|
http://www.tinaztitiz.com
Uzun süredir medyada
-konuşma veya yazı olarak- gözlemlediğim iki alışkanlığa dikkatinizi
çekmek istiyorum. Bunlardan birisi, yazının başlığındaki doğrusal
mantık alışkanlığıdır. Önce bir örnek verip ardından diyeceğimi
açıklayayım.
"Kadın ve çocuklara yönelik olarak artan şiddet olaylarını önlemek
için özel bir yasa çıkarılarak cezaların artırılması gerekir /
düşünülüyor. Böylece, karısını, sevgilisini ya da şekerle kandırdığı
çocukları parçalara ayırarak buzdolabında saklayıp, sonra uygun bir
zamanda farklı illere götürerek parça parça gömen caniler cezaların
ağırlığını düşünerek vazgeçeceklerdir."
Bu örnekteki akıl
yürütme biçimi bir doğrusal mantık örneğidir; sebep
(cezaların azlığı), sonucu (şiddet) üretmektedir. O halde
cezalar artırılırsa şiddet azalacaktır.
Gerçekte de,
sonuçları caydırmak için -nedenlerine bakılmaksızın- cezalar
artırıldıkça sonuçlarda bir miktar -o da bazen- azalma
olabilmektedir. Örneğin alkollü araç kullanımı ile cezalar
arasındaki ilinti epey yüksektir. Üstelik işlenen suçu ölçmek çok da
kolaydır; bir alete üflemek ve nesnel olarak cezayı hakedip
etmediğini anlamak mümkündür.
Bu mantığın
doğruluğunu kaybettiği sınır çizgisinin bir tarafında,
vazgeçilebilecek çıkarlar (örneğin kafa çekip zevklenmek)
varken, çizginin diğer yanında vazgeçilemeyecek çıkarlar
(yakınını gece yarısı hastaneye yetiştirmek veya banka soygunu
yapmadan önce kafa çekip rahatlamak gibi) yer alıyor.
Polisin bir miktar
rica ile vazgeçebileceği ya da kesesinin gücü vereceği cezadan
etkilenmeyecek durumda olan kişiler, "parayı bastrır içerim"
diyebilir; ama eğer katlanılamayacak kadar ağır ceza varsa araç
kullanmaktan vazgeçip taksi veya kiralık şoför kullanır. Bu durumda
ceza ağırlaştırmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaya yeter.
Ama eğer kişi,
evinde kafayı çekerken bir anda bir yakınını hastaneye yetiştirmek
zorunda kaldığındaysa ağır ceza vs onu durduramaz; üstelik de bu
insani bir davranış olur.
Gerçek yaşam
olayları farklı bir mantığa göre işliyor. Sonuca yol açan nedenler
iyi saptanamadığı takdirde, sonucun engellenmesi bir yana, başka
istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Örneğin;
-
Cezaların giderek şiddetlendirilmesi, hatta kısas uygulanmasına
(hırsızlık yapanın elinin kesilmesi gibi) doğru bir kamuoyu
isteği ortaya çıkar ve bu giderek toplu faşizan bir tutum haline
gelebilir,
-
Cezaların ağırlığından ürken ama onu suç işlemeye iten güçlü nedenleri
aşamadığı için suç işlemeye devam eden insanlar daha sofistike
metotlarla işe devam ederler (eminim ki bundan sonra tecavüz ve
şiddet olayları daha zor ortaya çıkacak, çoğu kişi de bunu artan
cezaların suçları azaltmasına bağlayacaktır),
-
Ve en önemlisi, aslında bir çeşit mağdur olan kişiler -ki bu kesip biçen
kişilerin çoğu daha büyük ama yaygın suçların kurbanlarıdırlar-
tedavi edilmek hakkından mahrum olacaklardır. Böylece, toplumsal
histeri daha ağır bir şiddet uygulamış olacaktır.
Kadın ve çocuklara
uygulanan caniyane görünüşlü şiddet olaylarını önlemenin yolu,
çabucak önlemeyi bir kenara bırakıp anlamaya
çalışmaktan geçiyor. Bir şey yapmak isteyenler önce bir şey
yapmamayı
öğrenmelidirler!
Gözlemlediğim ikinci
bir alışkanlık, döngüsel mantığın dikkate alınmayışıyla ilgilidir.
Bunu da -yine şiddet konusu ile- örnekledikten sonra açıklamaya
çalışayım:
Önemli bir bölümü cinsel istismara uğramışlık kaynaklı ve kronik
hale gelmiş ruhsal sorunları bulunan kişilerin uyguladığı şiddet
olayları halinde doğan toplumsal histeri, bu tür hasta kişilerdeki
kurban psikolojisini (Psychology
of Victimhood) muhtemelen daha da
azdırıp toplumdan intikam almaya yönlendiriyor.
Bu örnekteki mantık
doğrusal mantıkla açıklanamaz; burada döngüsel mantık
yürürlüktedir. Yani bir neden (istismara uğramışlık) bir
sonuca (başkalarına şiddet uygulamak) yol açmakta, bu caniyane
-ki değildir- olaya toplumun gösterdiği tepki, kurban tarafından
yeni bir istismar / haksızlığa uğramışlık duygusu üretmekte ve bunun
öcünü almak için tekrar şiddete yönelmektedir. Yani (sebep) >
(sonuç) > (tepki) > (sebep) > ...........> (sonuç) > .... şeklinde
bir döngü (pozitif geri besleme).
Toplum, aklı sıra
sorunu ceza veya nefret yoluyla çözmeye(!) çalışırken farkında
olmadan neden-sonuç döngüsüne yakıt taşımaktadır.
Çözüm, tahmin
edilebileceği gibi yine ne olup bittiğini anlamaya çalışıp
kök-nedenleri gidermeye çalışmaktan, bir yandan da döngüsel mantık
mekaniğinin nasıl işlediğini unutmaksızın cezai uygulamalardan
geçiyor.
Şöyle bir sloganı
her yere asmak ne iyi olurdu: Önce anla!
http://www.tinaztitiz.com
Tınaz Titiz'e teşekkürlerimizle
Denizce

19.04.2011
|