e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Yaşamanın Sırrı

 Prof. Dr. Yankı Yazgan    

 


http://www.yankiyazgan.com    

Bir kitabın kapağında “Sır” gördüğünüzde, uzun yaşamanın, ya da mutlu olmanın sırrı sanırsınız. Oysa, iş dönüp dolaşıp çok para kazanmanın sırrına geliyor. Dokunduğunu altın etmenin yollarını anlatan değişik kitapların sonuncu kuşağı, bir sır perdesini kaldırıp, altından bir çekim yasası çıkartıyor. Bu kitap kuşağının İngilizce orijinalleri, tercümeleri ve Türkçe kopyaları aynı minvalde, nasıl olur da işinizi gücünüzü arttırır, paranıza para katarsınızın teorisini yapıyorlar. Beynimizin yaydığı enerjinin pozitifliğinin evrendeki diğer pozitif enerjileri çekeceğini öne süren ve bunun “bilimsel”liği için de, nereden geldiği belirsiz doktor ya da filanca uzmanı dışında bir “kanıt” getirmeyenlere bakarsanız, olumlu düşünün, her şey olumlu olsun. Ah keşke...

Manyetik alan. Peki, beynimizin enerjisini ve manyetik alanını hesaplamaya kalkalım dilerseniz. Her elektrik akımının olduğu yerde bir manyetik alan varsa, ki beyin hücreleri arasında elektro kimyasal bir iletişim sistemi olduğu bir “sır” değil, o zaman beynimizin de bir manyetik alanı vardır. Bu alanıın yaydığı “enerji”nin kafatasımızın engelini aştıktan sonra geriye kalan kısmı 10-15 (on üzeri eksi onbeş) Tesla (oldukça zayıf) bir güçtedir. Dünyanın çekim gücünün 10-5 Tesla olduğunu düşünürseniz, bu gücün zayıflığı, pratik olarak saç telini bile etkilemesinin pek mümkün olmadığı görülebilir (Aradaki 10 kat fark çok çok büyük). Üstelik, farkın küçük olması bir yana, güç kaynağından uzaklaştıkça, yani dibinde olmadıkça, çekim kuvveti aradaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak düşer. Olmayan bir çekim kuvvetinin çekiminden söz ediyoruz.  

Pozitif pozitifi çeker’in fiziksel geçersizliğini orta 2’deki science hocamız Godzi bile bilebilirdi (Hocam, bağışlayın). Benzer elektriksel yükler birbirini iter. O zaman ben pozitif düşününce, pozitif düşünceyi itmiş olmayacak mıyım? Bu arada düşüncenin beyin işleyişinde yarattığı elektriksel yükü, içeriği ile aynı olmak zorunda değil. Pozitif düşünce, negatif elektrik yükü ile de temsil edebilir. Örneğin, uyarıcı bir beyin aktivitesi, durdurucu bir hücreyi uyarıyorsa, net etkinin uyarma değil durdurma olması gibi... Kafalarınızı karıştırıp, hayatın sırrını elinizden alıyor gibi yaptığımın farkındayım. Bu keyif kaçırıcı davranışımı bir tür “kral çıplak” demek olarak görebilirsiniz. Kral’ın çıplak olduğunu görmek istemediğimiz, daha doğrusu görmeye zihnimiz müsait olmadığı için, söylenene dudak bükeriz.

Hayatın bir sırrı olduğunu, bu sırrın ilk getirisinin de para kazanmak olacağını vaat eden bir kitabın sadece ABD’de 3 milyon satmasını ciddiye alıyorum. Böyle bir sırrın olamayacağını söyleyene kulak vermek, hayatın yapısına aykırı. Yine de, konuşayım. Özünde iyimser olan zihinlerimiz, hayatın tehlikelerini azımsayarak, tehditleri küçümseyerek ve eninde sonunda olacak olanı hiç akla getirmeyerek bütün bu tatsızlıklardan kaçınabileceğimizi hissettirirler. Bu da bize hayata tahammül edebilmemizi, biteviye bir ayakta durma mücadelesi vermemizi sağlar.

İstersek yaparız mı? Ama abartmayalım. Sanki her şeyi “istersek yaparız”mış gibi düşünmek bir an için iyi gelebilir Her yapamadığımızı, istemediğimizden değil, yapamadığımız için de yapamıyor olabiliriz. İrademizle, istersek, her şeyi yapabileceğimizi bize telkin eden fikirlerin sahiplerine bakarsanız, fakirler pozitif düşünemedikleri için fakirleşiyorlar. Evlenmek istedikleri halde bunu yeterince güçlü istemeyenler (Telli Baba’ya kadar gidip tel bağlamaya üşenenler), tabii ki, evlenemiyorlar.

Oysa, hayatın bir sırrı olsa, bunu bir kitaptan okuyup öğrensek, kısmetimizin açılması bir an meselesi olabilir. Hayatın sırrı, bence, ölümü unutturan her düşüncede gizlidir. Kralın çıplak olduğunu göre göre, onu giyinikmiş gibi algılayan düşünceyi üreten zihnimiz, zaten pozitif düşüncelerle doludur. Zengin olmayı ya da daha basitçe (1970’lerin fantezisi) Prenses Caroline’le ya da Nastasya Kinski ile (anneanne olmuştur herhalde) sevgili olmayı hayal eder, gerçeğini bulmadan da, idare etmemizi sağlar. Hayal gücümüz, hayatın, yaşamanın sırrıdır. Bazen istediğimizin gerçekleşmesi değil, gerçekleşmemesi bizi hayata bağlar. Gördünüz mü, alın size bir sır daha...

 

Prof. Dr. Yankı Yazgan'a teşekkürlerimizle

Denizce

03.07.2007