| |

Gece ve İlk Notalar
Gece vakti, otel
odasında uyku tutmuyor, elimde Shostakovich Trio, ona bakıyorum.
Korkuyorum. Tıpkı Shostakovich'in korktuğu gibi. Dışarısı çok
karanlık. Sadece şehrin sessizliği ve bazen onu bozan ve fişek gibi
kafanızın yanından geçen araba gürültüsünden başka, garip bir soğuk
var dışarıda. Bu soğuk günde gece vakti korkuyorum. Shostakovich
gibi.
İlk notalar, kış
rüzgarı gibi içime işliyor. Bu gece sanki gelecekler ve
Shostakovich'i alacaklar. Yoksa bizi mi alacaklar. Korku terörü.
Stalin döneminin kaybolan sanatçıları, yazarları, düşünürleri,
bilimadamları, öğretmenleri, insanlığa değer sunan ve biraz da sivri
dili olan yurttaşları. Shostakovich'in ilk notaları bu karanlıkta,
kış rüzgarında içimi sızlatıyor.
Evet, bu gece onu da
alacaklar. Bu gece olmazsa yarın gece veya bir sonraki gece.
Bir ara gözüm
televizyonda konuşan bandanalı kadına takılıyor, nasıl da anlatıyor,
hayat iradesiyle, susmadan, dirençle anlatıyor. Yapmak istediklerini
hepimize örnek olurcasına bir bir sıralıyor, ama ben korkuyorum. Onu
da almaya gelirler mi acaba? Shostakovich her gece bekliyor. O ilk
notalar yok mu işte, adım adım yaklaşıyor. Dışarıdan gelen hızlı
araba sesleri bir bir geçiyor kafamın yanından. Televizyondaki kadın
konuşmaya devam ediyor. Ama ben korkuyorum. Gözlerimi kapatıyorum,
ancak yine karanlık var. Karanlıktan kaçmak imkansız.
10 sene önceyi
hatırlıyorum. Televizyonda konuşan kadın sayesinde Anadolu'da burs
alan binlerce genci tanımıştım. Ücra bir yerde keman çalmak da
neymiş meğer, halk anlar mıymış, Beethoven çalınır mıymış. Korkma,
evet orada keman çalınabiliyor, halk seviyor, orada en son klasik
müzik konseri `35 sene önce verilmiş meğer. Yaşlı bir müzik
öğretmeni geliyor senin boynuna sarılıyor. ‘35 sene önce buraya
senfoni orkestrası geldi, sonra bir daha kimse gelmedi' diyor.
Sevinçle ve gururla devam diyorum. Daha çok geleceğiz diyorum.
Sizleri yalnız bırakmayacağız diyorum.

Televizyondaki
bandanalı kadın coştukça coşuyor, ben korkuyorum ve gözlerimi
kapatıyorum. O kadın değil miydi, beni 10 sene önce davet eden? Biz
sanatçılar gitmedik mi, kavuşmadık mı halka hiç?
Korkuyorum, tıpkı
Shostakovich gibi, o ilk notalar hiç gitmiyor beynimden, sabit fikir
gibi tüm kitapta karşıma çıkıyor, sayfaları çeviriyorum, değişik
şekillere bürünmüş olarak karşıma çıkıyorlar. Televizyondaki
bandanalı kadın korkmadan devam ediyor. Etmeseydi değişir miydi on
sene içinde her şey. Keman sesiyle başlayan müzik, on sene devam
eder miydi orada, adeta bir orkestra gibi, gençlikle türkü
söyleyerek coşan sanat ve bilim insanları, o kadının kapıyı
açmasıyla ışığı getirdiler.
Korkuyorum,
gözlerimi açamıyorum, gözlerimi açsam dahi karanlık olduğunu
biliyorum. Shostakovich her gece kapıda bekliyor, onu alırlarsa
ailesi zarar görmesin istiyor. O ilk notalar hızlı ritmlerle
karanlıkta kör bir dans yapıyor. Tak tak tak. O da ne, kapı sesi mi?
Gidenleri bir daha görebilecek miyim. Korku terörü. Korkuyorum.
Türkan Saylan
televizyonda devam ediyor, dışarısı çok soğuk, geliyorlar mı? O ilk
notalar yok mu işte, benimle dalga geçercesine hızlanıyorlar,
yetişemiyorum artık, yayımla vurduğum akorlar, dışarıdan hızla geçen
arabalar, soğuk ve karanlık, en iyisi gözlerimi kapatayım.. görmek,
bilmek, duymak istemiyorum. Korkuyorum ama gözlerim kapalı olsun
daha iyi, açsam da karanlık kapatsam da karanlık. Karanlıkta
güvendeyim, en azından kendi başımayım, ta ki kapı çalınıncaya dek.
Shostakovich'i de
alacaklar. Alsınlar, müzik yazdı. Işık verdi. Karanlığın rahatını
kaçırdı. Onu da alsınlar ki, rahatı kaçanların intikamı alınsın.
Değişmez akorlar, hızla geçen arabalar, soğuk ve karanlık ve işte
ilk notalar. Çalma kardeşim, çalma sevdiğim, çalma annem, müzik
çalma, ses çıkarma. Yazma babacığım, çizme üstadım, konuşma insanım,
devam et, gözlerini kapat.
Korkuyorum, soğuk,
televizyondaki bandanalı kadın, kafamın yanından geçen hızlı
notalar, yarın sabah olmayacak, karanlıkta daha güvendeyim, gözlerim
kapalı, umutsuz..
O şarkıyı
dinleyeceğim, kapı çalınacak mı? Shostakovich nerede? İşte o ilk
notalar.
Yarın bir kez daha
konsere çıkacağım. Ya gece? Karanlık..
Cihat Aşkın -
Antalya, 18 Nisan 2009
Kaynakça:
http://www.cihataskin.net/index_tr.html
Türkan Saylan'ın Gençlere Seslenişi
Sevgili Gençler,
Kendinizin bu ülke, bu toplum ve bu dünya için ne
denli önemli olduğunuzu hiç aklınızdan çıkarmayın ve kendinizi
çağdaş bir insan olmaya hedefleyin, kendinize güvenin, toplumunuzun
sorunlarına çözümler üretin, mutlu olun.
Asla sorunun değil, daima çözümün bir parçası olun!
Prof. Dr. Türkan
Saylan
ÇYDD
19 Nisan 2005
|
|