| |

Büyük kentlerimizdeki birçok meydan ve bulvar Cumhuriyet
anıtlarıyla süslüdür, ancak bütün hepsinin içinde, şüphesiz en
görkemlisi, en zengin görünüm içereni ve çevresinin de kendi
konumuna göre düzenlenmesini sağlamış en çarpıcı olanı Taksim
Cumhuriyet Anıtı’dır. Günümüzden 80 yıl önce, Ağustos ayının
sekizinci gününde muhteşem bir törenle açılışı yapılan bu anıtın
bronz, mermer tüm parçaları İtalya’da hazırlanıp
şekillendirilmiş, oradan da deniz yoluyla İstanbul’a getirilip,
henüz yeni yeni meydan görünümü kazanmaya başlamış olan
Taksim’in orta yerine dikil-miştir. 9 Ağustos 1928 tarihli
gazetelerde de yazılmış olduğu gibi, bu anıtın açılışına laik
Türkiye Cumhuriyeti’ne gönülden ve yürekten bağlılıklarını ifade
eden 30,000 kadar İstanbullu katılmıştır... O zamanın İstanbul
nüfusuna göre bu olağanüstü bir rakam olarak karşımıza çıkar…

Gelin, biz bu anıtın açılışından biraz daha öncelere ve
ardından açıldığı günlere doğru gidelim…
1925 Yılında, dönemin C.H.P. müfettişlerinden, İstanbul
Milletvekili Hakkı Şinasi Paşa’nın öncülüğünde, geleceğin büyük
meydanı gözüyle bakılan Taksim muhitinde bir Cumhuriyet
Anıtı’nın yapılması ön görülmüş, alınan kararlar sonucu yine
Hakkı Şinasi Paşa’nın başkanlığında kurulan bir komisyon
tarafından bu heykelin yapımı için, halktan bağış yoluyla para
toplanmış, kısa zamanda beklenenin çok üstünde toplanan parayla,
o dönem Avrupa’sının ünlü heykeltıraşlardan, bir yıl kadar önce
Ankara’da Etnoğrafya Müzesi’nin önündeki Atatürk heykelini yapan
İtalyan Pietro Canonica’ya sipariş verilmiştir. Pietro Canonica,
önce İstanbul’a, ardından Ankara’ya davet edilmiş, Ankara’da
kaldığı birkaç gün içinde Gazi ile tanışma fırsatını ve
kendisini yakından görme fırsatını elde etmiştir.

Çekilen fotoğraflar üzerinden yola çıkarak, Kurtuluş
Savaşları’nın ardından kurulan Cumhuriyet Türkiyesi’ni figüratif
bir anlatımla, yaptığı bronz döküm heykeller üzerinde
vurgulamış, anıtın dört bir yanında yer alan heykel gruplarına
göre, anıttaki asıl bütünü oluşturan, İtalya’nın yeşil Trentino
bölgesi mermeri ile Suza bölgesinin pembe mermerini kullanarak
anıtı tamamlayan kütlesel taş yapıyı ortaya çıkartmıştır. 11
Metre yüksekliğindeki anıta ait parçaları gene bir başka
İtalyan, o dönemde İstanbul’da yaşayan, Beyoğlu’nda Sen Antuvan
Kilisesi, Karaköy’de Karaköy Palas gibi İstanbul ve Ankara’da
önemli yapılara imza atmış mimar Guiglio Mongeri yerlerine
yerleştirip çevresinin düzenlenmesine şekil vermiş, hatta
başında bir anıt-çeşme olarak yapılması planlanan bu görkemli
eserin musluk delikleriyle yalakları eklenmiş, ancak sonradan
söz konusu projeden vazgeçildiği için, anıta güzellik katan
beyaz mermerden iki çeşme yalağı dekoratif bir unsur olarak
yerlerinde bırakılmıştır.

Taksim Cumhuriyet Anıtı, yeni kurulan laik Türkiye
Cumhuriyeti’nin sembolik görüntülerinden biridir. Anıtın
Cumhuriyet Caddesi’ne bakan tarafındaki grupta asker üniforması
içindeki Başkumandan Atatürk; askerleriyle, varını yoğuna katıp
bağımsızlık için savaşan Türk kadınıyla birlikte gösterilmiş;
İstiklal Caddesi’ne bakan taraftaki heykel grubunda da savaş
sonrasında, Cumhuriyet’le birlikte üniformasını üzerinden
çıkartan, sivil giyimli Cumhurbaşkanı Atatürk, Başvekil İsmet
İnönü, Başkumandan Mareşal Fevzi Çakmak ve arkalarında yer alan
iki Sovyet Generali Furunze ve Voroşilov’la birlikte
gösterilmişlerdir !! Bilmeyenler için, oldukça şaşırtıcı bir
görünümdür bu… İki Rus generalinin burada, bu heykel üzerinde ne
işleri vardır? Neden ve ne için yer almışlardır?.. Yalnızca, Ulu
Önder Atatürk’ün bir kadirşinaslığıdır bu görülen. Çünkü,
Kurtuluş Savaşları sırasında, Atatürk’ü tanıyan ve onun yeniden
doğmakta olan ulusuna yardım elini uzatan dönemin Rusya’sına
verilen bir kadirşinaslık mesajından başka bir şey değildir bu;
yardım edenler unutulmamıştır.

Aynı kompozisyonda Atatürk ve arkadaşlarının arkasında, yeni
Türkiye’nin, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin o dinamik, vefâkar
muhteşem gençliği yer alır. Anıtın Talimhane ve Atatürk Kültür
Merkezi’ne bakan köşelerinde ellerindeki bayraklarla Türk
Ordusu’nu simgeleyen iki sancaktar, bunların üst kısımlarında
ise başörtüsünü başından çıkartıp atan modern Türk kadınının
efiji şeklinde iki simgesel görüntüsü yer almaktadır. O dönem
ki, din ve cehalet baskısı altından çıkıp çağdaş medeniyetin
koşullarına ayak uyduran Türk kadınının eşitlik kazanmış
olduğu, erkekler gibi okuma, çalışma ve Avrupa’daki birçok
ülkenin kadınlarından daha önce oy atma hakkını elde etmiş
olduğu dönemdir bu.
Taksim
Cumhuriyet Anıtı, bağımsızlığın, cumhuriyetin, demokrasi
ilkelerinin ve laikliğin simgesel görüntülerinden biri olmakla
beraber, yıllardan beri dünya kenti İstanbul’un en büyük
meydanlarından birini süsleyen; bayramlarda, anma günlerinde
Atatürk ve silah arkadaşlarının hatırası için saygı duruşlarının
yapıldığı, çiçeklerin, çelenklerin konulduğu bir tören yeri
olmuş, yine yıllardan beri İstanbulluların, önünde birbirlerine
randevu verdikleri, taşradan gelenlerin hatıra fotoğrafı
çektirdikleri önemli noktalardan birini oluşturmuştur.

Görseller:
Turgay Tuna
Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle
Denizce

29.11.2007
|
|