|

Sezar ve Napolyon'un askerleri için cesaret kaynağı olarak
gördükleri turşu, günümüzde Batı sofralarında bu mistik
varlığını ve önemini yitirmişken, ülkemizde ise kış sofralarının
vazgeçilmezi olarak hep baş köşeye oturur.
Turşu, dünya tarihinin en önemli ve en eski gıda saklama
yöntemlerinden biridir. Bazı kaynaklar turşunun ilk yapımı için
M.Ö. 3000 - 4000 yıllarını işaret etseler de - ki bu bilginin
doğruluğu mümkün görünmüyor - tam olarak ne zaman ve nasıl icat
edildiğiyle ilgili kesin bir bilgi bulunmuyor. Fakat, gıdaları
tuz ve sirke yardımıyla uzun süre koruma yönteminin, gıdaları
şekerle koruma geleneğinden çok daha eskiye dayandığı kesindir.
Gıdalarını, tuzlayarak uzun zaman saklamayı başaran insanlar,
zamanla sebze, balık ve eti tuzlu sıvılar içinde bekleterek bu
gıdaların daha lezzetli, kaliteli ve ilk bakışta iştah açan
renkli görüntüler oluşturmasını sağladılar.
Denizcilerin
Temel Besini
Turşu, dünyanın her yerinde farklı yöntem ve çeşitlerde
asırlardır kuruluyor. Fakat tarih sahnesine çıkış noktası Asya
olarak kabul ediliyor. Zira dünyada zengin gıda kaynaklarının
anavatanı Asya'dan Akdeniz'e kadar uzanıyor. Dünyanın ilk
uygarlıklarının bu alanlarda oluşması bunun ciddi bir kanıtı.
Günümüzde dünyada turşusu en çok yapılan ve tüketilen hıyar,
Hindistan kökenlidir. İlk önce Mezopotamya'ya getirilen hıyar,
zaman içerisinde dünyanın her tarafına yayıldı. Denizaşırı
ülkelere yol alan gemilerdeki denizcilerin temel beslenme
kaynakları ise ambarlarında bulunan fıçıların içindeki
turşulardı. Ünlü Medici ailesinin İspanya'daki işlerini takip
eden, adının Amerika'ya verildiği iddia edilen “Amerigo
Vespucci” ise İspanya'da gemilere turşu tedariki yapan bir
tüccardır aynı zamanda. Turşu, dünya tarihinin farklı
dilimlerinde derin anılar bırakmıştır. Sezar ve Napolyon,
turşunun, askerleri için cesaret kaynağı olduğunu
belirtmişlerdir. Batı'nın önemli liderlerinin değer verdiği bu
mistik gıda, günümüzde Batı sofralarında çok sınırlı bir şekilde
kullanılır. Ülkemizde ise turşu hala önemini korur.
Hem Salata Hem
İçecek
Özellikle kış aylarında ülkemizin her semtinde, çarşı -
pazarlarda ve seyyar tezgahlarında turşu satan esnafları görmek
mümkün. Turşucu dükkânlarının vitrinleri, insanın ağzını
sulandıracak kadar çekici bir renk cümbüşü içinde düzenlenir. Bu
dükkânların önünden geçerken insan, en azından bir bardak turşu
suyu içmek istiyor. Dünyanın gerek batısında gerek doğusunda
böylesine zengin turşu manzaraları görmek mümkün değil. Turşu,
bizim sofralarımızda salata gibi itibar görür. Geçmiş Osmanlı
yemek kitaplarında da turşu tarifleri “salata ve turşular”
başlığı altında bulunur. Bu durum, turşunun salata düzeninde yer
aldığını gösterir. Turşu suyu bazı sofralarda içecek olarak da
sunulur. Özellikle Adana mutfak kültürünün yıldızı olan şalgam
turşusu ve suyu, günümüzde tüm market ve restoranlarda
satılıyor. Turşu, Anadolu halk mutfağının sıcak yemek
tariflerinde de yer alır. Karadeniz mutfağında turşudan yapılan
sıcak yemekler geleneksel olarak halâ devam ediyor.
Nane Turşusu
Gökkubbe yayınlarından çıkan, Prof. Dr. Mustafa Argunşah ve
Dr. Müjgan Çakır tarafından tercümesi yapılan ve hazırlanan
Muhammed Bin Mahmud Şirvani'nin “15.y.y. Osmanlı Mutfağı”
kitabında, turşu tarifleri ve turşunun sağlığa faydaları
hakkında ilginç bilgiler sunuluyor. Şirvani'nin bir hekim
olduğunun belirtilildiği kitapta, bir hekim bakışıyla
hazırlandığı için sunulan tüm yemek tariflerinin tedavi eden
özelliklerine atıfta bulunuyor.
Kitabın turşular bölümünde bulunan tariflerinden biri de daha
önce hiçbir kaynakta rastlamadığım nane turşusudur. Şirvani,
nane turşusunun mideyi güçlendirdiğini, hıçkırığı kestiğini,
yemek arasında ve yemekten sonra yenildiğinde sindirimi
kolaylaştırdığını, diş ağrısını dindirdiğini, iştah açtığını ve
kokulu kirleri vücuttan attığını belirtiyor. Şirvani nane
turşusunun tarifi; Yaş (taze) nanenin büyük yaprakları
yıkandıktan sonra süzülene kadar gölge bir yere serilir. Üzerine
faydalı ve kokulu baharatlar ile biraz kereviz yaprağı ve birkaç
diş sarımsak bırakılır ve karıştırılır. Daha sonra şişeye
(kavanoza) konulur ve malzemenin batacağı kadar keskin sirke
eklenir, biraz safranla renklendirilir. Sirkenin ekşiliği
yapraklara sininceye ve keskinlikleri gidinceye kadar
bekledikten sonra afiyetle yenir.
İzmir'in Kemeraltı çarşısındaki meşhur turşucusu, akla
gelebilecek her gıdanın turşusunu yapar. Zira, bazen, canları
mevsimi olmayan yiyecekleri çeken aşeren hamile kadınlar, burada
hiç olmazsa o yiyeceğin turşunu bulabilir.
Çubuk Turşuları
Ülkemizin en önemli turşu üretimi Ankara Çubuk'ta yapılır.
Çubuklular turşularıyla büyük gurur duyarlar. Turşu festivali
sadece Çubuk'ta yapılır. Çubuklular, turşuyu geleneksel düzende,
standart bir kalitede ve büyük miktarlarda üretip satarlar.
Turşu yapımında en önemli unsur, malzemenin, geleneksel
yöntemlerle doğal ortamlarda elde edilmesidir. Her satın
aldığınız hıyardan veya biberden turşu yapmak mümkün değildir.
Biraz hafızamızı yokladığımızda eski iri hıyar turşularını artık
göremiyoruz. Olanlar ise son derece yumuşak ve içi boşalmış;
lezzetsiz ve aşırı tuzlu. Turşuda kullandığınız su da turşunun
başarısını etkiler. Hele bu turşu suyu koruk suyuyla yapılırsa
tadına doyulmaz. Özellikle Mardinlilerin, evlerinde kendileri
için koruk suyunda ürettikleri minik acur turşusunun lezzetini
tarif etmek mümkün değildir. Satılmaz… Hatırlı bir Mardinli
yakınınız varsa, ve şanslıysanız, belki bu müthiş turşuyu
tadabilirsiniz.
Yazı :
Vedat Başaran
Fotograf: Önder Durmaz
Kaynakça:
SkyLife - Şubat 2009
Vedat Başaran ve
Önder Durmaz'a teşekkürlerimizle
Denizce

11.03.2009
|