|
http://www.tinaztitiz.com
Zaman zaman haber kaynakları asansör kazalarını duyurur. Genellikle
ağır yaralanma ve ölümle sonuçlananlar duyulur. Bir de büyük illerin
dışındaki yerlerde büyük tirajlı basına yansımayanlar hesaba
katılırsa bu kazaların oldukça sık olduğu görülür.
Traji-komik asansör
kazaları da vardır. Kapısı açılmayan, yarı yolda kalan vb...!
İlk anda bu gibi olayların, küçük apartmanlarda meydana
geldiği, büyük binalarda olmayacağı sanılabilir. Durum öyle
değildir. En önemli binalarda dahi olabilmektedir. Zaten konu
incelendiğinde görülecektir ki kazalar, binaların küçük ya da
önemsiz olduğundan kaynaklanmamaktadır.
Kul yapısı olduğu
için arıza da yapabileceği kabul olunmuş bu yaratıkların (!) arıza
sıklıkları -MTBF, peşpeşe iki arızası arasındaki ortalama süredir-
acaba dünyada geçerli normların ne kadar üzerindedir?
Asansör yapım ve
bakım firmalarına bakılırsa asansörlerimiz, endüstride ileri gitmiş
ülkelerin ürünlerinden hiç de kalitesiz değildir. Arıza normaldir.
İnsan bile hastalanıp öldüğüne göre, makineler arızalanamaz mı?
Önemli bir binanın
-başbakanlık- asansörlerinin bakımından sorumlu bir teknik bölüm
yetkilisi: "bu yaratığın ne zaman ne yapacağı belli olmuyor,
bakıyorsunuz bazen iyi, bazen kapısını açmıyor !" diyerek veciz
bir şekilde, asansör üzerinde kontrolleri olmadığını, aksine,
asansörün istediği zaman içindekileri hapsedebildiğini ifade
etmişti.
Konu üzerinde daha
fazla birşey söylemeden önce, ülkemizde yalnız asansörlerin değil,
benzer karmaşıklıktaki tüm donanımın (otomobiller, çamaşır
makineleri, ev aletleri, endüstriyel tesisler vb) ithal malı olanlar
da dahil (bir miktar az da olsa), gelişmiş ülkelere nazaran daha sık
arıza yaptığını belirleyebiliriz.
Bu konuda
istatistikler olmasa da herkesçe yapılmış gözlemler herhalde bu
yargıyı doğrulayacaktır. Ancak bir yanlış anlamaya yol açmamak için
bir noktayı açıklamak gerekir: Her teknik donanım bir çevrede
çalışır ve bazı girdiler kullanır. Otomobil, yolu bir çevre, yakıtı
bir girdi olarak kullanırken; otomatik çamaşır makinesi, şehir suyu
ve elektriği girdi olarak kullanmaktadır.
Donanımlar bu çevre
ve girdilerden bağımsız olarak düşünülemezler. Yol bozuk ya da yakıt
kalitesi kötü ise otomobil yapımcısı, bu şartlara uygun araba
üretemez. Şehir suyu içinde katı madde miktarı, kabul edilebilir
seviyenin üzerindeyse buna bağlı arızalar yapımcı firma tarafından
ancak ekstra donanım (filtre vbg) konularak, yani donanımı
pahalılaştırarak önlenebilir.
Asansörler için de
aynı çevre ve girdi olgusu geçerlidir. Bir asansör kabini içindeki
kat düğmelerine toplu iğne sokularak garip komutlara itaat etmek
zorunda bırakılan bir asansörün çalışması ya da arızasından, bir
ölçüde de olsa onu kullananlar sorumludur. Bir ölçüdedir, çünkü bu
gibi kötü kullanım şartları, dizayn spesifikasyonları içinde dikkate
alınmış olmalıdır. Asansörlere hep aklı başında ergin kişilerin
bineceği, gerçekçi bir dizayn öngörüsü değildir.
Bu düzeltme ile
hatırlatılmak istenilen, donanımın yalnız yapımcısının değil,
yapımcı kadar kullanıcının da etkisinin olabildiğini belirtmek
içindir.
Donanımın çalışma ve
arızalanmasına etki yapan bir faktör de, bakımcılardır. Aynen
kullanıcıda olduğu gibi, bakımcının da etkisi büyüktür. Nitekim, son
derece kaliteli donanımların, ehil olmayan ellerde ne hale
geldiklerini hep gözlemiş ya da yaşamışızdır.
Bakımcıların sebep
oldukları olayları karikatürize edebilecek bir olay, bu satırların
yazarının başından geçmiştir.
Bir parti hatalı
parça ihtiva eden bir mamulün, hatalı parçalarının ücretsiz
değiştirilip gerekli ayarların yapımı için lüzumlu ayar cihazları,
tüm yurtta bakım örgütüne dağıtılmıştı. Yurdumuzun bir köşesinden
gelen bir telgraf herkesi dehşete düşürmüştü:
"Gönderdiğiniz
parça(!), çok iyi sonuç verdi. Diğer arızalı cihazlara da takabilmek
için acele 50 tane daha yollamanızı rica ederim. "Ayar için 1
adet yollanan aleti nasıl ve nereye takmışsa, arıza da düzelmiş(!)".
Bakımcılığın bu
durumu, insanımıza gerekli eğitimi verebilecek mekanizmaların
yokluğu ile ilgilidir. Aynı insan bir başka ülkede -mesela Almanya-
başarılı olabildiğine göre, ülkemizdeki şartların uygunsuzluğunun,
bu olumsuzlukları yarattığı bilinmelidir.
İlk bakışta, donanım
üreticilerinin bakımcıları eğitmesi gerekliliği düşünülebilirse de
bu, yoldan çevrilen bir taksinin şoförüne önce araba kullanmayı
öğretmeye benzetilebilir. Yapımcı firmaların eğitim görevleri vardır
ve belki de tam olarak yerine getirilememektedir. Ama onların bir
altyapı olarak kullanmak durumunda olup bulamadıkları girdiler
vardır. Meslek kursları, audio-visual eğitim malzemesi vb
girdiler bunlardan birkaçıdır.
Donanımların
çalışmasına etki yapan nihai bir faktör de, o donanımları oluşturan
parçalardır. Bir bütün, onu oluşturan parçalar kadar güvenilirdir.
Bu basit yargı, güvenilirlik (reliability) denilen disiplinin
bir yasasıdır.
Hangi donanım olursa
olsun (asansör, otomatik çamaşır makinesi, elektrikli portakal suyu
sıkma makinesi vbg), iki grup parçadan oluşur:
(I) bütünün çalışmasını etkileyenler,
(II) bütünün çalışmasını etkilemeyenler.
Tüm estetik parçalar
ikinci gruba girerler. Mesela donanımın marka etiketinin kopması, o
cihazın çalışmasını genellikle etkilemez. Birinci gruptakiler ise
bir zincir oluştururlar. Halkalardan herhangi birinin kopması
-parçanın arızalanması demektir- donanımın çalışmasını bozar -yani
zincir kopmuş olur-. Bu bozulma, donanımın can güvenliği ile ilgili
kısmındaysa, asansör konusunda bahsedilen kazalar meydana gelebilir.
Bir asansörde çok
sayıda olay can güvenliğini etkileyebilir. Bunlardan en tehlikelisi
halat kopmasıdır. Çelik halat, belli aralıklarla değiştirilme
şartına uymamaktan dolayı kopabileceği gibi, belli limitlerin (en
üst ve en alt katlar) aşılmasını engelleyen mekanizmaların
çalışmayışı, paraşüt sisteminin çalışmayışı, kabin raylarının
arızalanması gibi çok sayıda nedenden dolayı da olabilir.
Bir asansör
donanımının çalışmasını ve aynı zamanda can güvenliğini de etkileyen
parçaların (zincir baklalarının) sayısı yaklaşık 50 kadardır.
Aşağıda, her
parçanın güvenilirliğinin değişik değerleri için 50 parçadan oluşan
sistemin bütününün güvenilirliği verilmiştir;
|
Güvenilirlik |
|
Parçanın |
Sistemin |
|
0.90 |
0.005 |
|
0.99 |
0.605 |
|
0.999 |
0.95 |
|
0.9999 |
0.995 |
|
0.99999 |
0.9995 |
|
0.999999 |
0.99995 |
Bu sonuçları
yorumlarsak; birinci durumda yani her parçanın % 90 güvenli olduğunu
kabul edersek, bütünün güvenilirliği ancak % 0.5 kadar
olabilmektedir. Yani sistem ortalama olarak 1000 çalışmanın ancak
5'inde arızasız olabilecek 995'inde arıza yapabilecektir.
En son halde ise
yani her bir parçanın güvenilirliği milyonda 999,999 olması halinde
-ki milyonda 1 arıza ihtimali demektir-, sistemin bütününün
güvenilirliği milyonda 999,950 olmaktadır. Bir başka deyimle
milyonda 50 ya da yüzbinde 5 olasılıkla arıza yapabilir demektir.
Bu pratik olarak şu
demektir: Bir apartmanda hergün ortalama 100 defa asansör
kullanılıyorsa yaklaşık 7 ayda 1 defa arızalanması (ve kaza olması)
ihtimalidir ve oldukça yüksek bir risktir.
Şimdi bu asansöre
bir paraşüt tertibatı eklendiğini ve paraşütün güvenilirliğinin 0.99
olduğunu (yani 100 defada ancak 1 defa çalışmayabilir) varsayalım ve
paraşütlü asansörün güvenilirliğinin ne olacağını düşünelim.
Bu takdirde; birinin
meydana gelme ihtimali yüzbinde 5, diğerinin ise 0.01 olan iki ayrı
olayın aynı ana tesadüf etme olasılığı bu iki sayının çarpımı kadar
yani on milyonda 5 olacaktır.
Yine apartman örneği
ile düşünülürse, 66 yılda 1 defa kaza olması yani hem halatın kopup
hem de paraşütün çalışmaması demektir. Asansör halatlarının belli
aralıklarla değiştirilmesi zorunluluğu işte bu sebepten doğmakta
böylece daima riskin dışında kalınabilmekte ve kabul edilebilir bir
güvenilirliğe erişilmiş olmaktadır. Ancak bu gereğin ülkemizde ne
ölçüde yerine getirildiği incelenmeye değer bir konudur.
Şimdi, son örnekteki
kabul edilebilir güvenilirliğin sağlanması için gereken 0.999999 lik
parça güvenilirliğinin nasıl sağlanabileceği, daha doğrusu bunun ne
kadar mümkün olabileceğine gelelim !
Bu kadar yüksek
güvenilirlik mümkündür; ancak, üretim, montaj ve bakımda görevli
kişilerin çok özenli seçim ve eğitimi ile çok iyi bir kalite kontrol
sistemini gerektirir. Asansör üretim, montaj ve bakımında ortalama
vasıf düzeyindeki insanların çalıştığı, hatta zaman zaman (özellikle
bakım işlerinde) vasat altı düzeyde elemanlar çalıştırıldığına göre,
bu güven derecesi pratikte sağlanabilir değildir.
Aslında bir toplumun
yaşama biçimi ve değer ölçüleri ile kullandığı donanımın performansı
arasında yakın bir ilişki vardır. Hatta bir bakıma yaşama biçimi ve
değer ölçüleri, o toplumun ya da belli bir kesiminin başarıyla
kullanabileceği donanımın karmaşıklığının (sofistikasyon) düzeyini
de belirler.
Ayrıca, teknoloji
ile yeterince karşılaşmamış kişiler, donanımlara karşı aşırı güven
duyabilmektedirler. Bir donanımın güçlü ve zayıf yanları konusunda
yeterli bilgi ve/ya tecrübeye sahip olmayan kişiler için, teknik
donanımların davranışları rastlantısal sayılabilir. Yazının başında
aktarılan "yaratığın ne yapacağı belli olmaz" yaklaşımı işte böyle
bir "teknolojiye yabancılık"ın sonucudur.
Donanımları,
birbirine bağlı baklalardan oluşan bir zincir ve zincirin
kopmamasının da her baklanın ayrı ayrı kopmaması şartına sıkı sıkıya
bağlı olduğu bilincinin hemen hemen hiç olmadığı bir alan da
karayolu trafiğidir.
Bir aracın kaza
yapmaması için:
-
Aracın kritik parçalarının (rod, fren, direksiyon mili,
lastik vb) arıza yapmaması,
-
Araç sürücüsünün "her an" kurallara uyması (en az 10 hayati
kurala),
-
Yol şartlarının uygun olması (yoldaki çukurlar, buz, sis vb),
-
Karşıdan gelen tüm araç ve sürücülerinin (binlerce) aynı
şartları taşıması.
Her madde kendi
içinde bölünürse yaklaşık 40 zincir baklası ortaya çıkacaktır.
Asansör örneğine benzetilirse:
Buna göre en yüksek
güvenilirlik halinde bile (her öğenin yüz binde bir oranında hata
yapması), bir kaza olmaması ihtimali onbinde 9996'dır.Yani onbinde 4
oranında bir kaza ihtimali vardır. Bu ise çok yüksek ve kabul
edilemez bir ihtimaldir. Nitekim her günkü trafik kazalarının
sıklığı, bu hesabın ne kadar geçerli olduğunu göstermektedir.
Sürücülerin bu
zincir örneğini tam algılayamaması, kazaları birer "kötü şans" gibi
görmelerine ve kuralları hiçe saymalarına neden olmaktadır.
Veriler bunlar
olduğuna göre yapılması gereken(ler) nelerdir ? Asansör halatlarının
kopmasını beklemek, bu şartlarda kaçınılmaz görünmektedir. Acaba bir
kuruluş asansörleri denetlerse kazalar önlenebilir mi?
Yukarıda yapılan
basit hesap göstermiştir ki, denetim -halatların belli zamanlarda
değiştirildiğini anlamak için-, işin küçük bir parçasıdır. Geri
kalan kısım ise tamamen üretim ve bakım işleriyle ilgilidir.
Görünen odur ki,
üretim ve bakım personelini tam olarak eğitmenin dışında bir yolla
kazalar önlenemez. Öncelikle bu iki grup personele, burada
gösterilen basit ama etkileyici hesap tam anlatılmalı ve böylece
yaptıkları işin bilincine varmaları sağlanmalıdır.
Halen bu bilincin
var olduğu söylenemez. O halde maalesef asansör kazaları bu bilinç
geliştirilene kadar muntazaman olmaya devam edecektir !
Konuya, parçaların
yüksek güvenilirliğinin niçin sağlanamadığı şeklinde bakmaya devam
edilirse şu görülecektir:
Parçaların üretimi,
montajı ve bakımında gösterilen özen, güvenilirliği belirlemektedir.
Burada dikkat
edilmesi gereken ince nokta, herhangi bir parçanın en ilkel halinden
-mesela çelik bir parça için, ilk demir-çelik üretiminden- itibaren
çok sayıda aşama geçirerek nihai halini alıp yerine oturtulduğudur.
Bu uzun sürecin her
adımında yeralan; bileşim, testler, şekillendirmede hassasiyet,
montajdaki özen, nihai testlerdeki dikkat eksiklikleri birbirinin
üstüne eklenip tesadüf gibi görünen "şanssızlıkları(!)"
doğurmaktadırlar.
Halbuki dikkat
edilirse bütün bunlar, yaşam biçimimizin izlerini taşımaktadırlar.
Günlük hayatımızın çoğu safhasında farklı ağızlardan, farklı
usluplarda duyduğumuz; "boşver", "idare eder", "bu
şartlarda bu kadar olur", "daha iyisi can sağlığı", "o
kadar incesine bakmayacaksın", "bizim şartlarımız,
........den farklıdır, orada öyle olabilir" vbg deyimler,
asansör parçalarına nüfuz etmekte, onların güvenilirliğine toplumun
bazı yoz değer ölçülerinin damgasını vurmaktadır.
İşte bu yüzden
asansörlerimiz düşmektedir; bu değer ölçülerimizi değiştiremezsek
düşmeye devam da edecektir.
Bu durum karşısında
yapımı gerekenler ayrı bir makaleye konu olabilir. Ancak yapılmaması
gerekenin ne olduğu araştırılırsa görülecektir ki, bir kurumun bu
işi üstlenerek çok sıkı genelgeler yayımlaması, hatta denetçiler
salması problemi çözemeyecektir.
Eğer tek cümle ile
yapımı gereken ifade edilmek istenilirse; doğru sistem kurmak
ile her düzeyde eğitim yapmak denilebilir.
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

02.10.2007
|