e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Vücudumuzu Beğendirmenin Dayanılmaz Ağırlığı

Tuğba Can    

 

 

Aynada kendimize şöyle bir bakmadan dışarı çıkamıyoruz. Dış görünüşümüz bizim için önemli. Yalnızca giyimimiz, saç kesimimiz, yüzümüzdeki makyaj, bıyık, sakal gibi ayrıntılar değil, vücudumuzun biçimi de etkin toplumsal beğenilerin doğrudan ya da dolaylı makasından geçiyor. Özellikle kadınlar, zamanın "ideal" vücut ölçülerine sahip olmak için hummalı bir çaba içindeler. TV dizileri, sinema filmleri ve magazin ağırlıklı dergilerde boy gösteren film yıldızları da biricik idollerimiz. Onlara benzemek istiyoruz. Biliminsanları, bu eğilimle ilgili araştırmalar yaparken zaman içinde değişen toplumsal beğenilerin istatistiklerini de ortaya çıkarıyorlar.

Toronto Clarke Psikiyatri Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, zamanın ideal vücut ölçülerini belirmek için magazin ağırlıklı dergileri gösterge olarak kullanmışlar ve bu dergilerin 1950-1978 yılları arasındaki sayılarını taramışlar. Sıradan kadınların zaman içinde kilo aldığı, dergilerdeki kapak kızlarınınsa tersine gittikçe zayıfladığı ortaya çıkmış. İkinci bir çalışma,  1950-1980'li yıllar arasında modellerin kadınsı, yuvarlak vücut hatlarını kaybettiklerini göstermiş. Son zamanlarda yapılan bir diğer araştırmadaysa dergilerde kapak olan modellerin vücut ölçüleri incelenmiş. Zaman içinde göğüs ve kalça ölçülerinde azalma, bel ölçülerindeyse artış görülmüş. Bundan başka, vücut kitle indeksleri karşılaştırılmış. Bu indeks, kütlenin metre cinsinden boyun karesine oranıyla hesaplanıyor. Araştırmacılar, modellerin vücut kitle indekslerinin, diğer kadın nüfusuyla karşılaştırıldığında düşük olduğunu bulmuşlar. Bu sonuçlar bir yandan, kadın vücudunun yuvarlak hatlarını kaybetmesiyle erkeksi görünmeye başladığını, diğer yandan ideal vücut ölçüleriyle toplumun gerçek kadın vücut ölçülerinin uyuşmadığını gösteriyor.

Her ne kadar kadınlar geleneksel olarak ilgi merkezi olsalar da, erkekler de toplumsal eğilimlerden paylarını alıyorlar. American University'den (Washington) bir psikologun yayımlanmış makalesinde, erkek kapak modellerin de gittikçe inceldiği bildiriliyor.

Ancak, erkek vücudu incelmekle kalmıyor, kaslanıyor da! Bu eğilimle ilgili, "Adonis Kompleksi" adlı kitapta toplumsal rollerin değişmesiyle ilgili saptamalar var.  Kitapta, kadınların ekonomik ve cinsel özgürlüklerindeki gelişmelerin, erkeklerin toplumsal rollerini de doğal olarak değiştirdiği vurgulanıyor.

Aile reisi rolünden kurtulan ve toplumsal rollerini daha çok kadınlarla paylaşmaya başlayan erkeklerin, daha önce "erkeksiliklerini" askeri, politik ve parasal alanlarda gösterirlerken, şimdi bunu kaslı vücutlarını sergileyerek yaptıkları öne sürülüyor. Son dönemlerdeki Hollywood filmlerindeki kahramanlara bakın; bu eğilimi nasıl da yansıtıyorlar. Ancak, uzmanlar ideal görünüşle ilgili toplumsal beğenilerin gençler üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyorlar.

 

Yeme bozukluklarının, steroid kullanımının, bilinçsiz zayıflama yöntemlerinden kaynaklanan sağlık sorunlarının arttığı açıklanıyor. Bu nedenle, eskiye oranla insanların günümüzde dış görünüşlerine daha çok önem vermelerinin altındaki eğilimler araştırılıyor. Bu araştırmalardan biri de, kadınların bir numaralı sorunlarından biri olan vücut kıllarıyla ilgili. Biliyorsunuz, kadınlar için özel bir erkekle akşam yemeğine gitmek kimi zaman bir işkenceye dönüşüyor. Ne giyeceğim, saçım nasıl olsun, makyajımı nasıl yapayım, hangi parfümü süreyim bir yana, takvimden regl dönemi kontrol ediliyor, gerekiyorsa vücut kıllarıyla ilgili düzenlemelere giriliyor! Neden modern toplumdaki birçok kadın vücut kıllarından kurtulmanın binbir yolunu arıyor?

Oysaki, insan "çıplak maymun" olarak adlandırılıyor. Evet türümüz, diğer memeli türleriyle karşılaştırıldığında şanslı. Diğer yandan, bizim büyüklüğümüzde bir insansı maymununki kadar, yani yaklaşık 5 milyon kıl kökümüz var. Ancak kıllarımız oldukça ince! İnsan türünün kıllarının incelmesi ve kaybolmasıyla ilgili evrim sürecine bakıldığında yaygın görüş, iki ayak üzerindeki insanımsıların ormanlardan güneş altındaki otlaklara yayıldıklarında, vücutlarının serin kalması için kıllarının inceldiği yönünde. Daha sonra da atalarımızın, eş olarak daha az kıllı olanları seçmesiyle, yeni nesillerin gittikçe "çıplaklaştığı" düşünülüyor. Belki de vücut ve yüz kıllarının kaybolmasıyla bir diğerini ayırt etme yeteneğimiz gelişti ve iletişimimiz kolaylaştı. İngiltere'deki kimi araştırmacılar, vücut kıllarından kurtularak dış parazitlerden de kurtulduğumuzu düşünüyorlar. Aradaki ilişkiyi anlamak için köpeğin ya da kedinin kürkünün dış parazitlerin yaşaması için, nasıl uygun bir ortam sağladığını düşünün.

Bu düşünceleri destekleyecek kanıtlar sınırlı. Üstelik, vücudumuzun kimi bölümlerindeki kılların kalmasıyla ilgili kuramlar daha da tartışmaya açık. Örneğin saçlarımızla kafamızı, güneş altında çalışırken serin ya da soğuk iklimlerde bulunurken sıcak tutma şansını yakaladığımız; belki de, kuşlardaki ibikler gibi kafamızda parıldayan saçlarımızın eş bulmamıza yardım ettiği yönünde düşünceler var. Günümüzde bile parlak, gür sağlıklı saçların insanı çekici hale getirdiği ortada. Peki, ya koltuk altlarımızdaki, kasıklarımızdaki kıllar? Ergenlikle birlikte ortaya çıkan koltuk altı ve kasık kıllarının cinsel olgunluğun belirtisi olarak iş gördüğü düşünülüyor. Bu kılların eklemler arasındaki aşınmayı önleyici etkisi de öne sürülüyor. Üstelik, kılların bulunduğu bölgede koku yayan önemli salgı bezlerinin de olması, kılların eş bulmada seçiciklikle ilgili işlevleri olduğunu da akla getiriyor.

Bu açıklamalarla birlikte, Eski Mısırlılardan beri kadınların, hatta erkeklerin vücut kıllarını temizledikleri biliniyor. Ancak, 1915'lerde Gillette'in kadınlar için tıraş bıçağını çıkarmasıyla "tüylerden kurtulma" akımı ciddi bir şekilde başlıyor. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda çoğu batılı kadın, bacaklarındaki ve koltuk altlarındaki kılları temizliyorlar.


Benzemek istediğimiz idoller, barbie bebekleri gibi incecik. Ancak gerçek dünya farklı sonuçları ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılı verileri, vücut kitle indeksine göre dünya nüfusunun %25'inin şişman, % 25'inin balık eti ya da toplu, %25'ininse şu anda şişman değil ancak genetik olarak şişmanlığa yatkın durumda olduğunu gösteriyor.

Bu işin zaman gerektirdiği ve en kötüsü acısı düşünülecek olursa, neden insanlarda vücut kıllarından kurtulma yönünde bir eğilim var? Lafatte College'den (Pennsylvania) bir psikolog, kadınlara bu soruyu yönelttiğinde "kendimizi daha kadınsı ve çekici hissediyoruz" yanıtını almış.  Ancak, "Beyaz Irk"tan kadınlarda durum tam tersi, tüysüz kadınlar çekici bulunmuyor. Yine de modern toplumda, bacak ve koltuk altındaki kıllarla kadınlar, daha az zeki, iletişimde zorluk çeken ve mutsuz olarak yargılanıyorlar.  Araştırmacı, kadınların kıllarını temizlemesinin, cinsiyet farkını vurguladığını düşünüyor. Bir kere, vücut kılları erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun bir ürünü.

Üstelik, günümüzde kadın ve erkeğin toplumsal rolleri birbiriyle örtüşmüş durumda. Bu nedenle kadınsılık ve erkeksilik, vücutların sergilenmesiyle ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. İkincisi, kadınlar vücut kıllarını aldıklarında kendilerini daha genç ve masum hissediyorlar. Üçüncüsüyse, hem kadınlar hem de erkekler vücut kıllarını alarak, hayvan atalarından kendilerini uzaklaştırmak istiyorlar.

Konuyla ilgili farklı düşünceler de ortaya atılıyor. Bir araştırmacı, kılsız cildin eş bulmak için sahip olunan iyi genlerin reklamını yapan bir ilan işlevini gördüğünü düşünüyor. Pürüzsüz, lekesiz, yarasız beresiz yani kusursuz ve elbette parazitsiz bir cildin eş bulmaya yardımcı olduğu düşüncesi, erkeklerin sırtı açık elbise giyen kadınları neden çekici bulduklarını açıklıyor. Diğer yandan insana çıplak maymun yakıştırması yapan Desmond Morris, yeni kitabında koltuk altının traş edilmesiyle eş bulmaya yönelik koku uyarılarının engellendiğini yazıyor. Tüm bunlar arasında kesin bildiğimiz, vücudumuzla ilgili toplumsal beğenilerin yönlendirdiği eğilimlerimizin olduğu. Bu eğilimler medya tarafından özellikle vurgulanıyor ve ortaya çıkan idollere benzememizi sağlayacak teknolojiler geliştiriliyor. Elbette, seçim sizin. Vücudunuzun nasıl görüneceğiyle ilgili kişisel tercihleriniz olabilir. Ancak, üzerinde hâlâ konuşulan bir skandali da hatırlayarak iyi düşünün! "Notting Hill" filminin galasında Julia Roberts, muhteşem elbisesinin açıkta bıraktığı koltuk altlarındaki kıllarıyla görüntülendiğinde yer yerinden oynamıştı. Bu örnek, toplumsal beğenilerin vücudumuzdaki dayanılmaz ağırlığını açık olarak göstermiyor mu?

 

 

    

   Kaynakça:
  
Bilim ve Teknik Dergisi

   Mart-2005 Sayısı Eki

 

 

Tuğba Can'a teşekkürlerimizle

Denizce