| |

Tenis, binicilik, golf, basketbol, voleybol, güreş,
paten, yüzme,
jimnastik, okçuluk
gibi tehlikeli ve eğlenceli özelliğe
sahip çeşitli
spor dalları var. Ve bu spor dalları
dünya'daki
tüm önemli
olayların ötesinde,
herhangi bir maç
ya da yarış
söz
konusu olduğunda,
insanların
dikkatini çekebilen
bir durumu içerıyorlar.
En ilginç
yanları ise, dünyanın
herhangi bir yerinde birbirini
hiç
görmemiş,
tanımamış
hatta birbirlerinin varlığından
haberdar olmadan yaşayan
birçok
insanı
televizyon başına,
stadlara, olimpiyat salonlarına,
kortlara ve daha birçok
yere toplayan bir özelliği
taşıyor
olmaları.
Böylesi
bir doğal
organizasyona sahip olan sporun tarihi geçmişi çok
eskilere dayanıyor.
Arkeolojik araştırmalara
göre
ilk oyunlar top ile oynanırmış
ve bu oyunlar ilk Çin'de
başlamış.
Bugün çok
değişik
alanlara sahip olan spor, tarihte en çok
eski Mısır'da
yaygındı.
O dönemlerde
yapılan
avcılık,
okçuluk,
atlama ve güreş
alanında
gösterilen
performans sayesinde Mısır,
kazandığı
başarılarla
adını
tarihe geçirmiştir.
Eski Roma'daki
savaş
arabaları
sayesinde gelişim
hızlanmış
ve atletizim,
boks, cirit ve disk atma sporlarına
ilgi duyulmuştur.
Eski Yunan'da ise spor, ritüellere
bağlı
kalınarak,
daha çok
dinsel amaçlı
yapılmıştır.
O dönemlerde
din ve sporun birleştirilerek
yapıldığı
en önemli
etkinlik ise, tarihi I.Ö.
776 olarak kabul edilen Olimpiyat Oyunları
olmuştur.
Yunanlılar
döneminde
olan bu büyük
gelişim
sayesinde sporun kimliği
değişmeye
ve gelişmeye
başlar,
insanoğlu
artık
içinde
bulunduğu
duruma bağlı
olarak farkında
olmadan etkinliklerini arttırmaya
yönelir. Özellikle
bağımsızlık
düşüncelerinin
egemen olmaya başladığı
Rönesans
Dönemi'nde
insanlar dinin dışına çıkarak,
farklı
alanlara yönelmeye
başlar.
Böylelikle
15. ve 16. yüzyıllarda
dünya,
asillerin tercih ettiği
atlarla tanışır.
Daha sonra Sanayi Devrimi ortaya çıkar,
gelişir
ve devrim, bibirinden farklı
birçok
etkinliğin çıkmasına
neden olur. Böylece
insanoğlu,
bu çok çeşitli
alanda kendine uygun olanı
seçerek
sağlıklı
bir yaşam
için
spor yapmaya başlar.
Ve sonra birçok
kişi
tüm
dünyada
düzenlenen
yarışlara
katılarak,
rekor denemelerine girişir.
Ancak yapılan
denemeler zaman zaman tehlikeli olaylara ve kazalara yol açabiliyor.
Ufak bir dikkatsizlik ya da denge kaybı
gibi kazalar sonucu birçok
kişi
geçici
sakatlanabiliyor yahut büyük
kazalar yüzünden
hayatlarını
kaybedebiliyorlar.
Bugün çok
değişik
ve de riskli sporların
yapıldığı
bir zamanda yaşıyoruz.
Ama spor dünyasında
belli bir yol katetmiş
kişiler,
risklerin heyecanı
arttırdığını
ve kaçınılmaz
olduğunu
ileri sürüyor.
Ne kadar tehlike olursa heyecanın
o derece artacağını
dile getiriyorlar ve de başarının.
Birçok
alternatifin sunulduğu
spor dünyasına
yaklaşık
30 yıl önce
eğlenceli
ve bir o kadar da zor olan bir spor dalı
eklendi. Rüzgarın
ve dalganın
olduğu
her yerde varolan bu spor dalının
adı,
Windsurf.
Uzun bir tahtanın üzerinde
dalgalara meydan okuyarak yapılan
bu spor, dünyanın
bir çok
sahilinde en çok
tercih edilen alanlardan biri haline gelmiş
durumda. Bu sporu yapmak için çok
büyük
dalgaların
olmasına
gerek yok. Ancak rüzgarın
olması şart.
Esen şiddetli
rüzgar,
tahtanın üzerindeki
kişiyi
denizin üzerinde
adeta dans ettiriyor. Özellikle
Windsurf kullanmasını çok
iyi bilen bir kişiyle
karşı
karşıyaysanız
o zaman izlenmeye değer
karelerle yüz-yüze
geliyorsunuz. Geniş
bir sahilde açıklardan
kıyıya
doğru
gelen ve bir o yana bir bu yana dans eden sörf
tahtasının üzerindeki
kişi,
bazen sert bir rüzgar
yüzünden
alabora olarak dengesini kaybedip, denize düşebiliyor.
Ancak deneyimli bir sporcu büyük
dalgaların
arasından çıkıyor
ve yaptığı
hareketlerle ilginç
sahneler sunuyor insanlara.
Dalgaların üzerinde
birbirinden ilginç
görüntülere şahit
olduğumuz
Windsurfun hikayesi çok
eski değil,
ilk olarak 1970 yılında
dünyanın
en güzel
sahillerinden biri olarak kabul edilen Kaliforniya'da ortaya çıkar.
Dalga sörfcüleri
olan; Hoyle Schweitzer
ve Jim
Drake'ın
dalga olmadığı
zamanlarda da sörf
yapabilmek için
bir Surfboard'ın üzerine
yelken takmaları
sonucu keşfedilir.
Ve o günden
sonra bu spor öyle çok
tutulur ki, bir anda Dünya'nın
tüm
sahillerine taşınır.
Keşfedilmesinden
hemen sonra Hoyle Schweitzer lisansı
ile çıkan
Windsurf sporu; sailboard
ya da boardsailing
olarak tarihe geçer. 1974 yılında
ise bugün
kullanılan
Windsurf adı
daha ağır
basarak bu isimle anılmaya
başlanır.
|

|
|
70'li yılların
sonuna doğru
Windsurf
endüstrisi,
büyük
gelişimler
göstermiştir
ve bir çok
Windsurf tahtaları ve yelkenleri oluşturulmuştur.
Böylelikle
rüzgarın
estiği
her yerde rüzgarın
etkisiyle savrulan yelkenler sayesinde sahiller, birbirinden güzel
anlara tanık
olmaya başlar. |
Kıyıdan
90-900 metre açıklıkta
ve kayaların ya da kumun oluşturduğu
bir sığlığa
sahip her yerde sörf
yapılabileceğini
dile getiren uzmanlara göre;
sörf
yapmak önce
tahtanın
üzerinde durmakla başlıyor.
Bu nedenle öğrenciye
ilk çalışmalar
kıyıda
anlatılıyor.
Ve ön
denemeler yine kıyıya çok
yakın
mesafelerde gerçekleştiriliyor.
Bu çalışmalar
kişinin
gelecekteki durumu için çok önemli. Çünkü
kişi,
tahtanın üzerindeki
duruşunu
ve hareketlerini ne kadar iyi öğrenip
uygularsa başarılı
olması
da o derece mümkün.
Sörf
yapmak için
derin sularda oluşan
büyük
dalgaların
arasından
kayıp
gitmek her ne kadar uzaktan bakan bizlere güzel
görünse
de aslında
oldukça
zor ve zahmetli. Çünkü
sörfçülerin
böylesi
bir özelliği
kazanmaları için
düzenli
ve sistemli bir çalışma
ortamına
sahip olmaları
gerekiyor. Bunu yapmak için
de tüm
vakitlerini denizde harcamaları
gerekmiyor. Ancak sörfü
yapabilmek için
belli kuralları
ve de hareketleri yapmak önemli,
işin
püf
noktası;
sörf
tahtasına çıkıp
düşmeden
yelkeni kaldırmak
ve rüzgarın
yardımıyla
kaymaya çalışmak.
Ama bunu yapabilmek için
güçlü
kol ve bacak kaslarına sahip olmak gerekiyor. Bu sporu öğrenmek
için
girişimde
bulunanlar başlangıçta,
yapamayacaklarını
düşünüyorlar.
Ama eğitmenler
acemi bir kişinin
2-3 günlük
bir süre
içinde
bu sporu çok
kolay öğreneceklerini
dile getiriyorlar. Onlara göre
bir öğrencinin
başarılı
olması
için
sabırlı
olması
gerekiyor. Ve de çok çalışması.
Böylece öğrenme
aşamasında
defalarca denize düşen
kişi
sabırlı
olabildiği
sürece
başarılı
olmaması
imkansız.
Tüm
dünyanın
ilgi odağı
durumunda olan Rüzgar
sörfü,
sörf
tahtasına
takılan üç
bölümden
oluşuyor.
Bunlar yelken direği,
yelken ve tutma çatalıdır.
Sörf
tahtası,
suda yüzecek
kadar hafif olması
için
polyester ya da polietilen gibi bir malzemeden yapılır
ve içi
köpükle
doldurulur. Tahtanın üst
kısmı,
sörfçünün
ayağının
kaymaması
için
pürüzlü
olarak hazırlanıyor.
Arka yüzü
ise, suda hızlı
gitmesi için
pürüzsüz
yapılır. Öte
yandan tahtanın
altında,
ortasında,
denge oluşumunu
sağlayan
denge kanatçığının
takıldığı
bir yank bulunur. Sörf
tahtasının ön
yüzünde
yelken direğinin
girdiği
bir delik vardır.
Rengarenk görünümlerden
oluşan
yelkenin direği
ise kullanımı
kolaylaştırmak
amacıyla çok
esnek olarak yapılır.
Bu nedenle, bugün
Dünya'da
ve Türkiye'de
bu spor için
birçok
okul açılmış
durumda. Ancak son yıllarda
sörf
malzemeleri oldukça
pahalı
olduğu
için
bu alana ilgi ve öğrenme
isteği
biraz azalmış
durumda. Yine de dünyanın
pek çok
yerinde hala en sevilen spor olma özelliğini
koruyor.
Kıyılarda
sert rüzgarlarla
karşılaşan
sörfçüler,
denizin üzerinde
bir masal kahramanı
gibi dalgalarla oynamaları
sayesinde her an sahillerin aranan yıldızları
oldular. Ve öyle çok
sevildiler ki yapılan
yarışlara
ilgi çok
yüksek
oldu. Yaz aylarının
başlamasıyla
beraber eğlenmek
ve de tatil yapmak amacıyla
gittiğimiz
koylarda esen rüzgarın
ihtişamına
kapılarak
güzel
görüntüler
sunan sörfçülerle
karşılaşıyoruz çoğu
zaman. Öyle
ki yaptıkları
hareketleri seyrederken biz yaşadığımız
o an'ı
unutarak sanki televizyonda bir film izliyormuşuz
gibi onları
takip
etmeye başlarız.
Her nereye gidiyorlarsa
biz de gözlerimizle
peşlerinden
gideriz. Uzaklardan gelen büyük
bir dalgayla karşılaşan
sanki kendimizmişiz
gibi tepkiler veririz. Ve yaptıkları
her başarılı
atraksiyona alkışlarımızla
karşılık
veririz. Ya da düşmeler
halinde üzülürüz.
Bizi böylesine
etkileyen bu ilginç
sporun yapıldığı
en güzel
yerler ise: Fransa'da Tenerif sahilleri, Güney
Amerika kıyıları,
Haiti ve Kanarya Adaları.
Türkiye'de
ise; Çeşme'de
Ilıca
ve Alaçatı, Çanakkale'de
Güzelyalı,
Bodrum, Yalıkavak
ve Gümbet
sahilleridir. Ve bu yerler düzenlenen
sörf
yarışları
sayesinde, her yıl
dünyanın
birçok
yerinden gelen yarışçıların
yaptıkları şovlarla
daha da canlanıyor.
Kaynakça:
Varan'la Yol Boyunca
Sayı: 74 Eylül-2002
Gönen Gerzile'ye teşekkürlerimizle
Denizce

|
|