| |
Charles Darwin
türlerin kökeniyle ilgili ünlü kuramı üzerinde çalışırken,
karıncalardan insanlara kadar toplumsal yaşamı seçmiş bütün
hayvanlarda, grup içindeki bireylerin çoğunun, genel yarar için
çalıştığını görerek şaşırmıştı. Bu onun, uzun dönemde hayatta kalmak
için birey yararının anahtar rol oynadığı düşüncesine tersti. Darwin
“İnsanın Türeyişi” (Descent of Man) kitabını yazdığı sıralarda, bazı
yanıtlar elde etmişti bile. Doğal seçilimin akrabalar arasında bazı
fedakarlıkları tetiklediğini ve bunun da ‘ailenin’ üreme
potansiyelini artırdığını ileri sürerek “karşılıklılık” fikrini de
ortaya attı: Birbiriyle akraba olmayan ama birbirlerini tanıyan
bireylerden her ikisi de fedakar (altruistik) ise, karşılıklı
yardımlaşma sözkonusuydu. Yüzyıl boyunca süren çalışmalar ve
toplumsal türler üzerine geliştirilen çeşitli fikirlere karşın
işbirliğinin nasıl ve neden geliştiğinin ayrıntıları hâlâ bir yanıt
bekliyor. Bu soruların yanıtlanması, insan davranışlarını evrimsel
açıdan açıklamaya, sözgelimi boğulmakta olan bir yabancı için neden
yaşamımızı tehlikeye attığımız gibi sorulara yanıt vermeye yardımcı
olacak.
Hayvanlar
birbirlerine çeşitli biçimlerde yardım ederler. Balarıları gibi
toplumsal hayvanlarda akrabalık ilişkileri yardımlaşmayı destekler.
Dişiler, baskın dişiye yardımcı olmak için üremekten vazgeçebilir.
Ayrıca, yapılan ortak işler, birbiriyle akraba olmayan bireylerin
birlikte çalışmasına olanak sağlar. Sözgelimi erkek şempanzeler, bir
çete gibi, potansiyel riske rağmen birbirlerini yırtıcı hayvanlara
karşı korur. Cömertlik, insanlar arasında yaygındır. Bazı
antropologlara göre, kişinin akraba ve yakınlarına güvenme
eğiliminde yaşanan evrim, insanların dünyanın hakimi olmasına yardım
etti. Birlikte çalışma becerisi, atalarımıza daha fazla besin, daha
çok korunma, daha iyi çocuk bakımı gibi üremeye yönelik başarı için
gereken konularda yardımcı oluyordu.

Bununla birlikte,
bu dayanışmanın derecesi farklılıklar gösterebiliyor; sözgelimi
“hilekarlar”, en azından kısa dönemde diğer insanlar önünde bir adım
öndeymiş gibi görünüyor. Yine de dayanışma, uzun dönemde türler için
etnik, politik, dini, hatta aileler arası çekişmelere karşın, daha
baskın bir hayatta kalma stratejisi gibi görünüyor.
Evrimsel
biyologlar ve hayvan davranışları üzerine araştırma yapanlar,
toplumsallaşma için gereken çevresel ve davranışsal etkilerin
yanısıra, dayanışmanın genetik temelleri ve moleküler etmenler
üzerine çalışıyorlar. Sinirbilimciler, tarla farelerinden
sırtlanlara dek pek çok memelinin beynindeki kimyasallarla toplumsal
stratejileri arasındaki anahtar bağlantıları inceliyorlar.
Başkalarıysa daha matematiksel bir yolla, aslında ekonomi alanı için
geliştirilmiş “evrimsel oyun kuramı”nı, işbirliğini nicelleştirmek
ve farklı koşullarda ortaya çıkacak davranışsal sonuçları öngörmede
uygulamaya sokuyor. Oyun kuramı, adil olmak için doğuştan gelen
istekleri açığa çıkarmada işe yaramış durumda. Sözgelimi,
oyuncuların, kendilerine bir yararı olmasa bile adil olmayan
davranışları cezalandırmak için zaman ve enerji harcadıkları
saptanmış. Benzer çalışmalar gösteriyor ki iki insan yalnızca bir
kez karşılaşmış bile olsalar, birbirlerine karşı adil davranma
eğilimi gösteriyorlar. Bu davranışları açıklamak zor, çünkü bunlar
dayanışmanın aslında kişisel çıkarlara yönelik olduğu açıklamasıyla
uyuşmuyor.
Bu oyunlardan
yola çıkılarak geliştirilen kuramlar henüz kusursuz olmaktan uzak.
Bunlar, sözgelimi duyguların dayanışma üzerindeki rolünü gereğince
kapsayabilmiş değil. Yine de kuramcılar, oyun kuramının yeterli
düzeye ulaşmasıyla, karmaşık toplumları yönlendiren etmenler
üzerinde daha berrak bir görüşe sahip olacağına inanıyorlar.
Tüm bu çabalar,
Darwin’in dayanışma ve işbirliği üzerinde yaptığı gözlemlerin
üzerine birşeyler inşa etmesine yardımcı oluyor. Darwin’in öngördüğü
gibi, karşılıklılık güçlü bir uyum taktiği. Ama istisnalar da yok
değil..

Günümüz
araştırmacılarına göre, iyi bir bellek önkoşul. Öyle görünüyor ki
karşılıklılık, yalnızca kimin yararlı ve yardımcı olduğu, kimin
olmadığını aklında tutabilenlerce uygulanıyor. İnsanlar, yüzleri
ömürleri boyunca akıllarında tutacak kadar geniş bir belleğe
sahipler ve bu şekilde, yıllardır görmedikleri biri için ömür iyi ya
da kötü duygu besleyebiliyorlar. Diğer türler içinse karşılıklılık
bu bağlamda daha sınırlı zamana yayılmış durumda.
Darwin, kendi
kişisel gözlemleriyle sınırlı olduğu için dayanışma davranışlarını
genel bir çerçevede değerlendirebilmişti. Şimdiyse oyun kuramları ve
ilgili birçok konu üzerinde çalışan araştırmacılar, Darwin’in
fikirlerini geliştirip işbirliği kuramına yeni boyutlar katmayı
umuyorlar.
Pennisi, E. “How
Did Cooperative Behavior Evoleve”
Science, 1 Temmuz 2005
Çeviri: Gökhan
Tok
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Eylül 2005
Gökhan Tok'a
teşekkürlerimizle
Denizce

|
|