Denizce
    
e-mail
 
denizce@denizce.com
 

  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
İstanbul'da İlkbahar
Karaca
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kelebek
Kış Güneşi
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mağaracılık
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Pil
Sedir A.ve Gemicilik
Sonbaharın Renkleri
Suya Aşık Kuşlar
Türkiye Doğası
Yaban Koyunu
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Saf, Mağrur ve Dokunulmaz Anadolu Yaban Koyunu

Özgün Emre Can    

 

Sadece Türkiye’de yaşayan ve kırk yıl kadar önce sayısı kırkı geçmeyen Anadolu yaban koyununun popülasyonu, sevindirici bir şekilde artıyor...

İnsanoğlunun ilk olarak hangi hayvanı evcilleştirdiğine dair kesin bir bilgi yok. Ancak zooarkeolojik veriler, evcilleştirilen hayvanlar arasında ‘yaban koyunu’nun ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Araştırmacılar, bugünkü evcil koyunun atası olarak beş yabanıl koyun türünün varlığına işaret ediyorlar. Bu türlerden biri de, Anadolu yaban koyunu. Bilimsel adı Ovis gmelinii anatolica olan bu tür, yalnızca Türkiye’de yaşıyor. Nesli tükenme tehdidi altında bulunan ve 1800 bireyiyle sadece Konya Bozdağ’da varlık gösteren yaban koyunlarının sayısının çoğalması için yapılan çalışmalar da hızla devam ediyor.

 

Şimdi Rekabet Zamanı   

Bilim dünyasının 1841 yılında tanıdığı Anadolu yaban koyununun özelliklerinden bahsedelim önce. Bu türün erkekleri 45-75, dişileri ise 35-50 kg ağırlığında. Sarımsı kahverengi postlarının rengi, kış aylarında daha da koyulaşıyor. Erkeklerin boynuzları yaklaşık dört aylıkken çıkıyor ve boynuzlara yeni bir yaş halkası ekleniyor her yıl. Bu şekilde boynuz, birey yaşlandıkça büyüyor ve geriye doğru kıvrılıyor; halkalarsa yaşlandıkça silikleşiyor. Kasım ve aralık ayları, yaban koyunlarının çiftleşme dönemi; yani erkek bireyler arasındaki rekabetin arttığı zaman. Bu dönemde kafa kafaya vuruşan, zıplayarak bedenlerini çarpıştıran, birbirlerine ön ayaklarıyla tekmeler savuran erkek yaban koyunlarını gözlemek mümkün. 2004 kışını eksi 15 derecelere varan soğukta Anadolu yaban koyunlarını fotoğraflamak için Bozdağ’da geçiren vahşi yaşam fotoğrafçısı Aykut İnce, “Yaban koyunları sadece çiftleşme döneminde kalabalık ve karışık sürüler oluşturuyor. Yıl boyunca sakin bir yaşamları olmasına karşın çiftleşme döneminde erkeklerde genlerini bir sonraki kuşağa aktarma içgüdüsü ağır basıyor ve aralarında daha çok bir tören havasında geçen kavgalar oluyor” diye anlatıyor bu dönemi.

Dişilerin hamilelik dönemi ise yaklaşık 148 gün sürüyor ve doğum mayıs ayında gerçekleşiyor. Dünyaya gelen bir ya da iki yavru, doğdukları gün anneleriyle dolaşabilir hale geliyor. Bundan sonraki 14 gün boyunca annelerini emip, sonra da otla beslenmeye başlıyorlar. Doğumdan sonraki bir yıl içinde on kat ağırlık kazanan yavru yaban koyunları, yaz geldiğinde sürüye iyice uyum sağlayacak kadar büyümüş oluyorlar. 

 

Gözcüler Görev Başında!

Ortalama ömürleri 15 ila 18 yıl olan yaban koyunlarının görme ve koklama duyuları hayli keskin. Bir yaban koyunu sürüsünün gözcü bireyleri, tehlikeye karşı her zaman tetikte. Tehlike anında gözcü, çeşitli vücut hareketleriyle ve çıkardığı seslerle sürünün diğer bireylerini uyarıyor. Yaban koyunları, günün önemli bir bölümünü otlamakla geçiriyor. Yazın kurak zamanlarda kayalara yakın yerlerde, gölgede dinleniyorlar. Yaz sıcaklarında suyun az olduğu arazide, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yaptığı yalaklar ve alana bırakılan tuz taşları, yaban koyunlarının yazı daha kolay geçirmelerini sağlıyor. Dişiler kendilerinin ve yavrularının güvenliği için otlu yerlerde bulunurken, erkek bireyler daha açık alanları tercih edebiliyorlar. Bu nedenle dişileri Bozdağ’ın aşağı bölümlerinde, vadi içlerinde; erkekleri de Bozdağ’ın yüksek bölümlerinde görmek olası.

Kış, dişi ve erkek sürülerinin birbirlerinden ayrılma zamanı. Mevsimin koşulları ise, koyunların yiyecek bulmasını güçleştiriyor. Bu nedenle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, kışın alana yem takviyesi de yapıyor. Karın yoğun olduğu dönemlerde alanın değişik yerlerine helikopterle getirilen otlar bırakılıyor. 

 

Umut Veren Gelişme

Anadolu yaban koyununu bilim dünyasına ilk kez 1841 yılında Blyth, 1856’da da Valenciennes tanıtır. Danford ve Alston adlı araştırmacılarsa, 1877’de yaptıkları gözlemlerle tür hakkında derli toplu bilgiler sunarlar. O tarihlerde İç Anadolu’nun birçok yerinde, özellikle Konya çevresinde yaban koyununa rastladıklarını dile getirirler. İşte o dönemlerden 1960’lara kadar bu türle ilgili herhangi bir çalışma görülmemiştir literatürde. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise, Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Anadolu yaban koyunu popülasyonu ve dağılımı hakkında bilgi edinmek için araştırmalara başlar. Bu çalışmaları gerçekleştiren Tansu Gürpınar, “Yaban koyununun yaşadığı söylenen tüm alanları araştırdık, fakat sadece Konya Bozdağ’da türün varlığını sürdürdüğünü gördük. 1966-1967 yıllarında yaptığımız çalışma sonucunda, kırk bin hektarlık alanda sadece kırk yaban koyununun kaldığını belirledik” diyor. Ve işte bu sonuç dikkate alınarak, 1966 yılında Konya’da 42 bin hektarlık bir alan, Bozdağ Yaban Koyunu Koruma ve Üreme Sahası ilan edilir. Türün avlanması da yasaklanır. Ancak yaban koyunlarının avcı baskısı altında olduğu anlaşılınca, 1989 yılında bu alanın 3600 hektarlık bölümü tel örgüyle çevrilir. 

Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilen Bozdağ’ın 1966 yılındaki elli bireyden az yaban koyunu popülasyonu, alınan tedbirler sayesinde bugün 1800’e çıkmış durumda. Bu başarı, uluslararası camiada ses getirir ve türün korunmasında gösterilen çabadan dolayı Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Uluslararası Av ve Yaban Hayatı Koruma Konseyi’nin (CIC) 2002 Edmond Blanc Ödülü’nü kazanır.

 

Popülasyon Artıyor

Yaban koyununun popülasyonu giderek artıyor derken, uzmanları ve yetkilileri endişelendiren başka bir durum ortaya çıktı: Tüm popülasyonun sadece Bozdağ’da olması ve bunun yaban koyunlarının neslini tehdit edebileceği. Uzmanlar ve yetkililer, salgın bir hastalık ya da olağandışı iklimsel koşulların, yaban koyunlarının büyük çoğunluğunu olumsuz etkileyebileceğini ve türün yine yok olmanın eşiğine geleceğini düşünüyorlar. Bu nedenle son birkaç yıldır yaban koyunlarının eskiden doğal olarak bulundukları alanlara taşınarak, popülasyonlarının artırılması amaçlanıyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri, zorlu bir çalışmayı başararak Konya Bozdağ’dan 53 yaban koyununu Nallıhan’a, 57’sini ise Karaman Karadağ’da önceden belirlenen alanlara taşıdılar. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Yalınkılıç, “Yaban koyunlarının farklı iki alana yerleştirilmesini başarıyla gerçekleştirdik. Bu iki popülasyonun devamı için ısrarlı olacağız. Şimdi çalışmalar bu iki alana yerleştirilen yaban koyunlarının korunmasını ve çoğalmasını sağlamak üzerine yoğunlaşacak. Yaban koyunu ve ceylan gibi Anadolu doğasında azalmış türler için de yerleştirme çalışmaları yeni alanlarda devam edecek” diyerek yapılan çalışmayı özetliyor. Bu, Anadolu yaban koyunun korunması için yeni bir dönemin başlamış olduğunu gösteren önemli bir mesaj...

Yazı: Özgün Emre Can     
Foto: Aykut İnce                

   Kaynakça:
   SkyLife
- Aralık 2005

 

Özgün Emre Can ve
Aykut İnce
'ye teşekkürlerimizle

Denizce

05.11.2008