e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Yaşlılık

 Dr. Nedim İnce   

 

 

İnsanoğlunun yaşlılıkla tanışması çok eski değildir. Daha 20.yüzyılın başlarında ortalama yaşam 40’lı yaşları yeni geçmeye başlamıştır.

20. yüzyılda mikrobik hastalıklar; hijyen, aşı ve ilaç (antibiyotik, vitamin, serum vb…) alanında devasa gelişmelerle kontrol altına alındı.

Tıbbi hizmetlerin gelişmesi, koruyucu hekimlik kavramının yaşama geçmesi bebek ve anne ölümlerini büyük ölçüde azalttı.

Yaşam standartlarının yükselmesi beslenme, barınma sorunlarının büyük ölçüde iyileştirilmesine olanak sağladı ve insanların daha sağlıklı ortamlarda yaşamalarına fırsat verdi.

Tüm bu gelişmeler ortalama yaşam süresini arttırdı.

Diğer yandan tarım toplumlarına özgü olan fazla doğurganlık, sanayi toplumlarında azalmaya başladı.

Artan ortalama yaşam süresi, azalan doğurganlık, nüfus yaş dağılımını değiştirmeye başladı. Yaşlıların nüfus içindeki oranı hızla artmaya başladı.

Sanayi toplumları, tarım toplumlarına özgü büyük aileyi çekirdek aileye doğru parçalarken, uzayan ömür nedeniyle de yaşamda aynı anda 3 kuşağın  bir arada bulunmasına daha sık rastlanmaya başladı.

Kentsel yaşamdaki çekirdek aile büyükanne ve büyükbabaların ailede yer almasına sıklıkla olanak sağlamıyor. Çocukları yanından ayrılmış büyükanne ve büyükbaba kendi evlerinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. Ekonomik ve fiziksel güçleri buna yettikçe ciddi sıkıntı yaşamadan ömürlerini sürdürürler. Eşlerden birinin kaybında ve/veya fiziksel olarak kendilerine yetemeyecek duruma düştüklerinde sorunlar başlar.

Çekirdek ailedeki büyükanne ve büyükbabanın çocuklarının dikkati kendi ailesine ve kendi çocuklarına yöneliktir. Anne ve babalarına ayıracakları yeterince zamanları ve uygun mekanları yoktur. Bazıları da büyükanne, büyükbaba da olamamıştır ve yetersiz bile olsa onlarla ilgilenecek akrabaları yoktur.

Yaşlılığın doğal sonucu gelişen fiziksel kısıtlılıklar, artan kronik hastalıklar nedeniyle zaten zorda olan yaşlıların yaşamları daha da çekilmez hale gelmeye başlar. Ailesinin ve toplumun gelişmesine katkısı olduğunu düşünen yaşlılar yaşadıkları sıkıntıların ailesi ve toplum tarafından çözülmesini isterken, ailesi ve toplum onları tüketici birer yük olarak görmeye başlar. Bu çatışma yaşlıların daha da yalnızlaşmasına, daha da sosyal yaşamdan kopmasına neden olur. Yaşadıkları mutsuzluk çok kısa zamanda yerini depresyona terk eder.

Öncelikle uzun yaşama şansı olan her insanın yaşlanacağını ve son yıllarda bu olasılığın çok arttığını bilmek gerekiyor. Ve ardından büyük ailenin yaşlıya yönelik koruyucu şemsiyesinin artık kalmadığını anımsamakta yarar var çünkü; hem büyük aileler yerini çekirdek ailelere bıraktılar, hem de artan yaşlı sayısı ailelerin koruyucu şemsiyesinin altına sığmaz oldular.

Bu bilgiler ışığında şimdiden yaşlılarımızın yaşamlarını kolaylaştıracak, sosyalleşmelerini sağlayacak bir şeyler yapamaya başlamamız gerektiğini söyleyebiliriz. Bunu gerçekleştirebilirsek şu andaki yaşlıların mutluluklarına katkıda bulunarak görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşayacağımız gibi geleceğimize yönelik depresyondan korunma hazırlığı da yapmış oluruz.

Yaşlılarımıza yaptığımız katkı;  insani bir davranış olması yanında, kendi geleceğimize  yaptığımız yatırımdır.

Dr. Nedim İnce

 

www.guneydeimece.com

 

Dr. Nedim İnce'ye teşekkürlerimizle

Denizce

10.10.2006