http://www.yankiyazgan.com
Hastanın doktor
ve tıbbi uygulamaları hakkında bilgi edinme hakkı nasıl
karşılanmalı?
Sağlık
hizmetlerinin giderek çeşitlenmesi ve çapraşıklaşması,
“hasta”ların alacakları hizmet ve uygulayıcı doktor hakkında
bilgi sahibi olma gereksinimi arttırıyor. Bu gereksinimin bilgi
alma hakkının kaynağı olduğunu düşünerek, tıpta iyi ve doğru bir
mesleki tanıtımı tanımlayabilir miyiz? Denemeye değer...
Mesleki
tanıtımda olmaması gereken dört ana başlığı sıralayarak
başlayabiliriz: yanlış, yanıltıcı ve kötüleyici bilgi ve mesleki
uzmanlık sınır aşımı. Her birisini örneklemekte zorluk
çekmeyeceğiz.Yanlış bilgi (örneğin otizmin kesinleştirici
tanısında MR kullanımının gereğini söylemek gibi), yanıltıcı
bilgi (araştırma protokolü ile yerleşik tedavi protokolü
arasındaki farkı gizleyen, deneysel inceleme ve tedavileri
ücretli kurumlarda standart bir yaklaşımmış gibi uygulayan
yaklaşımlar), kötüleyici bilgi (başkalarının etik nedenlerle
yapmaktan kaçındığı yaklaşımları “yapamıyorlar” “kıskanıyorlar”
olarak ilan etme) ve meslek sınırı aşımı (rotasyon dahil
herhangi bir eğitim görmediği çocuk psikiyatrisi gibi bir alanı
dışındaki konuda bağlayıcı ve yanıltıcı görüş belirten bir
doktor) yaygın ve birçok ortamda makbul ve muteber tanıtım
yöntemleri olarak görülüyor.
Oysa, tanıtım
bilgi edinme hakkının kullanımına yararlı bir yöntem olacaksa,
yukarıdaki temel problemleri içeren tanıtımın net sonuçları,
bilgi edinmek isteyen açısından istenmeyen sonuçları kandırma
veya yanıltma ve doğru tedaviyi engelleme biçiminde ortaya
çıkacaktır.
Peki, iyi ve
doğru bir mesleki tanıtım yapılabilir mi? Şu ilkelere uyan bir
tanıtımın kabul edilebileceği kanısındayım: doğru, geçerli,
güvenilir bilgi içeren; başkasından kendi farkını gösterme
amaçlı olmayan; sorgulanabilir ve açıklanabilir içerikteki
tanımlar, hastanın yüksek çıkarını gözeterek uygulandığında
hastanın bilgi edinme hakkını
zarar görmeden
kullanmasına fırsat verir.
Bu mümkün mü?
Kim yapabilir? Doktor ve “hasta” gruplarına internet yoluyla
uygulanan ve 475 kişinin katıldığı bir ankette, 10 soruya
aldığımız cevapları değerlendirdik. Sonuçlar anketin yapısı
gereği, toplumun eğilimlerini tümüyle temsil edecek nitelikte
olmasa da, fikir verici oldu. Doktor ya da uygulamalarının
standardı hakkında güvenilir bilgi kaynağı olarak meslek
örgütünü ve doktorun meslektaşlarını gören katılımcılar,
güvenilmez bilgi kaynağı olarak ise televizyon eğlence
programlarında ve sağlık şovlarında aktarılan bilgileri
gösterdiler. Programları seyreden ama uygulamayan bir grup
kitlenin varlığına işaret eden bu bilgiler etik bilgi
ölçütlerine ilişkin sorumuz için de aynı yönde cevaplara
kaynaklık etti.
Ankete
katılanların % 70’e yakın kesimi doktorlar ile basın arasındaki
(para alışverişinden basın mensuplarına ayrıcalıklı sağlık
hizmeti gibi nispeten basit hatır ilişkilerine uzanan) çıkar
ilişkisini onaylamadı. Ancak, bu grubun yarısı çıkar ilişkisini
fark etse bile (basın ve televizyondan “bakarak” seçmiş
bulunduğu) doktorunu değiştirmeyeceğini de ekledi!
TV ve basında
görüş belirten doktorların, bu durumdan maddi kazanç sağlama
olanağı yok ise, (örneğin kamusal bir kurumda maaşlı çalışan bir
doktor) katılımcıların % 43’ü basınla alışveriş konusunda daha
az olumsuz düşünmeye başlıyor.
Ankete katılan
kesimin görüşlerini daha kapsamlı bir çalışma ile sınamak
niyetindeyiz. Şimdilik görülen o ki, mesleki tanıtım kanalıyla
sağlanacak bilgilere ihtiyaç var. Bunu mesleki örgütler ve
uzmanlık derneklerinin sağlayacağı platformlardan almak en
güvenilir olan yol gibi.