|

Türkiye, coğrafi olarak Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarından
etkilenebilecek bir konumda. Her üç kıtada yayılış gösteren
hayvanların çoğu ülkemizde de yaşayabiliyor. Buna ek olarak
ülkemizin farklı jeolojik yapısı ve farklı iklimsel özellikleri de
çok zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olmamızı sağlıyor. Bunlar,
ülkemizin zengin biyoçeşitliliğinin nedenleri. Bilinmeyense, bu
biyoçeşitliliğimizi oluşturan türlerin neler olduğu. Bu yazımızdan
itibaren biyoçeşitliliğimizi oluşturan canlıları, farklı
özelliklerini ön plana çıkararak tanımaya çalışacağız. İlk olarak
da, ülkemizde yaşayan en küçük ve en büyük memeli hayvanları seçtik.
En küçük memeli hayvanımız, bilimsel adı Suncus etruscus olan,
Etrüsk sivrifaresi ya da cüce sivrifare. Etrüsk sivrifaresinin boyu
3,5 cm ile 4,8 cm arasında, ağırlığıysa 1,8 gramla 3 gram arasında
değişir. En büyük memeli hayvanımızsa bilimsel adı Cervus elaphus
olan, kızılgeyik ya da ulugeyik. Kızılgeyiğin boyu 270 cm (burundan
kuyruğa kadar olan kısım), ağırlığıysa 497 kg kadar olabilir.
Kızılgeyik, Etrüsk sivrifaresinden yaklaşık 70 kat daha büyük ve
yaklaşık 220 kat da daha ağırdır. Bu kadar büyük farka karşın her
ikisinin de beden yapıları ve özellikleri birbirine çok benzer.
Etrüsk sivrifaresi, kızılgeyiğin küçültülmüş hali gibidir. Kalp,
böbrekler, akciğer, karaciğer gibi organların yerleşim biçimi her
ikisinde de aynıdır.
En Büyük Memeli:
Kızılgeyik
Geniş yapraklı ve karışık ormanlarda sürüler halinde
yaşarlar. Bunun yanında, ormaniçi açıklıkların ve çayırların bol
olduğu iğne yapraklı ormanları da yaşam alanı olarak seçerler.
Yazları ormanların yüksek kesimlerine doğru giderler. 3000 m
yükseklikteki yerlere kadar çıkabilirler. Bataklığı olan ormanları
da severler. Yazın çamurlu yerlere yatarak üzerlerindeki
parazitlerden arınırlar. Ülkemizde başta Antalya, Eskişehir,
Kızılcahamam ve Nallıhan (Ankara) olmak üzere birçok milli parkta
bulunurlar. Bunun dışında Kuzey Amerika, Afrika, Asya ve Avrupa’da
da yaşarlar.
Kızılgeyikler Ekim’de çiftleşir ve Haziran’da da 1 tane yavru
doğururlar. Yeni doğan yavru 13-18 kg ağırlığında, sarımsı kıllarla
kaplı ve krem rengi benekli olur. Anne yavruyu 2 ay kadar emzirir.
Yavru 2 yıl kadar annesiyle gezebilir. Büyüdükçe sırt kısmının
renkleri yazın kızılımsı kahverengiye, kışınsa grimsi kahverengiye
dönüşür. Karın kısımlarıysa hep açık renkli olur. Başları ve
kulakları büyük olur. Erkek kızılgeyiklerin 100-150 cm olabilen
dallı boynuzları dikkat çekicidir. Omuz yüksekliği 150 cm kadar
olabilir. Erkekler dişilere oranla daha iri olurlar. Boyunlarında da
koyu renkli yeleleri vardır. Üreme zamanlarında erkekler arasında
kavgalar çıkar, kavgayı kazanan erkek tüm sürüdeki dişileri dölleme
hakkına sahip olur. Taze sürgünler, meyveler ve çeşitli yapraklarla
beslenirler.
En Küçük Memeli:
Etrüsk Sivrifaresi
Etrüsk sivrifaresi, daha çok ormanlıkları, çalıları,
çayırlıkları yaşam alanı olarak tercih eder. Nemli topraklar ve
bahçelerde de yaşar. Bedeninin sırt kısmı, kızıla çalan
kahverengimsi gri, karın kısmıysa daha açık renkli olur. Yumuşak ve
kısa kıllı bir kürkü vardır. Ülkemizde Orta ve Batı Anadolu’da
yaşar. Bunun dışında Akdeniz kıyılarında Portekiz’de, Madagaskar’da,
Güney Asya’da ve Afrika’da bulunurlar.
|
 |
Çok küçük boylarına karşın bir defada 2-6 tane yavru
yaparlar. 27-28 gün süren gebelikleri vardır. 17-20 gün
boyunca da yavrularını emzirirler. Tutsaklıkta 1,5 ile 3 yıl
kadar yaşarlar. Ancak, yabani doğada bu yaşam süreci daha
kısadır. Av baskısı ve bireylerin yaşlandıkça yavaş hareket
etmeleri ve bağışıklık sistemlerinin zayıflaması nedeniyle
yaşama süreleri 1 yılı geçmez. Bu özellikleri nedeniyle, en
kısa yaşayan memeli hayvan olarak da bilinirler.
|
Böcekçil olarak beslenen Etrüsk sivrifaresinin metabolizma
hızı çok yüksektir ve bu hayvanlar devamlı hareket halindedir. Çok
obur olup, devamlı böcek avlarlar. Böcek dışında solucan, karınca ve
böcek larvaları da yerler. Avlanırken uzun burunlarını kullanırlar.
Avlarını yakaladıktan sonra ön ayaklarıyla tutarak avlarını yerler.
Kaçarken ince tiz bir ses çıkarırlar ve çok hızlı hareket ederler.
Yavaşken ya da hareketsizken çıkardıkları sesler duyulmaz.
Bilimadamları, bu seslerin ekolokasyon (sesle yön bulma) için
kullandığını düşünüyorlar. Etrüsk sivrifaresinin en büyük düşmanları
baykuşlardır. Ekosistemde böceklerle beslendiklerinden, böcek
populasyonlarının kontrol altında tutulmasını sağlarlar. Bu
özellikleri nedeniyle tarım ürünleri için yararlıdırlar.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 461 Nisan-2006
Bülent Gözcelioğlu'na teşekkürlerimizle
Denizce

06.04.2007
|
|