getirilmelidir.
Bu görüşmenin
kayıtlarının ardına şu aşağıdakilerin de eklenmesi gerekmeyebilir;
çünkü kafası karışık olmayan normal insanlar şu birkaç maddeyi doğal
izanlarıyla akıl edebilirler:
-
Yangın
bombası veya alev makinesi kullanımı ile, LPG tankı patlaması,
uzun süre için için yanıp birdenbire parlayan pamuk, hububat,
tütün deposu gibi yangınlar birden çıkarlar ve çıktıkları anda
'büyük'türler. Heybeliada'da ise yangınlar ev veya küçük iş
yerlerinde çıktığı için 'küçük' başlar, çıkarma gemisi
beklerken(!) büyür.
-
Küçük
yangınların çıkarma gemisi olmadan söndürülmesi için ilk
çağlardan bu yana geliştirilmiş yöntemler vardır.
-
Yangın
söndürme tüpü bulundurmanın zorunlu kılınması; belirli yerlerde
belediyeye ait büyük kapasiteli söndürücülerin bulundurulması,
-
Bu tüplerin
kullanımları için sık sık (bıkmadan) eğitimler düzenlenmesi,
-
Halkın yangın
konusunda bilinçlendirilmesi,
-
Adaların
muhtelif yerlerine denizden su çekip basabilecek sabit ve seyyar
yangın pompalarının tesis edilmesi,
-
Tahta ve
odundan(!) yapılmış bina sakinlerinin yangın söndürme önlemleri
almaya zorlanması,
-
Orman Genel
Müdürlüğü ile anlaşma yapılarak söndürme helikopterlerinin
süratli müdahale edebilecek hale getirilmesi,
-
Yangın riski
yüksek bölgelerde (adaların hepsi), yangın gönüllülerinin
özendirilmesi ve desteklenmesi (550 yıl önce İstanbul’da vardı,
şimdi ABD'de de var),
-
Bu tür
yangınlarla mücadelenin aynı zamanda beklenen deprem açısından
da zorunlu bir önlem olduğunun idrak edilmesi.
-
Adalarda
mevcut itfaiye ekiplerinin eğitimlerinin tazelenmesi,
eğitimlerinin çekirdekten yetişmiş itfaiye erleri yerine bu
konuda taze bilgilere sahip kişi ve kurumlarca (üniversite,
TÜBİTAK vbg) yapılması; kısacası bilimden yararlanılması,
-
Bu güne kadar
adalardaki yangınların, çıkış yerleri, nedenleri, tahribat
düzeyleri, müdahale gecikmeleri vb açılardan analiz edilmesi,
-
Adalar ile
İstanbul arasındaki denizin, hava koşullarına bağlı olarak
değişkenlik gösterdiğinin hiç olmazsa balıkçılara sorulması ve
çıkarma gemilerinin özellikle fırtınalı havalarda -ki yangın
için en uygun zamanlar- erişimlerinin imkansız olabileceğinin bu
yolla idrak edilmesi,
-
Halkın, cahil
belediye başkanlarından korunması için sık sık Tanrıya
yakarmaları.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

|
|