|
http://www.tinaztitiz.com
Türkiye'nin hindi olmadığının kanıtlanması kampanyasının
giderek daha fazla konuşulmaya başlaması üzerine bu konudaki
düşüncelerimi siz okuyucularıma iletmeyi düşündüm.
Son söyleneceği baştan söyleyeyim: Bu iş gerçekten komiktir
ve sonunda olsa olsa Türkiye’nin hindiliğinin tescili gibi can sıkıcı
bir noktaya varır.
Yanılmıyorsam krallık dönemi Fransa'sında bir hatip
parlamentoda konuşurken ipin ucunu kaçırıp "bu parlamentonun yarısı
ahlaksızdır" gibi bir laf eder. Ertesi gün, aldığı ağır tepkiler
nedeniyle kürsüye çıkıp özür dilemek zorunda kalır ve "özür
dilerim, sözlerimi geri alıyorum, parlamentonun yarısı ahlaksız
değildir" şeklinde düzeltir(!).
Eğer söz konusu kampanya için yeterince para harcanır ve
kampanya yaygın olarak yürütülebilirse, dünyada İngilizce’yi ana dili
olarak konuşmayan ve Turkey-hindi çağrışımına konu olmayan yaklaşık 3
milyar insanın daha aklına, hindiliğimiz konusunda az da olsa bir
şüphe yerleşeceğinden eminim. Bu bir.
Diğer yandan, hayvanlara karşı olan tutumumuzun (ki kedileri
yakıp, ayıların burunlarına halka geçirip işkence etmemiz ve bunu da "bakın
oyun oynuyorlar" diye satmaya kalkışmamızla tescillidir), hindilik
çağrışımından gocunmamızla yakın bir ilişkisi vardır.
Uzun zamandan beri, rastladığım yabancılara dillerinde "hayvan
herif"in tam olarak nasıl söylendiğini sorarım. Bugüne kadar
bilenine rastlamadım. Ama merakla soru soran çok oldu. Hiçbiri, iki
farklı yaratık cinsinin adlarını niçin birleştirdiğimizi, bununla
hayvanın mı yoksa insanın mı aşağılanmak istendiğini anlayamadı ve
genellikle vardıkları yargı: "Siz hayvanları tanımıyor ve
sevmiyorsunuz. Aslında, birbirinizi de sevmeyişinizin altındaki kaynak
sebep, bu canlı sevgisizliğidir" oldu.
Bir zoologdan aldığım bilgiye göre hindiler tüylerini birkaç
sebeple kabartırlarmış. Birincisi, üşüdüklerinde tüyleri arasındaki
hava boşluklarını artırarak ısı dengesini kurmak, ikincisi ise bir
tehdit karşısında daha büyük görünerek düşmanını caydırmak imiş.
Aslında bu ikincisi tüm canlılarda (insanlar dahil) vardır. Filmlerde
silah çekmeye hazırlanan kovboyların kollarını kabartmalarının bir
nedeni silaha davranırken kollarının bedenlerine sürtmemesi, ama daha
önemlisi irice görünüp karşısındakinin gözünü korkutmaya çalışmak
içindir. Dolayısıyla, hindiye benzetilmekten bu kadar korkmamızın
altında hayvanlara karşı sevgisizliğimiz yatmaktadır. Bu da iki.
Üçüncüsü, eğer gülümsenecek bir yanımız varsa bu, ad
değiştirmekle yok olmaz. Saçsızlıktan şikayet eden birisi (benim gibi)
soyadını Gürsaç olarak değiştirse esas o zaman alay konusu olabilir.
Kağıt ve su ile yapılması gereken temizliğini eliyle yapıp
ondan sonra da yabancıları pislikle suçlamak, evrensel hale gelmiş
dilleri öğrenmek yerine bunları okullardan mecburi ders olmaktan
çıkarıp başkalarına Türkçe öğretmeye kalkmak, mevcut nüfusuna refah
yaratmaya çalışmak yerine çoğalmaya ve başka ülkelerdeki Türklerle
birleşmeye kalkışmak gibi huylarımızdan vazgeçmeden ülkemizin adını
mesela ÇAĞDAŞ olarak değiştirsek bir faydası olabilir mi?
Ya da, kedi-köpek itlaf ekiplerine öldürme yerine işin
doğrusunu öğretmeden, okul çocuklarının öğretmenlerince ihbar edilip
tutuklatılmalarından vazgeçmeden adımızı HUMANIA olarak değiştirmemiz,
bize kızanların fikirlerini değiştirebilir mi?
"Türkiye
Hindi Değildir" kampanyası için mesai sarfedenlerden bir ricam var;
Lütfen bizi daha fazla alay konusu yapmayınız. Eğer gerçekten
saygınlığımıza katkıda bulunmak istiyorsanız, çağdaş ülkelerdeki
insanların bize niçin kızdıklarını, niçin kabarma taklidi yapmaya
çalıştığımızı iddia ettiklerini anlamaya ve sonra da bu yanlış
huylarımızı değiştirmeye çalışınız. Hoşça kalınız.
1990-Ankara
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

24.01.2006
|