
Kapalıçarşı'nın 'kapalı kutu'larından birini açtık. İçinden,
Nick Merdenyan'ın, hat ve tezhip sanatını kullanarak hayat verdiği
tablo gibi yapraklar çıktı...
Kitaplar, sadece okunmak için değildir. Bazen hasretin
paylaşıldığı en iyi arkadaştır. Sevdiklerin fotoğrafları konur
içine; annenin, babanın, kardeşin, sevgilinin... Ve aralanır
kitabın yaprakları, hasret gelip çattığında... Çiçeklerin
vazodaki iki üç günlük ömründen sonra, ebedi istirahatgâhları
olur kitaplar; ikinci hayatları... Bazen de bir yaprağın yatağı
olur uykuya çekildiği. Yine aralanır kitap; belki yıllar
sonra...
|
 |
Nick Merdenyan da, çok beğendiği bir çiçeğin iki yaprağını
koymuştu kitabının arasına.
Oğlunun vaftiz töreninde hediye edilmişti. Yaprak saklamak
gibi bir tutkusu yoktu. Sadece o an içinden gelmiş ve
kütüphanesinden çıkardığı bir kitabın arasına gelişigüzel
yerleştirivermişti. Sonra da unutmuştu... Aradan epey bir
zaman geçti. Bir konu hakkında araştırma yapması
gerekiyordu. Rafa uzandı eli; o kitaba. Sayfalarını araladı.
Karşısında ipek gibi duran iki yaprak vardı. Sebebini
bilmediği bir heyecan duydu içinde.
Solmuş yapraklar, içinde bir şeyleri yeşertmişti. Kısa süre
sonra, bu heyecanın nedenini bulup bir ilki
gerçekleştirecekti Nick Merdenyan.
Zihninde tasarladığı şekiller, desenler ve mesajlar, hat ve
tezhip sanatıyla yapraklara dökülüverecek; dünyanın dört bir
yanından insanın evine girecekti...
|
Hoşgörü,
Sevgi ve Barış
Hikâyenin kahramanı, 1968'den beri Kapalıçarşı'daki Cevahir
Bedesteni'nde esnaflık yapan Nick Merdenyan'dan dinleyelim
devamını...
"Bu kurumuş yapraklarla ne yapılabilir diye düşünüyordum hep.
Yaprakların üzerine hat sanatı yapılıp yapılamayacağı geldi
aklıma. Ve bu fikri, komşumuzun dükkânına gelen bir kaligrafi
ustası arkadaşımla paylaştım. O da çok heyecanlandı bu fikir
karşısında. Bir süre sonra kaligrafi ustası, yapraklarla
çıkageldi. Birine Kanuni Sultan Süleyman'ın tuğrasını, diğerine
de Yunus Emre'nin 'Sev seni seveni' sözünü kufi yazıyla
işlemişti. Aynı gün Amerikalı bir çift dükkânıma geldi. 'Hat
sanatıyla yapılmış bir şeyler arıyoruz. Nereden bulabiliriz?'
diye sordular. Ben de tuğralı olan yaprağı gösterdim.
Hanımefendinin yüzündeki heyecanı hiç unutamıyorum. Güzelliğine
henüz doyamadığım yaprağı onlara sattım. Ve böylece macera
başlamış oldu"...

Nick Merdenyan, on yıl kadar önce başladığı bu macerayı,
profesyonel olarak yürütüyor şimdi.
Yazı ve resim sanatının bin bir çeşidini kullanarak çeşitli
tasarımlar yapıyor; bu tasarımlar da Mimar Sinan Üniversitesi
Güzel Sanatlar Çini Bölümü mezunu Hülya Kalaycı ve Ebru
Yalkın'ın maharetli elleriyle yaprağa nakşediliyor.
İlk tasarımlarına İslam'dan seçtiği konularla başlayan
Merdenyan, "Kaligrafide en zengin kültür İslam. Daha sonra
Hıristiyanlık ve Musevilik'ten de konuları işlemeye başladık
yapraklarımızda" diyor. Yapraklarında en çok vurguladığı tema
ise, hoşgörü, sevgi ve barış... Hangi dine mensup olursa olsun,
hemen herkesin benimseyeceği güzel sözleri kullandığını
vurguluyor Merdenyan. "'Bu da geçer yahu' diye çok güzel bir söz
var, onu kullandık bir yaprağımızda. Bir süre önce de çok hoşuma
giden bir söz daha buldum: 'Gel keyfim gel'. Bu sözü de en kısa
zamanda bir yaprağın üzerinde görmek istiyorum."
Merdenyan, kişiye özel tasarımlar da yapıyor. Yeni evli
çiftlere, farklı hobilere sahip kişilere, bebek dünyaya
getirenlere... "Her yıl Amerika'da Harley Run diye motor
tutkunlarının büyük bir buluşması var. Örneğin onların
amblemlerini, yaprağın üzerine işletip götürmüştüm."

Merdenyan'ın ilham kaynağını sorduğumuzda da şöyle bir yanıt
veriyor: "Hayatım 1968'den beri Kapalıçarşı'da geçti. Yani
antikaların, güzel şeylerin arasında. Birçok şeyden
etkileniyorsunuz tabii. Ayrıca eski kitapları çok karıştırırım.
Böylece kendiliğinden geliyor fikirler."
Yapraklar
Amerika'dan
Bir yaprağı kurutmaya başladığınızda, zaman içinde yaprak
deforme olup çatlamaya, kırılmaya başlar. Ancak Merdenyan'ın
kullandığı yapraklarda hiçbir bozulma yok. Hele üzerindeki hat
ve tezhiplerle kusursuz birer tablo gibiler. Meğer her yaprakla
olmuyormuş bu çalışma. Merdenyan, iki yaprak türünü
kullandıklarını anlatıyor.
Dieffenbachia ve caladium. Bu yapraklar Türkiye'de
yetiştirilmediği için, önceleri Hollanda'dan temin etmiş. Ancak
bazı ekonomik nedenlerden ötürü bu ülkede yetiştirilmesi
durdurulunca, Merdenyan Florida'daki seralardan ithal etmeye
başlamış yaprakları. "Bu yapraklardaki en büyük şans, tamamen
kuruduktan sonra bile elastikiyetini kaybetmemesi. Bir de boyayı
çok iyi kabul ediyorlar." İşe ilk başladıklarında boya konusunda
sıkıntı çektiklerini belirten tasarımcı, Mimar Sinan
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki profesörlere
danışarak doğru tekniği bulduklarını söylüyor. "Boyanın içine
çeşitli maddeler konularak özel bir karışım elde ediliyor. Yani
boyalarımız tamamen yaprağa özel". Bu teknikle yapılan
yaprakların ne kadar uzun ömürlü olacağını sorduğumuzda da şöyle
yanıtlıyor bizi: "On yıl oldu, hiçbir bozulma görmedim. Çerçeve
içinde muhafaza edildikleri için de yüzlerce yıl bozulmadan
kalacaklarını ümit ediyorum. Yoksa benim için büyük bir şok
olur".
Bir Buçuk
Yıllık Uyku
İşin en meşakkatli bölümlerinden biri de, yaprağın kurutulma
aşaması. Şaşıracaksınız, yaprakların kuruması bir buçuk yıl
kadar bir zaman alıyor. Haftada en az iki kez, yaprakların
'uyudukları' yerleri değiştiriyor Merdenyan. "Onları uyuyor
kabul ediyorum. Uykuya dalıyorlar ve bir buçuk yıl sonra ikinci
hayatlarına başlıyorlar. Eğer yerlerini değiştirmezsem,
yapraklar sayfalara yapışabiliyor." Her yüz yapraktan sadece
30-40 tanesini ikinci hayatına döndürebilen Merdenyan, bu iş
için sabırdan önce aşk lazım diyor. "Aşk olmazsa sabır olmuyor.
Yaprakların rüyalarınıza, hayatınızın her anına girmesi lazım.
Onlardan başka hiçbir şey düşünemez oldum. Etrafımdaki insanlar
'kendine gel artık' diyorlar. Oysa pozitif bir enerji var bu
yapraklarda ve bu enerjinin onlarca, yüzlerce eve gireceğini
düşününce daha da mutlu oluyorum. Bu, benim için zevkli ve
heyecanlı bir oyun..."
Nick Merdenyan'ın dükkânından ayrılıyoruz. Ses ve renk
cümbüşünün içinde yolumu ararken, Orhan Veli'nin şiiri çalınıyor
zihnime:
"Kapalıçarşı deyip de geçme / Kapalıçarşı kapalı kutu"...

Kaynakça:
Skylife Ocak 2006