e-mail
denizce@denizce.com
 






Yelken Eğitimi
2007 İlke Kararları
Genel Yarış Talimatı
Amat.Tekne Yöner.
Argolis Yachting
Ayda Ünver
Boylu Soylu Gemiler
Güzelyalı Y.D.İ.M.
Hendikap Hesapları
ISAF 2005-08
ISAF 2000-04
Örnek Olaylar
Rota Kartları
Türk Yelken Tarihi
TYF
Windsurf
Yarınımız Yelken
Yarış Çizelgeleri
Yarış Yazılımı
Yatçılara Gezi Reh.
Yelken Kulüpleri
Yelken Okulu
Yılın Antrenörü


Uygulamalar
Yelken Eğitimi I
Yelken Eğitimi II

 

 

 

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Yatçılara Gezi Rehberi -I  Marmara Denizi

Kemal Baral   

 

 

Değerli deniz severler, 

Denizi seven ve bir tekne sahibi olmuş  birçok kişinin hayalinde, "Mavi Yolculuk" olarak tabir edilmesi moda olan  Ege ve Akdenizle Egenin birleşim bölgesindeki  körfezleri, koyları, buralardaki tatil  beldelerini, tesisleri ve en önemlisi doğal güzellikleri gezip görmek isteği mevcuttur. 
Böylesi bir yolculuğu daha önce yapmış olanlar çok iyi bilirler ki,  bilinçsiz ve dikkatsizce yapılmaya kalkışılırsa  bu  tür bir yolculuk  çok sıkıntılı  sonuçlara da sebep olabilmektedir. Bu yüzden bilinçli ve temkinli hareket etmek, gidilecek yerlerin özelliklerini önceden bilmek, körlemesine bir macera  değil zevkli bir gezi yapabilmek  için elzemdir.
Temel denizcilik bilgi ve becerisinin yanı sıra gerekli navigasyon teçhizatına (bir GPS in bulunması çok yararlı olmaktadır) ve güvenlik ekipmanına sahip olmak da şarttır. Ayrıca bir denizcinin teknesindeki hemen her şeyden oldukça anlaması ve gerektiğinde soğukkanlı bir şekilde lüzumlu onarımları da yapabilmesi, bu amaçla gerekli alet ve donanımı da teknesinde bulundurması lazımdır. Kullanılan cihazların birer el kitabı fotokopisinin de bulundurulması faydalı oluyor.
Belli bir seyir bölgesinin özelliklerini, haritaların ve genel malumatın ötesinde incelikleri ile anlatan  kitaplara “Pilot Book “ denilmeye başlandı. Ben kendi dilimizle  “Gezi Rehberi” demeyi tercih ediyorum.
Bazı değerli denizcilerimizin  yazdıkları  birkaç  güzel  kitap var, yabancı denizcilerin de yazdıkları mevcut.  Fakat bu referans kaynaklar pahalı kitaplar ve almayı değil almamayı özendiriyor.  Yazarlar da haklı, deneyimin değeri büyük ve bir kitabın basım yayın masrafları da azımsanacak gibi değil.  Fakat, mutlaka ilk yolculuk öncesinde bu referans kitaplarının okunması ve teknede bulundurularak yaklaşılan, gelinen bölge ile bilgilerin anında gözden geçirilmesi  elzemdir.  Ama, bildiğim kadarı ile bu referans kitapların değeri abartılıyor ve alınmasından vazgeçiliyor.
İşte bu yüzden  pek çok yeni başlayan genellikle ilk yolculuklarında;  ya kulaktan dolma malumatla veya dergilerden okudukları yüzeysel bilgilerle veya kendilerine olan körü körüne güvenle  yola çıkıyorlar. Sonuç; kazalar, yolu kaybetmeler, karaya oturmalar, sert denizlerde sıkıntılı anlar yaşamalar gibi üzücü olaylarla karşılaşıyor ve sonra bunları pişmanlıkla anlatıyorlar.  

Ben, herkesin hiçbir bedel ödemeden yararlanabileceği bir "Referans Kitap"  hazırlayarak amatör denizcilere ve denizciliğimize bir gönüllü hizmet  sağlamak istedim.  Bu yazı dizisinin amacı budur. 

İstanbul'dan başlayıp Fethiye'ye kadar olan güzergah içindeki, yatçıları ve amatör denizcileri ilgilendirecek  tüm önemli bilgileri bu yazı dizisi içinde sağlamaya çalışacağım. Tamamlandığı zaman herkesin yararlanabileceği bir referans kitap olacağını ümit ediyorum.

Verdiğim bilgilerin  hemen hemen tamamına yakını kendi gözlemlerime ve yaptığım seyahatlerde aldığım notlara dayanmaktadır.

 

 Marmara Denizi   

Çanakkale ve İstanbul boğazları arasında kalan  iç denizimiz asla küçümsenmemelidir.  Özellikle küçük tonajlı tekneler ve yatlar için tehlikeli olabilecek özellikleri vardır.
Sık aralıklarla dik dalgalar yapar, dalga çukuruna düşemeden yeni bir dalganın darbesi hırpalayıcı olur.  Rüzgarlar genelde saat istikametinde yön değiştirirler ve yaz döneminde hakim rüzgarlar  kuzey yönlü olanlardır.  Bu nedenle, Marmara’nın güney sahilleri kaba dalga ve rüzgarsız havalarda bile solugan alır. Aniden  bora ile karşılaşılabilir, bunun gibi ani boralar  hava durumlarında yer almıyorlar; bu durumda denizcinin deneyimi ve barometre gözlemi önem kazanmaktadır.  Kendi deneyimlerimden iki örnek vermek istiyorum.
Geçen yıl  Saraylar Limanında mendireğin içinde   yaprak kıpırdamayan bir gece demirli idik ve sabaha karşı 04 de rüzgarın uğultusu ile fırladığımda  48 knot gördüm göstergede ve mendirek içinde demir taradık.  Aynı gece  14m bir Bavaria yat  zar zor sığınabildi aynı mendireğe.  Fenerbahçe Marinadan tanıdığımız bu tekne açık denize uygun ve sahipleri deneyimli denizciler oldukları halde  perişan vaziyette idiler.
Bu yıl  ben kendi kotramla  Egeden dönerken 11 Ağustosta  Çanakkale boğazını çıkıp Marmara ya  akşamüzeri girdik. Frişka bir poyraz var, hava raporları (üç ayrı kaynak birden) 1-3 NE  gösteriyor, hava açık. Bulut bile yok. Rotamız  Marmara adası ve yaklaşık 25 mil yolumuz vardı. Ara ara barometreye bakmak alışkanlığımdır. Aniden hızla düşmekte olduğunu gördüm, hemen yelken topladık, ortalığı neta ettim, havuz serpinti tentelerini kapattım. Bu sırada eşim yanımda ve  bütün bu yaptıklarıma anlam veremediğini söylüyordu ki lafı ağzında kaldı, aniden bir bora  yıldız istikametinden bindirdi, 42 knot ile başladı ve 50 knot a çıktı, dalga yüksekliği beş metreye yakın. Böyle durumda dalgayı tam kafadan almamak gerekir yoksa baş-kıç yapmaya başlayan teknenin pervanesi çürük suda kalır ve ilerleyemez. Baş omuzluklardan almak gerekir dalgayı. Ayrıca bir ufacık fırtına floğu  sallantıyı azaltır ve stabilite sağlar. Bütün bu önlemlere rağmen kuzey doğuya ilerlemek imkansızlaştı. İlerleyemiyorsanız ve sürükleniyorsanız yapılacak tek şey denizleri pupadan almaktır. Denizciler arasında bir tabir vardır “gelsin de arkadan gelsin “ diye. Bu tavsiye kulaklarımızda çınlayarak  rotamızı Karabiga'ya çevirmek zorunda kaldık. Denizleri iskele kıç omuzluktan alarak ve buna rağmen çok zorlanarak  Mendireğe varabildik. Bizimle beraber seyir yapan  Fenerbahçe'den bir arkadaşımızın   kotrası   ışıkla, telsizle ikazlarımıza rağmen  büyük risklere girerek  dalgaya ve solugana açık Şahmelek koyuna sığındı;  tabiatiyle sıkıntılı saatler yaşadı  ve tariflerimize  göre hareket ederek  saatler sonra  Karabigaya sığınabildi.
Bu örnek olaylar da gösteriyor ki Marmara değişken karakterli ve dikkat edilmesi gereken bir denizdir. 

İstanbul'dan  Çanakkale ve Ege istikametine gidilirken izlenebilecek iki rota vardır.  Doğrudan Marmara Adalarına veya Trakya sahillerini izleyerek...  Güney sahilleri  rotası  kaba dalga ve solugan aldığı için  hiç tavsiye edilmez  ve kullanılmaz.  

Fenerbahçe – Kalamış  ile Marmara adası fener adası arası düz 64 mildir. Ortalama hızı 6-7 mil olan bir tekne için bu on saat kadar bir süre demektir. Ayrıca ülkemiz sahillerinde kara gözükmeksizin yapılan tek seyir rotası da budur. 
Bu rotayı on metreden küçük ve kıyı seyri için yapılmış teknelere tavsiye etmiyorum.  Motor yatlar için de sakıncalı zira, bu tip yatlar hızla ilerlemekle beraber denizdeki dengeleri  küçük bir yelkenliden daha azdır.
Dizayn ve donanımı açık denize uygun  tekneler için uygun bir rotadır. 

Kuzey sahillerini izleyerek, hakim rüzgarlar olan kuzey yönlü rüzgarların etkisini azaltmak ve yarattıkları dalgalardan etkilenmeden  gitmek  küçük tekneler için çok daha uygundur. Küçükçekmece ve özellikle Büyükçekmece gölleri ağzında ani sağanaklar yaşanabilir ama, bu bölgeler geçilince  karanın kuytusunda kuzey rüzgarları çok mutedil hale gelmektedir. Gerçi yol biraz uzar ve bir hamlede etap bitemez  fakat huzurlu ve daha güvenli bir yolculuk olur. Trakya sahillerinde  sığınılabilecek liman ve mendirekler vardır. Bir arıza durumunda veya sert bir havada  sığınılacak yer çok önemli olmaktadır. Sırası ile, Yeşilköy- Büyükçekmece- Mimarsinan- Güzelce- Selimpaşa- Silivri- Marmara Ereğlisi  barınaklarından yararlanılabilir. Buralarda bağlanacak yer bulabilmek ayrı bir mesele ve zor. Yöre halkının tekneleri ve balıkçı tekneleri ile  tamamen dolular. Yer kavgası çıkması sık sık görülüyor. Bir arkadaşımız geçen yıl motor arızası sebebiyle zar zor varabildiği Büyükçekmece mendireğinde her türlü denizcilik nezaket ve ahlakından bihaber,  maganda bir motor yat sahip ve mürettebatının, yerimizi işgal ettin bahanesi ile saldırısına uğrayıp polis marifeti ile kendini zor kurtarmıştı.  Yani, bu barınaklarda uzun süreli kalmanız şansa kalmış ve pek de mümkün değil. Sadece  Güzelcedeki Kumburgaz Yat Limanı bu yıl işletmeye açılmış, ( 40,59085 N – 28,30,62 E ) henüz epey eksiği olmasına rağmen elektrik, su ve palamar hizmeti veriliyor, güvenlik ekibi de  kurmuşlar, çekek yeri var  fakat, fiyatları sundukları hizmet kalitesine oranla çok  pahalı herhalde o nedenle olacak  liman boş sayılır. 

Marmara Ereğlisinden sonra iki alternatif  gündeme gelir, Marmara Adasına gidebilirsiniz  yaklaşık 30 mil veya kıyı kıyı  devam edersiniz. Tekneniz biraz daha denize mukavim ve  denizcilik deneyiminiz yeterli ise  Marmara adası rotasını tavsiye ederim.
Yazımızın içerisinde yer verilen koordinatlar kendi GPS cihazımla tespit ettiğim  değerlerdir. 

Saraylar   

Marmara Adası 

Adanın kuzeyinde tek bir liman vardır Saraylar. ( N 40.39.21 – E 27.39.50)  Mermer ihraç limanı olarak da kullanılan bir yerdir. Kosterler için yapılmış bir mendireği ve bunun içinde ayrıca bir balıkçı mendireği mevcuttur. İç mendirek düzenli ve oldukça temizdir. Kıçtan koltuk bağlanılabilir, derinlik 2 metreden daha az değil. Daha derin su kesimli tekneler için mendireğin doğusunda yüksekçe bir rıhtım vardır; buraya aborda olmak veya baştan ya da kıçtan kara olmak mümkündür. Sahilde su alabilecek musluklar mevcut ancak elektrik alma imkanı yok. Adanın  mermerlerini yontarak eğitim çalışması yapan heykeltraşların güzel çalışmaları var, bunlar mendireğin etrafını süsleyecek şekilde yerleştirilmiş. Köye adını veren pek süslü ve güzel adeta küçük saray gibi eski Rum evleri vardı. Yıllar önce ilk defa oraya gittiğimde “neden bunları tamir edip oturmuyorlar da yanlarına eğri büğrü kulübeler yapıyorlar ve o güzelim evlerin orasını burasını söküp bu çirkin barakalara takıyorlar diye” pek hayret etmiştim. Hatta epeyce de sohbet edip yapmayın etmeyin dediğimi de hatırlıyorum.  Aldığım cevap çok ilginçti “olmaz onlar gavur evidir  betimiz bereketimiz kaçar” demişlerdi. Sonunda kırıp dökecek eski güzel ev falan bırakmamışlar hepsi bitmiş. Sadece bir tanesini belediye restore ettirip nasılsa muhafaza edebilmiş. Köyün içinden birçok şeyi sağlamak mümkün yakıt istasyonu da var. Etraftaki tepeler mermer ocakları ile dolu, pek çok işçi gelmiş ve nüfus artmış, her yöreden her türlü insan görmek mümkün; devasa kaya kamyonları  toz toprak içinde gidip geliyorlar. Koster yüklemelerinin sesleri sabaha kadar hiç susmaz. Bu yüzden Mendirek içinde konaklamanızı tavsiye etmem.
Tabii liman girişinin batısında mendireğin dışında  çok güzel bir koy vardır, tüm kuzey rüzgarlarına kapalı ve sahili kumsal şirin bir koydur. Albruz derler. Bu koyun da doğusunda aralarını bir yarım adanın ayırdığı diğer bir koy daha vardır, ona da büyük plaj deniyor; orası da tüm güney ve batı yönlü rüzgarlara kapalı. İki koyun arasında çok güzel ince kumlu bir bölge vardı. Şimdi burasını da çirkin yapılar işgal etmiş. Geçen yıl boşaltılmışlardı yıkılıp orası temizlenecekmiş.. Dileriz olur ve güzel bir tabiat köşesi kurtulur. Mendireğe girmek istemiyorsanız küçük koyda demirleyip alargada rahatça kalabilirsiniz. Maalesef, oraya bir de restoran yerleşmiş ve gece yarılarına kadar  yüksek sesle  müzik yayını yaparak gürültü kirliliği yaratıyor. 

Saraylar’a gitmek istemezseniz  iki seçeneğiniz var, ya doğuya yönelip  fener adasını dönüp  adanın güneyindeki  Asmalı barınağına girebilirsiniz  veya batıya yönelip  Çınarlıyı iskele bordanızda bırakıp Marmara kasabası mendireğine  gidebilirsiniz.

Asmalı (N 40.36.91-E 27.42.43) şirin bir köydür; küçük bir mendireği var, burası aynı zamanda köyün gezinti alanı, akşam piyasasında tüm köy halkı orada yürüyüş yapıyor. Elektrik ve su temin etmek mümkün,  köy için palamar ücreti almaya başlamışlar. Yakıt temin edemezsiniz, ihtiyaç giderme imkanları kısıtlı, sessiz ve huzurlu bir dinlenme noktası. Mendirek girişi güney batıya açıktır yat bağlama yeri güney duvarıdır. Barınak batısında çakıllı bir plajı vardır.  

Asmalıdan iki koy sonra Topağaç köyü ve mendireği var. Daha yeni bir yerleşim olmasına rağmen hızla büyümüş ve Asmalıdan daha büyük bir yer. Mendirek girişi güneye açıktır, liman içinde 1 m ye varan sığlıklara dikkat etmek gerekir. Liman batısında ağaçlık ve kumsal bir plaj vardır. 

Marmara kasabası ( N 40.35.00- E 27.33.32) adanın ve civar adaların ilçe merkezidir. Feribot ve deniz otobüsü seferleri yapılıyor, yakıt ve her türlü ihtiyacı sağlamak mümkün. Ağaçlar altında çay bahçeleri  lokantalar mevcut. Kasabanın batısında kumsal bir plaj ve orta kalitede birkaç otel de var.  Mendirek küçük ve yetersiz, balıkçı motorları, gezi tekneleri ile tamamen dolu. Fakat yatlara kolaylık gösteriyorlar ve yol kenarındaki rıhtıma kıçtan bağlanmanız için yer açmaya çalışıyorlar. Demir attığınızda başkasınınki ile karışması her an mümkün. Dernek tarafından işletilen palamar yerinde elektrik ve su alma imkanı var, cüzi bir ücret alıyorlar. Fakat yer bulmak her zaman mümkün olamayabiliyor, bu durumda mendirek duvarında  yer bulabilirseniz aborda olmaktan başka çare kalmıyor. Yakıt istasyonunun denize rıhtımı ve servisi var; rıhtımda derinlik 3 m kadar  buraya aborda olarak yakıt ikmali yapılabiliyor. Güneyden rüzgar alınmadığı durumlarda  mendirekte yer bulamazsanız feribot iskelesinin doğusunda kalan rıhtımda biraz uzak ve açık bağlanmak suretiyle veya abordada kalmak suretiyle  geçici olarak barınmanız mümkün.

 

Avşa adası 

Diğer adı Türkeli adası (N 40.30.36-E 27.29.42) olan  ada sahilleri kumsal olduğu için pek tutulan bir tatil yöresi olmuş. Avşa beldesi adanın  batısında yer alır ve önünde mendireği yoktur. Feribot ve deniz otobüsü seferleri var. Sahil bir çok otel, motel, restoran, pansiyon ile dolu ve sahil halka açık kumsal plaj. Kalabalık şezlong ve şemsiye kiralayarak  burada denize girip güneşlenmektedir. Hareketli, canlı bir eğlence  beldesi.  Yat ile yanaşacak tek yer feribot iskelesi ve arkasındaki küçücük alan ama oraya girebilmek bile mümkün değil.
Avşa beldesinin kuzeyinde büyük bir mendirek inşaatı yeni bitmiş. Herhangi bir hizmet yok, elektrik almak mümkün değil, su  liman rıhtımındaki  beton kapakların altında gizlenmiş durumdaki vanalardan  sağlanabilir. Avşa’ya muntazam bir ulaşım aracı yok,  Koca liman bomboş duruyor.

Yiğitler Köyü   

Avşa'da bir süre kalmaya niyetli iseniz yatınızı adanın doğusundaki Yiğitler köyü mendireğine bağlayabilir ve oradan minibüsle kısa sürede Avşa’ya erişebilirsiniz. Yiğitler mendireği genişletiliyor, yeni rıhtımlar yapmışlar fakat içi sığ. Derinleştirilmesi gerekli. Mendirek girişinin güney duvarına veya girişin tam karşısındaki yeni rıhtıma  bağlanmak mümkün. Yiğitler köyünün mendirek dışında güney tarafında çok güzel bir kumsalı var, sakin ve temiz bir plaj. 

 

Paşalimanı Adası 

Marmara adasının güneyinde Avşa adasının doğusunda kalan bu adanın batı tarafı doğal Paşalimanıdır. (N 40.28.99- E 27.36.30) Osmanlı donanmasının Marmara'da son toplanma ve konaklama noktası olarak kullanılmış, bu doğal limanda iki  yerleşim var. Kuzeyde kalanı Paşalimanı köyünün iskelesi ve feribot yanaşabilecek rampası mevcut.  Limanın orta kısmında sığlıklar var ve üç adet yüzer şamandıra ile işaretlenmiş. Su kesimi 1,5 m üzerindeki teknelerin uzak geçmesi gerekiyor. Köy çok küçük ve önemli bir özelliği yok.  Limanın güneyindeki yerleşim ise sanki köyün ayrı bir mahallesi görünümünde. Limanın denizi temiz ve berrak, dip yosunlu olmasına karşın demir tutabilecek  özellikte. Ancak, demir toplarken çapa ve zinciri yapışkan yosunlardan temizlemek bir hayli uğraştırabilir. Liman kısmen güney yönlü rüzgarlardan etkilenebilir. Adanın doğu tarafında da bir köy var. Kapıdağ yarımadasına bakan bu köyün  önündeki koyda da demirlenebilir fakat kuzey ve doğu yönlü rüzgarlara oldukça açık.

Paşalimanı   

Ekinlik Adası

Avşa adasının batısındaki bu küçük ada batı ve kuzey batı yönlü rüzgarlara karşı Avşa kasabasına doğal bir mendirek görevi görür. Son yıllarda  şimdiki başbakanın ilgisi sebebiyle ismi anılmaya başlayan bu adada hızlı bir arsa spekülasyonu ve yapılaşma yaşanıyor. Küçük bir iskelesi var. İskele civarı sığlıklar ile dolu, yaklaşımda dikkat etmek gerekir. Biz bu yıl sahilde sadece başı türbanlı ve Ağustos sıcağında uzun mantolu  hanımlar görebildik. Bence cazip ve görülecek bir yanı yok. Sahil özel mülkiyet ile karış karış kapatılmış ve bu süreç devam edeceğe benziyor. Kuzey ve kuzeybatı rüzgarlarına kapalı olmakla beraber, demirlemek için uygun ve cazip bir yer değil.  

 

 

Marmara adaları civarındayken kuzey yönlü sert havalar yoksa  yakında bulunan Kapıdağ yarımadasını  ve Erdek  limanını ziyaret etmek hoş olabilir. 
Kapıdağ yarımadası dar bir kıstak ile karaya bağlı olduğundan denizden yaklaşımda büyük bir ada gibi görünür. Kıstağın doğusunda Bandırma  ve batısında Erdek yer alır.

 

Çakılköy

Yarımadanın kuzeydoğu ucunda   Çakılköy mendireği vardır, tam önünde de aynı Marmara fener adası görünümünde bir fener adası bulunur.
GPSiniz yoksa ve hava kuzeyden sert ise, pusula gözleminde biraz ihmalkar veya tecrübesiz iseniz, farkına varamadan fazla güneye kayar  ve de gece karanlıkta yaklaşmak durumunda kalırsanız  yanılıp  Marmara adası  yerine Kapıdağ  Çakılköy e çıkmanız hiç de şaşırtıcı olmaz; çünkü fenerler de  yanış özellikleri dışında  benzer  yaklaşım özelliklerini gösterirler.
Çakılköy  limanı mendirek girişi güneydoğu  yönündedir. Mendirek kuzeyi sığlaşır, pek çok büyük balıkçı teknesi burada av yasağı sezonunda demirli bekler, kış aylarında ise yoğun bir balıkçı teknesi hareketi vardır. Buradan Bandırmaya kara ulaşımı mevcuttur, köyden bir çok ihtiyaç sağlanabilir. Kuzeyden sert havalarda mendirek duvarına yakın demirlemek gerekir, zira mendirek içi köy sahiline doğru solugan alır.  

Kapıdağ yarımadasının kuzey sahillerinde sağlam mendirekler ile korunmuş bir kaç köy vardır acil hallerde sığınılabilir. Ormanköy önünde güzel bir koy bulunur ve denize girmek için müsait bir yerdir. Kapıdağ kuzey sahilleri en hafif kuzey yönlü rüzgarlarda bile öğleden sonra solugan alır ve çalkantılı seyir yaptırır. Balık açısından zengin bir bölgedir ve bu nedenle bol Yunus da bulunur, seyir esnasında tekneye eşlik ederler yarışırlar, altından üstünden önünden geçer ve çok güzel gösteriler yaparlar.

İlhanköy   

İlhanköy 

Kapıdağ yarımadasının kuzey batısında yer alır  (N 40.30.25 – E 27.41.30)  mendirek girişi güneybatı yönündedir; mendirek içi kuzeye doğru sığlaşır, kuzey batı yönündeki rıhtıma bağlanılabilir. Barınak giriş çıkışında mendirek batısında yer alan İlhanköy burnu sahillerinden  en az 250 gomino açık geçilmesi gerekir. Gece yaklaşımında Balyoz burnu feneri kerteriz noktası olarak alınır. Erdek’e kara yolu bağlantısı vardır.

 

Erdek 

Kapıdağ yarımadasının güneybatısında (N 40.23.38 – E 27.47.30) yer alan gelişmiş güzel ve büyük bir  ilçemizdir Erdek. Tatil yöresi olarak çok uygun özelliklere sahip olmasına karşın ne yazık bir yat limanı yok. Fakat, mendireğin kuzey sahilinde çay bahçeleri ve restoranların  bulunduğu rıhtım yatların bağlanmasına uygun bir durumda  derinlik 2 m kadar.
Yaz ortasında yer bulmak zor olabilir fakat, diğer zamanlarda mutlaka bir yer bulunur. Mendireğin kuzeydoğusunda bulunan ve balık satıcılarının bulunduğu rıhtımın güney cephesine de bağlanmak mümkün. Doğu kısmında ise koster rıhtımı, yolcu motorları ve feribot iskelesi vardır; burada rıhtımlarda yatların barınması mümkün olmaz.

Erdek bir tatil yöresidir oteller, restoranlar ve  her türlü imkan vardır. 

Mendirek girişinde bulunan Zeytinli adanın batı sahilleri sığlıktır açık geçilmelidir.

Erdek    

Karabiga 

Özellikle gidilecek bir yer değil fakat, kuzeyden sert havalarda sığınılacak en ideal limanlardan biri. ( N 40.24.20 – E 27.18.30)   Mendirek içinde yatlar için bağlanabilecek rıhtım pek yok. Genelde seramik fabrikalarının üretimini taşıyan kosterler  rıhtımları kapatmış durumda ve zaten rıhtımlar yatlar için çok yüksek. Küçük balıkçı kayıkları için bir iç mendirek var, bunun dış yüzünde  bir süre bağlanmak mümkün olabilir. Mendirek duvarı önü sığdır kıçtan koltuk yapamazsınız.
Karabiga büyücek bir ilçe, her türlü ihtiyacı bulmak mümkün ama, karaya çıkmak kaydıyla..
Mendirek dışında kuzeyinde güzel bir koy var. 

 

 

Marmara adaları üstünden Çanakkale yönüne gitmek istemeyenler Marmara Ereğlisinden sonra  kıyı seyri yaparak  yola devam edebilirler. Yol üzerinde Tekirdağ Limanı, Mürefte, Hoşköy ve Şarköy uğranılabilecek sığınılabilecek  yerlerdir. 

Tekirdağ limanında  doğu tarafında bir iç mendirek var, yatlar burada barınabilir; büyük bir kentin sahilinde olmanın, ihtiyaçları karşılama ve ulaşım olanaklarını düşünerek avantajları acısından yararlanılacak bir  liman.
Tekirdağ'dan batıya uzanan sahil nedense hep ihmal edilmiştir. Doğru dürüst bir sahil yolu yoktur. Çok seneler önce gençliğimde motosiklet merakım vardı ve küçük bir motosikletle  kız arkadaşımı da arkama alarak Ege  turu yapmak üzere yola çıkmıştık  1971 senesi idi. Elimizdeki karayolları haritasında sahilde asfalt bir yol olduğu  görünüyordu. Biz de denizden fazla uzak kalmadan manzaralı gidelim diye bu yola sapmıştık. Bir zaman sonra haritada asfalt olarak gösterilen yol  toprak bir patikaya dönüştü ve dik uçurumların kenarından kıvrıla kıvrıla  toz içinde gitmeye başlamıştık. Etraf üzüm bağları ile doluydu, kopardığımız salkım salkım taze üzümleri kasklarımızın içine doldurup yiyerek güzel manzaralı ama berbat yolda ilerlemiştik. Sonuçta Uçmakburun adlı köye geldik  ve yol burada bitti.. Hani harita ne oldu yola? Meğerse seçim propagandası amaçlı bu yol bitti  haritası bir kocaman yalanmış. Geri dönmemiz imkansızdı o indiğimiz yokuşları bizim küçük motor asla geri çıkamazdı. Haftada üç kere denizden motor gelirmiş bir gün sonrası için onu beklemekten başka çare kalmamıştı. Karayollarının çadırlı bir şantiyesi vardı ve orada bizi misafir etmişlerdi. Derken, genç bir delikanlı yanıma gelip ”abi burada beklemeyin benim sandalım var, hemen iki tepe ardında yol devam ediyor isterseniz sizi götüreyim” demişti. Sevinçle kabul edip  tamam dedik ama sandalı görünce şaşırıp kaldık. 4 metrelik bir bot. Motoru arkaya yan yatırdık birimiz baş üstüne oturdu ben de motor düşmesin diye farşlara çömelip motoru tutmaya çalışıyordum. 
İki tepe ötesi dedikleri yol  bitmez de bitmez, derken akşamüstü rüzgar çıktı  bizim sandalcı panikledi  ve ben de küreğin birini kaptım çek allah çek ... Eller su topladı sonra patladı  ve nihayet bir köyün  sahiline geldik. Orası Hoşköy imiş. Fakat bir türlü sahile yaklaşamıyoruz, ahali toplanmış bize bakıp bakıp bağrıyorlar ama kimsenin bir motor indirelim de yardım edelim dediği yok.  Ellerimiz kan içinde yorgunluktan bayılacak bir vaziyette nasılsa o sahile çıkıbildik. Bizi o gece Muhtar evinde misafir etti , ellerimizi tedavi etmeye çalıştılar ve ertesi gün  yola devam etmiştik.

Hoşköy    

Hoşköy

Şimdi günümüzde  Hoşköy'ün ( N 40,42,65 – E 27,18,89 )önünde bir mendirek var, fakat bakımsız ve yetersiz. Girişi güney batıya  bakıyor. Mendirek fenerinin inşaatı yarım kalmış ışıklandırma yok. Köyün sahilindeki rıhtım betonlanmış fakat mahalli balıkçı tekneleri ile dolu, yanaşmak zor derinlik iki metre civarında. Kuzey doğu tarafındaki rıhtım  yüksek ve büyük balıkçı tekneleri bağlanıyor. Yazın bunların üzerine aborda olup kalmak mümkün ama av sezonunda mümkün olacağını sanmam. Mendireğin deniz tarafındaki duvarının  önü rıhtımlanmamış, 1,5 metre derinlikten sonra hemen sığlaşıyor. Mendireğin içi tonoz dolu ve dip adeta bir çöplük, demir tutturmak da mesele atılan demiri tonoza takıp kurtarmak da ayrı mesele. Yatçılar için hiç tavsiye edilecek ve cazip bir yer değil. Köyde de görülecek pek birşey yok.

Mürefte   

Mürefte 

Beldenin iki km kadar kuzeydoğusuna  güzel bir mendirek yapıldı. ( N 40,40,64 – E 27,15,88) Hoşköyden yaklaşık 3,5 mil mesafede  ki bu mendirek yatların barınması için ideal bir yer.  Rıhtımlar muntazam; babalar, halkalar ve lastikler düzenli. Giriş  güneybatıya bakıyor, giriş fener kuleleri mevcut  fenerlerden biri son gördüğümde arızalı idi ama öbürü çalışıyordu. Deniz tarafındaki güney duvarının yarısı rıhtımlanmamış. Kuzeydoğu  yönündeki rıhtıma güzel bir restoran açılmış, Mürefteden buraya geliyorlar hatta büyük düğünler falan da yapılıyor. En son gittiğimizde gece 1250 kişilik yemekli bir düğün vardı. Restoranın önündeki bu rıhtıma bağlanmanızı istiyorlar. Liman içindeki palamar işlerini Mesut bey isminde bir zat idare ediyor, ilgili ve nazik bir insan her konuda yardımcı olmaya çalışan iyi niyetli bir kişi. Rahatlıkla teknenizi bir süre burada bırakabilirsiniz.  Ayrıca bir çekek yeri mendireğin kuzeydoğu dibinde var, burada tamir işleri için bir atölye de kurulmuş. Güneybatı rıhtımını Mürefteliler  plaj olarak kullanıyorlar; daimi bir kalabalık var, bu sebeple oraya bağlanmak  rahatsızlık verebilir.
15 dakikada bir minibüsler kasabaya gidip geliyor.

Mürefte   

Elektrik ve su temini biraz zor, kutular yok; ancak idare binasından bir kablo ve hortumla alabiliyorsunuz, onlar da Marina standartlarında değil.  Yakıt için de Mürefteye gitmek gerekiyor. Ne yazık bu düzenli mendirekte hiç bir gölge mevcut değil ağaç falan yok. Lokantanın önündeki verandadan başka  gölgelik yer yok. Betonlar güneşte kızıyor ve çok sıcak oluyor. Rıhtımlar pek derin değil iki metre ortalama; mendirek girişinde de sığlıklar var, zaten bu sahil genelde hep sığlıktır. Giriş ve çıkışta ortadan geçmekte yarar var.
Kasaba  şarabı ile ünlü bir beldedir, sahilde büyük bir gemi iskelesi denize doğru uzanır bir kaç tane lokanta mevcut  o kadar.  Genelde bakımsız bir belde, yollar bozuk ve dar.  

  

Çanakkale Boğazı 

Çanakkale boğazı yatlar için uzunca bir yoldur, kuzeyden güneye inerken hakim rüzgarlar kuzey yönlü olduğu için ve akantıların da yardımı ile  yelken seyri veya yelken ile motora destek vermek mümkündür.  Boğazda güneye gidiş gemi trafiği  Avrupa yakasına yakın, kuzeye çıkış ise Anadolu yakasına yakındır. Yoğun bir gemi trafiği mevcuttur, bu nedenle yatların gemi yolundan çıkmaları ya tam ortadan veya iki yanlardan seyretmelerini tavsiye ederim.
Çanakkele boğazında önemli sığlık alanlar vardır ve bunlara dikkat etmek gerekir. Hepsi fener ve şamandıralarla işaretlenmiştir. İşaretler ile kıyı arasındaki bölgeye girmek risklidir.
Önemli sığlıklar Zincirbozan bankı Lapseki-Çardak sığlıkları, Nara burnu ve Kumkale civarı ile Seddülbahir önleri ile Güzelyalı Çanakkale arasındaki bölgedir. Özellikle Kumkale, Karanlık liman önlerinde su çok sığlaşır, 60 santime indiği yerler vardır ve bu bölgedeki işaretleme yeterli değildir.

 

Gelibolu 

Bu önemli ilçemizin ( N 40,24,18 – E 26,40,10) ne yazık ki yatlar için uygun bir limanı yok. Kale önündeki eski liman küçük, sığ ve tıklım tıklım dolu, feribot iskelesinin güneyindeki alana vaktiyle yanaşmak mümkündü ama artık, özel feribotlar bu alanı  işgal etmiş ve 24 saat durmadan çalışan bir yoğunluk var. Kalan tek alan, güney koyunda feribot iskelelerinin açığındaki alan ve burada ancak alargada kalınabilir. Ayrıca gerek gemi trafiğinden ve gerekse boğazın doğal tabiatından solugan alan bir yer, rahat etmek mümkün değil. Bu ilçenin yat turizminden yararlanabilmesi için uygun bir yat limanı oluşturması gerekli, fakat kimsenin de umurunda değil.

  

Çardak 

Gelibolu’nun tam karşısında doğal bir limandır. ( N 40,22,02 – E 26,42,76 ) Kara adeta bir mendirek gibi kuzeyden güneye uzanır ve kuzey rüzgarlarına kapalı doğal bir liman oluşturur. Çardak vaktiyle sakin ve asude bir belde idi fakat, özel feribotlar burayı Anadolu yakasındaki yanaşma noktaları haline getirmişler ve belde tam anlamı ile bir yolgeçen hanına dönmüş. 24 saat hiç bitmeyen bir feribot gidişgelişi var. Buna rağmen tabi güzellikler ve imkanlar halen mevcut. Denize uzanan doğal bankın doğu sahilleri kumsal bir plaj olarak belediye tarafından düzenlenmiş ve zeytinlikler arasında hoş bir plaj alanı oluşturulmuş. İki tane gazinomsu yerin çıkardığı korkunç gürültülü berbat müzik gece geç vakitlere kadar gürültü kirliliği yaratıyor ne yazık ki. Bankın girişinde ve ortalarına kadar  derinlik ikibuçuk metre  civarında, sahil birden derinleştiği için kıyıya yakın demirlemek mümkün fakat biz yine de rüzgar değişmelerine karşı ortalarda demir atılmasını tavsiye ederiz. Yanaşacak bir yer yok. İskeleyi tavsiye etmem; hem her dakika feribota giren çıkan araç trafiği, hem de mahalli balıkçı teknelerinin doldurduğu iskelede bir de balıkçıların ucuz olsun diye kullandıkları yüzen halatlarla yaptıkları tonozlar (pervane katili, her an dolamak  mümkün) iskeleden uzak durmayı gerektiriyor. Koyun sonunda iyice sığlaşan bölümü bir açılan köprü sınırlıyor. Köprüye doğru ve feribot iskelesinin kuzeyine geçilerek alargada demirlemek mümkün.

 

Lapseki 

Gelibolunun karşısında Anadolu yakasındaki büyük yerleşim, ilçe merkezinde feribot iskelesi var ve burada yatlar için bağlamak barınmak pek mümkün değil. Ancak, merkezin biraz dışında  bir mendirek mevcut. Girişi kuzeydoğuya bakıyor, batı ve  güney duvarlarında rıhtım yok, giriş derinliği yaklaşık ikibuçuk metre fakat yaklaşırken sığlıklar var dikkat edilmesi gerekli; mendirek içindeki derinlik ortalama iki metre kadar, doğusunda bir rıhtım mevcut, mahalli balıkçı tekneleri ve sahil güvenlik tarafından kapatılmış vaziyette, yola yakın. Uzun süreli barınmaya ve rıhtıma bağlanmaya müsait değil, geçici olarak alargada kalmak mümkün.
Bu bölgede sığlık şamandıralarına dikkat edilmesi ve  gjriş-çıkışlarda iskandile bakılması tavsiye edilir.
Mendirek içi biraz derinleştirilerek ve rıhtımlama yapılarak bir yat limanına dönüştürülmeye çok uygun; mahalli yöneticilerden bazılarına bu fikrimizi söyledik, klasik cevaplar ve hep başka makamlardan şikayetler ile sorumluluğu kendi üzerinden atma çabaları.. Bütün bunların altında  milletimizin sırtını denize dönmüş olarak yaşaması ve denizden uzak bir kafa yapısına sahip olunması yatıyor elbette.  Deniz  bir nimet gibi görüleceği yerde, nedense bizim millet için bir külfet gibi algılandığı sürece değişen pek birşey olamayacak ne yazık ki..

 

Çanakkale 

Büyük ilimizin ufacık mendireğinin bir köşeciğine sığıştırılmış minicik bir Marina adlı iskelesi var. ( N 40,09,13 –E  26,24,25 ). 16. kanaldan dinleme yaptığı söylenen ama dinleyecek kimseye hiç tesadüf edemediğimiz telsiz hizmeti ve yakıt pompası, su ve elektrik almak için bağlantısı, iki adet duşu ve tuvaleti  mevcut. Personel iyi niyetli ve gayretkeş yaklaşımla elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Birkaç tonoz ayırmışlar ve bağlanmaya da yardımcı oluyorlar. Bu şartlar altında bu kadarına da şükür demek gerek. Fakat yatların bağlandığı iskelenin üzerine herkese açık bir kahvehane yerleştirilmiş; gelen giden belli değil, bir güvenlik yok, kahvede oturanların ayaklarının dibinde yatların arka pencereleri ve iç içe  bir durum, rahatsızlık verici.
Marina olarak ayrılmış bölümün giriş çıkışının kontrole alınması çok faydalı olacak. Bağlama noktasının tam şehrin merkezinde olması büyük bir avantaj, her türlü sosyal imkan ve alışveriş kolaylığı mevcut. Bu nitelikleri itibariyle iyi bir ikmal merkezi olarak Çanakkale Marinası hizmet veriyor. Günlük bir ücret alınıyor ve bu ücret 30 milyondan başlayıp 60 milyona kadar tekne boyuna göre değişiyor, belediyenin resmi makbuzu veriliyor.

Eceabat   

Eceabat 

Çanakkale’nin Avrupa sahilindeki ilçesine devamlı feribot çalışıyor. Feribotun yanaştığı yere bir mendirek yapılmış. ( N 40,11,21 – E 26,21,61)  Fakat çok bakımsız kalmış; babalar kırık, halkalar eksik ve çürük, aborda olmak mümkün ama bağlanacak nokta bulabilmek mesele. Mendirek küçük ve devamlı feribot giriş çıkışı olduğu için alargada kalınamaz. Kuzey rüzgarına açık bir yerde olduğu için bazen şiddetli kuzey rüzgarlarında  dalgalar mendirek duvarından aşabiliyor. Uzun süreli barınılacak bir yer değil. 

Fakat unutulmamalı ki, güney yönlü rüzgarlarda boğazın bu bölgesinde sığınılacak  yerler Çanakkale mendirek içi ile Eceabat'tan ibaret. İlçenin güneyine düşen sahil sığ fakat güney havalarda burada alargada kalıp sığınmak mümkün. Ancak, hava çok değişken olduğu için rüzgar yön değiştirmeden, hemen yer değiştirmek gerek; çünkü güney havalarına kapalı olan bu sahiller kuzey rüzgarlarına ve dalgalara tamamen açık.

 

Anıt Limanı (Morto Koyu) 

Çanakkale boğazının Ege çıkışında  kuzey rüzgarlarına kapalı doğal güzellikleri ve tarihi özellikleri olan tabii limandır. ( N 40,03,04 – E 26,12,59 )  Şehitler abidesinin güneyinde kalan liman aynı zamanda güzel bir plajdır. Güneyinde sığlıklar vardır ve sabit fenerlerle işaretlenmiştir. Sığlık fenerlerinin kuzeyinde bir yüzer çakar şamandıra ile derin su belli edilmiştir, bu işarete yakın fakat hafifçe güneyinden koya girmek gerekir.  İki metre deriliğe kadar demir atma imkanı var.  Sahilde sadece bir tane büfe ve bir motel  mevcut  alışveriş imkanı yok.

Morto Koyu   

Alargada kalınarak  sahile botla çıkılmak suretiyle kalınabilir ve Ege’ye çıkmadan veya Ege’den dönerken, sakin ve doğal ortamda dinlenmek isteyenler için güzel bir demir yeridir.
Koyun ortasında Fransız mezarlığı ve uzun beyaz sütun şeklinde anıtı vardır, onun önüne doğru yaklaşarak ve iskandile de dikkat ederek demirlemek uygun olur. Karayolu hemen sahilden geçer, en yakın yerleşim yeri Seddülbahir köyüdür.
Bu liman  güney rüzgarlarına açıktır  ve rüzgarın değişeceği ihtimaline karşı  sahile çok yakın demirlemekten kaçınılması tavsiye edilir.
Limana girişte Seddülbahir tarafına uzak geçilmeli ve burada mevcut olan sığlık fenerinin 250 gomina kadar açığından  abideye doğru  derin su kanalından girilmelidir, bu girişi belirleyen bir yüzer çakar mevcuttur.

 

 

Kemal Baral'a teşekkürlerimizle

Denizce

22.02.2007

 

28.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Antalya'ya Kadar
14.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Finike
31.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş Kekova Arası
17.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş'a Doğru
03.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Fethiye Körfezinin Kuzeyi ve Doğusu
19.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - II
06.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - I
15.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmaris'ten Göcek'e
01.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Karaburun
18.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Yeşilova Körfezi
04.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Hisarönü Körfezi
20.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Datça Yarımadasının Güneyi
06.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi Güney Kıyıları
09.08.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi
27.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Bodrum Yarımadası
12.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Mandalya veya Güllük Körfezi
28.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Teke Burnu - Tekağaç Burnu Arası
14.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çeşme - Sığacık Körfezi Arası
31.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Sakız Boğazı ve Ildır Körfezi
17.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - İzmir Körfezi
03.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çandarlı Körfezi
19.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Dikili ve Bademli
05.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Ayvalık, Adalar ve Koylar
23.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Edremit Körfezi
09.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Kuzey Ege
22.02.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmara Denizi