|

Sadece Türkiye’de yaşayan ve kırk yıl kadar önce sayısı kırkı
geçmeyen Anadolu yaban koyununun popülasyonu, sevindirici bir şekilde
artıyor...
İnsanoğlunun ilk olarak hangi hayvanı evcilleştirdiğine dair
kesin bir bilgi yok. Ancak zooarkeolojik veriler, evcilleştirilen
hayvanlar arasında ‘yaban koyunu’nun ilk sıralarda yer aldığını
gösteriyor. Araştırmacılar, bugünkü evcil koyunun atası olarak beş
yabanıl koyun türünün varlığına işaret ediyorlar. Bu türlerden biri
de, Anadolu yaban koyunu. Bilimsel adı Ovis gmelinii anatolica olan bu
tür, yalnızca Türkiye’de yaşıyor. Nesli tükenme tehdidi altında
bulunan ve 1800 bireyiyle sadece Konya Bozdağ’da varlık gösteren yaban
koyunlarının sayısının çoğalması için yapılan çalışmalar da hızla
devam ediyor.
Şimdi Rekabet
Zamanı
Bilim dünyasının 1841 yılında tanıdığı Anadolu yaban
koyununun özelliklerinden bahsedelim önce. Bu türün erkekleri 45-75,
dişileri ise 35-50 kg ağırlığında. Sarımsı kahverengi postlarının
rengi, kış aylarında daha da koyulaşıyor. Erkeklerin boynuzları
yaklaşık dört aylıkken çıkıyor ve boynuzlara yeni bir yaş halkası
ekleniyor her yıl. Bu şekilde boynuz, birey yaşlandıkça büyüyor ve
geriye doğru kıvrılıyor; halkalarsa yaşlandıkça silikleşiyor. Kasım ve
aralık ayları, yaban koyunlarının çiftleşme dönemi; yani erkek
bireyler arasındaki rekabetin arttığı zaman. Bu dönemde kafa kafaya
vuruşan, zıplayarak bedenlerini çarpıştıran, birbirlerine ön
ayaklarıyla tekmeler savuran erkek yaban koyunlarını gözlemek mümkün.
2004 kışını eksi 15 derecelere varan soğukta Anadolu yaban koyunlarını
fotoğraflamak için Bozdağ’da geçiren vahşi yaşam fotoğrafçısı Aykut
İnce, “Yaban koyunları sadece çiftleşme döneminde kalabalık ve karışık
sürüler oluşturuyor. Yıl boyunca sakin bir yaşamları olmasına karşın
çiftleşme döneminde erkeklerde genlerini bir sonraki kuşağa aktarma
içgüdüsü ağır basıyor ve aralarında daha çok bir tören havasında geçen
kavgalar oluyor” diye anlatıyor bu dönemi.

Dişilerin hamilelik dönemi ise yaklaşık 148 gün sürüyor ve
doğum mayıs ayında gerçekleşiyor. Dünyaya gelen bir ya da iki yavru,
doğdukları gün anneleriyle dolaşabilir hale geliyor. Bundan sonraki 14
gün boyunca annelerini emip, sonra da otla beslenmeye başlıyorlar.
Doğumdan sonraki bir yıl içinde on kat ağırlık kazanan yavru yaban
koyunları, yaz geldiğinde sürüye iyice uyum sağlayacak kadar büyümüş
oluyorlar.
Gözcüler Görev
Başında!
Ortalama ömürleri 15 ila 18 yıl olan yaban koyunlarının görme
ve koklama duyuları hayli keskin. Bir yaban koyunu sürüsünün gözcü
bireyleri, tehlikeye karşı her zaman tetikte. Tehlike anında gözcü,
çeşitli vücut hareketleriyle ve çıkardığı seslerle sürünün diğer
bireylerini uyarıyor. Yaban koyunları, günün önemli bir bölümünü
otlamakla geçiriyor. Yazın kurak zamanlarda kayalara yakın yerlerde,
gölgede dinleniyorlar. Yaz sıcaklarında suyun az olduğu arazide, Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yaptığı yalaklar ve alana
bırakılan tuz taşları, yaban koyunlarının yazı daha kolay
geçirmelerini sağlıyor. Dişiler kendilerinin ve yavrularının güvenliği
için otlu yerlerde bulunurken, erkek bireyler daha açık alanları
tercih edebiliyorlar. Bu nedenle dişileri Bozdağ’ın aşağı
bölümlerinde, vadi içlerinde; erkekleri de Bozdağ’ın yüksek
bölümlerinde görmek olası.

Kış, dişi ve erkek sürülerinin birbirlerinden ayrılma zamanı.
Mevsimin koşulları ise, koyunların yiyecek bulmasını güçleştiriyor. Bu
nedenle Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkilileri,
kışın alana yem takviyesi de yapıyor. Karın yoğun olduğu dönemlerde
alanın değişik yerlerine helikopterle getirilen otlar bırakılıyor.
Umut Veren Gelişme
Anadolu yaban koyununu bilim dünyasına ilk kez 1841 yılında
Blyth, 1856’da da Valenciennes tanıtır. Danford ve Alston adlı
araştırmacılarsa, 1877’de yaptıkları gözlemlerle tür hakkında derli
toplu bilgiler sunarlar. O tarihlerde İç Anadolu’nun birçok yerinde,
özellikle Konya çevresinde yaban koyununa rastladıklarını dile
getirirler. İşte o dönemlerden 1960’lara kadar bu türle ilgili
herhangi bir çalışma görülmemiştir literatürde. 1960’lı yıllara
gelindiğinde ise, Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve
Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Anadolu yaban koyunu popülasyonu ve
dağılımı hakkında bilgi edinmek için araştırmalara başlar. Bu
çalışmaları gerçekleştiren Tansu Gürpınar, “Yaban koyununun yaşadığı
söylenen tüm alanları araştırdık, fakat sadece Konya Bozdağ’da türün
varlığını sürdürdüğünü gördük. 1966-1967 yıllarında yaptığımız çalışma
sonucunda, kırk bin hektarlık alanda sadece kırk yaban koyununun
kaldığını belirledik” diyor. Ve işte bu sonuç dikkate alınarak, 1966
yılında Konya’da 42 bin hektarlık bir alan, Bozdağ Yaban Koyunu Koruma
ve Üreme Sahası ilan edilir. Türün avlanması da yasaklanır. Ancak
yaban koyunlarının avcı baskısı altında olduğu anlaşılınca, 1989
yılında bu alanın 3600 hektarlık bölümü tel örgüyle çevrilir.

Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilen Bozdağ’ın 1966
yılındaki elli bireyden az yaban koyunu popülasyonu, alınan tedbirler
sayesinde bugün 1800’e çıkmış durumda. Bu başarı, uluslararası camiada
ses getirir ve türün korunmasında gösterilen çabadan dolayı Çevre ve
Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü,
Uluslararası Av ve Yaban Hayatı Koruma Konseyi’nin (CIC) 2002 Edmond
Blanc Ödülü’nü kazanır.
Popülasyon Artıyor
Yaban koyununun popülasyonu giderek artıyor derken, uzmanları
ve yetkilileri endişelendiren başka bir durum ortaya çıktı: Tüm
popülasyonun sadece Bozdağ’da olması ve bunun yaban koyunlarının
neslini tehdit edebileceği. Uzmanlar ve yetkililer, salgın bir
hastalık ya da olağandışı iklimsel koşulların, yaban koyunlarının
büyük çoğunluğunu olumsuz etkileyebileceğini ve türün yine yok olmanın
eşiğine geleceğini düşünüyorlar. Bu nedenle son birkaç yıldır yaban
koyunlarının eskiden doğal olarak bulundukları alanlara taşınarak,
popülasyonlarının artırılması amaçlanıyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü yetkilileri, zorlu bir çalışmayı başararak Konya Bozdağ’dan
53 yaban koyununu Nallıhan’a, 57’sini ise Karaman Karadağ’da önceden
belirlenen alanlara taşıdılar. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürü Prof. Dr. Mustafa Yalınkılıç, “Yaban koyunlarının farklı iki
alana yerleştirilmesini başarıyla gerçekleştirdik. Bu iki popülasyonun
devamı için ısrarlı olacağız. Şimdi çalışmalar bu iki alana
yerleştirilen yaban koyunlarının korunmasını ve çoğalmasını sağlamak
üzerine yoğunlaşacak. Yaban koyunu ve ceylan gibi Anadolu doğasında
azalmış türler için de yerleştirme çalışmaları yeni alanlarda devam
edecek” diyerek yapılan çalışmayı özetliyor. Bu, Anadolu yaban koyunun
korunması için yeni bir dönemin başlamış olduğunu gösteren önemli bir
mesaj...

Yazı: Özgün Emre Can
Foto: Aykut İnce
Kaynakça:
SkyLife - Aralık 2005
Özgün Emre Can ve
Aykut İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

05.11.2008
|