|
Bodrum
Yarımadası
Edebi eserlerinde Halikarnas
Balıkçısı adını kullanan Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın 1925
yılındaki bir yazısı nedeniyle üç yıl sürgüne mahkum edildiği
(mahrumiyet bölgesi olduğu için) Bodrum kasabası ve civarını,
hayatını süngercilik ve balıkçılıkla sürdürmeye çalışan bölge
halkının vurgunlar ve yokluklarla dolu hayat mücadelesini,
anlatan yazıları neticesinde tanınmaya başlayan ve esasen tabiat
olarak susuz ve kurak bir yarımada olmasına rağmen, denizinin ve
koylarının güzellikleri ile cazip Bodrum yarımadası, Mandalya ve
Gökova körfezlerinin arasında yer alır.
En büyük yerleşim Bodrum ilçesidir
ve antik çağlardan beri yerleşim yeridir, o devirlerdeki adı
Halikarnassos olan belde, antik çağlardaki dünyanın yedi
harikasından biri olan Kral mezarının da bulunduğu yerdir.
Mousoleion olarak bilinen bu muhteşem yapı, Pers satrapı -
valisi Mousolos tarafından kendisi ve karısı için bir anıt mezar
olarak inşa edilmeye başlanmış ancak bitirmeye ömrü vefa
etmediği için ölümünden sonra kız kardeşi ve karısı Artemissia
tarafından tamamlanmıştır, yeri şimdiki Bodrum ilçesinin
üzerinden geçen anayolun biraz üzerinde kalmaktadır. Bu sanat
abidesinin sonu pek hazin olmuştur, çağımızda çok medeni
olduklarını öne sürüp duran batı Avrupalı bir çok ulustan üyesi
olan Saint Jean Şövalyeleri adlı organizasyon insanlığın bu
medeniyet hazinesini taşları için söküp yok etmiş ve söktükleri
taşları şimdi orada bulunan kalenin inşaatında kullanmışlardır,
ayrıca bunu hatıratlarında iftihar edilecek bir şeymiş gibi
anlatmışlardır. Kale Rodos seferine çıkan Kanuni Sultan Süleyman
tarafından fethedilmiş ve bölge Türk yurdu haline gelmiştir.
Kale günümüzde müze olarak kullanılmakta ve özellikle su altı
arkeolojik çalışmalarının emsalsiz neticeleri sergilenmektedir;
ayrıca kalede konser ve benzeri etkinlikler de düzenlenmektedir.
1970 li yıllardan itibaren büyük
kentlerin yaşam tarzından ve toplumun kurallarından kaçış
noktası olarak görülen asude bir bölge olarak özellikle bohem
hayatı seven aydın kesim insanın gözdesi haline gelen Bodrum ve
civarı moda olmuş, adına şarkılar bestelenmiş ve popüler hale
geldikçe de kalabalıklaşmaya başlamıştır.
O tarihlerde Bodrumun doğru dürüst
yolu bile yoktu, dağların üstünden geçen ince bir şose ile
ulaşılırdı. O zamanlar biz de gençler olarak motosikletlerimizle
toz toprak içinde oraya gider, Mavi barın mavi boyalı tahta
iskemlelerinde oturur, genellikle gitarla yapılan canlı müzik
dinler, sessiz sahillerde veya Torba’nın yakamozlu denizinde
mehtap banyosu yapar ve kendimizi uçan bir martı ile
özdeşleştirirdik. Şimdi tüm bunlar geçmişteki hikayeler olarak,
orta yaşı çoktan geçmişlerin gevezelikleri gibi geliyor; zira
etrafı, tepeleri, koyları her yeri muazzam bir yapılaşma ile
dolan ve dolmakta olan yarımadanın haline bakınca başka türlü
düşünebilmek mümkün değil.
Günümüzde hemen hemen her koyun
sahilinde bir yerleşim yeri veya tatil sitesi ya da tesis
vardır, şehirleşmiş, gürültülü ve kalabalık bir yer haline
gelmiştir. Yerli ahalisi arsa ve arazi satışından zenginleşmiş
ve doğru orantılı olarak da biraz tembelleşmiş olduğundan,
çalışacak işçi bulmak zorlaşınca doğudan bir sürü işçi buraya
getirilmiş ve bunların bir kısmı lokanta bar işine el atmış,
neticede buraların tadı kaçmıştır.
Yarımadanın kuzey kıyılarında
doğudan batıya doğru sırası ile Torba, Gölköy, Türkbükü,
Gündoğan, Tilkicik koyları önemli ve rağbette olan yerlerdir.
Yarımadanın kuzeyindeki tüm koylar her türlü güney havalarına
kapalıdır. Melteme (Batı ve karayel) karşı birçoğu limanlıktır;
ancak yıldız ve poyraza açıktırlar, yaz aylarında bu yönden
şiddetli rüzgar pek olmaz, bu nedenle esintiler serinlik
yaratacak tatlılıkta kalır ve yarımadanın kuzeyi sıcak yaz
aylarında tercih edilir.

Torba
Koyu
N 37,05,30 – E 27,27,40
koordinatlarında yer alan geniş bir koydur, yarımadanın
kuzeydeki kıstağını oluşturur güneydeki kıstak olan Bodrum
ilçesi ile arası 6 km kadardır. Koyun lodos köşesinde bir
balıkçı barınağı bulunur ve her zaman ıskaça dolu vaziyettedir.
Mendireğin içi ve sahil rıhtımdır, yer bulunabilirse orta boy
tekneler sahil tarafına demir bırakıp mendirekteki rıhtıma
koltuk verebilirler, derinlik 3 m kadardır.
Eskiden jandarma karakolu olan ve
bir zaman da gümrük muhafaza binası olarak kullanılan iki katlı
eski bir taş yapının yanında büyük balıkçı motorlarının ve yaz
aylarında Didim’e gidip gelen feribotun yanaştığı taş iskele
köyün önünde yer alır. Vaktiyle burası İskender adlı Ankaralı
bir müzisyen tarafından motele dönüştürüldü ve uzun zaman pek
çok insanın tatlı anılarında yer aldı. Bilahare önce bu iskele
ve binanın yanındaki kumsala Miltur tatil köyü inşa edildi,
sonraları el ve isim değiştirdi; iskelenin önünden iki arabanın
yan yana zor geçebileceği kadar dar bir yol mendireğe doğru
giderdi, bu yol üzerinde moteller yapıldı. Şimdi tüm yamaçlar
bina dolmuş vaziyette ve geniş bir asfalt köyün üstünden
geçiyor, bu yoldan köy içine sokaklar iner.
Torba koyunun içi Meltemin koy
etrafındaki yüksek yamaçlara çarpıp yansımasıyla her yönden
rüzgar yapar. Köyün karşı kıyısından ise ana yol geçmektedir ve
bu sahilde beş yıldızlı birkaç tatil köyü faaliyettedir.
Çomça
Bükü
Ilıca koyu diye de anılır, bir
zamanlar etrafı çam ormanları ile kaplı idi maalesef yangında
kül oldular. Torba koyunun kuzeyinde Gök ve Çomça burunları
arasında kalan ve önce güneye doğru geniş girinti yapan ve son
kısmında batıya doğru bir dirsek şeklinde kıvrılan poyraz hariç
her havada mahfuz bir koydur. (N 37,06,10 – E 27,25,20).
Türkbükü
Limanı
Güney sahilinde Gölköy ve batı
sahilinde Türkbükü yerleşimlerinin olduğu geniş bir koydur,
Gölköy yerleşiminin önü melteme ve kuzey havalarına açıktır.
Türkbükü tarafı ise melteme ve
yıldızdan esen rüzgarlara karşı nispeten daha korunaklıdır. (N
37,08,20 E 27,23,00) Koyun güneyinde küçük bir sandal barınağı
vardır, derinliği mendirek tarafında 2,5m kadardır, sahile doğru
sığlaşır, yanında bir çekek yeri bulunmaktadır, yatçıların işine
pek yarayacak bir yer değildir. Türkbükü yerleşiminin önünde su
15 m kadar derindir, uzun kaloma verilerek demirlenebilir ancak,
dip eriştelik olduğu için demir tutturmak zor olabilir,
eriştelik zeminlerde klasik admiralti çapa iyi iş görür, diğer
pulluk tipi Cor ve kum tipi Dawnfort çapalar eriştenin altına
nüfus edemezler ve tutmaları zor olur. Türkbükü koyunun
kuzeyine doğru derinlik azalır 5-6m ye düşer ve dipte kumdur
burada daha rahat ve güvenli demirlenebilir.
Türkbükü son zamanlarda revaçta
olan bir tatil yöresi haline geldi, pek çok otel, bar, restoran
açıldı, bazı restoranların önünde bağlanmaya uygun tahta
iskeleler vardır.
Koyun kuzeyinde küçük ve büyük iki
ada bulunmaktadır, bunların ana kara ile arası derin su olmasına
rağmen, her iki tarafta da balık çiftlikleri bulunmakta ve
geçidi neredeyse kapatacak kadar yayılmış durumdadırlar,
dikkatli seyredilmesi gerekir.

Gündoğan
Limanı
Farilya bükü denilen geniş ve
derin bir koydur. Gündoğan köyü sahilden biraz içerde kalmakla
beraber koy bu isimle anılır hale gelmiştir. Koyun güney sonunda
bir barınak bulunmaktadır. (N,37,08,15 – E 27,21,08) Mendireğin
hem içi hem de dışı rıhtımdır, yakın zamanda barınağın içi
tarandı ve 3m derinlik sağlandı, içine tonoz döşendi, kıyıya
rıhtımlar yapıldı. Mendirek rıhtımlarına içten veya dıştan
kıçtan kara bağlanmak mümkündür. Kuzey rüzgarlarına açık bir
koydur melteme karşı korunaklıdır ancak soluganı içeri girer ve
rahatsız eder. Büyük koyun batısındaki Kandemir koyu melteme
karşı en korunaklı demir yeridir, üstünde bir otel binasının
bulunduğu küçük bir burunun altında kıyı bir koltuk
oluşturmuştur, derinlik 7m civarındadır, sahile koltuk verilirse
rahat edilir.
Tilkicik
Limanı
Diğer adı ile Firenk Azmağı bükü.
Bodrum yarımadasının en kuzey ucunu teşkil eden ve adı gibi
kızıl yarlardan oluşmuş Kızıl Burun ile 2,5mil batısındaki
Payamlık burnu arasında kalan girintili çıkıntılı kıyıları olan
geniş koydur. Koyun doğu sahilleri tepelere kadar yayılmış
binalar ve sitelerle dolu olan, melteme ve kuzey rüzgarlarına
açık yerlerdir, barınılmaz. Koyun batı yakası ise Yalıkavak
yarımadası olup inşaat yasağı konulmuş (Akdeniz fokları var
diye) çıplak bir arazidir. Bu geniş koyun içinde
demirlenebilecek iki uygun yer bulunmaktadır.
Alacain
koyu:
Alacain burnu, önünde mantara benzer sudan 4 m
yükseklikte bir kaya ile belirgindir; burnun güneyindeki koya
Alacain koyu denir. (N 37,08 – E 27,17) Deniz dibi ve sahili
kumsaldır, derinlik 6 m kadardır. Koyun batı yakasında antik
mezar mağaraları görülür, koyun nihayetine doğru önünde tahta
iskele bulunan günübirlik bir tesis vardır.
Payamlık
koyu:
Aynı isimdeki burnun bir gomina güneydoğusunda melteme
karşı muhafazalı küçük bir koydur. Burnun önünde 15m açıkta
kayalardan oluşmuş bir adacık vardır açığından geçilmelidir.
Burnun yarım mil batısında ise haritalarda ada gibi gösterilen
fakat, aslında su seviyesinde olan ve üzerinde denizlerin
kırıldığı kayalığa çok dikkat edilmelidir. Aynı burnun bir mil
kuzey batısında dikdörtgeni andıran şekliyle belirgin Gemitaşı
kayası vardır etrafı derindir.
Yalıkavak
ve Port Bodrum Marina
Batıya doğru çıkıntı yapan
Yalıkavak yarımadası çıplak ve kuru bir arazi parçasıdır, ne var
ki Akdeniz foklarının yaşama bölgelerinden olduğu için koruma
alanı olmuş ve yapılaşmaya kapatılmıştır; bu yarımadanın
güneyinde ağzı batıya açık geniş Yalıkavak koyu yer almaktadır.
Koy tamamen melteme ve soluganlara açıktır. Bu dezavantajlı
konumuna rağmen koy içinde Port Bodrum Yalıkavak yat limanı inşa
edilmiştir, (N 37,06,00-E 27,17,10) bu esnada koyun sonuna doğru
sahilden 400m açıkta bulunan Karataş kayaları doldurulmuş ve
kazıklı bir yolla sahille bağlantısı yapılmıştır. Pek etkili
olmasa da marinaya dalgakıran vazifesi de görmesi düşünülmüş
olsa gerek, ayrıca yüzer bir mendirek de bunun arkasına
yerleştirilerek etkisi arttırılmaya çalışılmıştır. Marina yüzer
pontonlardan oluşmuş bir sistemle yapılandırılmıştır, hem bu
sebeple hem de coğrafi konumu itibariyle meltemden ve solugandan
etkilenen bir limandır, devamlı sallanırsınız ve tekneniz pek
sakin kalmaz. Tesis olarak güzel ve çevreye uyumlu olarak inşa
edilmiş, Osmanlı mimarisi stilinde inşa edilmiş çarşısında,
barlar, cafeler, restoranlar, tanınmış firmaların mağazaları
bulunmaktadır. Çamaşırhane, tuvalet ve duşları gayet modern ve
bakımlıdır. Gezer lift ve karada çekek alanı vardır, tamir ve
bakım servisleri bulunmaktadır. 16 ve 73 VHF kanalından dinleme
yaparlar, palamar botu vardır. Personelin tavırları ve
yaklaşımları beni ve beraberimdekileri pek memnun etmedi, orada
bulunduğum süre içinde aynı yönde pek çok yerli ve yabancı
yatçıdan da serzenişler aldım. Bir tesisin güzel olması tek
başına yeterli bir etken değil, insanların rahat etmesi için
sadece yapılar kafi değil. Mesela, Marinanın yarıdan fazlası
boşken, gelen tekneleri itirazlarına aldırmadan dip dibe aynı
iskeleye tıkıştırma gayretini biz anlayamadık, aynı konuda
ödenen paraları unutup tekrar aynı konu için ücret talep etmenin
de yanlışlık ve pardon ile izah edilebileceğini sanmıyorum.
Mantıksız bir takım kurallar koyup bunları uygulama uğruna gelen
müşteriyle çatışıp kaçırmanın da esprisini anlamak mümkün değil.
Diğer marinaların hiçbirinde karşılaşmadığımız yadırganan
davranışlar listesi burada epey uzun.
Koyun sonunda Yalıkavak beldesi
önünde bir barınak mevcuttur, mendirek duvarında 4m sahilde 2m
derinlik vardır. Mahalli tekneler ve gezi motorları ile dolu
vaziyettedir, yer bulunup bağlanmak pek mümkün değildir. Ayrıca
Marina ile barınak arasında rıhtım ve T iskele bağlamaya
müsaittir, ne var ki koy melteme açık ve solugan alan bir
konumda olduğu için rahat edilmez.
Koyun kuzey yakasına Güdür
derler. Burada melteme kapalı Bahçeköy’ün önü,
Pirasen koyu adı verilen ve hem kuzeye
hem de melteme kapalı ortada kalan mevkii ve en batıda yer alan
Ötüsarmı koyu uygun demir yerleridir. Dip hepsinde
eriştelik olduğu için demir tutturmak kolay olmayabilir. (Bu
konuda daha önce tavsiyelerde bulunmuştuk).

Yalıkavaktan itibaren yarımadanın
güney ucunda yer alan Hüseyin burnuna kadar olan Bodrum
Yarımadasının 9 mil uzunluğundaki batı sahili arkasında çıplak
dağ ve tepeler uzanır, kıyının önünde ise irili ufaklı adalar ve
kayalıklar bulunmaktadır. Kuzeyden güneye doğru sırası ile Büyük
Kiremit adası (üstünde fener vardır) – Sahile çok yakın konumda
olan Küçük Kiremit adası (sahil ile arası derin sudur) – Çavuş
adası - Çatal ada (kuzey ucunda fener vardır) – Topan ada
(üzerinde fener vardır) – Yassıada – Çobanada – Tüllüce adaları
yarımadanın karşısında yer alırlar. Hüseyin burnunun açığında da
Paşa kayaları (üzerinde beton bir sütun ile iki küre vardır) ve
biraz güney doğusuna doğru da Bekçi kayası vardır. Bu adalar ile
yarımada arasında kalan denize Karabakla boğazı denilir, yatlar
buradan gelip geçerler. Rüzgarı ve dalgası bol bir bölgedir,
özellikle karayelden şiddetli eser, bazen güneyden de kuvvetle
bindirdiği olur, kuzeye çıkan yatlar daha ziyade
zorlanabilirler. En iyisi sabah erken saatlerde meltem
başlamadan bu bölgeden geçmektir; bazen hiç durmadığı da olur
rüzgarın bu durumda havanın şiddetine göre karar verip ya
beklemek yada denizle didişmeyi göze almak kaptana kalmış bir
tercih olacaktır. Seyir esnasında seyir işaretlerine ve haritaya
dikkat ederek yol alınmalıdır. Bu bölgede Gümüşlük doğal limanı
ve Turgutreis barınağı ile D. Marin Yat limanı demirlenecek ve
barınılacak yerlerdir
Gümüşlük
Doğal Limanı
Yaklaşımda limanın batısında kalan
ve üzerinde bir gözetleme kulesi bulunan yarımada en belirgin
kerteriz noktasıdır. Koya bu yarımada ile onun doğusunda kalan
ve karaya sığ bir kıstak ile bağlı olan adacık arasından
girilir. (N 37,03,20 – E 27,14,30) Bu küçük adacığın giriş
tarafında eski bir mendirek kalıntısının taşları 30 m kadar
geçide doğru uzanır, buradan açık geçilmelidir. Koy kuzeye doğru
kıvrılarak girinti yapar, kuzeye ve melteme kapalıdır, geçit
ağzının karşısı solugan alabilir, Koy fazla büyük değildir,
derinlik 10m ortalama ve dip kumluk sazlıktır, iyi demir tutar.
Gümüşlük köyü sahil boyunda
yayılmıştır ve önünden beton bir iskele çıkar genellikle gezi
motorları ve balıkçılar bağlıdır, köy SİT alanı olup yapılaşma
yasağı uygulanmaktadır. Burası eski çağlardaki adıyla Myndos
antik kentidir ve tek tük kalıntıları civarda görülebilmektedir.
Vaktiyle gümüş çıkarılan bir maden varmış ve kalıntıları
bulunmuştur o nedenle adı Gümüşlük olmuştur.
Sahil boyunca bir çok lokanta
sıralanmıştır, deniz mahsulleri açısından zengin çeşitler
sunulmaktadır.

Gümüşlük koyunun bir mil
güneyindeki Karabakla burnu önündeki kayalıklar kıyıdan 200
metre açığa kadar devam eder, açık geçilmelidir.
Turgutreis Barınağı
Eski adı Karatoprak’tır halen bir
çok haritada bu şekilde geçer, hızla şehirleşen bir yerleşim
oldu, her türlü alışveriş ve ulaşım imkanı olan bir belde haline
geldi. Arkasındaki tepe yamaçlarına kocaman taştan harflerle
ismi yazılmıştır, millerce öteden görülür.
Beldenin önünde girişi güneye açık
küçük bir barınak vardır, derinliği 3m civarındadır, tıka basa
dolu bir haldedir, özellikle yaz aylarında yer bulmak mümkün
değildir. Ayrıca, kuvvetli meltemde liman girişi dalga ve rüzgar
altında kalır, yatlara uygun bir barınak değildir.
Esasen, bu sahil devamlı
rüzgaraltı bir yerdir ve yaz aylarında serin olduğu için tercih
edilir.
D.Marin
Ülkemizdeki en düzenli ve
altyapısı iyi marinalardan biridir, iki yüksek mendirekle
korunan limanın girişini belirten iskele ve sancak fenerlerinin
kuleleri uzaklardan fark edilir. Kıyıdan çıkan kısa mendirek
üzerinde yakıt istasyonu bulunmaktadır, mendirek kenarları (uzun
mendireğin uç kısmı hariç) tamamen muntazam rıhtımdır. Sahilden
liman içine yüzer iskeleler çıkar, girişe yakın üç iskelede
tonoz döşelidir, daha içte kalanlarda ise tekneler arasına
parmak iskeleler yapılmıştır; bütün bağlama yerlerinde elektrik,
su, tv, internet bağlantıları mevcuttur, palamar botu ve servisi
vardır.
Gezer vinç 100 ton ve karada
muhafaza alanı 100 tekneliktir, VhF 16-72 den irtibat kurulur.
Telf:252 – 382 9200 e-posta info@dogusmarina.com.tr. Her türlü
tamir bakım için taşaron müesseseler mevcuttur.
Gerek marina içinde ve gerekse
müştemilatında gayet modern ve düzenli bir çarşı, tenis
kortları, yüzme havuzu, yat kulübü, sauna, bar ve lokantalar,
sağlık birimi bulunmaktadır. Gümrük giriş çıkış noktasıdır,
akaryakıt istasyonunun olduğu kısa mendireğin dış tarafı feribot
iskelesidir.
Marinanın önü genelde sığ bir
denizdir, lacivert derin sulardan sonra sanki birden çok
sığlaşacakmış gibi tedirginlik veren bir yeşile dönüşür rengi
fakat, derinlik aslında girişte 8m ve liman içinde 3m’dir.

Turgutreis’in ve genel olarak
Bodrum yarımadasının batı sahilleri karşısında yer alan ve
yukarıda isimlerini belirtmiş olduğumuz adalarda uygun ve uzun
süreli demirlenecek yer yoktur, kısa yüzme molaları için
durulabilir.
Hüseyin Burnu güneye doğru geçilip
doğuya dönülünce Bodrum yarımadasının güney yakası başlamış
olur, kuzey rüzgarları ve meltem karanın ardında kalarak
etkisini yitirir; bu durum yaz ayları için geçerlidir, kış
döneminde ise bu bölgede güneyden rüzgarlar öne çıkar ve bu
sahiller barınılması zor hale gelir. Yaz sezonunda bu sahil
şeridi yarımadanın en sıcak kısmı durumundadır, melteme kapalı
olduğu için denizi sakin olur, kış sezonunda ise durum tersine
döner.
Hüseyin burnundan itibaren
Bodrum’a kadar demirlemeye uygun koylar sırasıyla; Akyarlar, -
Karaincir, - Bağla, - Kargı, - Müskebi, - Aktur.- Bitez yalısı,
Adaboğazı, Gümbet, - Haremten, - Bardakçı koylarıdır; güneye
açık yaz limanlarıdır. Bunların en önemlilerinden bahsedeceğiz.
Akyarlar
Koyu
Parça parça beyaz kayalardan
oluşmuş Akyarlar burnu ile bir mil doğusundaki Koca burun
arasında kuzeye doğru karaya girmiş olan geniş Akyarlar koyu (N
36,58,00 – E 27,18,00) sonundan çıkan ufak bir burunla ikiye
ayrılır, doğu sahilinde ortalarda suya yakın seviyede kaya
döküntüleri 200 m açığa kadar yayılmıştır, özellikle batıdan
gelirken yol üstünde kalır, sıyırmak için köyün minaresine doğru
rota tutulursa sancakta kalırlar. Koca burunun yarım mil
açığında üzerinde fener olan Kargı adası vardır, kıyı ile arası
derin sudur. Burunun bir mil kadar doğusunda ise kayalardan
ibaret birkaç metre sudan çıkmış Köçek adacığı gece görünmez,
dikkat edilmelidir.
Köy küçük burunun ikiye böldüğü
koyun doğuda kalan kısmının sahilindedir, önü kumsal plaj ve
sahili Okaliptus ağaçları ile gölgelenmiş şirin bir yerleşimdir.
Köyün önünde bir barınak mevcuttur, derinliği 2m kadar ve
kenarları rıhtımlanmıştır. Güney havalarda rıhtıma koltuk
verilerek içinde barınılabilir. Meltem ve kuzey havalarda yatlar
açısından plajın önünde 5m de demir atılırsa daha rahat edilir.
Koyun batıda kalan kısmına Akçabük derler burada da
demirlenebilir.
Koca Burunu döner dönmez kıyıda
200m yükseklikteki Aspat tepesi ve üzerindeki Çıfıt kalesi
görülür.

Karaincir
Aspat tepesinin batısında geniş
kumsalı olan Karaincir Koyu’na gezi motorları rağbet eder ve
gelirler, kıyıda bir çok lokanta, kahvehane, börekçi vs vardır,
çoğunun önünde gelenlerin yanaşması için tahta iskeleler
bulunmaktadır, kalabalık olur, geliş gidiş güzergahının dışında
bir yere 6 veya 8 m de demirlenebilir.
Bağla
Koyu
Aynı isimli burnun batısında
denizi güzel, plajı kum olan fakat, rüzgarı fazla bir koydur.
Buraya da gezi motorları gelir gider, plajın ortasından uzun bir
T iskele çıkmaktadır, bunun etrafına demirlenebilir.
Aktur ve
Bitez Yalısı
İki yüksek burun arasındaki koyun
etrafını Aktur tatil sitesi çevreler. Kumsal plajı ve
lokantaları koyun nihayetinde yer alırlar. Plajın önünde
demirlenebilir derinlik 10m den fazladır.
Bu bölgedeki yerleşimlerin, deniz
kıyısındaki mahallelerine o yerin yalısı denilmektedir. Bitez
köyünün yalısı geniş bir koydur ve Akturun hemen doğusundadır.
(N 37,01,40 – E 27,22,50) Kumsal plajının önü şamandıralarla
çevrelenmiştir, bunların önünde 6m civarında demirlenebilir.
Plajın arkasında otel, lokanta ve barlar bulunur.
Koy Kıble ve lodos dışındaki
rüzgarlara kapalıdır, doğu kıyısındaki küçük girinti daha
korunaklıdır; batısı ise sığlık ve bataklıktır.
Sahilin doğu tarafında belediyenin
işlettiği bir T iskeleden su, elektrik sağlanabilir, duş,
tuvalet, kafeterya sahilde mevcuttur. Kıyıdan biraz içeride
kalan Bitez köyü selvi ağaçları ve mandalina bahçeleri ile
bezeli sakin bir yerleşimdir.

Gümbet
Bodrum limanının batısında kalan
geniş koy’a vaktiyle üstü açık jeeplerle dolmuş yapılırdı,
denize girmek için gidilirdi. Şimdi günümüzde tüm etrafı ve
yamaçları binalarla doldu kalabalık bir yer haline geldi. Geniş
ve büyük bir koydur, doğuya doğru girinti yapan son kısmı sığlık
olmakla beraber yeterli derinlikte demirlenebilirse güney
havaları da dahil her havaya korunaklı bir yerdir, kışın bile
kalınabilir. Batı yakasında küçük bir koy oluşturan girintiye
Asarlık koyu derler, burası daha sakin bir yerdir
demirlenebilir. Ayrıca plaj şamandıraları önüne 5 m de
demirlenebilir dip erişteliktir. Gümbet koyunun kıyısındaki bazı
otellerin tekne bağlamak için iskeleleri vardır, son zamanlarda
doğu yakasına bir T iskele daha inşa edildi önünde 3m derinlik
var istifade edilebilir.
Gümbet koyu ile Bodrum limanı
arasında üç uzantı halinde bir yarımada yer almaktadır, üstünde
eski yel değirmenleri vardır; genel olarak bu yarımadaya
Haremten Burnu denilir. Önünde kıyıdan 300m açıkta su
seviyesinde kayalar vardır bunların üstünde Dikilitaş feneri
bulunur (Q 8 +LFI 15 S) Burnun güneybatı ucunda 100m kadar açığa
uzanan döküntü kayalar vardır. Ayrıca atıksu tahliye borusunun
sac bidon şeklindeki şamandıraları da burnun önündedir. Üç
çıkıntı yapan burnun aralarda kalan küçük koyları geçici olarak
durulabilecek yerlerdir.

Bu yarımada şeklindeki burundan
sonra küçük Bardakçı koyu (antik adı Salmakis koyu bir zamanlar
Zeki Müren koyu da denildiği oldu) yer almaktadır, denize girmek
ve geçici olarak kalmak için melteme kapalı bir yerdir.
Bodrum
Yarımadaya ismini veren ve bu
bölümün başında hakkında izahat verdiğimiz ilçe dünyaca tanınan
bir tatil merkezi olmuştur. Biri daha kısa iki mendirekle
korunun limanı tıklım tıklım dolu vaziyettedir, öyle ki ticari
guletler artık iki sıra halinde bağlanmaya başlamıştır, liman
ortasında geçici duruşlar için yüzer bağlanma pontonları da
yapılmıştı. Meşhur büyük kale limanın doğu ucundadır bunun önü
rıhtımdır, buradan Datça ya giden feribotlar da kalkmaktadır.
Gümrük, sahil güvenlik, liman başkanlığı bu civardadır.
Limanın batı tarafı ise Milta
Bodrum Marina adı altında Yat limanıdır. Gelişinizden önce haber
verirseniz ve yer varsa palamar botu karşılayıp yer gösterir,
marina pontonları tonoz döşelidir demir atılmaz. 70 tonluk lift
ve karada çekek alanı vardır, her türlü tamir ve bakım için
firmalar mevcuttur.
Denizde yardım için cankurtarma
ekibi büyük ve hızlı bir lastik botla hizmet veriyor, ayrıca
yangın söndürme ve acil durumda çekme kurtarma hizmeti veren bir
tekne de var. Marinanın çarşı binaları yeniden yapıldı, duş ve
tuvaletleri temiz ve bakımlıdır, otopark alanı çarşının
arkasında bulunmaktadır. VHF 73 den ulaşabilirsiniz.

Liman ve marinada kalmak istemeyen
veya imkan bulamayanlar, Kalenin batısında uzanan Kumlubahçe
veya kale Koyu denilen sahil önünde demirleyebilirler. Kıyıdaki
kumsalın önü şamandıralarla kapatılmıştır, disko ve barlar
genellikle bu tarafta olduğu için gece sabahlara kadar birbirine
karışmış müzik seslerinin yarattığı korkunç gürültü altında
rahat edebilecekseniz burada alargada kalabilir ve botla sahile
gidip gelebilirsiniz. Ayrıca, koskocaman bir katamaran diskotek
haline getirilmiştir, gece yarısından sonra ışıklar ve müzik
gürültüsü içinde denize açılır, farkına varmadan onun yolunu
kapatacak şekilde demirlemişseniz sabaha karşı tatlı uykunuzdan
uyandırılacağınızdan emin olabilirsiniz.
Kumlubahçe sahilinin sonunda
üstünde aynı adlı meşhur disko bulunan Halikarnas burnunda
belediyenin işlettiği bir T iskele vardır etrafı tonoz
döşelidir, genellikle yerli tur tekneleri bağlıdır, VHF 16 dan
Kumlubahçe Belediye Marinası olarak çağrı yapılarak
konuşulabilir.
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

27.07.2007
|