|

"İnsanlarla iletişime geçmemi gerektirecek yerlere gitmekten
korkuyorum. Daha henüz evden çıkmadan önce neler söyleyeceğimi
düşünüyor; sürekli insanların benimle alay edebilecekleri bir
şeyler yapacağımın kaygısını taşıyorum. Çevremdeki kimse böyle
değil. Kendimle ilişkili bir takım sorunlar olduğunu düşünmeye
başladım. İnsanlarla yüz yüze gelebildiğim tek zamanlar eşimin
de yanımda bulunduğu zamanlar. Onun kendine bu denli güveniyor
oluşu büyük haksızlık!"
"Gelecekte herhangi bir seminerde konuşmam gerekirse bunu asla
yapamayacağım. Çünkü çok iyi tanımadığım arkadaşlarımla sohbet
sırasında bile bacaklarım titriyor, ter içinde kalıyorum.
Özellikle de ikili konuşmalarda, karşımdaki kişinin tüm dikkati
benim üzerimdeyken. Bu nedenle de iş görüşmelerimde büyük
sıkıntılar yaşıyorum. Patronlarımın işe uygun olmadığımı
düşüneceklerinden çok korkuyorum."
Yukarıdakiler, utangaçlık ve sosyal kaygı barındıran binlerce
kişiden yalnızca ikisinin his ve düşünceleri. Her ne kadar
kişiler bu problemlerini açığa vurmaktan çekinseler de, aslında
toplumumuzda pek çok kişi öyle ya da böyle benzer sorunlarla yüz
yüze kalıyor. Utangaçlık ve sosyal kaygı hem erkekleri hem de
kadınları eşit derecede etkileyebiliyor. Hepimiz günlük
hayatımızda utangaçlık ya da sosyal kaygı içeren düşüncelerle
boğuşabiliyoruz. Ancak bazı kişiler için bu sorun çok daha
büyüyüp iş ya da sosyal ilişkilerine zarar verecek boyutlara
ulaşabiliyor.

Sosyal Kaygı Belirtileri
•
Sosyal durumlarda bir türlü geçmek bilmeyen korku hisleri
duymak.
• Diğer kişilerin önünde kendini küçük düşürecek şeyler
yapabileceğini düşünmek.
• İnsan içine çıkıldığında kalp atışlarının hızlanması.
• Ağrılı göğüs ağrısı.
• Ayak ve el parmaklarında sızlama ve uyuşukluk.
• Karın ağrısı.
• Huzursuz ve diken üstünde hissetme.
• Kasların gerilmesi.
• Terleme.
• Nefes alış verişlerinin değişmesi.
• Baş dönmesi.
• Yüz kızarması.
• Verilen korku tepkisinin çok fazla olduğunun bilincinde olma.
• Diğerlerinin hakkında kötü düşündüğüne inanma.
• Diğerlerinin kendisini yargıladığına inanma.
• "Aptal" görünmekten korkma.
• Diğerlerinin içinde "sıkıcı" ya da "yabancı" olmaktan korkma.
• Yanlış bir şey yapıldığında diğerlerinin sevgisinin
azalacağını düşünme.
• İnsan içine çıkmaktan kaçınma. Sırf bu nedenle daha az tercih
edilebilecek kararlar alma (Örneğin, kantinden bir tost almayı,
kalabalık bir mekânda oturarak yemek yemeye tercih etme).
• Telefonda konuşmaktan kaçınma.
• Sosyal durumlardaki gerginliği azaltabilmek adına daha fazla
içki, sigara içme; sokakta hızlıca yürüyerek insanlarla göz
temasını önleme.
Utangaçlık ya da Sosyal Kaygı Nedir?
Utangaç ya da sosyal kaygılı kişiler genellikle sosyal çevrenin
kendileri için olumsuz düşünceler besleyip onları
yargılayacağına inanıyor. Diğerleri tarafından sürekli yakından
incelendiklerini düşünüp; hiçbir zaman onlara layık olacak kadar
iyi bir seviyeye ulaşamayacaklarından korkuyorlar. Bu kişiler,
sosyal ortamlarda gerginlik, hızlı kalp atışı, terleme gibi
kaygı belirtileri gösteriyorlar. Yüzleri kızarıp, kekelemeye
başlayabiliyorlar. Bazı durumlar diğerlerine nazaran çok daha
zor olabiliyor. Örneğin, yakın bir arkadaşla konuşurken kendini
daha rahat hisseden kişi, yabancılarla yüz yüze geldiğinde iyice
gerilebiliyor. Kantin, bar, kuyruk, restoran gibi kalabalık
durumlarda başa çıkabilmek çok daha zor oluyor.
Kişiler kimi zaman sosyal ilişkileri azaltabilmek uğruna
kariyerlerinden bile ödün verebiliyorlar. Dikkat çekmemek adına
insanlarla göz göze gelmekten kaçınmak, bir şeylerle
uğraşıyormuş gibi yapmak, sosyal ortamlara (illa ki) bir dostla
katılmak, bir konuşmadan diğerine çabucak geçiş yapmak en sık
gözlemlenen davranışlar arasında geliyor. Tüm bu saydıklarımız,
sosyal ilişkileri zor hatta imkânsız hale getirebiliyor.
Sosyal Kaygının Nedenleri Nelerdir?
Sosyal kaygı aslında herkesin az da olsa deneyimlediği bir
durum. Ancak bazılarımız için çok daha yüksek seviyelerde
seyredebiliyor. Her ne kadar daha ciddi bir fiziksel ya da akıl
hastalığının habercisi olmasa da, kişi için oldukça rahatsız
edici olabiliyor.
Sosyal kaygı genellikle çocukluk döneminden itibaren kendine
güven eksikliği ve kendini yeteri kadar tanıyamama durumlarıyla
özdeşleştiriliyor. Kimi kişilerin kaygı bozukluğuna daha yatkın
oluşuysa bir başka nedeni oluşturuyor. Kişisel geçmişteki bazı
stres verici olaylar da sosyal kaygıyı doğurabiliyor.

Sosyal Kaygıyı Besleyen Etmenler Neler?
Bazen kişiler gençliklerinde yoğun sosyal kaygı hisleriyle
boğuşup büyüdükçe bu his ve düşüncelerden sıyrılabiliyorlar.
Bazense belirtiler aynı yoğunlukta devam edebiliyor. Kişiler
arasında bu farkı yaratan sebepler şöyle sıralanıyor:
1. Eğer ki kişi kişilik olarak kaygıya daha eğilimliyse, sosyal
durumların üstesinden gelemeyeceğine inancı daha kuvvetli
oluyor.
2. Sosyal ortamlardan kaçınan birinin sosyal ilişkileri düzenleyen
kuralları öğrenmesi de zaman alıyor. Sürekli yakın bir arkadaşla
vakit geçirip yabancılardan kaçınan biri, böyle ortamlarda
kaygısını nasıl kontrol altına alabileceğini bilemediğinden
ileride de aynı sorunlar devam ediyor.
3. Sosyal kaygıya sahip kişiler, sürekli olarak diğerlerinin gözünde
olumsuz bir izlenime sahip olduklarına inanıyorlar. Diğerlerinin
kendileri hakkındaki gerçek düşüncelerini anlamaları
imkânsızlaşıyor. Zihinlerindeki imaja körü körüne
inandıklarından, bu inanca iyiden iyiye bağlanıyorlar.
4. Kişi yüzüm yine kızaracak, terleyeceğim, ellerim titreyecek diye
düşünmekten kendini alamadığı için sürekli bir korku duymaya
başlıyor. Bu korku, belirtilerin ortaya çıkmasını iyice
tetikliyor.
Sosyal Fobide
Kaçınma Davranışını Belirleyen Olumsuz Düşünceler Nelerdir? *
Bunlar,
•
Kişinin iç diyalogunda yer alan kendini küçümseyen ve aşağılayan
ifadeler
• Kişisel performansı değerlendirmede mükemmeliyetçi
beklentiler
• Kişisel performansı değerlendirmede sadece olumsuz örneklere
odaklanma
• Sosyal başarı ve başarısızlıklarının nedenlerini belirlemede
patolojik bir örüntü geliştirme. Negatif sosyal durumları
(beceriksizlik, zayıflık, vs.) pozitif sosyal durumları (şans,
kader, diğerlerinin olumlu tutumu, vs.)
* Psk.
Mine İnceler'in Hacettepe Üniversitesi internet sitesindeki
yazısından alıntıdır.
(http://www.sagmer.hacettepe.edu.tr/ubsportal/dosyalar/SosyalFobi(SosyalKaygiBozuklugu).doc)

Sosyal Kaygıyla Savaşma Yolları
1. Sosyal Kaygıyı Anlama
Yukarıda özetini verdiğimiz bilgilerin hâlihazırda sosyal
kaygının ne olduğuna dair genel bir çerçeve sunduğu
kanısındayız. Yine de kendi sosyal kaygı durumunuzu daha iyi
anlayabilmek adına aşağıdaki egzersizleri yapabilirsiniz:
Son
bir ay içerisinde sizi zor durumda bıraktığına inandığınız
sosyal durumları düşünüp neler olup bittiğini daha detaylı
anımsamaya çalışınız. Aşağıdaki boşlukları bu anılara dayanarak
doldurmaya çalışınız.
|
Uzun zamandır aklımı kurcalayan
düşünceler
.......................
.......................
.......................
|
|
Sosyal durum sonrası olumsuz
düşüncelerim
şöyleydi:
.......................
.......................
.......................
Sosyal durumlardan kendimi
şöyle
çekiyorum: .......................
.......................
.......................
|
|
Sosyal durum öncesi olumsuz
düşüncelerim
şöyleydi:
.......................
.......................
.......................
Fiziksel
belirtilerim şunlardı:
.......................
.......................
.......................
|
|
Kendime dair zihnimde oluşturduğum
olumsuz görüntü şöyle
.......................
.......................
....................... |
Eğer
ki sonradan detayları hatırlamakta zorluk çekiyorsanız bir
sosyal kaygı günlüğü tutabilirsiniz. Hangi durumlarda ne kadar
şiddette kaygı duyduğunuzun notunu alabilirsiniz. Gerek
düşünceler, gerek fiziksel belirtiler, gerekse kaçınma
davranışlarını detaylı biçimde yazabilirsiniz. Bu belirtiler
sonrasında neler hissettiğiniz de en az belirtilerin kendisi
kadar önemli.
Kendi problemlerinizi net bir şekilde tanımlayabilmeniz, onlarla
baş ederken oldukça yardımcı olacaktır.
2. Olumsuz Düşünce ve İnançları Azaltabilme
Sosyal kaygıda kişilerin kaçınma davranışı göstermesine neden
olan olumsuz düşünce ve davranışları kontrol altına alabilmek bu
rahatsızlıkla savaşımda büyük bir adım. Aşağıda, kendi olumsuz
düşünce ve inançlarınızı belirleyebilmenizde yardımcı olabilecek
birkaç örnek sunuyoruz:
|
Olumsuz Düşünce
"Onlara ne söylesem bilemiyorum, İnsanların hakkımda
aptal diye düşünecek olmasından korkuyorum."
Odaya girdiğimde herkes bana bakacak, titremeye
başlayacağım.
Kekeleyip kelimeleri birbirine karıştıracağım.
|
Zihindeki Görsel Karşılığı
Zihninde kendisini küçük, korkak biri olarak görür.
Kendini korkudan titreyen, diğerlerini
ise ona gülen bir sahnede hayal eder.
Yüzü kıpkırmızı kesilmiş, terlemiş
bir görüntü düşünür. |
|
Olumsuz Düşünce |
Görsel Karşılık |
|
|
|
Yukarıdaki şablonu kendinizle uyumlu olacak şekilde doldurunuz.
Bu sayede düşünce şeklinizdeki yanlışları görebilir, onları yok
etme yolunda bir adım atmış olabilirsiniz.
3. Herkesin size baktığı fikrinden nasıl sıyrılabilirsiniz?
Araştırmalar öyle gösteriyor ki,
-
Sosyal
kaygıdan şikâyetçi kişiler kendi bedenlerine fazlasıyla
odaklanıyorlar: Ellerim titriyor mu, yüzüm kızardı mı,
terliyor muyum vs... gibi.
-
Kendileriyle
ilişkili olumsuz düşüncelere saplanıp kalıyorlar.
-
Diğerlerinin
gözünde nasıl göründüklerine fazla önem veriyorlar.
-
Kendilerinin olumsuz ve eleştirel bakışların odağı
olduklarına inanıyorlar.
Tüm
bunları azaltabilmek adına sosyal kaygılı kişiler:
-
Sosyal
durumlarda sürekli kendilerine odaklanacaklarına çevrede
neler olup bittiğiyle ilgilenmeliler.
-
Ter,
kızarma, titreme gibi fiziksel belirtilerin düşündükleri
kadar ciddi olmadığının farkına varmalılar.
-
Çevrelerindeki kişilerin yalnızca kaygı seviyeleri yüksek
diye onları daha az sevecekleri düşüncesinden sıyrılmalılar.
-
Sosyal
çevrenin odağı olmadıklarının farkına varmalılar.
4. Davranışlarda değişiklik yaratabilme
Kaçınma
Davranışlarına Örnek
Kendini
Güvende Hissettirecek Davranışlara Örnek
Kendi kaçınma davranışlarınızın bir listesini hazırlayıp,
ileride bunları daha az yapmaya çaba harcayabilirsiniz.
5. Fiziksel Belirtileri Önleyebilme
Sosyal kaygıyı yenerken terleme, kızarma, titreme gibi fiziksel
belirtiler rahatlama teknikleriyle aşılabilir. Bu aşamada müzik
dinleme, kitap okuma, yazma, spor yapma gibi hobiler yardımcı
olabileceği gibi yoga ya da nefes teknikleri de büyük destek
olacaktır.
Kaynak:
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi kitapçığı
http://www.nnt.nhs.uk/mh/leaflets/shyA5.pdf
http://www.biltek.tubitak.gov.tr
internet sitesinden alınmıştır.
|