e-mail
denizce@denizce.com
 






Yelken Eğitimi
2007 İlke Kararları
Genel Yarış Talimatı
Amat.Tekne Yöner.
Argolis Yachting
Ayda Ünver
Boylu Soylu Gemiler
Güzelyalı Y.D.İ.M.
Hendikap Hesapları
ISAF 2005-08
ISAF 2000-04
Örnek Olaylar
Rota Kartları
Türk Yelken Tarihi
TYF
Windsurf
Yarınımız Yelken
Yarış Çizelgeleri
Yarış Yazılımı
Yatçılara Gezi Reh.
Yelken Kulüpleri
Yelken Okulu
Yılın Antrenörü


Uygulamalar
Yelken Eğitimi I
Yelken Eğitimi II

 

 

 

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Yatçılara Gezi Rehberi -XV  Datça Yarımadasının Güneyi

Kemal Baral   

 

 

Datça Yarımadasının Güneyi

Datça yarımadasının Ege ile Akdenizin sınırı olduğuna inanılır ve güneyine dönülünce artık Akdenize girilmiş olur. Eski devirlerde bu inancın neticesi olarak Datça yarımadasının güney batı ucundaki Deveboynu burnunu güneye doğru geçen gemiciler denize ekmek atarak Akdeniz’den kendilerine iyi hava ve deniz şartları vermesini niyaz ederlermiş; bu eski gelenek şimdi de biraz espri mahiyetinde de olsa uygulanıyor. Yarımadanın kuzeybatı ucundaki İskandil burnu ile Deveboynu burnu arasındaki sahil denize dik yarlar şeklinde iner rüzgaraltı ve kaba deniz alan yerlerdir.

 

Deveboynu ve Knidos Limanları

Datça yarımadasının güneybatı ucunda anakaraya bir kıstakla bağlı küçük ve yüksek bir yarımada vardır buna Deveboynu denilir. Kıstağın her iki yanında birer doğal liman oluşmuştur, kuzeybatısında kalana Küçük liman, güney doğusundakine ise Büyük liman adı verilir. Her ikisi de antik çağlardan beri bilinen ve kullanılan limanlardır. (N 36,41,00 –E 27,23,00)

Burası aynı zamanda antik Knidos liman kentidir, gerek şehrin ve gerekse limanının kalıntıları halen görülebilmektedir. Knidos eski çağların önemli bir liman kenti idi, kuruluşu M.Ö 4. yüzyıl olarak belirtilir, bir dönem Attika deniz birliğine üye olmuş sonra Sparta tarafına geçmiş, Pers egemenliğini bir kahinin tavsiyesi ile kabul etmiş, Roma sınırları içinde de var olmuş ve Orta çağda Arap korsanların yağmaları neticesi terk edilmiş bir kenttir. Tarihi eserlerin kıymetinin bilinmediği 19. yüzyılda ülkemizin tarih hazinelerinin uğradığı talandan o da nasibini almıştır. Önce antik yapıların taşları Dolmabahçe sarayının inşaatında ve Kavalalı M. Ali Paşanın Kahire'de yaptırdığı sarayın inşaatında kullanılarak talan edilmiştir. Sonra İngilizler işe burunlarını sokmuşlar ve tarihi eser kazısı yapma bahanesi ile 1856-59 arasında çıkardıkları bütün eserleri kaçırıp götürmüşler, şimdi bunlar British Museum’da. Halen anfitiyatrosu ve şehrin harabeleri görülüp gezilebilmektedir. Limanın kenarında da eski rıhtımların kalıntıları vardır.

Küçük liman zamanla ve özellikle kazılardan çıkan hafriyatın atılması neticesi dolmuş sığlaşmış, 1m’nin altına düşen derinlikte ancak kayıklar barınabilir vaziyettedir; burası eskiden kentin savaş gemilerine mahsus bir limanmış ve ağzı da zincirle kapatılırmış, diğer liman ile arasında ise gerektiğinde gemi geçişi için bir kanal da varmış. Büyük liman ise zamanında ticaret gemilerine mahsus bir limanmış girişini kuzeyden ve güneyden çıkan iki mendirek koruyormuş, bunlardan güneyden çıkanı halen varlığını koruyor ve işlevini yerine getiriyor; kuzeyden çıkan ise çökmüş ve su altı kayaları halinde tehlike arz eder bir vaziyete gelmiş. Büyük limanın içi derin ve dibi kalın erişteliktir, demir tutturmak zordur. Etrafındaki yüksek yamaçlardan aşağı kuvvetli rüzgar iner, kıstaktaki alçak bölgeden içeri meltemin rüzgarı girer, ayrıca keşişlemeden esen rüzgar da liman ağzından içeri tesir eder. Demir atılırken admiralti çapa kullanılmasını tavsiye ederim, gün içinde değişecek rüzgarın yönü göz önüne alınarak yer seçilmesi gerekir; bu özellikler sebebiyle en uygunu eski mendireğe veya limanın güneydoğu köşesine çıma tutularak demirlemektir.

Yaz döneminde yoğun olarak yatçıların ve tur teknelerinin uğradığı demirlediği bir yerdir, sahilde iskele ve tesis bulunmaktadır, 10 kadar yat yanaşabilir. Karaya çıkışta tarihi yer olması nedeniyle ücret alınmaktadır.

Giriş ve çıkışta güneydeki mendirek kalıntısına 20-30 m kadar yakın geçerek, kuzeydeki eski mendireğin su altında kalan döküntülerinden uzak derin su kanalından geçilmelidir. Girişte güvenli su geçidinde Deveboynunun üzerindeki büyük feneri görmemeniz gerekir, şayet görüyorsanız kuzeydeki kalıntıların üzerine gidiyorsunuz demektir, buna dikkat ediniz.

Knidos’da güneşin batışını seyretmek bambaşka bir güzelliktedir, grup vakti orada iseniz bu ayrıcalığı kaçırmayın.

Deveboynu burnu üzerindeki fenerin (Fl2 10s 104m 12M) azametli bir görünüşü vardır, binanın üzerine kocaman bir Türk bayrağı resmedilmiştir.

Datça’ya asfalt yolla bağlantısı vardır, taksi bulmak mümkündür.

 

Sahilin Yapısı ve Hava Koşulları

Sahil Deveboynundan doğuya doğru dik kayalık yarlar olarak devam eder arada Kıyırap koyu ve Bağlarözü koyu adında iki girinti bulunsa da devamlı barınmaya müsait yerler değildirler. Doğuya doğru ilk burun Aslan burnu ve onu müteakip Divan burnuna kadar meltem genelde karayelden etkili eser; Divan burnundan sonra kuzeye girinti yapan sahilin coğrafi yapısı nedeniyle meltem biraz daha batıya kayarak sanki lodostan esermiş gibi aldatmacalı bir şekilde kendini hissettirir. Bu genellemenin dışında özellikle Palamut bükünde öğleden sonra çıkan şiddetli kuzey ve kuzey doğu yönlü rüzgar liman içinde bile kaos yaratacak kadar etkili olur. Fakat, en kötüsü bu bölgede güney yönlü rüzgarlara yakalanmaktır, kıble ve keşişlemeden kaçacak delik bulmak zordur, sadece Palamut bükündeki küçük barınaktan başka sığınacak yer yoktur, şiddetli güney havalarına yakalanılırsa  tekneyi abrayamayıp  dimdik yar inen kayalık kıyılarda parçalanmak işten bile değildir. Hatta hafif güney havalarında bile kıyıya pek yakın seyretmemenizi tavsiye ederim zira, beklenmedik bir motor arızasında daha yelken açmaya imkan bulamadan kendinizi kayalık kıyıların üstünde bulabilirsiniz, çok derin olduğu için demir atmak da mümkün değildir; tehlikeli bir kıyıdır mümkün olduğunca açıktan seyredin ve hava durumuna çok dikkat edin. Daha bu yıl (2007) Haziran ayında şiddetli ve ani bir Keşişleme fırtınasında bazı yatlar karaya vurdu, bir İngiliz yatı parçalandı; ben o günlerde Palamut bükünde idim ve hava raporlarında hiç söz edilmediği halde barometredeki anormallikleri gözlediğim için o gün çıkmayıp bekleme basireti gösterebilmiştim. Liman içinde dahi yaşanan kaos ve perişan hale gelen, kiralık tekneler ile denize açılmış tecrübesiz yabancı yatçıların dramatik halleri unutulacak gibi değildi.

 

Palamut Bükü 

Datça yarımadasının güney kıyılarında doğuya doğru Knidostan sonra ikinci dikkate değer liman Palamut bükü’dür.

 

Geniş ve sahili çakıllık plaj olan, ortasında çıplak bir ada bulunan bükün kuzey batı köşesinde bir küçük barınak vardır. (N 36,40,10 – E 27,31,01) Uzun mendirek bir kavis çizerek kuzey doğuya doğru uzanır, kısa olanı kıyıdan girişe doğru çıkar; her ikisinin de kenarı rıhtımdır. Sahil boyunca yayılmış köyün muhtarlığı tarafından işletilen bu barınakta elektrik ve su temini mümkündür, günlük 20-30 lira arası bir ücret isterler. Hiçbir denizcilik bilgisi olmayan köyden bir genç, gelen tekneleri karşılayıp bağlanmalarına yardımcı oluyordu. Barınak o kadar küçüktür ki yirmi metrenin üzerindeki tur tekneleri manevra yapamadıkları için girmezler; girmek zorunda kalanlar da liman ağzına demir bırakıp tornistanla giriş karşısındaki mendirek rıhtımına koltuk verebilirler, o da ancak bir tanesi için mümkündür. Girişin karşısındaki uzun mendirek kenarındaki rıhtım çok sakattır, kenarında taşlar olduğu için su kesimi derin teknelerin özellikle dümenlerini vurup kırması ihtimali yüksektir; fakat en önemlisi öğleden sonra çıkan kuzey yönlü rüzgarın liman içini allak bullak etmesi ve bu tarafı etkilemesi neticesi demir tarayarak duvara yapışmak işten bile değildir. O sebeple kısa mendirek rıhtımına koltuk verilmesini tavsiye ederim. Ancak, bu ufacık barınak inanılmaz yoğunlukta bir yat trafiğine maruz kaldığından kısa mendirekte yer bulunamadığı taktirde en az 30 m zincir bırakıp kaloma verilerek uzun mendirek rıhtımına mecbur kalınırsa koltuk verilebilir, bu taraf güney havalarda liman ağzından giren soluganla da etkilenir. Birkaç haftalık tatillerini tekne kiralayarak geçirmek isteyen turistler bölgede sığınılacak yer kısıtlı olduğundan buraya gelirler ve özellikle öğleden sonra rüzgar başladığında bu tecrübesiz denizcilerin demir atabilmek, tutturabilmek ve yanaşabilmek için verdikleri dramatik çabaları izlemek bazen komik bazen de üzücü olabiliyor.

Bükün sahili çakıllık plajdır ve su aniden derinleşir, köyün önünden çıkan bir beton iskele ve yanında kullanılamaz halde bir çekek rampası bulunmaktadır. Açıkta demirleyip alargada kalırsanız hem solugandan hem de kuzey rüzgarından etkilenir sallanır durursunuz, hiç tavsiye etmem.

Köyde eskiden deri tabaklamada kullanılan meşe palamudu üretilirmiş adını buradan almış; sonra kimya sanayiindeki gelişmeler neticesi bu ürünün kullanımı bitince devlet burada alternatif bir istihsal olarak Badem yetiştirmeyi teşvik etmiş, günümüzde badem ağaçları ve istihsali yaygındır. Kıyı şeridi boyunca basit lokantalar bozuk çakıllık tozlu bir yol üzerine dizilmişlerdir, koyun sonunda mütevazı bir motel vardır, İstanbullu bir müzisyen tarafından işletiliyor. Barınağın sahilinde birkaç bakkal dükkanı ve nispeten düzgünce iki balık lokantası ile orta yaşlı bir hanımın işlettiği bar bulunmaktadır. Günde bir veya bazen iki kere Datça ile arasında minibüs seferi yapılmaktadır.

 

Hayıt Bükü

Palamut bükünden itibaren doğuya doğru Kurubük ve geniş Mesudiye bükü melteme, solugana açık yerlerdir barınılmaz durulmaz. Ancak, bunların doğusunda Adatepe burnunun 1 mil poyraz tarafında bulunan Hayıt bükü barınılacak bir yerdir. (N 36,41,02 – E 27,34,24)

Girişi iki burnun arasından olup tam orta yerinde koyu ikiye ayıran bir burun daha vardır ve bunun önü döküntü kayalık olup 60 m kadar açığa yayılmıştır dikkat edilmelidir. Ortadaki burnun ikiye ayırdığı bükün doğuda kalan bölümüne Kızılbük denir, melteme açıktır barınılmaz. Batıda kalan koy ise melteme kapalı barınılacak olan yerdir. Küçük bir sandal mendireği vardır, bunu ahşap bir T iskele izler; elektrik ,su, lokantalar mevcuttur 6,7 tekne rahat bağlanabilir, bağlanma için ücret talep ederler. Koy içinde alargada da kalınabilir ama, meltemin soluganı hafifte olsa rahatsız eder. Güney havalarında barınılmaz, kıble ve keşişleme alnında patlar.

 

İnce Burun

Yüksek dik kayalıklar halinde uzanan sahile alçak bir boyun ile bağlantılı İnce burun yarım mil kadar doğuya doğru uzanır, ucunda beyaz bir fener kulesi vardır. (Fl3 15s 14m 8M) Burnun kuzeyine dönülünce sadece kuzey havalarına açık diğer tüm havalara kapalı bir koy oluşmuştur, dip kumdur 15 m civarında demir atıp kıyıya çıma tutulursa rahat yatılır.

 

Kargı Koyu

İnce burunun 2,5 mil kuzeyindeki koya gidiş yolu üzerinde kalan Karataş burnu önünde 100 m kadar kıyıdan açılan su üstü ve su altı kayaları tehlikelidir açık geçilmelidir. Kargı koyu geniş batı yakası melteme kapalı bir koydur (N 36,42 – E 27,41) Kuzeybatısında bir azmak vardır onun önü kum zemin ve 6,7 m derinlikte demirlemek için en uygun yerdir. Güneyden havalarda kıble ve lodosta koyun güneybatı köşesi, keşişlemede ise poyraz yönündeki kısmı kuytuda kalır fakat tam korunaklı olduğu söylenemez. Nitekim bu yıl Hazirandaki keşişleme fırtınasında bu koyda 14 m’lik bir İngiliz yatı karaya vurdu. Batı sahilinde birkaç ev ve lokantadan başka yerleşim olmamasına mukabil doğu kıyısında hızlı bir inşaat ve yapılaşma sürüyor. Muntazam bir yol ile Datça’ya bağlıdır, vasıta çalışır.

 

Datça

Datça ilçedir, resmi giriş çıkış limanıdır fakat, coğrafi yapısı itibariyle denizciler için riskli bir yerdir barınılacak bir liman değildir. Yapılan hatalı uygulamalar sürdüğü müddetçe yapay bir limana da kavuşacağı yok..

Önünde Uzunca adanın bulunduğu 7 km kadar uzunlukta bir koyun batı köşesinde kıyıya dar bir berzahla bağlı küçük bir yarımadanın her iki yanına yerleşim bölgeleri yayılmıştır. Küçük yarımadanın üzerinde yeni yapılmış bir anfitiyatro bulunmaktadır, yarımadanın güneyi liman olarak adlandırılan bölgedir. Küçük bir mendirek yarımadadan batıya doğru çıkar, kenarındaki rıhtımda Sahil güvenlik karakolu yer alır mendirek içinde küçük tekneler bağlanabilirler, çok küçük ve yetersiz bir mendirektir. Mendireğin dışında lodos yönüne uzanan rıhtım boyunca daha büyük tekneler ve gezi tekneleri bağlıdırlar, bunların önüne demir atılıp alargada kalınabilir; bu sahilin sonu kayalık bir burunla biter.

Sahil tamamen güney havalarına ve özellikle keşişlemeye açık olduğu gibi, kıyının alçak topoğrafik yapısı nedeniyle kuzey rüzgarlarından da etkilenir. Karayelden esen meltemi ünlüdür, yüksek dağların arasında kalan düzlük bölgeden aşağı inen karayel normalin birkaç kuvvet üstünde eser. Kışın asla barınılmaz, yaz aylarında da tedirgin edici bir yerdir. Güneyden havalarda zaten durulamaz ama, kuzeyden havalarda da demir taratacak kadar şiddetli şartlar her an olabilir, teknenizi bırakıp gitmemenizi tavsiye ederim.

Yarımadanın kuzeyinde kalan koy hem sığ hem de tüm havalardan etkilenen bir yerdir, batı sahili rıhtımdır buraya yerli tekneler kıçtan kara olurlar ama, sakat bir yerdir barınılmaz risklidir.

 

Esasen uzunca bir süredir Datça’ya yat limanı yapılması gündemde idi, uzun ve büyük bir mendirek ile güney havalarından korunma sağlanacaktı ama, belediye tam yat limanının yapılacağı yere sanki başka yer yokmuş gibi kanalizasyon arıtma tesisini yapınca, yat limanını yapmayı düşünenler haklı olarak projeden vazgeçtiler. Ufku dar insanların yaptığı yanlış işler uzun vadede çok zararlar verebiliyor. İşte Datça ilçesi yat turizminden uzak kalmaya mahkum tehlikeli bir liman olmaktan kurtulamıyor; bunun mahrum bıraktığı avantajları ve getirileri belirtmeme gerek bile yok, okuyanlar tasavvur edebilir.. Kendilerini sadece arazi ve inşaat rantının tatlı getirisine odaklamış zihinlerden farklı bir şey beklemek mümkün değil. Nitekim, otantik yapısı ve asude bir belde olması ile cazip bilinen ilçe hiçbir yeknesak karakteristiğe riayet edilmeden yapılan inşaatlarla dolmuş çirkinleşmiş bozulmuş. Zamanında oraya yerleşmiş bir çok tanıdık artık başka yerlere gitme planları yapıyorlar.

Datça Marmaris yolu yeniden yapıldı ve ulaşım daha kolaylaştı. Ayrıca Körmen limanından Bodruma feribot ulaşımı vardır. İlçenin bir sanayi sitesi var ve tekne tamiri ile ilgilenen birkaç usta da mevcuttur.

Datça’dan doğuya doğru sahil alçak ve kumsal bir kıyı şeridi halinde Yassı ve Yolluca adalarının olduğu bölgeye kadar devam eder. Yarımada buradan itibaren tekrar yükselir; o noktadan itibaren Hisarönü körfezine girilmiş olur ve bu körfez gelecek yazımızın konusunu teşkil edecektir.

Kemal Baral'a teşekkürlerimizle

Denizce

20.09.2007

 

28.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Antalya'ya Kadar
14.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Finike
31.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş Kekova Arası
17.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş'a Doğru
03.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Fethiye Körfezinin Kuzeyi ve Doğusu
19.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - II
06.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - I
15.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmaris'ten Göcek'e
01.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Karaburun
18.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Yeşilova Körfezi
04.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Hisarönü Körfezi
20.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Datça Yarımadasının Güneyi
06.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi Güney Kıyıları
09.08.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi
27.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Bodrum Yarımadası
12.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Mandalya veya Güllük Körfezi
28.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Teke Burnu - Tekağaç Burnu Arası
14.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çeşme - Sığacık Körfezi Arası
31.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Sakız Boğazı ve Ildır Körfezi
17.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - İzmir Körfezi
03.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çandarlı Körfezi
19.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Dikili ve Bademli
05.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Ayvalık, Adalar ve Koylar
23.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Edremit Körfezi
09.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Kuzey Ege
22.02.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmara Denizi