|
Çamlı veya
Gelibolu Limanı
Gökova
iskelesinden itibaren körfezin güney sahilleri boyunca batıya
doğru ilerlendiğinde ilk dikkate değer yer Çamlı limanı isimli
geniş koydur. Koyun doğu ucunda karadan dar bir geçitle ayrılan
üzeri tamamen zeytin ağaçları ile kaplı alçak rakımlı Çamlı Ada
ve batı ucunda ise yüksek kayalık Çapa burnu bulunmaktadır.
Çamlı adanın üç gomina kadar kuzey doğusunda üstünde 1,5 m kadar
su olan bir kaya bulunmaktadır, dikkat edilmelidir.
Koyun içinde
derinlik fazladır 30-40 m kadar ve hem melteme hem de kıran
rüzgarının etkisine açık bir yerdir, batı kıyıları dik
yamaçlıdır sığınılacak bir yer yoktur, güneyi ise sazlıklarla
kaplıdır; burada tahta bir iskele vardır önündeki derinlik 2m
civarındadır. Buradan Sedir adasına giden motorlar kalkar,
sahilde bir büfeden başka bir şey bulunmaz, Marmaris’e giden
anayol 6 km içeride kalır ve Çamlı köyünden geçerek buraya
ulaşan yol bağlantısı vardır. Koyun doğusu da melteme açıktır,
burada bulunan bir azmağa kayıklar girebilirler eski bir karakol
binası görülür. Koyun içinde sığınılabilecek tek yer doğu
sahilinde koyun ucuna doğru yer alan ve 150 metreye yakın kuzey
yönüne girinti yapan Çanak Koyu’dur. Dip kumdur,
ortalarda derinlik 6 m kadardır, sahile doğru azalır, kumsal bir
plajla son bulur.
Şehir Adaları
Üç adadan oluşan
(Sedir, Orta ada, Küçük ada) Şehir adaları grubu yüksek kayalık
Çapa burnunun batısında yer alırlar. Kuzeydeki Orta adanın kuzey
ucunda bir fener bulunmaktadır (FlWR 10s 15m 9M). Küçük ada
hemen orta adanın güneydoğu yanındadır ve araları sığlıktır. En
büyük ve meşhur olan ada Sedir adası diğerlerinin biraz
güneyindedir, bu adanın kuzeye doğru uzanan ucu ile Orta ada
arası 5 m derinliktedir. Sedir adasında üç demir yerinden
bahsedilebilir, asıl çokça kullanılan kuzeye uzanan burnun
doğusunda kalan koydur, adaya ulaşımı sağlayan gezi motorlarının
yanaştığı iskele buradadır. İskele önü derinlik 2 m kadardır;
iskelenin biraz kuzeyinde 5 m ortalama derinlikte
demirlenebilir. Karaya koltuk alınırsa rahat edilir bu mevki
melteme kapalı ve solugandan az etkilenen bir yerdir fakat,
yıldız ve poyraza açıktır, kıran rüzgarından tehlikeli şekilde
etkilenir. (Kıran rüzgarının belirtilerinden daha önce
bahsetmiştik) böyle bir durumda adanın güneyindeki küçük
girintiye demirleyip sahile koltuk alınarak korunulabilir. En
iyisi böyle bir olayın olacağı sezildiği taktirde adadan
uzaklaşmak ve Söğüt tarafına giderek sığınmak tavsiye edilir.
Ayrıca adanın doğusunda antik yerleşim zamanında liman olarak
kullanılan koyda da geçici olarak demirlenebilir.
Sedir adası
Kleopatra plajı ile ünlüdür, adanın kuzeybatısında yer alan plaj
Akdeniz bölgesinde hiç rastlanmayan yuvarlak emsalsiz kumları
ile ünlü olmuş ve bu plajın hakkında aslı olmayan hikayeler
uydurulmuştur. Güya Antonius ile Kleopatra Oktavianus ile
girişecekleri deniz savaşı öncesi bu adaya gelmişler ve pek
beğenmişler fakat, adada kum bulunmadığı veya olanı
beğenmedikleri için bu plajın kumlarını Mısır’dan getirtmişler
(!). Elbette böyle bir şey söz konusu olamaz o tarihten bu yana
ne kum kalır ne de Mısır’ın çöl kumları ile bu kumun bir
benzerliği söz konusudur. Turist çeken iyi bir rivayet.
İşin aslı ise,
ya deniz yatağındaki yüksek karbonat içeren yapıdan veya
karbonat oranı yüksek bir dip su kaynağından ötürü deniz
tabanındaki yüksek karbonatlı çamurların bir çekirdek etrafında
toplanmasıyla oluşmuş özel yapıda bir kum olduğudur. Kumlar
koruma altındadır, adadan dışarı çıkarmak yasaktır. Ada üzerinde
adı Kadreai olan antik şehrin ve surlarının kalıntıları halen
görülebilmektedir; özellikle zeytin ağaçları arasında kalmış
tiyatrosu iyi durumdadır.
Sedir adasının
batısında adadan 350 m uzaklıkta su seviyesinde bir tehlikeli
kaya ile onun güneybatısına doğru 30 m kadar yayılan kayalık
döküntülere Ördek Kayalıkları denilir (N36,60,00 – E
28,12,20) üzerine bir kardinal şamandırası konulmuştur, yol
üstünde kalan bu bölgeden dikkatli ve uzak geçilmelidir. Ayrıca
adanın poyraz burnu önünden uzanan antik mendireğin su altında
kalmış kalıntıları 60 m kadar uzanır, gece görünmez ve güneyden
gelirken tam yol üstünde kalır dikkat edilmeli ve açık
geçilmelidir.
Şehir adalarının
önünde bulunduğu geniş koya Taşbükü denir kumsal sahilinde
birkaç motel ve lokanta bulunur, sahilin alt kısmında ise kamuya
ait bir dinlenme tesisi vardır. Bük batıya açık olup meltemde
durulmaz.
Boncuk ve Karaca
Koyları
Taşbükünün
batısı denize alçalarak inen kayalık Domuz burnu ile sonlanır,
bu burunun batısına geçildiğinde karaya doğru epeyce girinti
yapan Boncuk koyuna girilmiş olur. Masmavi boncuk rengindeki
denizinden adını almış bu koy melteme tamamen açıktır ve
barınılmaz.
Sahili takiben
güneye doğru devam edildiğinde kayalık Kargı burnu ve önünde yer
alan Karaca adası görülecektir, ada zeytin ağaçları ile
kaplıdır, sığınılacak koyu yoktur, etrafı derin sudur. Adanın
karşı sahili geniş kumsal ve melteme açık Karaca koyu’dur,
burada da meltemde barınılamaz; kumsal sahilin arkası geniş bir
ovadır, iç kısımlardaki dağlara kadar uzanır.
Karacasöğüt
Karaca adasının
güneyinde, batısında Küçükyalı burnu ve doğusunda Dedek burnu
olan yarım mil çapındaki geniş koy Söğüt limanıdır. (N 36,57,00
– E 28,11,50)
Geniş ve
yuvarlak koyun güneyinde bir azmak denize ulaşır ve onun batı
yanında Martı Marinanın işlettiği Karacasöğüt İskelesi yer
almaktadır. T şeklinde bir iskelenin önüne tonoz döşenmiştir,
15-20 yat burada kıçtan kara bağlanabilir, elektrik su vardır,
sahilde tuvalet, duş, lokanta, market bulunmaktadır. VHF 16 ve
73. kanallardan telsiz irtibatı sağlanabilir. (tel: 252 465
5346-47

Martı Marinaya
ait iskelenin hemen batı yanında köy muhtarlığının işlettiği
kıyıya paralel uzun iskele yer almaktadır. İskelenin önünde 3 m
su vardır demir atılacak yerde ise 15 m kadar. Demir bırakılarak
kıçtan kara olunur, 40 tekneye yetecek yer vardır. Elektrik ve
su temini mümkündür.
Koyun batısında
Gökova Yelken Kulübü bulunmaktadır. Ağaçlar arasındaki binanın
önündeki yüzer iskele 10 yelkenli yat bağlamaya müsaittir,
Motoryat kabul etmezler. Tonoz vardır demir atılmaz; su
elektrik, duş tuvalet, market, sauna, tenis kortu, lokanta ve
bar mevcuttur. Ayrıca motel olarak kullanıma tahsis edilmiş
birkaç odaları da vardır. Yelken kursları ve bu alanda
etkinlikler düzenlemektedirler.
Yukarıda
belirttiğimiz iskelelere bağlanmak istemeyenler için, Köy
iskelesi ile yelken kulübü arasında kalan kıyı önünde 10 ila 15
m arası derinlikte demirleyip sahildeki ağaç veya kayalara
koltuk vererek barınmak mümkündür.
Koyun doğu
tarafında kalan iskele ise oradaki özel siteye ait yüzme
amaçlıdır tekne bağlanmaz.
Söğüt korunaklı
bir koydur ve kışın da barınılabilir, dip iyi demir tutar.
Kıyıda bakkal ve lokanta bulunur, sağlık ocağı mevcuttur. Köy
ova içine yayılmıştır, seracılık ve arıcılık esas
meşgaleleridir. Marmaris’e minibüs seferi vardır, ana yola 12 km
mesafededir. Okluk koyuna giden yol ise köy iskelesinin
arkasındaki yokuştan devam eder, bu yol üzerinde batı burnundaki
eski kale harabesi görülebilir, manzara buradan çok hoştur.
Sahilin alt ucundaki kaynağın üzerine bir çeşme yapılmıştır
(Piri reisin buradan su aldığı rivayet edilir.)
Çanak Koyu
Söğüt limanından
sonra batıya dönüldüğünde sahil kuzeye doğru Andızlı burnuna
kadar devam eder kıyıda iki koy vardır fakat mahfuz değillerdir,
ancak Andızlı burnunun ucunda yer aldığı yaramadanın doğu
kıyısında meltemden korunabilir ama bu bölge kuzey ve kıran
rüzgarlarına açıktır.
Andızlı burnunun
batısına dönülür dönülmez karaya üç gomina kadar girinti yapan
Çanak Koyu yer almaktadır. İki yandaki kıyılarda dik yamaçlar
halindedir ve koy güneye doğru bir fiyord şeklinde uzanır.
Girişe yakın doğu tarafında balık çiftliği yolu kapatır onu
sancakta bırakıp geçilir. Koy sonunda ikiye ayrılır tam ortada
balık çiftliğinin binası görülür batıda kalan küçük koy ağlar ve
kazıklarla kapatılmıştır; doğudaki küçük koy ortasından sonra
sığlaşır ortalarda 3 m kadar suda demirlenebilir, koltuk almak
için kıyıda ağaçlar vardır aralarında kalmış eski bir taş lahit
görülür. Söğütten Okluk’a giden orman yolu koyun hemen üstünden
geçer.
Bu koy çok
korunaklı ve güzel bir yerdir, onun niteliklerini bozan balık
çiftliğinin bu koydan biran önce kaldırılması elzemdir.
Değirmen Bükü ve
İçindeki Koylar
Değirmen bükü
Gökova körfezindeki en büyük büktür (N 36,55,50 – E 28,10,00)
iki milden fazla karaya girer ve yarım mil kadar genişliktedir
girişinde üstü zeytin ağaçları ile kaplı Zeytinli ada yer alır,
onun biraz daha kuzeyinde ise çıplak Kara ada bulunmaktadır.
Kara ada ile ana kara arasındaki (Sazan burnu) geçit derin
sudur, iki ada arasındaki haritalarda gösterilen sığlık bölgenin
derinliği 5 m den fazladır ve yatların geçişine engel teşkil
etmez. Bükün sonuna doğru Okluk koyunun girişinde
Cumhurbaşkanlığı konutu ve Devlet konuk evi vardır. Bu nedenle
bükün batı sahilinde olan ve Okluk koyunun girişinin karşısında
bulunan küçük burundan itibaren bükün güneyi yasak bölgedir,
bükün sonu Malderesi koyu diye adlandırılan kısmı sığlıktır.
Bükün batı yakasında iki doğu tarafında ise bir dikkate değer
koy bulunmaktadır.
Hırsız Koyu
Bükün batı
yakasında girişten hemen sonra yan yana iki koy vardır bunlardan
dışta yani doğu tarafında kalana Hırsız Koyu denir (N 36,55,40 –
E 28,09,58) girişi güneye bakar ve kuzey yönüne giren iki yanı
da kayalık sahildir, sonuna doğru sığlaşarak kumsal bir sahil
oluşturur. Dibi kumdur, iyi demir tutar, suyu berrak ve
temizdir, 7-8 m de demirlenip sahile koltuk alınarak rahat
yatılır. Solugandan meltemden ve kuzey havalardan etkilenmez,
sadece güneyden kuvvetli eserse etkilenir.
İngiliz Koyu
Hırsız koyunun
batısındaki dik kayalık burundan sonra bir fiyord şeklinde
kuzeye ve küçük bir kısmı da batıya uzanan İngiliz koyu yer
almaktadır. (N 36,55,50 – E 28,09,40) Kuzeye uzanan kısım daha
fazladır, her iki girintinin de yarısından sonra deniz sığlaşır
ve birkaç karıştan ibaret olur. Dibi kumdur, buraya hiçbir hava
etki etmez sadece kuzey sonundan içeri rüzgar alabilir. Etrafı
alçak kayalıklardır, batıya uzanan kolun kenarından orman yolu
geçer. 70 li yıllardaki yangınlarda yok olmadan önce bu koyun
etrafı büyük çam ağaçları ile kaplıymış ve kendilerine koltuk
bağlayan teknelerin üzerini örterlermiş. İşte bu özelliğinden
yararlanan İngiliz donanmasına bağlı birkaç gemi, ikinci dünya
savaşı esnasında buraya saklanır ve üstlerini ağaçlarla kamufle
ederek Alman keşif uçaklarından gizlenirlermiş, gece olunca da
çıkarak düşman hedeflerine saldırırlarmış; bu yüzden adı İngiliz
koyu olarak günümüze gelmiştir, diğer yöresel adı Çanak koyudur.
Bazen demirlemek
için yer bulmak özellikle yaz ortasında zor olabilir, zira sığ
kısımlar işe yaramadığından kısıtlı bir demirleme alanı
kalmaktadır. Ben 2004 de kuzey sonuna doğru tam sığlık bölgenin
sınırına demirlemiş ve sakin geçireceğim zamanın keyfini
çıkarmaya hazırlanırken münasebetsiz bir İtalyan gelip
ikazlarıma rağmen tam benim demirimin üstüne demirini bıraktı,
fark edince demiri toplamaya kalktı benimkini de beraber
kaldırdı. Kuzeyden koy içine esen rüzgarın etkisi ile karışan
zincirleri ayırmaya çalışırken koyun dışına kadar sürüklendik.
Demir ve zincirimi bu acemi İtalyan’dan kurtarıp tekrar eski
yerime döndüğümde başka birinin çoktan orayı kaptığını gördüm,
uygun diğer yerler de dolu olduğu için koya tekrar
demirleyemedim ve Okluk koyuna gitmek zorunda kalmıştım.
Değirmen bükünün
batı kıyısında başka koy yoktur.
Bükün doğu
yakasında ise kıyı deniz kenarından tepelere kadar çam ağaçları
kaplıdır. Kara adanın doğusunda kalan Sazanlı koyu’nun denizi
çok temiz ve güzeldir fakat, bu geniş koy tamamen rüzgaraltı
olup melteme açıktır barınılmaz; ayrıca tam ortasında sığ bir
kayalık vardır. Zeytinli adanın karşısında alçalarak bir boyun
şeklinde uzanan yarımadanın içinde biri hemen burnu döner dönmez
diğerleri ise sona doğru üç küçük koy demirlemeye müsaittir.
Yarımadanın sonundaki iki koyu ayıran küçük burnun önünde
kayalık döküntüler vardır bunlara dikkat edilmelidir. Doğu
sahilinin devamında bulunan diğer koylar rüzgaraltıdır,
meltemden etkilenirler ve buralarda barınılmaz.
Okluk Koyu
Değirmen bükünün
doğu sahili boyunca koy içine doğru gidildiğinde bükün
ortalarında sahile yakın bir kayanın üzerinde Denizkızı
heykelini ve kitabesini görürsünüz. Ünlü yatçımız ve denizcimiz
Sadun Boro bu yöreyi ve özellikle Okluk koyunu çok sevdiği için
buraya kendince bir armağan, bir nişane vermek istemiş ve
heykeltıraş Tankut Öktem’in yaptığı kaya üzerinde oturan deniz
kızı heykeli 1995 yılında buraya yerleştirilmiştir, kitabesini
de Sadun bey yazmış altına da ismini eklemiştir.
Deniz kızını
geçer geçmez, kuzey doğu yönünde yarım mil uzanan Okluk koyu yer
almaktadır. Koyun güney burnunda Cumhurbaşkanlığı konutu ve
önündeki T iskele görülür.
Koyun kuzey
kıyısı kayalık inen çamlık bir yamaç halindedir, güney yakası
ise düzlük ve bahçeliktir. Deniz dibi balçık kum olup çok iyi
demir tutar, derinlik ortalarda 12 m kadardır fakat, hemen
sığlaşmaya başlar koy sonuna 40 m kala birkaç karışa düşer.
Demirlerken bu durumu göz önünde tutmak gerekir.
Koyun kuzey
sahilindeki ağaçlara koltuk vererek rahat demirlenebilir. Güney
kıyısında ise lokantalar ve önlerinde T iskeleleri
bulunmaktadır; bunlarda elektrik, su, market, duş tuvalet,
çamaşır yıkama imkanı, telefon, faks vardır. Marmaris’e araç
bulmak da mümkündür, mesafe 25 km dir. Girişteki lokantanın VHF
telsizi de vardır “Avare” kodu ile çağrı yapılırsa temas
kurulabiliyordu.
Okluk koyu uzun
süre barınmaya müsait bir yerdir, etrafında doğanın
güzelliklerinin cömertçe sergilendiği yürüyüş güzergahları
bulabilirsiniz. Koy’un biraz ilerisinde küçük Buzaotu köyü
vardır, köy halkının hepsinin akraba olduğunu söylemişlerdi,
doğal ve taze sebze meyve ile yörenin meşhur çam balını temin
edebilirsiniz. Devlet konukevinin bulunduğu Malderesi tarafında
çok sık Günlük ormanlarını görebilirsiniz. Bu tesis Turgut Özal
tarafından ihya edilmiş ve onun döneminde çok kullanılmıştır.
Şimdilerde kimsenin uğradığı yok.
Ayin Bükü
Değirmenbükü ile
Ayin Bükü’nü kuzey batıya doğru çıkıntı yapan Ayin Burnu ayırır.
Batıdaki İnce burun ile Ayin burnu arasında geniş Ayin Bükü
güneye doğru uzanır, sonu çakıllık bir plajdır. Burası hem kuzey
rüzgarlarına hem de melteme açık bir yerdir fakat, bükün batı
yakasındaki üç koyda barınmak mümkündür.
İnce burunun
hemen altında sahil bir koltuk yapar bunun içinde kısa süreli
kalınabilir.
İnce burunun
yarım mil kadar güneyinde sahil batıya doğru bir girinti yapar
kıyı kumsaldır bir lokanta ve önünde T iskelesi vardır, burası
melteme karşı korunaklıdır, su, duş ,tuvalet bulunur derinlik 8
m kadardır.
Bükün sonuna
doğru plaja yakın köşede geniş girinti şeklindeki koy daha
mahfuz bir yerdir, dip kum olup 7 m de demirlenebilir. Mahalli
kayıklar da burada dururlar.
Meltem esmeyen
havalarda doğu yakasındaki koylarda da durulabilir ama havaya
güvenilmez. Bükün sonundaki plajın batı tarafına bir azmak
dökülür, plajın ortasında içilebilir suyu olan bir kuyu vardır.
Arkada Günlük ağaçları ormanı yamaçlara uzanır.
Köremen Adaları
!
İnce burundan
batıya doğru önce küçük ve üzeri çamlık Çamlı ada görülür, kıyı
ile arası sığlıktır. Daha sonra kıyıdan 150 m kadar açıkta 20 m
kadar yükseklikte 100 m boyunda çıplak bir ada görülecektir, bu
adanın doğu tarafında sudan birkaç metre dışarı çıkan siyah
kayalar vardır, ada ile kayaların arası ve kıyı ile bunların
arası döküntü ve sığlıktır. İşte bu ada ve etrafındaki kayaların
hepsine birden Köremen adaları denilir. Yatların güzergahı
üzerinde kalırlar, kuzey tarafları derin sudur o yandan
geçilmelidir. (N 36,36,50 – E 28,07,50)
Ballısu Koyu ve
Taşları
Köremen adaları
batısında Çiçekli burnunu geçince geniş bir girinti yapan deniz
batıya doğru uzanan Ballısu koyunu oluşturmuştur. (N 36,56,10 –
E 28,07,00) Koy’un tam ortasında yer yer sudan birkaç karış
dışarıya çıkmış kayalar 60 m lik bir alana yayılırlar bunlara
Ballısu taşları denir, tehlikelidirler uzak geçilmelidir.
Ballısu koyu
tamamen melteme kapalıdır fakat, poyraz ve gündoğusuna açıktır,
10m de demirlenebilir. Koyun sonu çakıllık bir plaj olup koya
adını veren bir su kuyusu bulunmaktadır. Denizi şeffaf ve
temizdir, ne yazık ki etrafındaki orman yangınla yok oldu.
Löngöz
Kargılı burnu
kuzey batıya doğru bir çıkıntıdır, bunu geçer geçmez Löngöz’ün
girişine varılmış olur. Diğer adı Kargılı bük olan koy geniş bir
ağızdan sonra daralarak geniş bir kavisle batıya döner yarım mil
kadar içerilere uzanır. Her havaya kapalı çok mahfuz bir
limandır; ancak yamaçlardan içeriye akan rüzgar koy içinde
anafor yaratabilir fakat deniz kaldırmaz. Koyun içinde
demirlenebilecek yer çok kısıtlıdır, tam dirsek yaptığı yerden
itibaren kısa bir mesafe içerisinde 8-10 m arası derinlikte
demirlenip kuzey veya güney kıyıya koltuk alınabilir. Bu
bölgeden sonra koyun sonuna kadar deniz sığlaşır ve sahil
düzleşir, orta kısımda 2-3 m lik bir kanal biraz devam eder
fakat kıyılar iyice sığdır.
Kuzey yakasının
sonuna doğru yıkılmış bir bina kalıntısı ile çökmüş bir iskele
görülür. Koyun en dibi adeta bir havuz görünümündedir burada bir
tahta iskele ile bir büfe vardı. Kuzey kıyıda çamların arasından
bir patika yol Bördübet’ten gelen orman yoluna çıkar. Bu koyda
herhangi bir ihtiyaç giderme ve ulaşım imkanı bulunmamaktadır.
Löngöz den sonra
batıya doğru ilerlendiğinde “ T ” şeklinde kuzeye çıkıntı yapan
Nergis yarımadası – burnu görülür; bu noktadan sonra batıya
doğru uzun bir yarımada şeklinde uzanan Tuztutan Burnu’na
erişilir, yüksek bir yarımadadır ve özellikle Bodrum tarafından
gelirken uzaktan bir ada imiş gibi algılanabilir. Tuztutan burnu
batısına geçilince kıyı doğuya doğru büyük bir girinti yaparak
Tuzla Koyunu oluşturur; koy’un diğer ucu ise güneybatıda kalan
alçak bir meyille denize ulaşan Koyun burnu dur.
Tuzla koyu’nun
kuzey kıyıları dik yar ve kayalıktır, ortadan sona kadar olan
kısım ormanlıktır. Koy’un güney kıyıları ise irili ufaklı
koyların bulunduğu girintili çıkıntılı sahildir; koy’un tam
ortasında etrafı derin su olan alçak ve çıplak bir ada
bulunmaktadır.
Büyük Tuzla
Koyunun içinde üç dikkate değer tali koy - demir yeri
bulunmaktadır.
Fener Koyu
Koyun burnunun
yarım mil doğusunda poyraz yönüne uzanan ince uzun bir burun
vardır, bunun ardı Fener Koyu dur. Hemen sivri burundan sonraki
girinti içinde veya biraz daha altında kalan daha büyücek sahili
kumsal olan girintide 6- 8 m arası suda demirlenebilir; buradaki
kıyıda adeta yere yatmış gibi duran ilginç Çam ağaçları
bulunmaktadır. Ayrıca güney tarafında suyu daha derin olan iki
koy daha bulunmaktadır. Bu liman sadece yıldız ve poyraz
rüzgarlarından etkilenir. Kıyıda herhangi bir yerleşim ve ulaşım
imkanı yoktur.
Fener koyundan
sonra Tuzla koyu içinde rüzgaraltı olan iki büyük koy görülür
buralarda barınılmaz; önlerinde küçük bir ada vardır kıyı ile
arası sığdır kuzeyinden geçilmelidir.
Adalı Koy
Doğuya doğru
devam edilince minik bir ada görülecektir sahille arası ve
doğuya doğru 40 m kadar kısmı kayalık döküntü olan bu adacığın
altında mahfuz bir koy yer almaktadır, kıyıdaki plajı kayalık
bir çıkıntı ikiye ayırır, 7 m de demirlenip karaya koltuk
verilirse rahat yatılır. Burada da her hangi bir yerleşim ve
ulaşım imkanı yoktur.
Tuzla
Büyük Tuzla koyu
yarısından sonra huni gibi daralarak doğuya doğru yarım mil
kadar daha girer, bu bölgede derinlik haritalarda
belirtildiğinin aksine 10 m den fazladır, sona doğru 4m kadar
derinlikte adeta yuvarlak bir göl haline dönüşür. Dip balçık
olduğu için su bulanıktır, sudaki koyu renkli kısımlar
yosunluklardır ve derinlik buralarda 2m nin altına düşer. Koltuk
almak için mesafe uzundur bu nedenle alargada kalınır. Pek az
yat gelir, gezi tekneleri uğramaz. Kuvvetli batı havalarında
biraz etkilenir. Bu koy ile daha önce bahsettiğimiz Löngöz
sırtsırtadırlar aralarında 1,5 km lik bir düzlük ve yürüyüş yolu
vardır.
Karamuk Kayaları
!
Gökova
körfezindeki en tehlikeli yerdir, (N 36,55,26 – E 28,00,55).
Üzerinde demir çatkı fener bulunan (Fl3 10s 17m 7M) Koyun
Burnu’nun 500 m batısında Karamuk kayaları yer alır ve
güneybatıya doğru 50 m den fazla yayılır, kolay gözükmez
üzerinde 1 m kadar su vardır, tam yol üzerinde kalır bilmeyen ve
dikkat etmeyenler için tam anlamıyla bir tuzaktır.
Ayrıca Koyun
Burnu’nun önünde döküntü kayalar 60 m açığa kadar yayılırlar;
burnun güneyinde kalan iki koyun önü de kayalık döküntüdür.
Bu bölgede
feneri gördükten sonra üç gomina kadar açıktan geçilirse
tehlikeden uzak durulmuş olacaktır.
Hırsız Limanı
Teke Burnu aynı
adlı yüksek yarımadanın ucudur ve Koyun Burnunun 1,2 mil lodos
yönünde yer almaktadır. İki burnun arasında geniş koya Hırsız
Limanı denilir; kuzey sahilleri dik yardır, güneyi ise melteme
ve kuzey havalarına açıktır, buralarda barınılmaz. Sadece geniş
koyun en sonunda girişten 1,5 mil kadar doğuda poyraz yönüne
girinti yapan ve girişi pek belli olmayan bir koy vardır
derinlik 2 m civarındadır, su kesimi bu derinliğe uygun olan
yatlar barınabilir, burası meltem almaz. (N 36,54,33 – E
28,02,32)
Yedi Adalar
Teke burnunun
güneyinde kalan geniş Teke koyu rüzgar altıdır ve barınılmaz. Bu
koyun güney ucunda küçük Göllü ada bulunmaktadır, adanın kuzey
ucunda döküntü kayalar 50 m kadar yayılır; güneyinde ise iki
minik adacık bulunmaktadır adanın karşısındaki sahilin önü
güneye doğru döküntü kayalarla doludur.
Sahil bu bölgede
geniş bir girinti yapar ve içerisinde Gökova’nın en güzel
koylarını oluşturur, kıyının önünde ise irili ufaklı yedi adalar
sanki bir mendirek gibi bu koyları korurlar. Yedi ada kuzeyden
güneye doğru Göllü ada ve onun güneyindeki iki topak adacık,
küfre koyunun girişinde yer alan Küçük ada, büyücek Zeytinli
ada, yassı ve uzun Uzun ada ve bu adaların en iricesi olan
Martılı adadır. Martılı ve Uzun adalar arasındaki geçit
tehlikelidir hem Uzunada tarafında hem de geçidin hemen
kuzeyinde sığlık ve kayalar vardır, buradan geçilmemesini
tavsiye ederim.
Göllü ada ile
sahil arasında da kayalık döküntüler vardır buradan da uzak
durmalı ve adanın batısından geçmelidir.
Diğer adalar
arası geçitler emin ve sorunsuz sulardır.
Küfre Koyu
Yedi adaların
önünde dizildiği körfezde en kuzeydeki koy Küfre koyudur, (N
36,53,05 – E 28,03,40) poyraz yönünde içerilere girer ve sığ
bataklık bir sahilde sonlanır. Etrafı orman yangınlarından sonra
yeniden ağaçlandırılmış olan koyun içinde ortalama 10- 15 m
derinlikte demirlenip koltuk bağlanarak durulacak bir çok yer
bulunabilir, doğu sahili boyunca sert meltemden biraz
etkilenebilir ama batı ve kuzey tarafı tam limanlıktır. Koyun
sonunda bir azmak ve bazen çalışan bir lokanta vardır.
Saklı Liman –
Uzun Liman
Zeytinli adanın
karşısında yer alan ve Babuş bükü denilen geniş koydan sonra
onun güneyinde ve Uzun adanın karşısında yer alan doğuya doğru
daralarak uzun bir girinti oluşturan koya genellikle haritalarda
Saklı liman derler. Fakat bazı kaynaklarda ise bunun asıl adının
Uzun liman olduğu ve sazlık sığlık girinti yapan son kısmına
Saklı liman denildiği belirtilmektedir. Gerçekten de son kısmı
koyun içine girildikten sonra bile iyice ilerlenmedikçe
keşfedilemeyen bir bölge olduğu için o kısma Saklı liman
denilmesi bence daha doğru. (N 36,52,25 – E 28,02,50)
Liman girişinin
kuzeyi kayalık ve düzdür, güneyi ise karaya alçak bir boyunla
irtibatlı bir yaramadadır ve uzaktan sanki ada imiş gibi
görünür. Girişten sonra koy genişler, yarım mil kadar doğuya
doğru uzanan bük yarısından sonra daralmaya başlar bir havuz
görünümünde sonlanır. Buraya gelişte kuzey tarafı geçittir 6 m
kadar su vardır, güneyinde sazlıklar ve sığlık bölge vardır,
bunlar geçilince güney yakasında da su tekrar derinleşir ve
havuz görünümündeki Saklı limana varılmış olur buraya hiçbir
hava tesir etmez. Son kısımdaki 2 m kadar derinlik olan havuz da
küçük kayıklar ve bağlandıkları iskele doğanın kucağında
saklanmış gibidirler.
Uzun limanın
girişinde güneyde kalan yarımadanın arkasına demir atılıp sahile
çıma verildiğinde her havaya korunaklı bir yer seçilmiş
olacaktır. Buna mukabil koyun içlerine doğru kenarlara koltuk
verilerek demir atıldığında uzun kaloma vermelidir zira, deniz
kaldırmasa da sert meltemde içerisi etkilenir, yandan alınacak
rüzgar demir taratabilir.
Bekar Limanı
Belki de
bölgedeki en sevimli koy budur diyebiliriz. Küçük bir koydur en
fazla 4-5 yat sığabilir, derinliği de fazla değildir ortalarda 3
m en fazla. Bu nedenle 2 m den az su çeken yatlara uygundur.
Dibi ve sahili kum olan koyun etrafını süsleyen çam ağaçlarının
bazıları adeta denizin içinden çıkmış gibidirler. Her havaya
limandır, kıyısından orman yolu geçer.

İşte bu tabiat
harikası güzellikler içine bazen kötü niyetli kurtlar da
saklanabiliyor, başımızdan geçen bir olayı ikaz mahiyetinde
anlatarak iyi niyetli temiz insanları uyarmak istiyorum. 2004
yılının Ağustos ayında Sevgim adlı kotram ile Gökova’da fırtına
sertliğinde bir havada Bekar limanına sığındık. Koyda üç
yelkenli ve bir küçük motor yat vardı; önce bizim gelişimize
girişi kapatıyorsunuz diye itiraz ettiler, dışarıdaki havayı
hatırlattık mecburduk ve teknede o zaman 4 aylık olan kızım
Deniz’i de görünce sesleri kesildi. Bir süre sonra orta yaşlı
bir zat yanımıza botla gelerek, önce özür diledi sonra da
hepsinin bir kulübün üyesi olan arkadaşlar olduğunu ve aralarına
yabancı almak istemediklerini bu nedenle gelişimize itiraz
ettiklerini belirtti ve bizi sahilde verecekleri partiye davet
etti. Kabul ettik ve içlerinden birinin doğum günü sebebiyle
düzenledikleri pikniğe iştirak ettik, tesadüfen o adam da 20
sene kadar önce aynı kuruluşta çalıştığım ve pek makbul
tanımadığımız biri imiş. Bu hoş dostça ortam içinde bize botla
gelerek davet eden adam, “sizi pek sevdik, kulübümüze üye
yapalım” diye teklifte bulundu diğerleri de teşvik ettiler, yüz
milyon lira verirsek hemen üye yaparlarmış.
“Yani nedir
sizin kulübünüz, nedir üyelik şartları, tüzüğünüzü bir okusak
öyle karar versek“ falan dedim ama, hemen iki kasket iki fanila
ve bir flama getirip elime verdiler tamam üyesin ver yüz
milyon!... Bu tavır beni şüphelendirdi, “siz bana kulübün hesap
numarasını verin şimdi üstümde yok sonra bankaya yatırırım, bu
verdiklerinizi de şu anda taşıyamayacağım bilahare alırım”
dedim. Adam bana kendi ismine özel banka hesabını bir kağıda
yazıp verdi. İyice anladım ki bu işte bir iş var. Zira, kulüp
dernekler kanuna tabi bir oluşumdur ve yasa gereği üye olmanın
şekil şartları ve istenmesi gereken belgeleri vardır, ayrıca üye
kabulünün yönetim kurulunca onanmasının prosedürlere tabi olduğu
da malumdur. Neyse bu şekilde olayı atlattığımızı düşündük, sert
hava iki gün devam etti ve sakin ilk sabah en dıştaki tekne
olarak erkenden gidelim dedik fakat kader!.. Aküler bitmiş marş
basmadı ve orada kalakaldık. Diğerlerine bir akü ve takviye için
ricalar ettik ancak her biri sudan birer bahane bulup yardım
etmeden çekip gitti. En sona bize teklifte bulunan adam kaldı,
bana tekrar geldi ve “ ya şu yüz milyonu verirsin seni bağlayıp
çekerim, ya da burada kalırsın ne halin varsa görürsün” diye
karşıma dikildi. “Tamam vardığımız yerde tedarik eder veririm”
dedim bizi bağlayıp Okluk koyuna çekti, sonra anladık ki bizi
oradan çıkarmaz ise kendi de çıkamayacakmış çünkü su kesimi 2 m
den fazla ve bizim zincir çıkışına mani imiş. Neyse, Oklukta
iskele bağlandık yanımda küçücük kayığında karısı ve çocukları
ile bulunan balıkçı Hasan’a akünden takviye yapabilir miyim diye
sormama kalmadı, adam elbette emrin olur diyerek koştu yardım
etti aküsünü çıkardı verdi. İşte insanlık budur. Mecburen
Marmaris’e telefon edip iki yeni akü getirttik ve bu arada
ağzımızdan çıktığı için yüz milyonu da bayıldık.
Bu olay çok
canımı sıktı ve bilahare araştırdım ki, ne öyle bir dernek var,
ne de resmi bir kulüp var. Adam bu işi geçim kapısı yapmış ve
meğerse kimlerden bu yolla ne paralar almış, bir milyar verdim
diyenler bile çıktı. Olayın peşini bırakmadım ve üzerine gittim,
uzun süren bir hukuk süreci yaşandı mahkemeler oldu tazminat
kararları verildi ve foyası meydana çıkan bu adam zarar veremez
şekilde afişe oldu.
Bütün bu
tatsızlıklara rağmen, Bekar koyunun emsalsiz güzelliği aynen
orada ve anılarımızda duruyor.
Sahilin Yapısı
Bekar limanın
batısında sahil kuzeye kıvrılan bir yarımada oluşturur; Taneli
burnu olarak haritalarda görülür, ucunda ve batısında kayalıklar
vardır. Yarımadanın batısında ise geniş kumsal bir alan
demirlemeye müsait güzel bir bölgedir özellikle belirgin şekilde
denize doğru eğilmiş bir çam ağacının olduğu kısma Çamaltı koyu
denilir, denizi güzel melteme korunaklı bir yerdir.
Taneli burundan
itibaren batıya doğru uzanan sahil Göllübük burnuna kadar
rüzgaraltıdır ve herhangi bir demir yeri yoktur. Göllübük burnu
ise hem önündeki kayalıklar ile hem de 400 m kadar açığında yer
alan aldatıcı sığlık ile tehlikeli bir yerdir. Burnun önündeki
döküntü kayalar 50 m kadar açığa yayılmıştır. Fakat asıl
tehlikeli olan burnun 400 m kadar açığında yer alan ve burunla
arasında 10 m kadar derin su bulunan sığlıktır. Üzerinde 3 m
kadar su bulunan bu sığlıkta derinlik denizin çekildiği
zamanlarda 2 m civarına iner. Üzerine konik tepeliği olan
kardinal şamandırası konulmuştur, aydınlık da denizin renginin
yeşile çalmasından da anlaşılır fakat, alacakaranlık ve gece
görünmez. Burundan 200 m kadar açık geçilirse derin su
kanalından geçilmiş olur.
Göllübük
burnundan itibaren sahil doğu yönünde girinti yaparak güneye
doğru devam eder.
Bu güzergahtaki
ilk iki koy rüzgaraltıdır işe yaramaz. Fakat, önünde kayalık
döküntüler olan Çatalca burnunun güneyinde yer alan geniş
Çatalca koyunun kuzeyinde hemen burnun ardında kalan ilk koy
demirlemeye uygundur, ikincisi ise sığdır elverişsizdir. Geniş
koyun doğuya doğru daralarak girinti yapan sonunda Mine koyu
denilen havuz görünümünde fakat sığ bir koy vardır, doğası güzel
ve limanlık olmasına mukabil sığ olması nedeniyle ancak küçük
tekneler için kullanışlıdır, yatların işine yaramaz.
Çatalca koyunun
güney sahilleri ise düz ve rüzgaraltıdır barınılacak yer yoktur,
koyun güney ucunu üstünde fener (Fl W R 3s 30m 7M) bulunan
Mersincik burnu belirler. Burundan itibaren sahil güney doğu
istikametinde irili ufaklı koyların olduğu kıyı şeridi halinde
uzanır. Buradaki koylar rüzgaraltı ve önlerinde kayalık
döküntüler olan yerlerdir barınılmaz, bu sahilin güney ucunda
kıyıya döküntü taşlarla bağlı ve ucunda sivri kayalar ile belli
olan Çatal ada yer alır. Çatal adanın batısındaki burnun önünde
kıyıdan 150 m açıkta üstünde 50 cm su olan tehlikeli bir kaya
döküntüsü tam yol üzerinde kalır üzerinde herhangi bir ikaz
olmayan bu mevkide çok kazalar olmuştur, açık geçilmesi uzak
durulması gerekir.
Bördübet Limanı
Çatal ada’dan
itibaren sahil doğuya doğru büyük bir girinti yaparak Bördübet
limanını oluşturmuştur. Genişçe bir körfez olan Bördübet
içerisinde tabiat güzellikleri ile bezeli barınmaya çok
elverişli koylar bulunmaktadır, bunlardan bahsedeceğiz. Ben bu
bölümü yazdığım esnada bölgede ihmal ve umursamazlık neticesi
büyük bir orman yangını çıktığı haberini duydum ve çok üzüldüm,
gerçekten dünyada cennet benzeri bir bölgenin sorumsuzlukla
karartılması çok acı.
Mezar Koyu
Çatal adanın
yarım mil doğusundaki bu küçük koy (N 36,50,00 – E 28,02,10)
melteme limandır, dibi kumdur, 5-6 m derinlikte demirlenip
plajına veya batı tarafına çıma tutulursa rahat barınılacak bir
yerdir.
Amazon Koyu
Bördübet
limanının kuzeydoğu ucunda iki yakası da sık çam ormanları ile
kaplı fiyord gibi içeriye uzanan çok güzel bir koydur. Sonunda
Amazon kamping adlı bir tesis bulunmaktadır, Marmaris –Datça
yolunun Değirmenyanı köyünden ayrılan bir yol ile ulaşımı
vardır. Çok güzel bir orman yoludur, yol üzerinde Goldenkey
oteli bulunmaktadır, yol Amazon kampingten sonra yediadalar
istikametine devam eder. (ne yazık! bu bölgenin bu gün bir
köylünün evinde kaynak yaparken çıkardığı yangınla çok zarar
gördüğünü üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.)
Koyun yarısına
kadar su derindir, ortalarda bir kum bankı sahilden çıkar ve hoş
bir plaj oluşturur, dibi kumdur ve su bulanıktır fakat, çok iyi
demir tutar. Batıdan havalarda biraz solugan alır diğer tüm
havalara limandır.
Kapıcık Koyu
Amazon koyunun
güney ucunda denize iki parmak gibi uzanan bir yarımada vardır.
Bunun hemen doğusunda kalan koy, güneyden havalara açıktır
fakat, melteme ve kuzeyden havalara limandır; 4 m kadar suda
demirleyip alargada kalınabilir veya sahile koltuk alınabilir.
Yarımadanın
ucundan güneybatı istikametine 100 m kadar uzanan döküntü
kayalardan oluşmuş sığlığa dikkat edilmeli ve açık geçilmelidir,
burası eski haritalarda gözükmez... kapıcıktan itibaren
Balıkaşırana kadar olan sahiller ve koylarda barınılmaz
rüzgaraltı yerlerdir.
Balıkaşıran Koyu
Bördübet
limanının güney sahilinde yer alan koy güneye doğru uzanır ve
sonunda batıya girinti yapar. Bu girintinin kuzey kıyısında
adeta bir klan hayatı yaşayan balıkçı ailelerinin kolonisini
görebilirsiniz. Balıkaşıran koyu Gökova körfezi ile Hisarönü
körfezinin birbirine çok yaklaştığı bir noktadır, aradaki mesafe
birkaç yüz metreden ibarettir. Buradan geçen Datça–Marmaris
yolundan her iki körfezi Egeyi ve Akdenizi seyretmek hoş bir
duygu yaratır. Antik çağlarda Knidoslular yaklaşan Pers
istilasına karşı kendilerini korumak için bu dar kıstağı kazarak
Datça yarımadasının batısını ana karadan ayırmak istemişler,
fakat teknik imkansızlıklar nedeniyle başaramamışlar. Şimdi
buradan bir kanal açılsa yat trafiği için ne kadar pratik
olurdu, yüz mile yakın bir yol kat etme mecburiyeti ortadan
kalkardı. Kim bilir belki bir gün bu hayal gerçekleşir. Koyun
sonu çamlık bir plajdır buradan yürüyerek ve yol sebebiyle
yükseltilmiş yokuşu tırmanmayı göze alırsanız, önce ana yola ve
sonra da Hisarönü körfezinde Bencik koyunun sonuna
erişebilirsiniz. Koyun içi sığdır, doğu sahili rüzgaraltında
kalır, batı sahilinde kıyıya çıma tutularak barınılabilir.
Girişin her iki yanında da kayalık döküntüler bulunmaktadır,
batı ucunda sahil ile arası kayalık döküntü olan küçük bir ada
vardır. Haritalarda burası Gökçelerbükü diye gösterilir.
Küçük ve Büyük
Çatı Koyları
Bördübet
limanının güney kıyısında Balıkaşıran koyunun batısında yer alan
ve birbirlerinden küçük bir yarımada ile ayrılmış iki koydan
doğuda kalanına Küçük, batıdakine de Büyük Çatı koyları denir.
Aynı sahilde rüzgaraltı olan ve barınılmaz başka koylar da
vardır bunları birbirine karıştırmamak için en belirgin nirengi
noktası Büyük Çatı koyunun girişinde bulunan ve üzerinde
rüzgarın etkisi ile yamuk büyümüş tek bir ağacın bulunduğu küçük
toprak adadır, uzaktan açıkça belli olur. Bu ada ile sahilin
arası döküntü kayalıktır dar bir geçit var ise de adanın
doğusundan geçilmesi güvenli olacaktır. Büyük Çatı koyu önce
güneye doğru uzanır ve ortası ile sonunda batıya uzanan iki
girinti yapar. Ortadaki girinti kuzey rüzgarlarına açık ve daha
derindir 10 m civarı suda demirlenip sahile koltuk vererek büyük
boy yatlar yararlanabilir. Sondaki girinti tüm havalara kapalı
ve korunaklı ama daha sığdır, 5 m civarında demirlenip sahile
koltuk alınırsa her havada rahat yatılır. Burasının sahilinden
ana yola çıkan 1,5 km kadar bir patika bulunmaktadır; yoğun
ağaçlık ve doğal olarak çok hoş bir ortamda yürüyüş yapmak
keyifli olur. Koyun doğu sahili rüzgaraltı kalır. İki koyun
arasındaki küçük yarımadanın ucunda denizi güzel küçük bir koy
vardır buraya botla gidilip yüzülebilir. Yarımadanın doğusunda
kalan Küçük çatı koyunun her iki kıyısı da yüksek ve makiliktir,
koyun doğu tarafı rüzgaraltıdır barınılmaz, güney sonundaki
Günlük ağaçları ile kaplı kısım da kuzeye açıktır ve aynı
zamanda meltemin soluganını alır barınılmaz. Asıl korunaklı olan
kısım koyun sonuna doğru batı tarafında kalan küçük girintidir,
burası en fazla iki tekne alır, her havaya kapalıdır, şansınıza
boş bulur da demirlerseniz, sahile de koltuk bağladınız mı
etrafı çamlar ile kaplı özel havuzunuzda hissedersiniz
kendinizi. Girişin tam karşısındaki koyda çakıllık sahilin hemen
ardında üstünü Günlük ağaçlarının kapattığı tertemiz suyu olan
bir doğal havuz vardır, yürüyüş yapmak ve çevrenin doğal
güzelliğini yaşamak için mükemmel bir fırsattır burada bulunmak.
Gölyeri
Gökova
körfezinin güney yakasında batıya doğru son barınmaya müsait yer
burasıdır. Esasen Gökovayı gezmek için meltemi pupaya alarak
buradan itibaren doğuya doğru seyahate başlamak en rahat rota
olacaktır.
Gölyeri ile
Büyük Çatı koyu arasında Gerence ve Ballıcak Büklerinden başka
barınılacak liman yoktur, bu ikisi de kuzey rüzgarlarına açıktır
ve meltemin soluganı işler, acil durumlarda ve geçici olarak
yararlanılabilir; diğer koylar tamamen rüzgaraltıdır barınılmaz.
Bu bölgede Kuzgun Burnu sığlığı tehlikeli bir yerdir üzerinde
kardinal şamandırası bulunan sığlıktan epeyce açıktan
geçilmelidir. Gölyerinden itibaren batıya doğru da 15 mil
boyunca Körmen limanına kadar sığınılacak yer yoktur.
Gölyeri (N
36,48,50 – E 27,53,70) siyah kayalık küçük bir yarımada şeklinde
kuzeye doğru çıkıntı yapan Liman Burnunun doğusunda kalan
koydur. Burnun ucunda ve batısında sahile yakın kayalıklar
uzanır biraz açık geçilmelidir, burun dönülünce güneye doğru
uzanan liman içi koyuna girilmiş olur. Derinlik fazla değildir,
dip kumdur. Melteme karşı liman olmakla beraber kuzey ve doğu
yönlü rüzgarlara açıktır. Sahilde birkaç köy evinden başka
yerleşim yoktur 4 km mesafeden Datça yolu geçer.
Körmen Limanı
Datça
yarımadasının batı ucunda sığınılabilecek tek yapay liman
burasıdır (N 36,46,30 – E 27,37,00) iç içe yapılmış iki liman
halindedir, önce içte kalan küçük mendirek yapılmış sonra onun
dışına daha büyük yenisi inşa edilmiştir. Maalesef girişinde bir
fener yoktur, ayrıca sert havalarda girişte eski küçük
mendireğin üzerinde kırılan denizler tekneyi abramaya mani
olabilir bu nedenle sert havalarda dış mendireğin ucuna yaklaşıp
hemen içeri kıvrılıp girmenizi tavsiye ederim.
Küçük mendireğin
içinde 3 m kadar su vardır sahil de iyice sığlaşır burasını
genellikle mahalli balıkçılar kullanırlar, mendireğe çıma
tutularak barınılabilir.
Büyük mendireğin
içinde ortalama 5 m derinlik vardır sahil tarafı kayalık ve
sığlıktır. Buraya yaz sezonunda Bodrumdan feribot gelir gider
limanın kuzeyine kıçtan kara olarak yanaşırlar, feribot
saatlerinde Datça’ya minibüs çalışır, taksi bulunur. Limanda
basit bir lokantadan başka bir şey yoktur, etrafı çoraktır ve
yerleşim yoktur.
Mersincik Limanı
Datça
yarımadasının kuzey batısındaki ve dolayısıyla Gökova körfezinin
güney batı kıyısındaki son doğal limandır.(N 36,45,25 – E
27,28,55) bundan sonra yarımadanın güney batı ucundaki
Deveboynuna kadar başka sığınılacak yer yoktur. Mersincik koyu
sonu kumsal plaj olan melteme liman fakat kuzeye açık bir
yerdir, sert estiği zaman meltemin soluganı da işler. Bu
sebeplerle, kumsal sahile koltuk vererek tekne başı kuzeye
bakacak şekilde demirlemek faydalı olacaktır. Koyun batı
girişinde hemen batı yönünde içeri kıvrılan küçük bir koy daha
vardır burası daha korunaklı bir demir yeridir.
Böylece Gökova
körfezinin kıyılarını tamamlamış oluyoruz, bundan sonra Datça
yarımadasını dönüp Akdeniz’e girecek ve gelecek yazılarımızda
oraları anlatmaya devam edeceğiz.
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

06.09.2007
|