
Her ulusun
kendine göre bir kültür politikası var olduğunu biliyoruz. Ve
kültürün ulusların kaderini değiştiren unsurların başında
geldiği göz ardı edilemez.
Buna göre
ülke yöneticilerinin, kültür politikasını çok iyi çizmelerinin,
ülkelerinin geleceği açısından önem taşıdığını bilmesi gerekir.
Bizlere,
kültürle uğraşanların A politik olduğu öğretilmişti. Ancak bugün
görüyoruz ki kültür politikasız olamaz. Son elli yıldır savaşlar
gerikalmış ve kuvvetli kültür politikası olmayan ülkelerde
çıkıyor.
Kültürüne
sahip çıkan ulusların kolay kolay yenik düşmediğini görebiliriz.
Bunun bizler için uzun bir yol olduğunu, bizlerden
sonraki nesillere kültürün aktarılmasının son derece önemli
olduğunu belirtmek isterim.
Kültürüne
sahip çıkmayan bir ulus çökmeye mahkumdur sözü ile ATATÜRK’ün
haklılığı ortaya çıkmıyor mu?
Demek ki bu
kadar önemli olgunun bütün uluslarca politika haline getirilmesi
kaçınılmazdır.
Bir başka boyuttan konuyu ele alırsak düşünün ki siz halk müziğinizi, el
sanatlarınızı, oyunlarınızı, giysilerinizi, yemeğinizi başka bir
ülkede sergiliyorsunuz. Bundan kimin canı sıkılır? Kim kızar,
kim hoşnutsuz olabilir?
Geçmişi anlamak
ve bugünü yaratmadaki etkisini bilerek davranmak, tektipleşen
küresel bir dünyada farklılıkları bir zenginlik unsuru olarak
algılamak ve farklarıyla yan yana barış içinde durabilen halklar
yaratmak, kültürü bu yolla yaşatmak tercih edilebilir bir
politikadır. Bu politikanın en önemli araçlarından biri de
insanların buluşmasını sağlayan ve bu yolla kültürler arasındaki
çatışmayı hoşgörüye ve empatiye dönüştürebilen
organizasyonlardır. Bu ve bunun gibi politikaların hepsi uzun
vadeli hedefleri gerçekleştirmede yardımcı olur. Çünkü zaten
kültür ve folklor gibi üst yapısal unsurlar her toplumsal yapı
gibi dinamiktirler ve uzun vadede değişime uğrarlar. Bu yapılara
olumlu anlamda katkı getirmek ve yine bu yapılarla oluşturulan
çalışmalarla politika yapmak da uzun süreçler gerektirir.
Örneğin kültür çalışmalarında bulunmak ve bu yolla dünya
barışını tesis etmeye çalışmak etkilerini bugünden yarına
görebileceğimiz bir durum değildir. Bu gibi çalışmalar uzun bir
zaman dilimine yayılmış bir biriktirme süreci gerektirir.
Dolayısıyla bir insan topluluğunun ve bu topluluğun gerek
toplumsal gerek maddesel üretiminin olduğu her yerde ortaya
çıkan politika ve kültür, birbirlerini karşılıklı olarak
belirlerken uzun yıllar ve kuşaklar geçer. Tüm bu nedenlerden de
bugün kültür üzerine yapılan çalışmalara destek vermek yarını
yaratırken, daha iyi ve adaletli bir dünya kurma girişiminde
kullanacağınız politikayı belirlemekte yardımcı olacaktır.
Kültür
mirasının aktarımı (ki ben buna UZUN YOL diyorum) diğer
ülkelerle paylaşımı DOSTLUKLARIN, tatlı rekabetleri getirdiğine
inanıyorum.
Yeni Zelanda
yerlilerinin halk kültürüne bağlı olarak kötü ruhları kovmak
için dillerini çıkarmalarını tebessümle izliyorum. Meksika halk
sanatçısının gırtlağından gelen yanık namelerini yine
tebessümle izliyorum. Ancak bizim kültürümüzün bana göre daha
zengin olduğunu düşünüyorum.
Tabi ki her
ulusun kendi insanları kendi kültürlerini beğenir, ancak kültür
alışverişi yapmaktan da geri kalmazlar.
Çeşitli
festival, şenlik, sergilerde yan yana gelen insanlar
politikacıların reel olarak yapamadıklarını bir kültür
platformunda yapabilirler.
Ulusların
kültür alışverişlerinden doğal olarak TURİZM ön plana
çıkıyor. Ve turizmin ülkelere, halk kültürünün de turizme
katkısı inkar edilemez olduğu muhakkaktır.
Buna göre;
hepimizin bildiği gibi bacasız sanayi kendini gösteriyor ve
ülkelerin ekonomilerine büyük oranda katkı sağlıyor.
Oteller,
seyahat acentaları ulaşım araçları vb ları doğal olarak
nasiplerini alıyorlar.
Buna göre
folklorik değerlerin inanılmaz bir biçimde bireylere, ailelere,
uluslara fayda sağladığını ve ayrıca ulusların da birbirleri ile
bir şekilde ilişki kurmasına yardımcı olmuyor mu?
C.I.O.F.F nedir?
AÇILIMI;
ULUSLARARASI DÜNYA FOLKLOR FESTİVALLERİ ve Geleneksel Sanatlar
Konseyi
1970 yılında
8 – 10 ülkenin katılımı ile kurulan ki (kurucu ülkelerin başında
Türkiye geliyor)
C.I.O.F.F’un
Konuları
C.I.O.F.F,
1970’den bu yana geleneksel kültürün korunması ve yaşatılması
için çalışmaktadır. Aktiviteleri doğrultusunda, C.I.O.F.F esas
olarak aşağıdaki konuları hedeflemektedir.
-
Manevi mirası
ve onun anlatım şekli olan dans, müzik, gelenek, görenek ve
diğer geleneksel sanatları tanıtmak.
-
UNESCO'nun
amaçları doğrultusunda hizmet etmek.
-
Folklor ve
kültürel miras gibi alanlarda faaliyet gösteren devlet dışı ve
CIOFF dahili organizasyonların aktivitelerine destek vermek.
-
Yukarıda
bahsedilen konular kapsamındaki uygulamalarla barışa ve şiddet
karşıtlığına hizmet etmek.
75 ulusal
seksiyon ve çeşitli kurumlarla işbirliği içinde olarak, şu an
için tüm kıtalarda CIOFF'un 90'dan fazla üyesi bulunmaktadır.
Birçok ülke kendi gençlik çalışma grupları veya komitelerini
oluşturmuştur.
CIOFF
Aktiviteleri
-
Halk sanatları
için düzenlenen 300 uluslararası festivalin koordinasyonu.
-
Folklor
grupları arasında uluslararası değişimler ve 50.000 civarında
uluslararası sanatçıya ulaşmak.
-
UNESCO
programlarına katılım.
-
Çocuklara ve
gençlere kültürel mirasın aktarılması.
-
Konferanslar,
sempozyumlar ve sergiler
-
Yayınlar:
CIOFF festival ve etkinlik takvimleri, haber bültenleri,
"Entre-nous", raporlar.
-
Çeşitli
ulusal, uluslararası ve devlet dışı organizasyonlarla
işbirliği.
-
CIOFF
etkinliklerine 20.000 ile 25.000 arasındaki CIOFF
gönüllülerini dahil etme.
-
4 yılda bir
CIOFF dünya folklor festivali FOLKLORİADA'yı organize etmek.
C.I.O.F.F.
kuruluşunun bu güne dek amatör bir kuruluş olduğunu da belirtmek
isterim. Kültür mirasımızın aktarımı konusunda sizlere, halk
bilimi ile uğraşanlara bu uzun yolda başarılar diler, teşekkür
ederim.
C.I.O.F.F.
Türkiye Seksiyonu Başkanı
Savaş Tuğsavul