
Hemen her sorunumuzla "Türkiye'nin tanıtılması"
arasında ilgi vardır: Sezonu kötü geçiren turizmcinin nedeni ile
ihracat kotasını dolduramayan sanayicinin nedeni aynıdır ve bu
neden Türkiye'nin tanıtılmasına yeterince para harcanmayışıdır.
İsviçre'li futbolculara dayak attığımız için verilen cezanın,
dünya rekabet gücü sıralamasında 55 ülke arasında 48nci
oluşumuzun, uluslararası yarışmalarda kötü sonuçlar alışımızın
da nedenleri ortak ve yine tanınmayışımız, yani yeterince para
harcanmayışıdır.
Yani iddia odur ki, yabancılar bizi iyi tanısalar bütün bu
olumsuzlar olmayacaktır.
Bu iddiaların sahipleri haklı değillerdir. Belki kendimizi
tanıtmak için harcadığımız paralar pek büyük olmayabilir. Ama
unutulmamalıdır ki bir iletişim çağında yaşıyoruz ve insanlar
hemen her yolla iletişim kurup bilgileniyorlar.
Bu yolların bir bölümü, iddia edildiği gibi para ile
ilgilidir. Parayı bastırırsanız dünyanın en saygın dergi ve
gazetelerinde ilanlarınız, reklamlarınız çıkabilir. Hatta öyle
çıkar ki, başkaları rahatsız olmasın diye sizin ülkeniz için
özel baskı dahi yaparlar. Nitekim bir zamanlar ünlü Time
dergisine büyük paralar karşılığında ünlü bir sanayicimizin
fotoğrafları bastırılmış ve Türkiye'nin tanınmasına fevkalade
büyük etkisi olmuştu.
Ama bazı parasız yollar da vardır. Örneğin gazete ve
TV'lerdeki haberlerimizi seyretmek para gerektirmez. Biz
gazetelerimizi onların ülkelerinde basar, TV'lerimizi ise
uydularla oralara da taşırız. Böylece bize özgü "tanıtıcı
olaylarımız" sınırlarımız içinde bize kalmaz, bizi tanımak
isteyen cümle alemin istifadesine sunulmuş olur.
Nitekim yukarıdaki fotoğraf böyle bir "ücretsiz tanıtma"
yoludur. Yılbaşı gecesi Taksim Meydanı'ndaki eğlenceler(!)
sırasında taciz edilen bir turistin aldığı zevkten dört köşe
olmuş halini gösteren fotoğraf yüz milyonlarca TV izleyicisine
servis edilmiştir.
Bundan kısa bir süre evvel kurban bayramı sırasında, keseceği
dananın kaçmasına engel olmak isteyen kişilerin (çok sayıdadır)
hayvanların ayaklarını keserek hareket etmelerini engellemeleri
de benzer şekilde dünyanın bilgisine sunulmuştu.
Türkiye'nin en büyük şanslarından birisi, terör
örgütlerimizin akıl-fikir fukarası olmalarıdır; yoksa silahı
bırakıp bizi "tanıtarak" mahvederlerdi. Belki de bu işi bizim
kadar iyi yapamayacaklarını düşündükleri için bir çeşit iş
bölümü yapmışlardır.
Ben bu tanıtma işine eskiden beri meraklıyımdır; sürekli
olarak Türkiye'nin nasıl tanıtılacağına kafa yorarım. Aşağıdaki
yazılarda bunların bir bölümünü bulabilirsiniz.
http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=99
http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=340
http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=413
Ayrıca
http://www.tinaztitiz.com/yayin.html adresinden ücretsiz
indirebileceğiniz "Farzedin ki Hindiyiz!" adlı kitap içinde de
epey tanıtma metodu var.
Eh artık biraz da başkaları kafa yorsun...