|
http://www.tinaztitiz.com
Ağrı Dağı'nın yüksekliği, üçgenin iç açılarının toplamı,
cisimlerin niçin düştüğü, Karlofça Antlaşması'nın maddeleri ve daha
binlercesi...
Bunları bize öğretenler, aslında esas öğrettiklerinin bu
bilgiler olmadığının acaba farkındalar mı?
Burada "öğreten" sözcüğü ile yalnızca eğitim sınıfını değil,
birilerine bir şeyler öğretmeye, benimsetmeye, ezberletmeye,
belletmeye çalışan tüm kişi, kurum ve kuruluşları kastediyorum.
"Saklı içerik"!
Bu bir eğitim terimi. Alttan alta öğrenilen anlamına
geliyor; hatta, öğreten de öğrenen de farkında olmadan.
Bir karikatür görmüştüm. Saklı içerik terimini çok iyi
açıkladığını düşünürüm: Muhtemelen bir diktatör, bir kürsüden
halka hitap ediyor. Dinleyenlerin ellerinde çeşitli yüceltici
pankartlar var. "Yaşa varol", "sen bizim her şeyimizsin", "seninle
sonsuza kadar", "ülkemizi kalkındırdın", "dostlarımız sevinsin
düşmanlarımız korksun" ve bu gibi onlarcası. Fakat bu övgü dolu
pankartları taşıyanlar öyle dizilmişler ki büyük harflerle şöyle bir
sözcük oluşturmuşlar: YUH!
Buradaki fark sadece, dizilenlerin ne söylemek istediklerini
çok iyi bilmeleri.
Bir de deney!
Bir kafese beş maymun koyulur.. Ortaya da bir merdiven ve
tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri
çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su
sıkarlar..
Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk
suyla ıslatılır... Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam
ıslanırlar.
Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp
yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için
merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez
ve yeni maymunu döverler...
Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
maymunla değiştirilir... ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak
yer.. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni
maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen
maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç
bir fikirleri yoktur..
Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve
beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir hevenk muz
asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır..
Saklı içerik öyle etkilidir ki..
Öğretilmesi niyetlenilene açık içerik (Arapça
müfredat) denilirse, saklı içeriğin en önemli özelliği,
öğrenilebilme düzeyinin açık içeriğe oranla kat be kat yüksek
oluşudur. Bu nedenle, öğreticilerin ne öğretmeye niyetlendiklerinin
bir önemi yoktur, nasıl olsa pek öğrenilmez, ama saklı içerik çok
iyi öğrenilir.
Hatta denilebilir ki açık içerik yoluyla sadece bilgiler,
saklı içerik yoluylaysa eğitimin esas amacı olan davranışlar
öğrenilir.
Her açık içeriğin arkasında bir de saklısı vardır!
Neredeyse bir kural olarak, öğretilmek istenilen her şeyin
ardında bir de saklı içerik vardır. Eğer öğretici kişi bunun
farkında ise gerekli önlemleri alarak saklı içeriğin varsa olumsuz
etkilerini silebilir.
Bu kavramın farkında olan kişiler, karşılarındakilerin
gerçekten öğrenmelerini istediklerini saklı içerik biçiminde
verirler. Tabii ki bu, öğreticinin farkındalığına ve de niyetine
bağlıdır. Farkında ve iyi niyetli kişiler bu dolaylı mesajlar
yoluyla gayet yararlı davranışlar kazandırırken, bu kavramın
farkında olmayan öğreticiler -bilmeden de olsa- derin olumsuzluklara
yol açarlar.
Hem farkında ve hem de kötü niyetli olanlar ise gerçek birer
zihin soykırımcısıdırlar.
Peki öğretenler -aslında- ne söylüyor?
Herhangi bir yolla birisine bir şey öğretme girişiminde
bulunan bir öğreticinin dolaylı mesajı açıktır: "bir şey öğrenmen
gerekiyorsa, bir öğretici olmaksızın bunu kendi kendine yapamazsın".
Bunun, hergün yeni bilgi, beceri ve davranışlar kazanmak
zorunda olan ve de bunu kendi kendine yapmak zorunda olan çocuk,
genç ve de erişkinlerimiz açısından ne anlama geldiğini
düşünebiliyor musunuz?
Tüm insanların -hiç ayrımsız- doğuştan sahip oldukları
genetik miraslarından, yaşamlarını sürdürmede başlıca yardımcıları
olabilecek bir araçtan mahrum bırakılmaları demek değil midir?
Öğretme-benimsetme okulda bitmez!
Keşke bu süreç okulda bitseydi. Türünün öğrenme yeteneğini
keşfeden insan, kendi doğrularını benimsetebileceği etkili bir yol
bulmuş, üstüne üstlük bunu "ona yararlı bilgileri öğretirken"
dolaylı olarak öğrettiği "sen kendi başına öğrenemezsin,
öğreticilere ihtiyacın var" koşullandırmasıyla, gelecekteki
ideolojik, etnik, dini saklı içeriklere de zemin hazırlamıştır. Bu
ise giderek benimsetme, zorlama, şiddet, terör ve savaşların gerçek
alt yapısıdır.
Çevrenize bakınız, "aklına geliveren" ya da "duyduklarından"
bu kadar emin insan başka nasıl mümkün olabilirdi?
Yaşlı, orta yaşlı ve genç cesetler!
Bildiklerinin doğruluğuna yürekten[1]
ikna olmuş / ikna edilmiş, artık merak etmeyen, sadece bildiklerini
başkalarına da benimsetmeye, öğretmeye çalışarak, gerekirse bu yolda
ölmeye ve öldürmeye azimli kaçınılmaz sona adım adım yürüyen her
yaştan milyonlar..
Yeni çağın sadece "bildiklerinden kuşku duyanların,
sürekli merak edenlerin ve kendi kendine öğrenebilenlerin"
ayakta kalacağı, diğerlerinin ise kendi kendilerini yok edeceği bir
çağ olduğunu umabilir miyiz? Maymun ve muz deneyi ümidimizi kırıyor
ama..
[1] Yürekten (Türkçe) =
Sorgulamamak, by heart (İng.), par coeur (Fr), ezber (Farsça)
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

11.12.2007
|