| |

Aynada kendimize şöyle bir bakmadan dışarı çıkamıyoruz. Dış
görünüşümüz bizim için önemli. Yalnızca giyimimiz, saç kesimimiz,
yüzümüzdeki makyaj, bıyık, sakal gibi ayrıntılar değil, vücudumuzun
biçimi de etkin toplumsal beğenilerin doğrudan ya da dolaylı
makasından geçiyor. Özellikle kadınlar, zamanın "ideal" vücut
ölçülerine sahip olmak için hummalı bir çaba içindeler. TV dizileri,
sinema filmleri ve magazin ağırlıklı dergilerde boy gösteren film
yıldızları da biricik idollerimiz. Onlara benzemek istiyoruz.
Biliminsanları, bu eğilimle ilgili araştırmalar yaparken zaman içinde
değişen toplumsal beğenilerin istatistiklerini de ortaya çıkarıyorlar.
Toronto Clarke Psikiyatri Enstitüsü'ndeki araştırmacılar,
zamanın ideal vücut ölçülerini belirmek için magazin ağırlıklı
dergileri gösterge olarak kullanmışlar ve bu dergilerin 1950-1978
yılları arasındaki sayılarını taramışlar. Sıradan kadınların zaman
içinde kilo aldığı, dergilerdeki kapak kızlarınınsa tersine gittikçe
zayıfladığı ortaya çıkmış. İkinci bir çalışma, 1950-1980'li yıllar
arasında modellerin kadınsı, yuvarlak vücut hatlarını kaybettiklerini
göstermiş. Son zamanlarda yapılan bir diğer araştırmadaysa dergilerde
kapak olan modellerin vücut ölçüleri incelenmiş. Zaman içinde göğüs ve
kalça ölçülerinde azalma, bel ölçülerindeyse artış görülmüş. Bundan
başka, vücut kitle indeksleri karşılaştırılmış. Bu indeks, kütlenin
metre cinsinden boyun karesine oranıyla hesaplanıyor. Araştırmacılar,
modellerin vücut kitle indekslerinin, diğer kadın nüfusuyla
karşılaştırıldığında düşük olduğunu bulmuşlar. Bu sonuçlar bir yandan,
kadın vücudunun yuvarlak hatlarını kaybetmesiyle erkeksi görünmeye
başladığını, diğer yandan ideal vücut ölçüleriyle toplumun gerçek
kadın vücut ölçülerinin uyuşmadığını gösteriyor.
Her ne kadar kadınlar geleneksel olarak ilgi merkezi olsalar
da, erkekler de toplumsal eğilimlerden paylarını alıyorlar. American
University'den (Washington) bir psikologun yayımlanmış makalesinde,
erkek kapak modellerin de gittikçe inceldiği bildiriliyor.
|
 |
Ancak, erkek
vücudu incelmekle kalmıyor, kaslanıyor da! Bu eğilimle ilgili,
"Adonis Kompleksi" adlı kitapta toplumsal rollerin değişmesiyle
ilgili saptamalar var.
Kitapta, kadınların ekonomik ve cinsel özgürlüklerindeki
gelişmelerin, erkeklerin toplumsal rollerini de doğal olarak
değiştirdiği vurgulanıyor.
Aile reisi rolünden kurtulan ve toplumsal rollerini daha çok
kadınlarla paylaşmaya başlayan erkeklerin, daha önce
"erkeksiliklerini" askeri, politik ve parasal alanlarda
gösterirlerken, şimdi bunu kaslı vücutlarını sergileyerek
yaptıkları öne sürülüyor. Son dönemlerdeki Hollywood filmlerindeki
kahramanlara bakın; bu eğilimi nasıl da yansıtıyorlar. Ancak,
uzmanlar ideal görünüşle ilgili toplumsal beğenilerin gençler
üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyorlar. |
Yeme bozukluklarının, steroid kullanımının, bilinçsiz
zayıflama yöntemlerinden kaynaklanan sağlık sorunlarının arttığı
açıklanıyor. Bu nedenle, eskiye oranla insanların günümüzde dış
görünüşlerine daha çok önem vermelerinin altındaki eğilimler
araştırılıyor. Bu araştırmalardan biri de, kadınların bir numaralı
sorunlarından biri olan vücut kıllarıyla ilgili. Biliyorsunuz,
kadınlar için özel bir erkekle akşam yemeğine gitmek kimi zaman bir
işkenceye dönüşüyor. Ne giyeceğim, saçım nasıl olsun, makyajımı nasıl
yapayım, hangi parfümü süreyim bir yana, takvimden regl dönemi kontrol
ediliyor, gerekiyorsa vücut kıllarıyla ilgili düzenlemelere giriliyor!
Neden modern toplumdaki birçok kadın vücut kıllarından kurtulmanın
binbir yolunu arıyor?
Oysaki, insan "çıplak maymun" olarak adlandırılıyor. Evet
türümüz, diğer memeli türleriyle karşılaştırıldığında şanslı. Diğer
yandan, bizim büyüklüğümüzde bir insansı maymununki kadar, yani
yaklaşık 5 milyon kıl kökümüz var. Ancak kıllarımız oldukça ince!
İnsan türünün kıllarının incelmesi ve kaybolmasıyla ilgili evrim
sürecine bakıldığında yaygın görüş, iki ayak üzerindeki insanımsıların
ormanlardan güneş altındaki otlaklara yayıldıklarında, vücutlarının
serin kalması için kıllarının inceldiği yönünde. Daha sonra da
atalarımızın, eş olarak daha az kıllı olanları seçmesiyle, yeni
nesillerin gittikçe "çıplaklaştığı" düşünülüyor. Belki de vücut ve yüz
kıllarının kaybolmasıyla bir diğerini ayırt etme yeteneğimiz gelişti
ve iletişimimiz kolaylaştı. İngiltere'deki kimi araştırmacılar, vücut
kıllarından kurtularak dış parazitlerden de kurtulduğumuzu
düşünüyorlar. Aradaki ilişkiyi anlamak için köpeğin ya da kedinin
kürkünün dış parazitlerin yaşaması için, nasıl uygun bir ortam
sağladığını düşünün.
Bu düşünceleri destekleyecek kanıtlar sınırlı. Üstelik,
vücudumuzun kimi bölümlerindeki kılların kalmasıyla ilgili kuramlar
daha da tartışmaya açık. Örneğin saçlarımızla kafamızı, güneş altında
çalışırken serin ya da soğuk iklimlerde bulunurken sıcak tutma şansını
yakaladığımız; belki de, kuşlardaki ibikler gibi kafamızda parıldayan
saçlarımızın eş bulmamıza yardım ettiği yönünde düşünceler var.
Günümüzde bile parlak, gür sağlıklı saçların insanı çekici hale
getirdiği ortada. Peki, ya koltuk altlarımızdaki, kasıklarımızdaki
kıllar? Ergenlikle birlikte ortaya çıkan koltuk altı ve kasık
kıllarının cinsel olgunluğun belirtisi olarak iş gördüğü düşünülüyor.
Bu kılların eklemler arasındaki aşınmayı önleyici etkisi de öne
sürülüyor. Üstelik, kılların bulunduğu bölgede koku yayan önemli salgı
bezlerinin de olması, kılların eş bulmada seçiciklikle ilgili
işlevleri olduğunu da akla getiriyor.
Bu açıklamalarla birlikte, Eski Mısırlılardan beri
kadınların, hatta erkeklerin vücut kıllarını temizledikleri biliniyor.
Ancak, 1915'lerde Gillette'in kadınlar için tıraş bıçağını
çıkarmasıyla "tüylerden kurtulma" akımı ciddi bir şekilde başlıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda çoğu batılı kadın, bacaklarındaki ve
koltuk altlarındaki kılları temizliyorlar.
|

Benzemek istediğimiz
idoller, barbie bebekleri gibi incecik. Ancak gerçek dünya farklı
sonuçları ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılı
verileri, vücut kitle indeksine göre dünya nüfusunun %25'inin
şişman, % 25'inin balık eti ya da toplu, %25'ininse şu anda şişman
değil ancak genetik olarak şişmanlığa yatkın durumda olduğunu
gösteriyor. |
Bu işin zaman
gerektirdiği ve en kötüsü acısı düşünülecek olursa, neden
insanlarda vücut kıllarından kurtulma yönünde bir eğilim var?
Lafatte College'den (Pennsylvania) bir psikolog, kadınlara bu
soruyu yönelttiğinde "kendimizi daha kadınsı ve çekici
hissediyoruz" yanıtını almış. Ancak, "Beyaz Irk"tan
kadınlarda durum tam tersi, tüysüz kadınlar çekici bulunmuyor.
Yine de modern toplumda, bacak ve koltuk altındaki kıllarla
kadınlar, daha az zeki, iletişimde zorluk çeken ve mutsuz olarak
yargılanıyorlar. Araştırmacı, kadınların kıllarını
temizlemesinin, cinsiyet farkını vurguladığını düşünüyor. Bir
kere, vücut kılları erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun
bir ürünü.
Üstelik,
günümüzde kadın ve erkeğin toplumsal rolleri birbiriyle örtüşmüş
durumda. Bu nedenle kadınsılık ve erkeksilik, vücutların
sergilenmesiyle ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. İkincisi, kadınlar
vücut kıllarını aldıklarında kendilerini daha genç ve masum
hissediyorlar. Üçüncüsüyse, hem kadınlar hem de erkekler vücut
kıllarını alarak, hayvan atalarından kendilerini uzaklaştırmak
istiyorlar. |
Konuyla ilgili farklı düşünceler de ortaya atılıyor. Bir
araştırmacı, kılsız cildin eş bulmak için sahip olunan iyi genlerin
reklamını yapan bir ilan işlevini gördüğünü düşünüyor. Pürüzsüz,
lekesiz, yarasız beresiz yani kusursuz ve elbette parazitsiz bir
cildin eş bulmaya yardımcı olduğu düşüncesi, erkeklerin sırtı açık
elbise giyen kadınları neden çekici bulduklarını açıklıyor. Diğer
yandan insana çıplak maymun yakıştırması yapan Desmond Morris, yeni
kitabında koltuk altının traş edilmesiyle eş bulmaya yönelik koku
uyarılarının engellendiğini yazıyor. Tüm bunlar arasında kesin
bildiğimiz, vücudumuzla ilgili toplumsal beğenilerin yönlendirdiği
eğilimlerimizin olduğu. Bu eğilimler medya tarafından özellikle
vurgulanıyor ve ortaya çıkan idollere benzememizi sağlayacak
teknolojiler geliştiriliyor. Elbette, seçim sizin. Vücudunuzun nasıl
görüneceğiyle ilgili kişisel tercihleriniz olabilir. Ancak, üzerinde
hâlâ konuşulan bir skandali da hatırlayarak iyi düşünün! "Notting
Hill" filminin galasında Julia Roberts, muhteşem elbisesinin açıkta
bıraktığı koltuk altlarındaki kıllarıyla görüntülendiğinde yer
yerinden oynamıştı. Bu örnek, toplumsal beğenilerin vücudumuzdaki
dayanılmaz ağırlığını açık olarak göstermiyor mu?
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Mart-2005 Sayısı Eki
Tuğba Can'a
teşekkürlerimizle
Denizce
 |
|