| |
Değerli deniz severler,
Denizi seven
ve bir tekne sahibi olmuş birçok kişinin hayalinde, "Mavi
Yolculuk" olarak tabir edilmesi moda olan Ege ve Akdenizle
Egenin birleşim bölgesindeki körfezleri, koyları,
buralardaki tatil beldelerini, tesisleri ve en önemlisi doğal güzellikleri
gezip görmek isteği mevcuttur.
Böylesi bir yolculuğu daha önce yapmış olanlar çok iyi bilirler
ki, bilinçsiz ve dikkatsizce yapılmaya kalkışılırsa bu tür
bir yolculuk çok sıkıntılı sonuçlara da sebep olabilmektedir.
Bu yüzden bilinçli ve temkinli hareket etmek, gidilecek yerlerin
özelliklerini önceden bilmek, körlemesine bir macera değil
zevkli bir gezi yapabilmek için elzemdir.
Temel denizcilik bilgi ve becerisinin yanı sıra gerekli
navigasyon teçhizatına (bir GPS in bulunması çok yararlı
olmaktadır) ve güvenlik ekipmanına sahip olmak da şarttır.
Ayrıca bir denizcinin teknesindeki hemen her şeyden oldukça
anlaması ve gerektiğinde soğukkanlı bir şekilde lüzumlu
onarımları da yapabilmesi, bu amaçla gerekli alet ve donanımı da
teknesinde bulundurması lazımdır. Kullanılan cihazların birer
el kitabı fotokopisinin de bulundurulması faydalı oluyor.
Belli bir seyir bölgesinin özelliklerini, haritaların ve genel
malumatın ötesinde incelikleri ile anlatan kitaplara “Pilot
Book “ denilmeye başlandı. Ben kendi dilimizle “Gezi Rehberi”
demeyi tercih ediyorum.
Bazı değerli denizcilerimizin yazdıkları birkaç güzel kitap
var, yabancı denizcilerin de yazdıkları mevcut. Fakat bu
referans kaynaklar pahalı kitaplar ve almayı değil almamayı
özendiriyor. Yazarlar da haklı, deneyimin değeri büyük ve bir
kitabın basım yayın masrafları da azımsanacak gibi değil.
Fakat, mutlaka ilk yolculuk öncesinde bu referans kitaplarının
okunması ve teknede bulundurularak yaklaşılan, gelinen bölge ile
bilgilerin anında gözden geçirilmesi elzemdir. Ama, bildiğim kadarı ile bu
referans kitapların değeri abartılıyor
ve alınmasından vazgeçiliyor.
İşte bu yüzden pek çok yeni başlayan genellikle ilk
yolculuklarında; ya kulaktan dolma malumatla veya dergilerden
okudukları yüzeysel bilgilerle veya kendilerine olan körü körüne
güvenle yola çıkıyorlar. Sonuç; kazalar, yolu kaybetmeler,
karaya oturmalar, sert denizlerde sıkıntılı anlar yaşamalar gibi üzücü olaylarla
karşılaşıyor ve sonra bunları pişmanlıkla
anlatıyorlar.
Ben, herkesin
hiçbir bedel ödemeden yararlanabileceği bir "Referans Kitap"
hazırlayarak amatör denizcilere ve denizciliğimize bir gönüllü
hizmet sağlamak istedim. Bu yazı dizisinin amacı budur.
İstanbul'dan
başlayıp Fethiye'ye kadar olan güzergah içindeki, yatçıları ve
amatör denizcileri ilgilendirecek tüm önemli bilgileri bu yazı
dizisi içinde sağlamaya çalışacağım. Tamamlandığı zaman herkesin
yararlanabileceği bir referans kitap olacağını ümit ediyorum.
Verdiğim
bilgilerin hemen hemen tamamına yakını kendi gözlemlerime ve
yaptığım seyahatlerde aldığım notlara dayanmaktadır.
Marmara
Denizi
Çanakkale ve
İstanbul boğazları arasında kalan iç denizimiz asla
küçümsenmemelidir. Özellikle küçük tonajlı tekneler ve yatlar
için tehlikeli olabilecek özellikleri vardır.
Sık aralıklarla dik dalgalar yapar, dalga çukuruna düşemeden
yeni bir dalganın darbesi hırpalayıcı olur. Rüzgarlar genelde
saat istikametinde yön değiştirirler ve yaz döneminde hakim
rüzgarlar kuzey yönlü olanlardır. Bu nedenle, Marmara’nın
güney sahilleri kaba dalga ve rüzgarsız havalarda bile solugan
alır. Aniden bora ile karşılaşılabilir, bunun gibi ani boralar
hava durumlarında yer almıyorlar; bu durumda denizcinin deneyimi ve
barometre gözlemi önem kazanmaktadır. Kendi deneyimlerimden iki
örnek vermek istiyorum.
Geçen yıl Saraylar Limanında mendireğin içinde yaprak
kıpırdamayan bir gece demirli idik ve sabaha karşı 04 de
rüzgarın uğultusu ile fırladığımda 48 knot gördüm göstergede ve
mendirek içinde demir taradık. Aynı gece 14m bir Bavaria yat
zar zor sığınabildi aynı mendireğe. Fenerbahçe Marinadan
tanıdığımız bu tekne açık denize uygun ve sahipleri deneyimli
denizciler oldukları halde perişan vaziyette idiler.
Bu yıl ben kendi kotramla Egeden dönerken 11 Ağustosta
Çanakkale boğazını çıkıp Marmara ya akşamüzeri girdik. Frişka
bir poyraz var, hava raporları (üç ayrı kaynak birden) 1-3 NE
gösteriyor, hava açık. Bulut bile yok. Rotamız Marmara adası ve
yaklaşık 25 mil yolumuz vardı. Ara ara barometreye bakmak
alışkanlığımdır. Aniden hızla düşmekte olduğunu gördüm, hemen
yelken topladık, ortalığı neta ettim, havuz serpinti tentelerini
kapattım. Bu sırada eşim yanımda ve bütün bu yaptıklarıma anlam
veremediğini söylüyordu ki lafı ağzında kaldı, aniden bir bora
yıldız istikametinden bindirdi, 42 knot ile başladı ve 50 knot a
çıktı, dalga yüksekliği beş metreye yakın. Böyle durumda dalgayı
tam kafadan almamak gerekir yoksa baş-kıç yapmaya başlayan
teknenin pervanesi çürük suda kalır ve ilerleyemez. Baş
omuzluklardan almak gerekir dalgayı. Ayrıca bir ufacık fırtına
floğu sallantıyı azaltır ve stabilite sağlar. Bütün bu
önlemlere rağmen kuzey doğuya ilerlemek imkansızlaştı.
İlerleyemiyorsanız ve sürükleniyorsanız yapılacak tek şey
denizleri pupadan almaktır. Denizciler arasında bir tabir vardır
“gelsin de arkadan gelsin “ diye. Bu tavsiye kulaklarımızda
çınlayarak rotamızı Karabiga'ya çevirmek zorunda kaldık.
Denizleri iskele kıç omuzluktan alarak ve buna rağmen çok
zorlanarak Mendireğe varabildik. Bizimle beraber seyir yapan
Fenerbahçe'den bir arkadaşımızın kotrası ışıkla, telsizle
ikazlarımıza rağmen büyük risklere girerek dalgaya ve solugana
açık Şahmelek koyuna sığındı; tabiatiyle sıkıntılı saatler
yaşadı ve tariflerimize göre hareket ederek saatler sonra
Karabigaya sığınabildi.
Bu örnek olaylar da gösteriyor ki Marmara değişken karakterli ve
dikkat edilmesi gereken bir denizdir.
İstanbul'dan
Çanakkale ve Ege istikametine gidilirken izlenebilecek iki rota
vardır. Doğrudan Marmara Adalarına veya Trakya sahillerini
izleyerek... Güney sahilleri rotası kaba dalga ve solugan
aldığı için hiç tavsiye edilmez ve kullanılmaz.
Fenerbahçe –
Kalamış ile Marmara adası fener adası arası düz 64 mildir.
Ortalama hızı 6-7 mil olan bir tekne için bu on saat kadar bir
süre demektir. Ayrıca ülkemiz sahillerinde kara gözükmeksizin
yapılan tek seyir rotası da budur.
Bu rotayı on metreden küçük ve kıyı seyri için yapılmış
teknelere tavsiye etmiyorum. Motor yatlar için de sakıncalı
zira, bu tip yatlar hızla ilerlemekle beraber denizdeki
dengeleri küçük bir yelkenliden daha azdır.
Dizayn ve donanımı açık denize uygun tekneler için uygun bir
rotadır.
Kuzey
sahillerini izleyerek, hakim rüzgarlar olan kuzey yönlü
rüzgarların etkisini azaltmak ve yarattıkları dalgalardan
etkilenmeden gitmek küçük tekneler için çok daha uygundur.
Küçükçekmece ve özellikle Büyükçekmece gölleri ağzında ani
sağanaklar yaşanabilir ama, bu bölgeler geçilince karanın
kuytusunda kuzey rüzgarları çok mutedil hale gelmektedir. Gerçi
yol biraz uzar ve bir hamlede etap bitemez fakat huzurlu ve
daha güvenli bir yolculuk olur. Trakya sahillerinde
sığınılabilecek liman ve mendirekler vardır. Bir arıza
durumunda veya sert bir havada sığınılacak yer çok önemli
olmaktadır. Sırası ile, Yeşilköy- Büyükçekmece- Mimarsinan-
Güzelce- Selimpaşa- Silivri- Marmara Ereğlisi barınaklarından
yararlanılabilir. Buralarda bağlanacak yer bulabilmek ayrı bir
mesele ve zor. Yöre halkının tekneleri ve balıkçı tekneleri ile
tamamen dolular. Yer kavgası çıkması sık sık görülüyor. Bir
arkadaşımız geçen yıl motor arızası sebebiyle zar zor
varabildiği Büyükçekmece mendireğinde her türlü denizcilik
nezaket ve ahlakından bihaber, maganda bir motor yat sahip ve
mürettebatının, yerimizi işgal ettin bahanesi ile saldırısına
uğrayıp polis marifeti ile kendini zor kurtarmıştı. Yani, bu
barınaklarda uzun süreli kalmanız şansa kalmış ve pek de mümkün
değil. Sadece Güzelcedeki Kumburgaz Yat Limanı bu yıl
işletmeye açılmış, ( 40,59085 N – 28,30,62 E ) henüz epey eksiği
olmasına rağmen elektrik, su ve palamar hizmeti veriliyor,
güvenlik ekibi de kurmuşlar, çekek yeri var fakat, fiyatları
sundukları hizmet kalitesine oranla çok pahalı herhalde o
nedenle olacak liman boş sayılır.
Marmara
Ereğlisinden sonra iki alternatif gündeme gelir, Marmara
Adasına gidebilirsiniz yaklaşık 30 mil veya kıyı kıyı devam
edersiniz. Tekneniz biraz daha denize mukavim ve denizcilik
deneyiminiz yeterli ise Marmara adası rotasını tavsiye ederim.
Yazımızın içerisinde yer verilen koordinatlar kendi GPS
cihazımla tespit ettiğim değerlerdir.

Saraylar
Marmara Adası
Adanın
kuzeyinde tek bir liman vardır Saraylar. ( N 40.39.21 – E
27.39.50) Mermer ihraç limanı olarak da kullanılan bir yerdir.
Kosterler için yapılmış bir mendireği ve bunun içinde ayrıca bir
balıkçı mendireği mevcuttur. İç mendirek düzenli ve oldukça
temizdir. Kıçtan koltuk bağlanılabilir, derinlik 2 metreden daha
az değil. Daha derin su kesimli tekneler için mendireğin
doğusunda yüksekçe bir rıhtım vardır; buraya aborda olmak veya
baştan ya da kıçtan kara olmak mümkündür. Sahilde su alabilecek
musluklar mevcut ancak elektrik alma imkanı yok. Adanın
mermerlerini yontarak eğitim çalışması yapan heykeltraşların
güzel çalışmaları var, bunlar mendireğin etrafını süsleyecek
şekilde yerleştirilmiş. Köye adını veren pek süslü ve güzel
adeta küçük saray gibi eski Rum evleri vardı. Yıllar önce ilk
defa oraya gittiğimde “neden bunları tamir edip oturmuyorlar da
yanlarına eğri büğrü kulübeler yapıyorlar ve o güzelim evlerin
orasını burasını söküp bu çirkin barakalara takıyorlar diye” pek
hayret etmiştim. Hatta epeyce de sohbet edip yapmayın etmeyin
dediğimi de hatırlıyorum. Aldığım cevap çok ilginçti “olmaz
onlar gavur evidir betimiz bereketimiz kaçar” demişlerdi.
Sonunda kırıp dökecek eski güzel ev falan bırakmamışlar hepsi
bitmiş. Sadece bir tanesini belediye restore ettirip nasılsa
muhafaza edebilmiş. Köyün içinden birçok şeyi sağlamak mümkün
yakıt istasyonu da var. Etraftaki tepeler mermer ocakları ile
dolu, pek çok işçi gelmiş ve nüfus artmış, her yöreden her türlü
insan görmek mümkün; devasa kaya kamyonları toz toprak içinde
gidip geliyorlar. Koster yüklemelerinin sesleri sabaha kadar hiç
susmaz. Bu yüzden Mendirek içinde konaklamanızı tavsiye etmem.
Tabii liman girişinin batısında mendireğin dışında çok güzel
bir koy vardır, tüm kuzey rüzgarlarına kapalı ve sahili kumsal
şirin bir koydur. Albruz derler. Bu koyun da doğusunda aralarını bir yarım adanın ayırdığı diğer bir koy daha vardır,
ona da büyük plaj deniyor; orası da tüm güney ve batı yönlü
rüzgarlara kapalı. İki koyun arasında çok güzel ince kumlu bir
bölge vardı. Şimdi burasını da çirkin yapılar işgal etmiş. Geçen
yıl boşaltılmışlardı yıkılıp orası temizlenecekmiş.. Dileriz
olur ve güzel bir tabiat köşesi kurtulur. Mendireğe girmek
istemiyorsanız küçük koyda demirleyip alargada rahatça
kalabilirsiniz. Maalesef, oraya bir de restoran yerleşmiş ve
gece yarılarına kadar yüksek sesle müzik yayını yaparak
gürültü kirliliği yaratıyor.
Saraylar’a
gitmek istemezseniz iki seçeneğiniz var, ya doğuya yönelip
fener adasını dönüp adanın güneyindeki Asmalı barınağına
girebilirsiniz veya batıya yönelip Çınarlıyı iskele bordanızda
bırakıp Marmara kasabası mendireğine gidebilirsiniz.
Asmalı (N
40.36.91-E 27.42.43) şirin bir köydür; küçük bir mendireği var,
burası aynı zamanda köyün gezinti alanı, akşam piyasasında tüm
köy halkı orada yürüyüş yapıyor. Elektrik ve su temin etmek
mümkün, köy için palamar ücreti almaya başlamışlar. Yakıt
temin edemezsiniz, ihtiyaç giderme imkanları kısıtlı, sessiz ve
huzurlu bir dinlenme noktası. Mendirek girişi güney batıya
açıktır yat bağlama yeri güney duvarıdır. Barınak batısında
çakıllı bir plajı vardır.
Asmalıdan iki
koy sonra Topağaç köyü ve mendireği var. Daha yeni bir yerleşim
olmasına rağmen hızla büyümüş ve Asmalıdan daha büyük bir yer.
Mendirek girişi güneye açıktır, liman içinde 1 m ye varan
sığlıklara dikkat etmek gerekir. Liman batısında ağaçlık ve
kumsal bir plaj vardır.
Marmara
kasabası ( N 40.35.00- E 27.33.32) adanın ve civar adaların ilçe
merkezidir. Feribot ve deniz otobüsü seferleri yapılıyor, yakıt
ve her türlü ihtiyacı sağlamak mümkün. Ağaçlar altında çay
bahçeleri lokantalar mevcut. Kasabanın batısında kumsal bir plaj
ve orta kalitede birkaç otel de var. Mendirek küçük ve yetersiz,
balıkçı motorları, gezi tekneleri ile tamamen dolu. Fakat
yatlara kolaylık gösteriyorlar ve yol kenarındaki rıhtıma kıçtan
bağlanmanız için yer açmaya çalışıyorlar. Demir attığınızda
başkasınınki ile karışması her an mümkün. Dernek tarafından
işletilen palamar yerinde elektrik ve su alma imkanı var, cüzi
bir ücret alıyorlar. Fakat yer bulmak her zaman mümkün
olamayabiliyor, bu durumda mendirek duvarında yer
bulabilirseniz aborda olmaktan başka çare kalmıyor. Yakıt
istasyonunun denize rıhtımı ve servisi var; rıhtımda derinlik 3
m kadar buraya aborda olarak yakıt ikmali yapılabiliyor. Güneyden rüzgar alınmadığı durumlarda mendirekte yer
bulamazsanız feribot iskelesinin doğusunda kalan rıhtımda
biraz uzak ve açık bağlanmak suretiyle veya abordada kalmak
suretiyle geçici olarak barınmanız mümkün.
Avşa adası
Diğer adı
Türkeli adası (N 40.30.36-E 27.29.42) olan ada sahilleri kumsal
olduğu için pek tutulan bir tatil yöresi olmuş. Avşa beldesi
adanın batısında yer alır ve önünde mendireği yoktur. Feribot
ve deniz otobüsü seferleri var. Sahil bir çok otel, motel,
restoran, pansiyon ile dolu ve sahil halka açık kumsal plaj.
Kalabalık şezlong ve şemsiye kiralayarak burada denize girip
güneşlenmektedir. Hareketli, canlı bir eğlence beldesi. Yat
ile yanaşacak tek yer feribot iskelesi ve arkasındaki küçücük
alan ama oraya girebilmek bile mümkün değil.
Avşa beldesinin kuzeyinde büyük bir mendirek inşaatı yeni
bitmiş. Herhangi bir hizmet yok, elektrik almak mümkün değil,
su liman rıhtımındaki beton kapakların altında gizlenmiş
durumdaki vanalardan sağlanabilir. Avşa’ya muntazam bir ulaşım
aracı yok, Koca liman bomboş duruyor.

Yiğitler Köyü
Avşa'da bir
süre kalmaya niyetli iseniz yatınızı adanın doğusundaki
Yiğitler köyü mendireğine bağlayabilir ve oradan minibüsle kısa
sürede Avşa’ya erişebilirsiniz. Yiğitler mendireği
genişletiliyor, yeni rıhtımlar yapmışlar fakat içi sığ.
Derinleştirilmesi gerekli. Mendirek girişinin güney duvarına
veya girişin tam karşısındaki yeni rıhtıma bağlanmak mümkün. Yiğitler köyünün mendirek dışında güney tarafında çok güzel bir
kumsalı var, sakin ve temiz bir plaj.
Paşalimanı Adası
Marmara
adasının güneyinde Avşa adasının doğusunda kalan bu adanın batı
tarafı doğal Paşalimanıdır. (N 40.28.99- E 27.36.30) Osmanlı
donanmasının Marmara'da son toplanma ve konaklama noktası olarak
kullanılmış, bu doğal limanda iki yerleşim var. Kuzeyde kalanı
Paşalimanı köyünün iskelesi ve feribot yanaşabilecek rampası
mevcut. Limanın orta kısmında sığlıklar var ve üç adet yüzer
şamandıra ile işaretlenmiş. Su kesimi 1,5 m üzerindeki
teknelerin uzak geçmesi gerekiyor. Köy çok küçük ve önemli bir
özelliği yok. Limanın güneyindeki yerleşim ise sanki köyün ayrı
bir mahallesi görünümünde. Limanın denizi temiz ve berrak, dip
yosunlu olmasına karşın demir tutabilecek özellikte. Ancak,
demir toplarken çapa ve zinciri yapışkan yosunlardan temizlemek
bir hayli uğraştırabilir. Liman kısmen güney yönlü rüzgarlardan
etkilenebilir. Adanın doğu tarafında da bir köy var. Kapıdağ
yarımadasına bakan bu köyün önündeki koyda da demirlenebilir
fakat kuzey ve doğu yönlü rüzgarlara oldukça açık.

Paşalimanı
Ekinlik Adası
Avşa adasının
batısındaki bu küçük ada batı ve kuzey batı yönlü rüzgarlara
karşı Avşa kasabasına doğal bir mendirek görevi görür. Son
yıllarda şimdiki başbakanın ilgisi sebebiyle ismi anılmaya
başlayan bu adada hızlı bir arsa spekülasyonu ve yapılaşma
yaşanıyor. Küçük bir iskelesi var. İskele civarı sığlıklar ile
dolu, yaklaşımda dikkat etmek gerekir. Biz bu yıl sahilde
sadece başı türbanlı ve Ağustos sıcağında uzun mantolu hanımlar
görebildik. Bence cazip ve görülecek bir yanı yok. Sahil özel
mülkiyet ile karış karış kapatılmış ve bu süreç devam edeceğe
benziyor. Kuzey ve kuzeybatı rüzgarlarına kapalı olmakla
beraber, demirlemek için uygun ve cazip bir yer değil.
Marmara
adaları civarındayken kuzey yönlü sert havalar yoksa yakında
bulunan Kapıdağ yarımadasını ve Erdek limanını ziyaret etmek
hoş olabilir.
Kapıdağ yarımadası dar bir kıstak ile karaya bağlı olduğundan
denizden yaklaşımda büyük bir ada gibi görünür. Kıstağın
doğusunda Bandırma ve batısında Erdek yer alır.
Çakılköy
Yarımadanın
kuzeydoğu ucunda Çakılköy mendireği vardır, tam önünde de aynı
Marmara fener adası görünümünde bir fener adası bulunur.
GPSiniz yoksa ve hava kuzeyden sert ise, pusula gözleminde
biraz ihmalkar veya tecrübesiz iseniz, farkına varamadan fazla
güneye kayar ve de gece karanlıkta yaklaşmak durumunda
kalırsanız yanılıp Marmara adası yerine Kapıdağ Çakılköy e
çıkmanız hiç de şaşırtıcı olmaz; çünkü fenerler de yanış
özellikleri dışında benzer yaklaşım özelliklerini gösterirler.
Çakılköy limanı mendirek girişi güneydoğu yönündedir.
Mendirek kuzeyi sığlaşır, pek çok büyük balıkçı teknesi burada
av yasağı sezonunda demirli bekler, kış aylarında ise yoğun bir
balıkçı teknesi hareketi vardır. Buradan Bandırmaya kara
ulaşımı mevcuttur, köyden bir çok ihtiyaç sağlanabilir.
Kuzeyden sert havalarda mendirek duvarına yakın demirlemek
gerekir, zira mendirek içi köy sahiline doğru solugan alır.
Kapıdağ
yarımadasının kuzey sahillerinde sağlam mendirekler ile korunmuş
bir kaç köy vardır acil hallerde sığınılabilir. Ormanköy önünde
güzel bir koy bulunur ve denize girmek için müsait bir yerdir.
Kapıdağ kuzey sahilleri en hafif kuzey yönlü rüzgarlarda bile
öğleden sonra solugan alır ve çalkantılı seyir yaptırır. Balık
açısından zengin bir bölgedir ve bu nedenle bol Yunus da bulunur,
seyir esnasında tekneye eşlik ederler yarışırlar, altından
üstünden önünden geçer ve çok güzel gösteriler yaparlar.

İlhanköy
İlhanköy
Kapıdağ
yarımadasının kuzey batısında yer alır (N 40.30.25 – E
27.41.30) mendirek girişi güneybatı yönündedir; mendirek içi
kuzeye doğru sığlaşır, kuzey batı yönündeki rıhtıma
bağlanılabilir. Barınak giriş çıkışında mendirek batısında yer
alan İlhanköy burnu sahillerinden en az 250 gomino açık
geçilmesi gerekir. Gece yaklaşımında Balyoz burnu feneri
kerteriz noktası olarak alınır. Erdek’e kara yolu bağlantısı
vardır.
Erdek
Kapıdağ
yarımadasının güneybatısında (N 40.23.38 – E 27.47.30) yer alan
gelişmiş güzel ve büyük bir ilçemizdir Erdek. Tatil yöresi
olarak çok uygun özelliklere sahip olmasına karşın ne yazık bir
yat limanı yok. Fakat, mendireğin kuzey sahilinde çay bahçeleri
ve restoranların bulunduğu rıhtım yatların bağlanmasına uygun
bir durumda derinlik 2 m kadar.
Yaz ortasında yer bulmak zor olabilir fakat, diğer zamanlarda
mutlaka bir yer bulunur. Mendireğin kuzeydoğusunda bulunan ve
balık satıcılarının bulunduğu rıhtımın güney cephesine de
bağlanmak mümkün. Doğu kısmında ise koster rıhtımı, yolcu
motorları ve feribot iskelesi vardır; burada rıhtımlarda yatların
barınması mümkün olmaz.
Erdek bir
tatil yöresidir oteller, restoranlar ve her türlü imkan
vardır.
Mendirek
girişinde bulunan Zeytinli adanın batı sahilleri sığlıktır açık
geçilmelidir.

Erdek
Karabiga
Özellikle
gidilecek bir yer değil fakat, kuzeyden sert havalarda
sığınılacak en ideal limanlardan biri. ( N 40.24.20 – E
27.18.30) Mendirek içinde yatlar için bağlanabilecek rıhtım
pek yok. Genelde seramik fabrikalarının üretimini taşıyan
kosterler rıhtımları kapatmış durumda ve zaten rıhtımlar yatlar
için çok yüksek. Küçük balıkçı kayıkları için bir iç mendirek
var, bunun dış yüzünde bir süre bağlanmak mümkün olabilir.
Mendirek duvarı önü sığdır kıçtan koltuk yapamazsınız.
Karabiga büyücek bir ilçe, her türlü ihtiyacı bulmak mümkün ama,
karaya çıkmak kaydıyla..
Mendirek dışında kuzeyinde güzel bir koy var.
Marmara
adaları üstünden Çanakkale yönüne gitmek istemeyenler Marmara
Ereğlisinden sonra kıyı seyri yaparak yola devam
edebilirler. Yol üzerinde Tekirdağ Limanı, Mürefte, Hoşköy ve
Şarköy uğranılabilecek sığınılabilecek yerlerdir.
Tekirdağ
limanında doğu tarafında bir iç mendirek var, yatlar burada
barınabilir; büyük bir kentin sahilinde olmanın, ihtiyaçları
karşılama ve ulaşım olanaklarını düşünerek avantajları
acısından yararlanılacak bir liman.
Tekirdağ'dan batıya uzanan sahil nedense hep ihmal
edilmiştir. Doğru dürüst bir sahil yolu yoktur. Çok seneler
önce gençliğimde motosiklet merakım vardı ve küçük bir
motosikletle kız arkadaşımı da arkama alarak Ege turu yapmak
üzere yola çıkmıştık 1971 senesi idi. Elimizdeki karayolları
haritasında sahilde asfalt bir yol olduğu görünüyordu. Biz de
denizden fazla uzak kalmadan manzaralı gidelim diye bu yola
sapmıştık. Bir zaman sonra haritada asfalt olarak gösterilen
yol toprak bir patikaya dönüştü ve dik uçurumların kenarından
kıvrıla kıvrıla toz içinde gitmeye başlamıştık. Etraf üzüm
bağları ile doluydu, kopardığımız salkım salkım taze üzümleri
kasklarımızın içine doldurup yiyerek güzel manzaralı ama berbat yolda ilerlemiştik. Sonuçta Uçmakburun adlı köye
geldik ve yol burada bitti.. Hani harita ne oldu yola? Meğerse
seçim propagandası amaçlı bu yol bitti haritası bir kocaman
yalanmış. Geri dönmemiz imkansızdı o indiğimiz yokuşları bizim
küçük motor asla geri çıkamazdı. Haftada üç kere denizden motor
gelirmiş bir gün sonrası için onu beklemekten başka çare
kalmamıştı. Karayollarının çadırlı bir şantiyesi vardı ve orada
bizi misafir etmişlerdi. Derken, genç bir delikanlı yanıma
gelip ”abi burada beklemeyin benim sandalım var, hemen iki tepe
ardında yol devam ediyor isterseniz sizi götüreyim” demişti.
Sevinçle kabul edip tamam dedik ama sandalı görünce şaşırıp
kaldık. 4 metrelik bir bot. Motoru arkaya yan yatırdık birimiz
baş üstüne oturdu ben de motor düşmesin diye farşlara çömelip
motoru tutmaya çalışıyordum.
İki tepe ötesi dedikleri yol bitmez de bitmez, derken akşamüstü
rüzgar çıktı bizim sandalcı panikledi ve ben de küreğin birini
kaptım çek allah çek ... Eller su topladı sonra patladı ve
nihayet bir köyün sahiline geldik. Orası Hoşköy imiş. Fakat
bir türlü sahile yaklaşamıyoruz, ahali toplanmış bize bakıp
bakıp bağrıyorlar ama kimsenin bir motor indirelim de yardım
edelim dediği yok. Ellerimiz kan içinde yorgunluktan bayılacak
bir vaziyette nasılsa o sahile çıkıbildik. Bizi o gece Muhtar
evinde misafir etti , ellerimizi tedavi etmeye çalıştılar ve
ertesi gün yola devam etmiştik.

Hoşköy
Hoşköy
Şimdi
günümüzde Hoşköy'ün ( N 40,42,65 – E 27,18,89 )önünde bir
mendirek var, fakat bakımsız ve yetersiz. Girişi güney batıya
bakıyor. Mendirek fenerinin inşaatı yarım kalmış ışıklandırma
yok. Köyün sahilindeki rıhtım betonlanmış fakat mahalli
balıkçı tekneleri ile dolu, yanaşmak zor derinlik iki metre
civarında. Kuzey doğu tarafındaki rıhtım yüksek ve büyük
balıkçı tekneleri bağlanıyor. Yazın bunların üzerine aborda olup
kalmak mümkün ama av sezonunda mümkün olacağını sanmam.
Mendireğin deniz tarafındaki duvarının önü rıhtımlanmamış, 1,5
metre derinlikten sonra hemen sığlaşıyor. Mendireğin içi tonoz
dolu ve dip adeta bir çöplük, demir tutturmak da mesele atılan
demiri tonoza takıp kurtarmak da ayrı mesele. Yatçılar için hiç
tavsiye edilecek ve cazip bir yer değil. Köyde de görülecek pek
birşey yok.

Mürefte
Mürefte
Beldenin iki
km kadar kuzeydoğusuna güzel bir mendirek yapıldı. ( N 40,40,64
– E 27,15,88) Hoşköyden yaklaşık 3,5 mil mesafede ki bu
mendirek yatların barınması için ideal bir yer. Rıhtımlar
muntazam; babalar, halkalar ve lastikler düzenli. Giriş
güneybatıya bakıyor, giriş fener kuleleri mevcut fenerlerden
biri son gördüğümde arızalı idi ama öbürü çalışıyordu. Deniz
tarafındaki güney duvarının yarısı rıhtımlanmamış. Kuzeydoğu
yönündeki rıhtıma güzel bir restoran açılmış, Mürefteden buraya
geliyorlar hatta büyük düğünler falan da yapılıyor. En son
gittiğimizde gece 1250 kişilik yemekli bir düğün vardı.
Restoranın önündeki bu rıhtıma bağlanmanızı istiyorlar. Liman
içindeki palamar işlerini Mesut bey isminde bir zat idare
ediyor, ilgili ve nazik bir insan her konuda yardımcı olmaya
çalışan iyi niyetli bir kişi. Rahatlıkla teknenizi bir süre
burada bırakabilirsiniz. Ayrıca bir çekek yeri mendireğin
kuzeydoğu dibinde var, burada tamir işleri için bir atölye de
kurulmuş. Güneybatı rıhtımını Mürefteliler plaj olarak
kullanıyorlar; daimi bir kalabalık var, bu sebeple oraya
bağlanmak rahatsızlık verebilir.
15 dakikada bir minibüsler kasabaya gidip geliyor.

Mürefte
Elektrik ve
su temini biraz zor, kutular yok; ancak idare binasından bir
kablo ve hortumla alabiliyorsunuz, onlar da Marina standartlarında
değil. Yakıt için de Mürefteye gitmek gerekiyor. Ne yazık bu
düzenli mendirekte hiç bir gölge mevcut değil ağaç falan yok.
Lokantanın önündeki verandadan başka gölgelik yer yok. Betonlar
güneşte kızıyor ve çok sıcak oluyor. Rıhtımlar pek derin değil
iki metre ortalama; mendirek girişinde de sığlıklar var, zaten
bu sahil genelde hep sığlıktır. Giriş ve çıkışta ortadan
geçmekte yarar var.
Kasaba şarabı ile ünlü bir beldedir, sahilde büyük bir gemi
iskelesi denize doğru uzanır bir kaç tane lokanta mevcut o
kadar. Genelde bakımsız bir belde, yollar bozuk ve dar.
Çanakkale Boğazı
Çanakkale
boğazı yatlar için uzunca bir yoldur, kuzeyden güneye inerken
hakim rüzgarlar kuzey yönlü olduğu için ve akantıların da
yardımı ile yelken seyri veya yelken ile motora destek vermek
mümkündür. Boğazda güneye gidiş gemi trafiği Avrupa yakasına
yakın, kuzeye çıkış ise Anadolu yakasına yakındır. Yoğun bir
gemi trafiği mevcuttur, bu nedenle yatların gemi yolundan
çıkmaları ya tam ortadan veya iki yanlardan seyretmelerini
tavsiye ederim.
Çanakkele boğazında önemli sığlık alanlar vardır ve bunlara
dikkat etmek gerekir. Hepsi fener ve şamandıralarla
işaretlenmiştir. İşaretler ile kıyı arasındaki bölgeye girmek
risklidir.
Önemli sığlıklar Zincirbozan bankı Lapseki-Çardak sığlıkları,
Nara burnu ve Kumkale civarı ile Seddülbahir önleri ile
Güzelyalı Çanakkale arasındaki bölgedir. Özellikle Kumkale,
Karanlık liman önlerinde su çok sığlaşır, 60 santime indiği
yerler vardır ve bu bölgedeki işaretleme yeterli değildir.
Gelibolu
Bu önemli
ilçemizin ( N 40,24,18 – E 26,40,10) ne yazık ki yatlar için
uygun bir limanı yok. Kale önündeki eski liman küçük, sığ ve
tıklım tıklım dolu, feribot iskelesinin güneyindeki alana vaktiyle
yanaşmak mümkündü ama artık, özel feribotlar bu alanı işgal
etmiş ve 24 saat durmadan çalışan bir yoğunluk var. Kalan tek
alan, güney koyunda feribot iskelelerinin açığındaki alan ve
burada ancak alargada kalınabilir. Ayrıca gerek gemi trafiğinden
ve gerekse boğazın doğal tabiatından solugan alan bir yer, rahat
etmek mümkün değil. Bu ilçenin yat turizminden yararlanabilmesi
için uygun bir yat limanı oluşturması gerekli, fakat kimsenin de
umurunda değil.
Çardak
Gelibolu’nun
tam karşısında doğal bir limandır. ( N 40,22,02 – E 26,42,76 )
Kara adeta bir mendirek gibi kuzeyden güneye uzanır ve kuzey
rüzgarlarına kapalı doğal bir liman oluşturur. Çardak vaktiyle
sakin ve asude bir belde idi fakat, özel feribotlar burayı
Anadolu yakasındaki yanaşma noktaları haline getirmişler ve
belde tam anlamı ile bir yolgeçen hanına dönmüş. 24 saat hiç
bitmeyen bir feribot gidişgelişi var. Buna rağmen tabi
güzellikler ve imkanlar halen mevcut. Denize uzanan doğal
bankın doğu sahilleri kumsal bir plaj olarak belediye tarafından
düzenlenmiş ve zeytinlikler arasında hoş bir plaj alanı
oluşturulmuş. İki tane gazinomsu yerin çıkardığı korkunç
gürültülü berbat müzik gece geç vakitlere kadar gürültü
kirliliği yaratıyor ne yazık ki. Bankın girişinde ve ortalarına
kadar derinlik ikibuçuk metre civarında, sahil birden
derinleştiği için kıyıya yakın demirlemek mümkün fakat biz yine
de rüzgar değişmelerine karşı ortalarda demir atılmasını tavsiye
ederiz. Yanaşacak bir yer yok. İskeleyi tavsiye etmem; hem her
dakika feribota giren çıkan araç trafiği, hem de mahalli balıkçı
teknelerinin doldurduğu iskelede bir de balıkçıların ucuz olsun
diye kullandıkları yüzen halatlarla yaptıkları tonozlar (pervane katili, her an dolamak mümkün) iskeleden uzak durmayı
gerektiriyor. Koyun sonunda iyice sığlaşan bölümü bir açılan
köprü sınırlıyor. Köprüye doğru ve feribot iskelesinin kuzeyine
geçilerek alargada demirlemek mümkün.
Lapseki
Gelibolunun
karşısında Anadolu yakasındaki büyük yerleşim, ilçe merkezinde
feribot iskelesi var ve burada yatlar için bağlamak barınmak pek
mümkün değil. Ancak, merkezin biraz dışında bir mendirek
mevcut. Girişi kuzeydoğuya bakıyor, batı ve güney duvarlarında
rıhtım yok, giriş derinliği yaklaşık ikibuçuk metre fakat
yaklaşırken sığlıklar var dikkat edilmesi gerekli; mendirek
içindeki derinlik ortalama iki metre kadar, doğusunda bir rıhtım
mevcut, mahalli balıkçı tekneleri ve sahil güvenlik tarafından
kapatılmış vaziyette, yola yakın. Uzun süreli barınmaya ve
rıhtıma bağlanmaya müsait değil, geçici olarak alargada kalmak
mümkün.
Bu bölgede sığlık şamandıralarına dikkat edilmesi ve gjriş-çıkışlarda iskandile bakılması tavsiye edilir.
Mendirek içi biraz derinleştirilerek ve rıhtımlama yapılarak
bir yat limanına dönüştürülmeye çok uygun; mahalli
yöneticilerden bazılarına bu fikrimizi söyledik, klasik cevaplar
ve hep başka makamlardan şikayetler ile sorumluluğu kendi
üzerinden atma çabaları.. Bütün bunların altında milletimizin
sırtını denize dönmüş olarak yaşaması ve denizden uzak bir kafa
yapısına sahip olunması yatıyor elbette. Deniz bir nimet gibi
görüleceği yerde, nedense bizim millet için bir külfet gibi
algılandığı sürece değişen pek birşey olamayacak ne yazık ki..
Çanakkale
Büyük
ilimizin ufacık mendireğinin bir köşeciğine sığıştırılmış
minicik bir Marina adlı iskelesi var. ( N 40,09,13 –E 26,24,25
). 16. kanaldan dinleme yaptığı söylenen ama dinleyecek kimseye
hiç tesadüf edemediğimiz telsiz hizmeti ve yakıt pompası, su ve
elektrik almak için bağlantısı, iki adet duşu ve tuvaleti
mevcut. Personel iyi niyetli ve gayretkeş yaklaşımla elinden
gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Birkaç tonoz ayırmışlar ve
bağlanmaya da yardımcı oluyorlar. Bu şartlar altında bu kadarına
da şükür demek gerek. Fakat yatların bağlandığı iskelenin
üzerine herkese açık bir kahvehane yerleştirilmiş; gelen giden
belli değil, bir güvenlik yok, kahvede oturanların ayaklarının
dibinde yatların arka pencereleri ve iç içe bir durum,
rahatsızlık verici.
Marina olarak ayrılmış bölümün giriş çıkışının kontrole alınması
çok faydalı olacak. Bağlama noktasının tam şehrin merkezinde
olması büyük bir avantaj, her türlü sosyal imkan ve alışveriş
kolaylığı mevcut. Bu nitelikleri itibariyle iyi bir ikmal
merkezi olarak Çanakkale Marinası hizmet veriyor. Günlük bir
ücret alınıyor ve bu ücret 30 milyondan başlayıp 60 milyona
kadar tekne boyuna göre değişiyor, belediyenin resmi makbuzu
veriliyor.

Eceabat
Eceabat
Çanakkale’nin
Avrupa sahilindeki ilçesine devamlı feribot çalışıyor. Feribotun
yanaştığı yere bir mendirek yapılmış. ( N 40,11,21 – E
26,21,61) Fakat çok bakımsız kalmış; babalar kırık, halkalar
eksik ve çürük, aborda olmak mümkün ama bağlanacak nokta
bulabilmek mesele. Mendirek küçük ve devamlı feribot giriş
çıkışı olduğu için alargada kalınamaz. Kuzey rüzgarına açık bir
yerde olduğu için bazen şiddetli kuzey rüzgarlarında dalgalar
mendirek duvarından aşabiliyor. Uzun süreli barınılacak bir yer
değil.
Fakat
unutulmamalı ki, güney yönlü rüzgarlarda boğazın bu bölgesinde
sığınılacak yerler Çanakkale mendirek içi ile Eceabat'tan
ibaret. İlçenin güneyine düşen sahil sığ fakat güney havalarda
burada alargada kalıp sığınmak mümkün. Ancak, hava çok değişken
olduğu için rüzgar yön değiştirmeden, hemen yer değiştirmek
gerek; çünkü güney havalarına kapalı olan bu sahiller kuzey
rüzgarlarına ve dalgalara tamamen açık.
Anıt Limanı (Morto Koyu)
Çanakkale
boğazının Ege çıkışında kuzey rüzgarlarına kapalı doğal
güzellikleri ve tarihi özellikleri olan tabii limandır. ( N
40,03,04 – E 26,12,59 ) Şehitler abidesinin güneyinde kalan
liman aynı zamanda güzel bir plajdır. Güneyinde sığlıklar vardır
ve sabit fenerlerle işaretlenmiştir. Sığlık fenerlerinin
kuzeyinde bir yüzer çakar şamandıra ile derin su belli
edilmiştir, bu işarete yakın fakat hafifçe güneyinden koya girmek
gerekir. İki metre deriliğe kadar demir atma imkanı var.
Sahilde sadece bir tane büfe ve bir motel mevcut alışveriş
imkanı yok.

Morto Koyu
Alargada
kalınarak sahile botla çıkılmak suretiyle kalınabilir ve Ege’ye
çıkmadan veya Ege’den dönerken, sakin ve doğal ortamda dinlenmek
isteyenler için güzel bir demir yeridir.
Koyun ortasında Fransız mezarlığı ve uzun beyaz sütun şeklinde
anıtı vardır, onun önüne doğru yaklaşarak ve iskandile de dikkat
ederek demirlemek uygun olur. Karayolu hemen sahilden geçer, en
yakın yerleşim yeri Seddülbahir köyüdür.
Bu liman güney rüzgarlarına açıktır ve rüzgarın değişeceği
ihtimaline karşı sahile çok yakın demirlemekten kaçınılması
tavsiye edilir.
Limana girişte Seddülbahir tarafına uzak geçilmeli ve burada mevcut
olan sığlık fenerinin 250 gomina kadar açığından abideye doğru
derin su kanalından girilmelidir, bu girişi belirleyen bir yüzer
çakar mevcuttur.
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

22.02.2007
|
|