e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Uzun Yol

 Savaş Tuğsavul    

 

 

Her ulusun kendine göre bir kültür politikası var olduğunu biliyoruz. Ve kültürün ulusların kaderini değiştiren unsurların başında geldiği göz ardı edilemez.

Buna göre ülke yöneticilerinin, kültür politikasını çok iyi çizmelerinin, ülkelerinin geleceği açısından önem taşıdığını bilmesi gerekir.

Bizlere, kültürle uğraşanların A politik olduğu öğretilmişti. Ancak bugün görüyoruz ki kültür politikasız olamaz. Son elli yıldır savaşlar gerikalmış ve kuvvetli kültür politikası olmayan ülkelerde çıkıyor.

Kültürüne sahip çıkan ulusların kolay kolay yenik düşmediğini görebiliriz. Bunun bizler için uzun bir yol olduğunu, bizlerden sonraki nesillere kültürün aktarılmasının son derece önemli olduğunu belirtmek isterim.

Kültürüne sahip çıkmayan bir ulus çökmeye mahkumdur sözü ile ATATÜRK’ün haklılığı ortaya çıkmıyor mu?

Demek ki bu kadar önemli olgunun bütün uluslarca politika haline getirilmesi kaçınılmazdır. Bir başka boyuttan konuyu ele alırsak düşünün ki siz halk müziğinizi, el sanatlarınızı, oyunlarınızı, giysilerinizi, yemeğinizi başka bir ülkede sergiliyorsunuz. Bundan kimin canı sıkılır? Kim kızar, kim hoşnutsuz olabilir?

Geçmişi anlamak ve bugünü yaratmadaki etkisini bilerek davranmak, tektipleşen küresel bir dünyada farklılıkları bir zenginlik unsuru olarak algılamak ve farklarıyla yan yana barış içinde durabilen halklar yaratmak, kültürü bu yolla yaşatmak tercih edilebilir bir politikadır. Bu politikanın en önemli araçlarından biri de insanların buluşmasını sağlayan ve bu yolla kültürler arasındaki çatışmayı hoşgörüye ve empatiye dönüştürebilen organizasyonlardır. Bu ve bunun gibi politikaların hepsi uzun vadeli hedefleri gerçekleştirmede yardımcı olur. Çünkü zaten kültür ve folklor gibi üst yapısal unsurlar her toplumsal yapı gibi dinamiktirler ve uzun vadede değişime uğrarlar. Bu yapılara olumlu anlamda katkı getirmek ve yine bu yapılarla oluşturulan çalışmalarla politika yapmak da uzun süreçler gerektirir. Örneğin kültür çalışmalarında bulunmak ve bu yolla dünya barışını tesis etmeye çalışmak etkilerini bugünden yarına görebileceğimiz bir durum değildir. Bu gibi çalışmalar uzun bir zaman dilimine yayılmış bir biriktirme süreci gerektirir. Dolayısıyla bir insan topluluğunun ve bu topluluğun gerek toplumsal gerek maddesel üretiminin olduğu her yerde ortaya çıkan politika ve kültür, birbirlerini karşılıklı olarak belirlerken uzun yıllar ve kuşaklar geçer. Tüm bu nedenlerden de bugün kültür üzerine yapılan çalışmalara destek vermek yarını yaratırken, daha iyi ve adaletli bir dünya kurma girişiminde kullanacağınız politikayı belirlemekte yardımcı olacaktır.

Kültür mirasının aktarımı (ki ben buna UZUN YOL diyorum) diğer ülkelerle paylaşımı DOSTLUKLARIN, tatlı rekabetleri getirdiğine inanıyorum.

Yeni Zelanda yerlilerinin halk kültürüne bağlı olarak kötü ruhları kovmak için dillerini çıkarmalarını tebessümle izliyorum. Meksika halk sanatçısının gırtlağından gelen yanık namelerini yine  tebessümle izliyorum. Ancak bizim kültürümüzün bana göre daha zengin olduğunu düşünüyorum.

Tabi ki her ulusun kendi insanları kendi kültürlerini beğenir, ancak kültür alışverişi yapmaktan da geri kalmazlar.

Çeşitli festival, şenlik, sergilerde yan yana gelen insanlar politikacıların reel olarak yapamadıklarını bir kültür platformunda yapabilirler.

Ulusların kültür alışverişlerinden doğal olarak TURİZM ön plana çıkıyor. Ve turizmin ülkelere, halk kültürünün de turizme katkısı inkar edilemez olduğu muhakkaktır.

Buna göre; hepimizin bildiği gibi bacasız sanayi kendini gösteriyor ve ülkelerin ekonomilerine büyük oranda katkı sağlıyor.

Oteller, seyahat acentaları ulaşım araçları vb ları doğal olarak nasiplerini alıyorlar.

Buna göre folklorik değerlerin inanılmaz bir biçimde bireylere, ailelere, uluslara fayda sağladığını ve ayrıca ulusların da birbirleri ile bir şekilde ilişki kurmasına yardımcı olmuyor mu?

C.I.O.F.F nedir?

AÇILIMI; ULUSLARARASI DÜNYA FOLKLOR FESTİVALLERİ ve Geleneksel Sanatlar Konseyi

1970 yılında 8 – 10 ülkenin katılımı ile kurulan ki (kurucu ülkelerin başında Türkiye geliyor)

 

C.I.O.F.F’un Konuları

C.I.O.F.F, 1970’den bu yana geleneksel kültürün korunması ve yaşatılması için çalışmaktadır. Aktiviteleri doğrultusunda, C.I.O.F.F esas olarak aşağıdaki konuları hedeflemektedir.

  • Manevi mirası ve onun anlatım şekli olan dans, müzik, gelenek, görenek ve diğer geleneksel sanatları tanıtmak.

  • UNESCO'nun amaçları doğrultusunda hizmet etmek.

  • Folklor ve kültürel miras gibi alanlarda faaliyet gösteren devlet dışı ve CIOFF dahili organizasyonların aktivitelerine destek vermek.

  • Yukarıda bahsedilen konular kapsamındaki uygulamalarla barışa ve şiddet karşıtlığına hizmet etmek.

75 ulusal seksiyon ve çeşitli kurumlarla işbirliği içinde olarak, şu an için tüm kıtalarda CIOFF'un 90'dan fazla üyesi bulunmaktadır. Birçok ülke kendi gençlik çalışma grupları veya komitelerini oluşturmuştur.

 

CIOFF Aktiviteleri

  • Halk sanatları için düzenlenen 300 uluslararası festivalin koordinasyonu.

  • Folklor grupları arasında uluslararası değişimler ve 50.000 civarında uluslararası sanatçıya ulaşmak.

  • UNESCO programlarına katılım.

  • Çocuklara ve gençlere kültürel mirasın aktarılması.

  • Konferanslar, sempozyumlar ve sergiler

  • Yayınlar: CIOFF festival ve etkinlik takvimleri, haber bültenleri, "Entre-nous", raporlar.

  • Çeşitli ulusal, uluslararası ve devlet dışı organizasyonlarla işbirliği.

  • CIOFF etkinliklerine 20.000 ile 25.000 arasındaki CIOFF gönüllülerini dahil etme.

  • 4 yılda bir CIOFF dünya folklor festivali FOLKLORİADA'yı organize etmek.

C.I.O.F.F. kuruluşunun bu güne dek amatör bir kuruluş olduğunu da belirtmek isterim. Kültür mirasımızın aktarımı konusunda sizlere, halk bilimi ile uğraşanlara bu uzun yolda başarılar diler, teşekkür ederim.

 

C.I.O.F.F. Türkiye Seksiyonu Başkanı          

     Savaş Tuğsavul