|
Datça Yarımadasının Güneyi
Datça yarımadasının Ege ile Akdenizin sınırı olduğuna
inanılır ve güneyine dönülünce artık Akdenize girilmiş olur.
Eski devirlerde bu inancın neticesi olarak Datça yarımadasının
güney batı ucundaki Deveboynu burnunu güneye doğru geçen
gemiciler denize ekmek atarak Akdeniz’den kendilerine iyi hava
ve deniz şartları vermesini niyaz ederlermiş; bu eski gelenek
şimdi de biraz espri mahiyetinde de olsa uygulanıyor.
Yarımadanın kuzeybatı ucundaki İskandil burnu ile Deveboynu
burnu arasındaki sahil denize dik yarlar şeklinde iner
rüzgaraltı ve kaba deniz alan yerlerdir.
Deveboynu ve Knidos Limanları
Datça yarımadasının güneybatı ucunda anakaraya bir kıstakla
bağlı küçük ve yüksek bir yarımada vardır buna Deveboynu
denilir. Kıstağın her iki yanında birer doğal liman oluşmuştur,
kuzeybatısında kalana Küçük liman, güney doğusundakine ise Büyük
liman adı verilir. Her ikisi de antik çağlardan beri bilinen ve
kullanılan limanlardır. (N 36,41,00 –E 27,23,00)

Burası aynı zamanda antik Knidos liman kentidir, gerek şehrin
ve gerekse limanının kalıntıları halen görülebilmektedir. Knidos
eski çağların önemli bir liman kenti idi, kuruluşu M.Ö 4. yüzyıl
olarak belirtilir, bir dönem Attika deniz birliğine üye olmuş
sonra Sparta tarafına geçmiş, Pers egemenliğini bir kahinin
tavsiyesi ile kabul etmiş, Roma sınırları içinde de var olmuş ve
Orta çağda Arap korsanların yağmaları neticesi terk edilmiş bir
kenttir. Tarihi eserlerin kıymetinin bilinmediği 19. yüzyılda
ülkemizin tarih hazinelerinin uğradığı talandan o da nasibini
almıştır. Önce antik yapıların taşları Dolmabahçe sarayının
inşaatında ve Kavalalı M. Ali Paşanın Kahire'de yaptırdığı
sarayın inşaatında kullanılarak talan edilmiştir. Sonra
İngilizler işe burunlarını sokmuşlar ve tarihi eser kazısı yapma
bahanesi ile 1856-59 arasında çıkardıkları bütün eserleri
kaçırıp götürmüşler, şimdi bunlar British Museum’da. Halen
anfitiyatrosu ve şehrin harabeleri görülüp gezilebilmektedir.
Limanın kenarında da eski rıhtımların kalıntıları vardır.
Küçük liman zamanla ve özellikle kazılardan çıkan hafriyatın
atılması neticesi dolmuş sığlaşmış, 1m’nin altına düşen
derinlikte ancak kayıklar barınabilir vaziyettedir; burası
eskiden kentin savaş gemilerine mahsus bir limanmış ve ağzı da
zincirle kapatılırmış, diğer liman ile arasında ise gerektiğinde
gemi geçişi için bir kanal da varmış. Büyük liman ise zamanında
ticaret gemilerine mahsus bir limanmış girişini kuzeyden ve
güneyden çıkan iki mendirek koruyormuş, bunlardan güneyden
çıkanı halen varlığını koruyor ve işlevini yerine getiriyor;
kuzeyden çıkan ise çökmüş ve su altı kayaları halinde tehlike
arz eder bir vaziyete gelmiş. Büyük limanın içi derin ve dibi
kalın erişteliktir, demir tutturmak zordur. Etrafındaki yüksek
yamaçlardan aşağı kuvvetli rüzgar iner, kıstaktaki alçak
bölgeden içeri meltemin rüzgarı girer, ayrıca keşişlemeden esen
rüzgar da liman ağzından içeri tesir eder. Demir atılırken
admiralti çapa kullanılmasını tavsiye ederim, gün içinde
değişecek rüzgarın yönü göz önüne alınarak yer seçilmesi
gerekir; bu özellikler sebebiyle en uygunu eski mendireğe veya
limanın güneydoğu köşesine çıma tutularak demirlemektir.

Yaz döneminde yoğun olarak yatçıların ve tur teknelerinin
uğradığı demirlediği bir yerdir, sahilde iskele ve tesis
bulunmaktadır, 10 kadar yat yanaşabilir. Karaya çıkışta tarihi
yer olması nedeniyle ücret alınmaktadır.
Giriş ve çıkışta güneydeki mendirek kalıntısına 20-30 m kadar
yakın geçerek, kuzeydeki eski mendireğin su altında kalan
döküntülerinden uzak derin su kanalından geçilmelidir. Girişte
güvenli su geçidinde Deveboynunun üzerindeki büyük feneri
görmemeniz gerekir, şayet görüyorsanız kuzeydeki kalıntıların
üzerine gidiyorsunuz demektir, buna dikkat ediniz.
Knidos’da güneşin batışını seyretmek bambaşka bir
güzelliktedir, grup vakti orada iseniz bu ayrıcalığı kaçırmayın.

Deveboynu burnu üzerindeki fenerin (Fl2 10s 104m 12M)
azametli bir görünüşü vardır, binanın üzerine kocaman bir Türk
bayrağı resmedilmiştir.
Datça’ya asfalt yolla bağlantısı vardır, taksi bulmak
mümkündür.
Sahilin Yapısı ve Hava Koşulları
Sahil Deveboynundan doğuya doğru dik kayalık yarlar olarak
devam eder arada Kıyırap koyu ve Bağlarözü koyu
adında iki girinti bulunsa da devamlı barınmaya müsait yerler
değildirler. Doğuya doğru ilk burun Aslan burnu ve onu müteakip
Divan burnuna kadar meltem genelde karayelden etkili eser; Divan
burnundan sonra kuzeye girinti yapan sahilin coğrafi yapısı
nedeniyle meltem biraz daha batıya kayarak sanki lodostan
esermiş gibi aldatmacalı bir şekilde kendini hissettirir. Bu
genellemenin dışında özellikle Palamut bükünde öğleden sonra
çıkan şiddetli kuzey ve kuzey doğu yönlü rüzgar liman içinde
bile kaos yaratacak kadar etkili olur. Fakat, en kötüsü bu
bölgede güney yönlü rüzgarlara yakalanmaktır, kıble ve
keşişlemeden kaçacak delik bulmak zordur, sadece Palamut
bükündeki küçük barınaktan başka sığınacak yer yoktur, şiddetli
güney havalarına yakalanılırsa tekneyi abrayamayıp dimdik yar
inen kayalık kıyılarda parçalanmak işten bile değildir. Hatta
hafif güney havalarında bile kıyıya pek yakın seyretmemenizi
tavsiye ederim zira, beklenmedik bir motor arızasında daha
yelken açmaya imkan bulamadan kendinizi kayalık kıyıların
üstünde bulabilirsiniz, çok derin olduğu için demir atmak da
mümkün değildir; tehlikeli bir kıyıdır mümkün olduğunca açıktan
seyredin ve hava durumuna çok dikkat edin. Daha bu yıl (2007)
Haziran ayında şiddetli ve ani bir Keşişleme fırtınasında bazı
yatlar karaya vurdu, bir İngiliz yatı parçalandı; ben o günlerde
Palamut bükünde idim ve hava raporlarında hiç söz edilmediği
halde barometredeki anormallikleri gözlediğim için o gün
çıkmayıp bekleme basireti gösterebilmiştim. Liman içinde dahi
yaşanan kaos ve perişan hale gelen, kiralık tekneler ile denize
açılmış tecrübesiz yabancı yatçıların dramatik halleri
unutulacak gibi değildi.
Palamut Bükü
Datça yarımadasının güney kıyılarında doğuya doğru Knidostan
sonra ikinci dikkate değer liman Palamut bükü’dür.
Geniş ve sahili çakıllık plaj olan, ortasında çıplak bir ada
bulunan bükün kuzey batı köşesinde bir küçük barınak vardır. (N
36,40,10 – E 27,31,01) Uzun mendirek bir kavis çizerek kuzey
doğuya doğru uzanır, kısa olanı kıyıdan girişe doğru çıkar; her
ikisinin de kenarı rıhtımdır. Sahil boyunca yayılmış köyün
muhtarlığı tarafından işletilen bu barınakta elektrik ve su
temini mümkündür, günlük 20-30 lira arası bir ücret isterler.
Hiçbir denizcilik bilgisi olmayan köyden bir genç, gelen
tekneleri karşılayıp bağlanmalarına yardımcı oluyordu. Barınak o
kadar küçüktür ki yirmi metrenin üzerindeki tur tekneleri
manevra yapamadıkları için girmezler; girmek zorunda kalanlar da
liman ağzına demir bırakıp tornistanla giriş karşısındaki
mendirek rıhtımına koltuk verebilirler, o da ancak bir tanesi
için mümkündür. Girişin karşısındaki uzun mendirek kenarındaki
rıhtım çok sakattır, kenarında taşlar olduğu için su kesimi
derin teknelerin özellikle dümenlerini vurup kırması ihtimali
yüksektir; fakat en önemlisi öğleden sonra çıkan kuzey yönlü
rüzgarın liman içini allak bullak etmesi ve bu tarafı etkilemesi
neticesi demir tarayarak duvara yapışmak işten bile değildir. O
sebeple kısa mendirek rıhtımına koltuk verilmesini tavsiye
ederim. Ancak, bu ufacık barınak inanılmaz yoğunlukta bir yat
trafiğine maruz kaldığından kısa mendirekte yer bulunamadığı
taktirde en az 30 m zincir bırakıp kaloma verilerek uzun
mendirek rıhtımına mecbur kalınırsa koltuk verilebilir, bu taraf
güney havalarda liman ağzından giren soluganla da etkilenir.
Birkaç haftalık tatillerini tekne kiralayarak geçirmek isteyen
turistler bölgede sığınılacak yer kısıtlı olduğundan buraya
gelirler ve özellikle öğleden sonra rüzgar başladığında bu
tecrübesiz denizcilerin demir atabilmek, tutturabilmek ve
yanaşabilmek için verdikleri dramatik çabaları izlemek bazen
komik bazen de üzücü olabiliyor.

Bükün sahili çakıllık plajdır ve su aniden derinleşir, köyün
önünden çıkan bir beton iskele ve yanında kullanılamaz halde bir
çekek rampası bulunmaktadır. Açıkta demirleyip alargada
kalırsanız hem solugandan hem de kuzey rüzgarından etkilenir
sallanır durursunuz, hiç tavsiye etmem.
Köyde eskiden deri tabaklamada kullanılan meşe palamudu
üretilirmiş adını buradan almış; sonra kimya sanayiindeki
gelişmeler neticesi bu ürünün kullanımı bitince devlet burada
alternatif bir istihsal olarak Badem yetiştirmeyi teşvik etmiş,
günümüzde badem ağaçları ve istihsali yaygındır. Kıyı şeridi
boyunca basit lokantalar bozuk çakıllık tozlu bir yol üzerine
dizilmişlerdir, koyun sonunda mütevazı bir motel vardır,
İstanbullu bir müzisyen tarafından işletiliyor. Barınağın
sahilinde birkaç bakkal dükkanı ve nispeten düzgünce iki balık
lokantası ile orta yaşlı bir hanımın işlettiği bar
bulunmaktadır. Günde bir veya bazen iki kere Datça ile arasında
minibüs seferi yapılmaktadır.
Hayıt Bükü
Palamut bükünden itibaren doğuya doğru Kurubük ve
geniş Mesudiye bükü melteme, solugana açık yerlerdir
barınılmaz durulmaz. Ancak, bunların doğusunda Adatepe burnunun
1 mil poyraz tarafında bulunan Hayıt bükü barınılacak bir
yerdir. (N 36,41,02 – E 27,34,24)

Girişi iki burnun arasından olup tam orta yerinde koyu ikiye
ayıran bir burun daha vardır ve bunun önü döküntü kayalık olup
60 m kadar açığa yayılmıştır dikkat edilmelidir. Ortadaki burnun
ikiye ayırdığı bükün doğuda kalan bölümüne Kızılbük denir,
melteme açıktır barınılmaz. Batıda kalan koy ise melteme kapalı
barınılacak olan yerdir. Küçük bir sandal mendireği vardır, bunu
ahşap bir T iskele izler; elektrik ,su, lokantalar mevcuttur 6,7
tekne rahat bağlanabilir, bağlanma için ücret talep ederler. Koy
içinde alargada da kalınabilir ama, meltemin soluganı hafifte
olsa rahatsız eder. Güney havalarında barınılmaz, kıble ve
keşişleme alnında patlar.
İnce Burun
Yüksek dik kayalıklar halinde uzanan sahile alçak bir boyun
ile bağlantılı İnce burun yarım mil kadar doğuya doğru uzanır,
ucunda beyaz bir fener kulesi vardır. (Fl3 15s 14m 8M) Burnun
kuzeyine dönülünce sadece kuzey havalarına açık diğer tüm
havalara kapalı bir koy oluşmuştur, dip kumdur 15 m civarında
demir atıp kıyıya çıma tutulursa rahat yatılır.
Kargı Koyu
İnce burunun 2,5 mil kuzeyindeki koya gidiş yolu üzerinde
kalan Karataş burnu önünde 100 m kadar kıyıdan açılan su üstü ve
su altı kayaları tehlikelidir açık geçilmelidir. Kargı koyu
geniş batı yakası melteme kapalı bir koydur (N 36,42 – E 27,41)
Kuzeybatısında bir azmak vardır onun önü kum zemin ve 6,7 m
derinlikte demirlemek için en uygun yerdir. Güneyden havalarda
kıble ve lodosta koyun güneybatı köşesi, keşişlemede ise poyraz
yönündeki kısmı kuytuda kalır fakat tam korunaklı olduğu
söylenemez. Nitekim bu yıl Hazirandaki keşişleme fırtınasında bu
koyda 14 m’lik bir İngiliz yatı karaya vurdu. Batı sahilinde
birkaç ev ve lokantadan başka yerleşim olmamasına mukabil doğu
kıyısında hızlı bir inşaat ve yapılaşma sürüyor. Muntazam bir
yol ile Datça’ya bağlıdır, vasıta çalışır.
Datça
Datça ilçedir, resmi giriş çıkış limanıdır fakat, coğrafi
yapısı itibariyle denizciler için riskli bir yerdir barınılacak
bir liman değildir. Yapılan hatalı uygulamalar sürdüğü müddetçe
yapay bir limana da kavuşacağı yok..
Önünde Uzunca adanın bulunduğu 7 km kadar uzunlukta bir koyun
batı köşesinde kıyıya dar bir berzahla bağlı küçük bir
yarımadanın her iki yanına yerleşim bölgeleri yayılmıştır. Küçük
yarımadanın üzerinde yeni yapılmış bir anfitiyatro
bulunmaktadır, yarımadanın güneyi liman olarak adlandırılan
bölgedir. Küçük bir mendirek yarımadadan batıya doğru çıkar,
kenarındaki rıhtımda Sahil güvenlik karakolu yer alır mendirek
içinde küçük tekneler bağlanabilirler, çok küçük ve yetersiz bir
mendirektir. Mendireğin dışında lodos yönüne uzanan rıhtım
boyunca daha büyük tekneler ve gezi tekneleri bağlıdırlar,
bunların önüne demir atılıp alargada kalınabilir; bu sahilin
sonu kayalık bir burunla biter.

Sahil tamamen güney havalarına ve özellikle keşişlemeye açık
olduğu gibi, kıyının alçak topoğrafik yapısı nedeniyle kuzey
rüzgarlarından da etkilenir. Karayelden esen meltemi ünlüdür,
yüksek dağların arasında kalan düzlük bölgeden aşağı inen
karayel normalin birkaç kuvvet üstünde eser. Kışın asla
barınılmaz, yaz aylarında da tedirgin edici bir yerdir. Güneyden
havalarda zaten durulamaz ama, kuzeyden havalarda da demir
taratacak kadar şiddetli şartlar her an olabilir, teknenizi
bırakıp gitmemenizi tavsiye ederim.
Yarımadanın kuzeyinde kalan koy hem sığ hem de tüm havalardan
etkilenen bir yerdir, batı sahili rıhtımdır buraya yerli
tekneler kıçtan kara olurlar ama, sakat bir yerdir barınılmaz
risklidir.
Esasen uzunca bir süredir Datça’ya yat limanı yapılması
gündemde idi, uzun ve büyük bir mendirek ile güney havalarından
korunma sağlanacaktı ama, belediye tam yat limanının yapılacağı
yere sanki başka yer yokmuş gibi kanalizasyon arıtma tesisini
yapınca, yat limanını yapmayı düşünenler haklı olarak projeden
vazgeçtiler. Ufku dar insanların yaptığı yanlış işler uzun
vadede çok zararlar verebiliyor. İşte Datça ilçesi yat
turizminden uzak kalmaya mahkum tehlikeli bir liman olmaktan
kurtulamıyor; bunun mahrum bıraktığı avantajları ve getirileri
belirtmeme gerek bile yok, okuyanlar tasavvur edebilir..
Kendilerini sadece arazi ve inşaat rantının tatlı getirisine
odaklamış zihinlerden farklı bir şey beklemek mümkün değil.
Nitekim, otantik yapısı ve asude bir belde olması ile cazip
bilinen ilçe hiçbir yeknesak karakteristiğe riayet edilmeden
yapılan inşaatlarla dolmuş çirkinleşmiş bozulmuş. Zamanında
oraya yerleşmiş bir çok tanıdık artık başka yerlere gitme
planları yapıyorlar.
Datça Marmaris yolu yeniden yapıldı ve ulaşım daha
kolaylaştı. Ayrıca Körmen limanından Bodruma feribot ulaşımı
vardır. İlçenin bir sanayi sitesi var ve tekne tamiri ile
ilgilenen birkaç usta da mevcuttur.
Datça’dan doğuya doğru sahil alçak ve kumsal bir kıyı şeridi
halinde Yassı ve Yolluca adalarının olduğu bölgeye kadar devam
eder. Yarımada buradan itibaren tekrar yükselir; o noktadan
itibaren Hisarönü körfezine girilmiş olur ve bu körfez gelecek
yazımızın konusunu teşkil edecektir.
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

20.09.2007
|