|
Yazı
ve Fotoğraflar:
Turgay Tuna

Sanatçı Nilüfer Tokay, son
açtığı Beyoğlu Mısır Apartmanı,
Casa d’El Arte’deki sergisinde
Nilüfer Tokay...Ya da, sanat aleminde kısaca “Nilo” olarak
anılan ressam…Yıllardan beri tuvallerindeki yüzlere maskeler
takan sanatçı…
Geçtiğimiz bahar aylarının başlarında Beyoğlu Mısır
Apartmanı’ndaki Casa Del Arte‘ de açtığı yeni sergisiyle,
tuvallerindeki yüzleri maske yerine böceklerle bütünleştirerek
çıkmıştı sanatseverlerin karşısına... Ürperten, düşündüren,
biraz da tiksindiren, ama, derinlemesine bakıldığında insana bir
aynanın karşısındaymış hissini veren ve kimi zaman bakanın
yüzünde bir tokat gibi patlayan böcekli portreler… Neden diyoruz
ve soruyoruz Nilo’ya.. Neden bu böcekli yüzler, bu böcekli
resimler?..

Nilo’nun böcekli insan portrelerinden bir tanesi.
İnsanı için için kemiren bilinçaltı böcekler !..
“Çocukluk yıllarımızda bir takım endişe ve korkuların
bilinçaltına yerleşmesi, gelip geçen yıllar ve yaşam süreci
içinde geçerliliklerini kaybetmiş oldukları halde benliğimiz ya
da beynimizin derinliklerine yerleşmiş kimi doğruların bizlere
nasıl hükmetmeye devam ettiğini, bizleri adeta bir köle gibi
kullandığını ve bunların ne kadar da güzel hayatımızı kabusa
çevirdiklerini görürüz.. İşte, yıllardan beri kendimde ve
çevremdeki insanlarda bütün bunları görüp hissettikçe bu uyarım
bende ve sanata bakış çizgimde önemli bir vizyon, bir açı
yarattı. Kendimde ve çevremdekilerde hissettiğim bu endişe ve
korkuların, adeta kendini gizlemeye çalışan izlerini
tuvallerimde yansıtmaya çalıştım.

Maske üzerindeki Tarantula
Bu gizlilik ve gizemi en vurgulu şekilde yansıtan öğeyi de
uzun bir süreden beri vazgeçemediğim maskeler oluşturdu; ama
son olarak maskeleri kaldırıp; içimizde saklı olan, bizleri
endişelerimiz ve bilinçaltı sorunlarımızla için için kemiren
böcekler aldı yerini.. Yani, böcekleşen; kimi değerlerini
kaybetmeye başlayan insan kompozisyonları tuvallerimdeki
görüntüleriyle bu gizliliğin perdesini aralıyor ve tüm kirlilik
ve çirkinlikleriyle ortaya dökülüyorlar..”

Sanatçı, "Kan Emen Pire" adlı
kompozisyonunun önünde.
Tuval üzerine karışık teknik (160x160 cm.)
Nilo, 1950’li yılların başlarında Ankara’da doğup büyümüş,
Ankara Üniversitesi’nde Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Fransız
Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiş. Çocuk yaşlarında başlayan
resim tutkusunu, yıllar sonra 1989-1994 yılları arasında Kasım
Koçak’ın Maltepe’deki Atölyesi’nde devam ettirmiş, ardından da
ortaya çıkarttığı eserlerini çeşitli karma sergilerde
sanatseverlere tanıtmaya başlamış. İlk kişisel sergisini
Maltepe Sanat Galerisi’nde açarak, aradan geçen yıllar içinde
kişisel sergilerini devam ettirerek “Nilo” adını sanatseverlere
duyurmuş.. Nilüfer Tokay’ın, “Nilo” luğu, çocukluk yaşlarına
uzanıp gidiyor.. 1977 Yılında, genç yaşta bir kalp ameliyatı
sırasında kaybettiği biricik annesinin kendisine yakıştırmış
olduğu ismi bu. Sevgisine, hasretine doyamadığı sevgili annesine
duyduğu özlemle, bu ismi benimsemiş ve yakınları tarafından da
bu isimle anılmasını istemiş. İşte, resimlerini de her zaman bu
isimle imzalamayı yeğlemiş.

Nilo’nun resimlerinde yansıtmış olduğu gibi, kullandığı böcek
teması
insanda var olan psikolojik sorunların bir göstergesi.
Nilo, Casa Del Arte‘deki son sergisini, tuval üzerinde 29
adet farklı teknikle uygulanmış resim, 1 video-art ve bakırdan
yapmış olduğu bir heykelle gerçekleştirdi. Böcek temasını
vurguladığı yapıtlarında, en ilgi çeken eserlerden birini de
şüphesiz bakırdan yapmış olduğu akrep heykeli oluşturdu.
Resimlerinde olduğu gibi, bu çok başarılı heykelde de insanın
bir türlü tatmin edemediği egosu, hırsı; güçsüzün karşısında
toleranstan uzak, acımasız ve orantısız şekilde kendini ortaya
koyuşu, kişisel hırs ve gücünü tüm bencilliği ile, içinden adeta
zehir akıtırmışçasına ötekileri ezmeye çalışması yansıtılıyor. Nilo’nun
resimlerinde yansıtmış olduğu gibi, kullanmış olduğu böcek
teması insanda var olan psikolojik sorunların bir göstergesi,
Nilo’ya göre görülemeyen ve insanları adeta zincirleyen
sağlıksız düşünceler bu böceklerle yansıtılmış.

Bakırdan yapılmış akrep heykeli (210x90 cm)
Aslında, resimlerinde kullanmış olduğu birbirinden değişik
böceklerin hiçbir özel anlamları yok; ancak hepsi de kaşındıran,
ısıran, sokan, acıtan, zehirleyen, öldüren türden böcekler ve
tümü de aynı mesajın içindeki yerlerini alıyorlar. Nilo’nun bir
gazeteye verdiği röportajında vurgulamış olduğu gibi, toplum
için için böceklenmiş durumda ve bu hal gittikçe daha da vahim
bir duruma dönüşüyor.. Öyle ki, ego, hırs, güç savaşı, güçlünün
güçsüz üzerindeki tahakkümü, tepeden tırnağa çürümekte
olduğumuzu, kurtlanmış olduğumuzu gösteriyor.

Nilo, resimlerinde insan ruhunu esaret altına alan,
insanları adeta zincirleyen sağlıksız düşünceleri bu böceklerle
yansıtmış
Bizlerin önce kendimizi yenmemiz lazım. Sağlıksız
düşüncelerimizin bizi yıprattığı, bağışıklık sistemimizi
çökerttiği gerçeği artık bilimsel olarak saptanmış durumda.
Duygularımızı da düşüncelerimiz tetiklediğine göre duygularımızı
değiştirmenin yolu düşüncelerimizi değiştirmekten geçiyor.
Çocukluğumuzdan beri şartlandığımız; "Bu üzülünecek şeydir"
yaftası yapıştırılmış olaylara başka başlık atmamız lazım.

Yıllardan beri yaptığı, sergilediği resimlerinde,
insanların maskelerini indirmeye çalışan sanatçı Nilüfer Tokay
Yani yeni bir anlam yüklememiz lazım. Resimlerimdeki böcekler
ve bakır heykelim de bu sağlıksız fikirleri sembolize ediyor. Bu
tür düşüncelerin bize nasıl zarar verdiğinin bilincine varıp,
(böceklerimizi fark edip) sonra onlardan kurtulmanın yollarını
aramak gerek. Eğer, rahatsız olmuyor, rahatsızlık duymuyorsanız
ondan kurtulmaya da çalışmazsınız zaten.”
Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle
Denizce

14.06.2011
|