|

Sanat tarihine göz attığımızda yaratıcılıklarını rüyalarıyla
beslemiş pek çok sanatçıya rastlıyoruz. Örneğin, "Honesty"
isimli pop parçasıyla dünyada pek çok dinleyiciye ulaşan Billy
Joel bir röportajında yaptığı bestelerin melodisini ilk
rüyalarında oluşturduğundan bahsediyor. Hepimizin korku
romanlarıyla yakından tanıdığı yazar Stephen King'inse "Korku
Ağı" adlı romanını çocukluk kabuslarından birinden esinlenerek
yazdığını biliyoruz. Salvador Dali'nin rüyaların yaratıcılık
üzerindeki etkisine inancıysa şaşırtıcı düzeyde. Ressamın,
uykuya dalmadan önce eline bir kaşık aldığı böylece
uyuyakaldığında kaşığın yere düşerek çıkarttığı sesle uyanıp
zihnindeki rüya imgeleri henüz canlıyken gerçek üstü öğelerle
bezeli o muhteşem tablolarını ortaya koyduğu anlatılageliyor. Ne
var ki konuya bilimsel açıdan yaklaştığımızda, rüyaların
gerçekten de yaratıcılığı tetikleyip tetiklemediğine dair
bulgular oldukça kısıtlı. Her ne kadar rüya görmeyle ilişkili
beyin bölgeleri modern beyin görüntüleme teknikleriyle az çok
aydınlatılmış olsa da, beyin, rüya ve yaratıcılığa dair böylesi
çalışmalar oldukça az. Bulgular az da olsa bilim insanlarının bu
ilgi çekici konu hakkında bugüne kadar yürüttükleri çalışmalara
büyüteç uzatalım istedik.

Tablolarındaki soyut
imgelerle dikkat çeken ünlü ressam Salvador Dali de rüyaların
yaratıcılığını tetiklediğine inananlardandı.
Yapılan son araştırmalar öyle gösteriyor ki gördüğümüz
rüyalar bizlere Dali'nin tablolarını çizdiremese de günlük
hayatta karşılaştığımız problemlere çözüm bulmakta yardımcı
olabiliyor. Modern uyku kuramlarının uykunun günlük hayatımızın
devamı olduğuna vurgu yapan varsayımlarıyla da uyumlu görünen bu
durum özellikle de rüyalarımızdaki semboller doğru
yorumlandığında belirgin hale geliyor. Uyanıkken zihnimizde tam
olarak kuramadığımız bağlantıları rüyalar yardımıyla
kurabileceğimize dikkat çeken bilim insanları çocuk bakımı,
bahçe düzenlemesi vs... gibi hayatın içine sinen pek çok
alandaki yaratıcılığımızın rüyalarımızla şekillenebileceğini
düşünüyor.

Bilim insanları rüya
hatırlama sıklığının yaratıcı kişilik özellikleriyle ilişkili
olduğunu düşünüyor.
Rüyalara dair bir diğer ilginç bulguysa hayal gücü yüksek
kişilerin rüyalarını hatırlama yüzdelerinin daha yüksek oluşu.
Bu bulgu rüya hatırlamanın bir karakter özelliği olup olmadığı
sorusunu getiriyor akıllara. Araştırmalar, doğası gereği
rüyalarını somut yaratıcı ürünlere dönüştürebilen kişilerin
rüyalarını daha sık hatırlayabildiklerini destekler nitelikte.
Literatürde bu kişilerin karakter özellikleriyse açık
fikirlilik, yüksek hayal gücü ve şizotipik yatkınlık olarak
sıralanıyor. Kısa bir süre öncesine kadar kaygı ve stres
seviyesiyle iliştiriliyorduysa da rüya hatırlamada kişiliğin
etkisi daha önemli gibi görünüyor. Ancak yine de gece uykularını
bölen kaygı durumlarının da rüyaları hatırlamamıza neden olması
yadsınamayacak bir sebep.
Tüm bu bulgulardansa yaratıcılık üzerinde etkide bulunan
etmenin öncelikli olarak yetenek ve kişilik özellikleri olduğunu
ve bu kişilik özelliklerine sahip kişilerin de rüyalarını daha
sık hatırladıklarını çıkarsamamız yanlış olmayacaktır.
Kaynak:
http://www.apa.org/monitor/nov03/canvas.html
http://www.apa.org/monitor/nov03/dreamon.html
www.biltek.tubitak.gov.tr internet sitesinden alınmıştır.
|